<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
     xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
     xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
     xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
     xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
     xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
     xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/">
    <channel>
        <title>Bizim İvrindi Gazetesi</title>
        <link>https://www.ivrindigazetesi.com/</link>
        <description>Balıkesir Haberleri, İvrindi Haberleri, Gazeteler, videolar, Son dakika, gelişmeler, asayiş, balıkesir Aktüel haberleri - Balıkesir İvrindi haberleri ve İvrindi ilçesi ile ilgili son güncel gelişmeler, en son yaşanan İvrindi son dakika haberlerini takip edin.</description>
        <language>tr</language>
                                <item>
                <title>Kanser Taramalarına Dikkat Çekildi</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.ivrindigazetesi.com/haber/kanser-taramalarina-dikkat-cekildi-18596</link>
                <guid>https://www.ivrindigazetesi.com/haber/kanser-taramalarina-dikkat-cekildi-18596</guid>
                <description><![CDATA[İVFEST Kadın Festivali Kermesinde Kanser Taramalarına Dikkat Çekildi]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><br />
İvrindi’de düzenlenen İVFEST Kadın Festivali kapsamında gerçekleştirilen kermeste, İvrindi İlçe Sağlık Müdürlüğü ekipleri de yerini aldı. Festival alanında stant açan sağlık ekipleri, kermese katılan vatandaşları kanser taramaları konusunda bilgilendirdi.Etkinlik boyunca özellikle meme kanseri, rahim ağzı kanseri ve kolon kanseri taramalarının önemi anlatılırken, erken teşhisin hayat kurtardığı vurgulandı. Vatandaşlara ücretsiz tarama hizmetleri hakkında bilgi veren ekipler, başvuru süreçlerini de detaylı şekilde aktardı.Sağlık personelleri ayrıca bilgilendirici afiş ve broşürler dağıtarak farkındalık oluşturmayı amaçladı. Yoğun ilgi gören stantta vatandaşların soruları tek tek yanıtlandı.İlçe Sağlık Müdürlüğü yetkilileri, toplum sağlığını korumaya yönelik bilgilendirme çalışmalarının yıl boyunca devam edeceğini belirterek, tüm vatandaşları düzenli sağlık kontrollerini yaptırmaya davet etti.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 13 Feb 2026 20:55:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.ivrindigazetesi.com/images/haberler/2026/02/kanser-taramalarina-dikkat-cekildi-1771005505.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Özlem ve İsmail Certel’le  Sağlıklı Yaşam Paneli</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.ivrindigazetesi.com/haber/ozlem-ve-ismail-certelle-saglikli-yasam-paneli-18562</link>
                <guid>https://www.ivrindigazetesi.com/haber/ozlem-ve-ismail-certelle-saglikli-yasam-paneli-18562</guid>
                <description><![CDATA[Alevi Kültür Dernekleri Altınoluk Şubesi’nde 
Sağlık Paneli Gerçekleştirildi]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Balıkesir’in iyilik meleği olarak bilinen Doktor Fizyoterapist Özlem Certel ile eşi Göz Dr. İsmail Certel &nbsp;Alevi Kültür Dernekleri Altınoluk Şubesi’nde düzenlenen Sağlık Paneline konuşmacı olarak katıldı. Fizyoterapist Özlem Certel vücut mekaniği bel ve boyun ağrıları hakkında bilgi v erirken eşi Göz Dr. İsmail Certel ‘de genel göz hastalıkları konusunda vatandaşları bilgilendirdi. Alevi Kültür Dernekleri Altınoluk şubesinden yapılanm açıklamada: “ . Panele katkı sunan başta Dernek Başkanı Sayın Veli Doğan, Sayın Fatih Akyürek, Belediye Başkan Yardımcısı Sayın Metin Tunçer, Sayın Hüseyin Yörükoğlu, Sayın Hüseyin Kostak, Sayın Nuray Kostak, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Edremit Şubesi Başkanı Sayın Sebahat Aydoğan Nalbantoğlu ve Sayın Eylem Çolak olmak üzere emeği geçen herkese teşekkür ediyoruz.<br />
Etkinliğe katılan, destek veren ve adını sayamadığımız tüm canlara ayrı ayrı minnetlerimizi sunarız.<br />
Gösterdikleri misafirperverlikleriyle bizleri onurlandıran tüm katılımcılara selam ve saygılarımızı iletiyoruz.”denildi.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 02 Dec 2025 20:41:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.ivrindigazetesi.com/images/haberler/2025/12/ozlem-ve-ismail-certelle-saglikli-yasam-paneli-1764697418.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>İVRİNDİ DEVLET HASTANESİNDE HİZMET KALİTESİ ARTIYOR</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.ivrindigazetesi.com/haber/ivrindi-devlet-hastanesinde-hizmet-kalitesi-artiyor-18511</link>
                <guid>https://www.ivrindigazetesi.com/haber/ivrindi-devlet-hastanesinde-hizmet-kalitesi-artiyor-18511</guid>
                <description><![CDATA[Hastanenin Sınıfı Yükseldi, Hizmet Kalitesi Artıyor
İvrindi halkının sağlık alanındaki ihtiyaçlarını karşılamak adına önemli bir gelişme yaşandı. 
Geçtiğimiz günlerde İvrindi Devlet Hastanesi, Sağlık Bakanlığı’nın sınıflandırma sistemine göre C sınıfı hastane statüsüne yükseltildi. Bu gelişmeyle birlikte hastanedeki hizmet kapasitesi ve çeşitliliği önemli ölçüde artmaya başladı.
Yeni sınıf yükseltmesiyle beraber uzman hekim sayısında artış, tetkik ve tedavi hizmetlerinde iyileştirmeler, yeni tıbbi cihazların temini gibi birçok yenilik hızla hayata geçiriliyor. Poliklinik sayısının artırılması, acil servis kapasitesinin genişletilmesi ve bazı branşlarda haftanın her günü hizmet verilmesi, vatandaşlar tarafından memnuniyetle karşılandı.
İvrindi Devlet Hastanesi çalışanları “Amacımız İvrindi halkına büyük şehirlere gitmeden, yerinde ve kaliteli sağlık hizmeti sunmak. C sınıfına yükselmemiz, hastanemize duyulan güvenin ve verilen emeğin bir göstergesi olduğunu ifade ediyorlar.”İvrindi’de sağlık alanında atılan bu büyük adım, ilçenin gelişiminde önemli bir dönüm noktası olarak değerlendiriliyor.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>ZEYNEP YAŞAR’A YENİ KADRO<br />
Uzun süredir Hastane Müdür yardımcısı olarak görev yapan Zeynep YAŞAR hastanenin C sınıfına yükselmesinin ardından Sağlık Bakım Hizmetleri Müdürü oldu.&nbsp;<br />
GENEL CERRAH UZMANI “UNCU” BAŞHEKİM YARDIMCISI OLDU<br />
Hastanenin C sınıfına yükselmesiyle birlikte açılan Başhekim Yardımcılığı kadrosuna Genel Cerrah Uzmanı Erhan UNCU atandı.<br />
Uncu ve Yaşar’a yeni görevlerinde başarılar diliyoruz.<br />
ENDOSKOPİ CİHAZI MÜJDESİ<br />
Hastaneye yeni endoskopi cihazı kazandırıldığı ve bu cihaz sayesinde vatandaşların artık Balıkesir’e gitmeden gerekli işlemleri İvrindi’de yaptırabileceğini belirtildi. Cihazın kısa süre içinde hizmete gireceği bildirild<br />
YOĞUN BAKIM VE PALYATİF SERVİSİ HİZMETE DEVAM EDİYOR<br />
Hastanede şu anda 4 yataklı 1. basamak yoğun bakım ünitesi ile &nbsp;8 yataklı palyatif bakım ünitesi de hizmete devam ediyor.<br />
UZMAN KADRO HAZIR<br />
Hastanede şu anda görev yapan doktorlar:✔ 3 Dahiliye Uzmanı✔ 1 Çocuk Hastalıkları Uzmanı✔ 1 Kadın Doğum Uzmanı✔ 2 Genel Cerrah✔ 2 Aile Hekimi✔ Diş Hekimleri&nbsp;<br />
CERRAHİDE GÜÇLÜ KADRO<br />
İvrindi Devlet Hastanesi'nde şu an iki cerrah görev yapıyor. Son olarak atanan Genel Cerrah Uzm. Op. Dr. Hasan Can Demirkaya’nın göreve başlamasıyla birlikte hemoroid, fıtık gibi ameliyatların düzenli olarak yapılıyor, ayrıca sünnet hizmeti devam ediyor.<br />
&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 02 Aug 2025 10:49:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.ivrindigazetesi.com/images/haberler/2025/08/ivrindi-devlet-hastanesinde-hizmet-kalitesi-artiyor-1754121066.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Kızılay’ın Kan Bağış Aracı  İvrindi’de Hizmet Vermeye  Devam Ediyor</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.ivrindigazetesi.com/haber/kizilayin-kan-bagis-araci-ivrindide-hizmet-vermeye-devam-ediyor-18509</link>
                <guid>https://www.ivrindigazetesi.com/haber/kizilayin-kan-bagis-araci-ivrindide-hizmet-vermeye-devam-ediyor-18509</guid>
                <description><![CDATA[Balıkesir Kızılay Kan Bağış Aracı, İvrindi ilçe meydanında belirlenen alanda vatandaşlardan kan bağışı toplamaya devam ediyor. Düzenli olarak ilçeye gelen mobil araç, hem hayat kurtarıyor hem de gönüllülük bilincini pekiştiriyor.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Her ay birkaç kez ilçemizi ziyaret eden Kızılay görevlilerinin geleceği tarih, İvrindi Belediyesi tarafından hoparlör sistemiyle halka duyuruluyor.&nbsp;<br />
Kızılay yetkilileri, vatandaşların ilgisinden memnun olduklarını ifade ederken, bağışta bulunanlara çeşitli ikram ve hediyeler de sunuluyor.<br />
Kızılay yetkilileri, sağlıklı her bireyin yılda en az 2 kez kan vermesi gerektiğini belirterek, özellikle yaz aylarında kan stoklarının azaldığını ve bu bağlamda gönüllü bağışçıların desteğine büyük ihtiyaç duyulduğunu vurguladı.İvrindili vatandaşlar ise hem insani bir görev yerine getirdiklerini hem de bu kampanyalar sayesinde bilinçlendiklerini ifade ettiler.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 26 Jul 2025 23:07:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.ivrindigazetesi.com/images/haberler/2025/07/kizilayin-kan-bagis-araci-ivrindide-hizmet-vermeye-devam-ediyor-1753560593.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Balıkesirin  İyilik Meleği’nin  doğum günü  kutlu olsun</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.ivrindigazetesi.com/haber/balikesirin-iyilik-meleginin-dogum-gunu-kutlu-olsun-18430</link>
                <guid>https://www.ivrindigazetesi.com/haber/balikesirin-iyilik-meleginin-dogum-gunu-kutlu-olsun-18430</guid>
                <description><![CDATA[Geçtiğimiz günlerde doğum  gününü kutlayan fizyoterapist Özden Certel  sosyal medyadan “Sizlerin içten kutlamalarıyla geçirdiğim doğum günümde, her birinizin özel bir yere sahip olduğunu bir kez daha anladım. Sevgi dolu mesajlarınız ve samimi dilekleriniz için minnettarım. Birlikte daha nice mutlu yıllara” sözleriyle mutluluğunu dile getirdi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Geçtiğimiz günlerde doğum &nbsp;gününü kutlayan fizyoterapist Özden Certel &nbsp;sosyal medyadan “Sizlerin içten kutlamalarıyla geçirdiğim doğum günümde, her birinizin özel bir yere sahip olduğunu bir kez daha anladım. Sevgi dolu mesajlarınız ve samimi dilekleriniz için minnettarım. Birlikte daha nice mutlu yıllara” sözleriyle mutluluğunu dile getirdi.</p>

<p>Balıkesir Devlet Hastanesi'nde fizyoterapist olarak çalışan Özden Certel, güler yüzü ve yardımseverliğiyle Balıkesirlilerin kalbini fethediyor. Engelliler, yaşlılar ve hastalar arasında kurduğu iyilik köprüsü, onunhalk arasında iyilik meleği olarak anılmasını &nbsp;sağladı.<br />
Her gün hastanede, zorlu yaşam şartlarıyla mücadele eden insanlara yardım etmek için büyük çaba &nbsp;sarf eden Özden Certel, yalnızca mesleki bilgisiyle değil, aynı zamanda mütevaziliği &nbsp;ve samimiyetiyle de tanınıyor. Balıkesir halkı onu, zor durumda kalan herkese hızır gibi yetişen, bir iyilik abidesi olarak görüyor. Onun yardımları, sadece fiziksel tedaviyle sınırlı kalmıyor; aynı zamanda moral kaynağı olarak da pek çok insana umut oluyor.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 18 Feb 2025 15:06:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.ivrindigazetesi.com/images/haberler/2025/02/balikesirin-iyilik-meleginin-dogum-gunu-kutlu-olsun-1739880515.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>İyilik Meleği, Hemşehrisine  Umut Oldu</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.ivrindigazetesi.com/haber/iyilik-melegi-hemsehrisine-umut-oldu-18417</link>
                <guid>https://www.ivrindigazetesi.com/haber/iyilik-melegi-hemsehrisine-umut-oldu-18417</guid>
                <description><![CDATA[Balıkesir’in “İyilik Meleği” olarak bilinen Özden Certel, İvrindinin Yağlılar Köyü’nde yaşayan ortaokul öğrencisi Sıla’yı ziyaret etti. Sıla, uzun süredir yürüme sorunu yaşıyor ve bu zorlukla başa çıkabilmek için çeşitli tedavi yöntemlerini araştırıyordu. Özden Certel, Sıla’ya fizik tedavi süreçleri hakkında bilgi verdi ve ilerleyen aşamalarda kullanılabilecek cihazlarla ilgili açıklamalar yaptı. Ayrıca, aileye bu süreçte nasıl bir eğitim ve destek sağlanması gerektiğini de anlattı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Balıkesir’in “İyilik Meleği” olarak bilinen Özden Certel, İvrindinin Yağlılar Köyü’nde yaşayan ortaokul öğrencisi Sıla’yı ziyaret etti. Sıla, uzun süredir yürüme sorunu yaşıyor ve bu zorlukla başa çıkabilmek için çeşitli tedavi yöntemlerini araştırıyordu. Özden Certel, Sıla’ya fizik tedavi süreçleri hakkında bilgi verdi ve ilerleyen aşamalarda kullanılabilecek cihazlarla ilgili açıklamalar yaptı. Ayrıca, aileye bu süreçte nasıl bir eğitim ve destek sağlanması gerektiğini de anlattı.<br />
Dr.Fzt.Özden Certel Balikesir merkezi ve ilçelerinde olduğu gibi Ivrindili kardeşlerimizinde her konuda her şartta destek olmaya çalışacağını ifade edip.Yallar mahallemizdeki Silaylada elinden gelen her şeyi yapmaya çalışacağını ifade edip tedavilerini yakından takip edeceğini belirtip.Tum İvrindili hem şerilerine selamlarını iletti.<br />
Daha önce Balıkesir Valisi de Sıla’yı ziyaret ederek devletin şefkatli elini göstermiş ve tedavi sürecine destek olmuştu. Bu anlamlı ziyaret, Sıla ve ailesine moral kaynağı olurken, Özden Certel’in iyilik ve yardımseverlik dolu yaklaşımı bir kez daha takdirle karşılandı.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 21 Jan 2025 18:33:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.ivrindigazetesi.com/images/haberler/2025/01/iyilik-melegi-hemsehrisine-umut-oldu-1737473809.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Tarsus’ta gıda denetimleri sürüyor</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.ivrindigazetesi.com/haber/tarsusta-gida-denetimleri-suruyor-18114</link>
                <guid>https://www.ivrindigazetesi.com/haber/tarsusta-gida-denetimleri-suruyor-18114</guid>
                <description><![CDATA[Mersin’in Tarsus Belediyesi Zabıta İşleri Müdürlüğü ekipleri, ilçe genelinde halk sağlığını tehdit eden ürünlere geçit vermemek adına gıda denetimlerini sürdürüyor. Gerçekleştirilen son denetimde, menşei belirlenemeyen 150 kilogramlık peynir ele geçirildi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p></p><p>Gıda denetimlerini sürdüren zabıta ekiplerince ele geçirilen peynirler, basit usul yöntemi olarak sıcak su testine tabi tutuldu. Testte, peynirlerin kısa bir süre içerisinde çözülmeye başlamasıyla birlikte ürünün kalitesizliği ortaya çıktı. Ürünlerin belediyenin laboratuvarında gerekli incelemeler gerçekleştirildikten sonra imha edileceği belirtildi.</p><p>“Sokakta satılan ürünleri almalarını istemiyoruz"</p><p>Tarsus Belediyesi Başkan Yardımcısı ve Zabıta İşleri Müdürü Serdal Demirel denetimlerle ilgili, “ Vatandaşlarımızdan menşei belli olmayan, etiketi belli olmayan sokakta satılan ürünleri almalarını istemiyoruz. Çünkü hepsi sahte. Biz buradayız. Numune getirsinler, biz gerekli olan yardımları yaparız” dedi.</p><p>“Peynir adına bir şey kalmıyor. Hepsi nişastaya dönüşüyor"</p><p>Ürünlere temel yöntem olarak sıcak su testi gerçekleştirdiklerini kaydeden Demirel, “Daha önce sahte peynirleri yaptığımız denetimlerde ele geçiriyorduk. Artık herkes metot değiştiriyor, kendini geliştiriyor. Tabi ki biz de geliştiriyoruz. Bu tür yakalanan sahte peynirler otlu peynir, tulum peynir ve bidon peynir haline döndü. Şimdi bununla ilgili basit bir test yapacağız. Ilık bir suya kestiğimiz peyniri koyuyoruz. Çok az beklediğimizde peynir adına bir şey kalmıyor, hepsi nişastaya dönüşüyor” ifadelerini kullandı.</p><p>Ayrıca ekiplerin gıda üretimi ve satışına yönelik denetimlerini sürdürerek, vatandaşların sağlıklı ve güvenilir gıdalara erişimini sağlamak adına çalışmalarını sürdüreceği bildirildi.</p><p><img src="https://abone.iha.com.tr/RSS_Image/15.01.2024/39b9a526-3c4a-481e-b656-8635b9915423.jpg" alt="Tarsus’ta gıda denetimleri sürüyor" /></p><p><img src="https://abone.iha.com.tr/RSS_Image/15.01.2024/40a68db0-0a36-4ffc-8f1c-576b29811b4d.jpg" alt="Tarsus’ta gıda denetimleri sürüyor" /></p><p><img src="https://abone.iha.com.tr/RSS_Image/15.01.2024/15bf8cd0-12c3-401f-9ae5-b2e1bfdc1397.jpg" alt="Tarsus’ta gıda denetimleri sürüyor" /></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 15 Jan 2024 18:24:23 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.ivrindigazetesi.com/images/haberler/2024/01/tarsusta-gida-denetimleri-suruyor-1705332263.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Dünyada sadece 200 kişide rastlandı!</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.ivrindigazetesi.com/haber/dunyada-sadece-200-kiside-rastlandi-18093</link>
                <guid>https://www.ivrindigazetesi.com/haber/dunyada-sadece-200-kiside-rastlandi-18093</guid>
                <description><![CDATA[Azerbaycan’da yaşayan 21 yaşındaki üniversite öğrencisi Aytakın Gahramanov, bugüne kadar dünyada sadece 200 kişide görülen ve kulak kemiğini delebilecek kadar agresif büyüyen ‘endolenfatik kese tümörü’ ile 19 yaşında tanıştı!]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Azerbaycan’da yaşayan 21 yaşındaki üniversite öğrencisi Aytakın Gahramanov, bugüne kadar dünyada sadece 200 kişide görülen ve kulak kemiğini delebilecek kadar agresif büyüyen ‘endolenfatik kese tümörü’ ile 19 yaşında tanıştı!</p><p><strong>İSTANBUL (İGFA) -&nbsp; </strong>İç kulakta gelişen ve işitme kaybından yüz felcine kadar çok ciddi sorunlara yol açan kötü huylu tümör kısa sürede temizlenmezse genç kız hayatını kaybedecekti. Ancak tümör çok riskli bölgede yer almasının yanı sıra aşırı kanamaya meyilli olma özelliğine sahipti.</p>

<p>Küçücük bir parçanın alındığı biyopsi işleminde bile yaklaşık 1,5 litre kan kaybettiren endolenfatik kese&nbsp; tümörüne, teşhisin konulduğu kendi ülkeleri Azerbaycan dahil olmak üzere, 10 farklı ülkedeki uzmanlardan şifa arayan aile hep aynı yanıtı aldı: “Tümör çok riskli bir yerde, kızınızı ameliyat edemeyiz.” Başvurdukları doktorların ameliyat kararı vermeye cesaret edemedikleri, bunun yerine radyoterapi ile küçültmeyi önerdikleri tümör için ameliyat kararını veren ise bir Türk doktoru oldu: Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Yunus Aydın. Yaklaşık 5 ay içinde gerçekleştirilen 5 ameliyat ve zorlu tedavi sürecinin ardından günlük yaşantısına sorunsuz devam eden Aytakın Gahramanov, “İki yıldır rutin kontrollerim için ailemle birlikte düzenli olarak Türkiye’ye geliyorum. Çok şükür hastalığım nüks etmedi. Aylarca süren tedavi sürecinde Prof. Dr. Yunus Aydın başta olmak üzere, hekimler ve sağlık personelleri adeta ailem oldular.” diye konuştu.</p>

<p><img height="501" src="https://www.igfhaber.com/static/17/1704884710-2-1705241408-808.jpeg" width="750" /></p>

<p><strong>10 ÜLKEDEN OLUMSUZ YANIT ALDIK!</strong></p>

<p>“Kızım Aytakın kulak ağrısından yakınmaya başlayınca önce ne olduğunu anlayamadık” diyen 53 yaşındaki Hikmet Gahramanov, kendi ülkeleri Azerbaycan’da yapılan MR sonucunda iç kulakta gelişen kötü huylu tümör teşhisinin konulduğunu söylüyor. Hikmet Gahramanov, kızının Azerbaycan’da ameliyat edilemeyeceği söylenince zaman kaybetmeden 10 ülkeye başvurduklarını belirterek, “Almanya, Rusya, Ukrayna, İran, İngiltere bu ülkelerden bazıları. Tüm hekimler ‘tümör çok riskli bölgede, kızınız ameliyattan sağ çıkamayabilir, tümörü çıkaramayız’ dediler. Sonra Azerbaycan’da yaşayan bir Türk arkadaşımız vesilesiyle Prof. Dr. Yunus Aydın’dan haberdar olduk, raporları kendisine gönderdik. Tam da umudumuz tükenirken ‘Ameliyat çok riskli ama tümörü temizleyeceğim’ yanıtını alınca, dünyalar adeta bizim oldu” dedi.</p>

<p><strong>TÜMÖR BEYİN SAPINA BASKI YAPIYORDU</strong></p>

<p>Hastanede yapılan tetkikler sonucunda; kulağın arkasında ortaya çıkan ve hızla büyüyen tümörün çevresindeki kemiği bile delip beyincik ile beyin sapına doğru büyüdüğü tespit edildi. Prof. Dr. Yunus Aydın, beyin sapına her geçen gün daha fazla baskı yapan tümörün genç kızın yüzünün sol tarafında felce ve işitme kaybına neden olduğunu belirterek, “Tümör ameliyatla alınamadığı takdirde Aytakın Gahramanov muhtemelen birkaç ay içinde hayatını kaybedecekti” diyor. “Biyopsi yapılmadan tedavi sürecine karar veremeyecektik. Tümörün bulunduğu yer aşırı kanamaya meyilli olduğu için aldığımız tüm önlemlere rağmen, biyopsi amacıyla açtığımız ufacık yerden bile genç kızımız 1,5 litreye yakın kan kaybetti” diyen Prof. Dr. Yunus Aydın, teşhis konulmasının ardından ameliyat planlamalarının yapıldığını ve hem girişimsel radyoloji hem&nbsp; de Kulak, Burun ve Boğaz uzmanlarıyla yakından çalıştıklarını kaydetti.</p>

<p>Aytakın’ın sol kulağının hemen arkasında ortaya çıkan ve kafatasının beşte biri büyüklüğüne ulaşan ‘endolenfatik kese tümörü’ için bugüne kadar dünya genelinde bildirilmiş sadece 200 hasta var. Prof. Dr. Yunus Aydın, “Literatüre baktığımızda, daha önce endolenfatik kese tümörünün ameliyat ile çıkarıldığı bir vaka olmadığını görüyoruz. Çok riskli bir tümör olması nedeniyle tedavi tümörün radyoterapi ile küçültülmesiyle sınırlı kalmış. Ameliyat olmasaydı sadece birkaç aylık ömrü kalmıştı genç kızımızın. Bu duruma kayıtsız kalamazdık” dedi.</p>

<p>Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Yunus Aydın, yaklaşık 5 ay süren tedavi döneminde Aytakın Gahramanov’a 5 önemli ameliyat yapıldığını belirtti. Prof. Dr. Yunus Aydın, yerleştiği bölge ve aşırı kanamaya meyilli olması nedeniyle çok riskli olarak tanımladıkları tümörü tümüyle temizlemenin mutluluğunu yaşadıklarını kaydetti.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 15 Jan 2024 13:09:10 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.ivrindigazetesi.com/images/haberler/2024/01/dunyada-sadece-200-kiside-rastlandi-1705313350.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Gebelik  depresyonu ile nasıl baş edilir?</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.ivrindigazetesi.com/haber/gebelik-depresyonu-ile-nasil-bas-edilir-18088</link>
                <guid>https://www.ivrindigazetesi.com/haber/gebelik-depresyonu-ile-nasil-bas-edilir-18088</guid>
                <description><![CDATA[Klinik Psikolog Merve Ramazan, anne adaylarının yaşadığı yoğun duygu değişiminden kaynaklanan “gebe psikolojisi” hakkında açıklamalarda bulundu. Ramazan, yaşanan yoğun duygu değişimin normal olduğu ve bu durumu en hafif şekilde atlatmak için de psikolojik destek alınması gerektiğini söyledi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Klinik Psikolog Merve Ramazan, anne adaylarının yaşadığı yoğun duygu değişiminden kaynaklanan “gebe psikolojisi” hakkında açıklamalarda bulundu. Ramazan, yaşanan yoğun duygu değişimin normal olduğu ve bu durumu en hafif şekilde atlatmak için de psikolojik destek alınması gerektiğini söyledi.</p><p><strong>Zübeyde ÖZLÜ - Herkes Duysun / BURSA (İGFA) -</strong>Klinik Psikolog Merve Ramazan, hamilelik döneminde kadınların yoğun duygu değişimin normal olduğunu ancak anormal durumlarda psikolojik destek alınması gerektiğini belirtti.</p>

<p>Hamileliğin kadın için zorlukları olduğunun altını çizen Klinik Psikolog Merve Ramazan, “Hamilelik dönemi hem fiziksel hem de ruhsal olarak büyük değişimlerin yaşandığı dönemdir. Bu dönemde duygu durumu büyük ölçüde etkileniyor. Üzüntü yaşayabiliyoruz, karamsarlık yaşayabiliyoruz, umutsuzluk yaşayabiliyoruz, aniden sinirlenip öfkelenebiliyoruz, endişe yaşıyoruz, konsantrasyon güçlüğü yaşıyoruz ya da aksine mutluluk, coşku ve heyecan yaşıyoruz. Bu saydığım yoğun duygu değişimleri genelde geçici oluyor ama günlük yaşamı da tabii ki etkiliyor. Bu sebeple hamilelik döneminde kesinlikle psikolojik destek almak hem anne adayını hem de baba adayını oldukça rahatlatacaktır.”</p>

<p><strong>HAMİLELİK DEPRESYONU İLE NASIL BAŞA ÇIKILIR?</strong></p>

<p>Hamilelik depresyonuna da değinen Klinik Psikolog Merve Ramazan, “Hamilelik dönemi depresyonlarına biz PPD olarak adlandırıyoruz. Burada terapi almak PPD’nin nedenlerini ve semptomlarını anlamanıza, başa çıkma mekanizmaları geliştirmenize yardımcı olacaktır. Bu süreçte kendinizi yargılamadan, utanmadan duygularınızı açıkça ifade etmeniz gerekiyor. Sosyal çevre oluşturmaya özen göstermek gerekiyor. Arkadaşlarınızla, ailenizle, terapistinizle konuşmak iyi gelecektir. Özellikle düzenli egzersiz yapma, yeterince uyuma, sağlıklı beslenme çok etkili oluyor. Bunlara özen gösterilmesi gerekiyor. Bu sağlıklı alışkanlıklar duygu durumuna mutlaka etki ediyor.” dedi.</p>

<p><strong>“HAMİLELİK SONRASI KAYGI ÇOĞUNLUKLA HER ANNEDE GÖRÜLEBİLİR”</strong></p>

<p>Anne adaylarının hamilelik sonrası yaşadığı kaygıların normal olduğunu söyleyen Klinik Psikolog Merve Ramazan,&nbsp; “Bu çoğunlukla her annede olan bir kaygı diyebilirim. Özellikle ilk bebekleri olan anne adayları bu kaygıyı daha çok yaşıyorlar. Çünkü daha önce bilmedikleri bir süreç onları beklemiş oluyor. Bebek nasıl emzirilir? Altı nasıl değiştirilir? Bu konular hakkında herhangi bir tecrübesi yok. Bu tarz kaygılar yaşaması da çok normal. Bu konuyla alakalı birçok kitap var, bunları okuyabilirler. Videolar izleyebilirler. Çeşitli eğitimlerden yararlanabilirler. Aslında burada baba adaylarına da çok rol düşüyor. Anne ve bebeğe bakım vermesi gereken kişi aslında babalardır. Bu sebepten dolayı onların da eğitimlere katılmasında fayda var.” diye konuştu.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 15 Jan 2024 13:08:52 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.ivrindigazetesi.com/images/haberler/2024/01/gebelik-depresyonu-ile-nasil-bas-edilir-1705313332.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Yeme alışkanlığı bebeklikten kazanılıyor</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.ivrindigazetesi.com/haber/yeme-aliskanligi-bebeklikten-kazaniliyor-17995</link>
                <guid>https://www.ivrindigazetesi.com/haber/yeme-aliskanligi-bebeklikten-kazaniliyor-17995</guid>
                <description><![CDATA[Çocuklar aileyi kontrol altında tutmak istiyorsa da yemek istemiyor]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Çocuklar aileyi kontrol altında tutmak istiyorsa da yemek istemiyorÇocuklarda belli durumlarda iştahsızlık yaşandığına işaret eden uzmanlar, enfeksiyon durumunda çocuklarda iştahsızlık olabileceğini ifade ediyor. Yemek istememenin psikolojik nedenlerine dikkat çeken Beslenme ve Diyet Uzmanı&nbsp;Hülya&nbsp;Yiğit, “Çocuk aileyi kontrol altında tutmak istiyor olabilir ya da yemek ortamından hoşlanmıyor olabilir.” dedi.Üsküdar Üniversitesi&nbsp;NPİSTANBUL Hastanesi&nbsp;Beslenme ve Diyet Uzmanı&nbsp;Hülya&nbsp;Yiğit, çocuklarda beslenme konusunu değerlendirdi.Çocukların neden yemek istemediklerine ilişkin Beslenme ve Diyet Uzmanı&nbsp;Hülya&nbsp;Yiğit, “Öncelikle yemeğin ne zamanda ne şekilde sunulduğu çok önemli. Enfeksiyon durumunda çocuklarda iştahsızlık olabilir. Bu noktada proteinli besinleri çocuklara vermek gerekiyor. Psikolojik sebeplere gelecek olursak çocuk aileyi kontrol altında tutmak istiyor olabilir ya da yemek ortamından hoşlanmıyor olabilir.&nbsp; Porsiyonları çocuğun kendisi ayarlaması gerekiyor. Bu şekilde ilerlenirse beslenme sağlıklı bir süreç haline gelmiş olur.” dedi.Beslenme sürecinin ilk başta anne sütü ile başladığını ve 6 aydan sonraki sürecin çok önemli olduğunu dile getiren Beslenme ve Diyet Uzmanı Hülya Yiğit, &nbsp;“Çünkü yeme alışkanlığı bebeklikten kazanılıyor.” dedi. HABER MERKEZİ</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 13 Jan 2024 16:15:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.ivrindigazetesi.com/images/haberler/2024/01/yeme-aliskanligi-bebeklikten-kazaniliyor-1705151701.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Ünlü estetikçiden uyarı: ”Jinekomasti tedavi edilmeli”</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.ivrindigazetesi.com/haber/unlu-estetikciden-uyari-jinekomasti-tedavi-edilmeli-17981</link>
                <guid>https://www.ivrindigazetesi.com/haber/unlu-estetikciden-uyari-jinekomasti-tedavi-edilmeli-17981</guid>
                <description><![CDATA[Ünlü estetikçi Prof. Dr. Hayati Akbaş, erkeklerin yüzde 60-70’inde jinekomasti (meme büyüklüğü) olduğunu ve bu durum erkeği psikolojik olarak rahatsız ediyorsa mutlaka plastik cerrahlar tarafından tedavi edilmesi gerektiğini söyledi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>FBM Tıp Merkezi Estetik ve Plastik Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Hayati Akbaş, erkeklerde göğüs büyümesi olarak ifade edilen jinekomasti ile ilgili bilgilendirmelerde bulundu. Erkeklerde normalde meme yok denenecek kadar küçük bir doku olduğunu ifade eden Hayati Akbaş, "Önemsiz bir dokudur. Kadınlarla kıyaslanamayacak kadar son derece küçüktür. Ama bazı erkeklerde birçok nedenle veya belirsiz nedenlerle meme normalden çok daha büyük hale gelir. Bazı genç erkeklerde bir kadın memesinden dahi daha büyük hale gelebilir. Bu erkekler bundan dolayı çok mustaripler. Kıyafet giymekte zorlanırlar. Çok bol kıyafetler giyerek kamufle etmeye çalışırlar. Yazın bile çok bol kıyafetler giyerler. Denize, plaja gitmek istemezler. Kendi arkadaşları ile sportif faaliyetlerde bulunmak istemezler. Fiziksel olarak o görüntünün rahatsızlığı dışında psikolojik olarak bunun travmasını yaşarlar. Bir erkekte normalden büyük göğüs varsa bunun mutlaka tedavi edilmesi gerekir. Alta yatan bir sebep varsa araştırılıp ona göre gerekli tedavi yapılması gerekir. Erkeklerin yüzde 60 ile70’inde az ya veya çok jinekomasti dediğimiz meme büyüklüğü sorunu vardır. Bunların bir kısmında çok ciddi rahatsızlık derecesinde ciddi meme büyüklüğü vardır. O erkeği psikolojik olarak rahatsız ediyorsa mutlaka plastik cerrahlar tarafından tedavi edilmelidir. Bir erkekte o meme büyüklüğü olması tahmin edildiğinin çok ötesinde olumsuz etkileyerek onun hayatını, kalitesini aşağıya çekebilir” dedi.İHA</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 13 Jan 2024 16:09:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.ivrindigazetesi.com/images/haberler/2024/01/unlu-estetikciden-uyari-jinekomasti-tedavi-edilmeli-1705151343.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Cinsel istismara uğrayan çocuk nasıl fark edilir?</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.ivrindigazetesi.com/haber/cinsel-istismara-ugrayan-cocuk-nasil-fark-edilir-17930</link>
                <guid>https://www.ivrindigazetesi.com/haber/cinsel-istismara-ugrayan-cocuk-nasil-fark-edilir-17930</guid>
                <description><![CDATA[Cinselliğin saygın olmadığı ailelerde pedofiliye daha sık rastlandığını vurgulayan Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, cinselliğin yaygınlaşıp değersizleştikçe insanların cinsel uyarılma eşiğinin düştüğüne dikkati çekerek, "Normalde daha zor uyarılacak bir kişi daha kolay uyarılabiliyor. Bu nedenle pedofili yaygınlaşıyor.” dedi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Cinselliğin saygın olmadığı ailelerde pedofiliye daha sık rastlandığını vurgulayan Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, cinselliğin yaygınlaşıp değersizleştikçe insanların cinsel uyarılma eşiğinin düştüğüne dikkati çekerek, "Normalde daha zor uyarılacak bir kişi daha kolay uyarılabiliyor. Bu nedenle pedofili yaygınlaşıyor.” dedi.ABD'de çocuklara yönelik cinsel istismarla suçlanan ve cezaevinde intihar eden iş adamı Jeffrey Epstein'in bağlantılı olduğu dava dosyalarının yayımlanmasıyla cinsel istismar, pedofili bir kez daha gündeme geldi.</p>

<p>Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, pedofili konusunu değerlendirdi.Pedofilinin, psikiyatri literatüründe cinsel perversiyon veya parafili olarak tanımlanan bir davranış bozukluğu olduğunu kaydeden Prof. Dr. Tarhan, “Çocuklara ‘cinsel sevi’ ruh dünyaları araştırıldığında çoğunda önemli psikolojik patolojiler var ve bu kişilerin çeşitli travmaları var. Bu travmaların, ‘seksüel narsizm’ dediğimiz bir özellikleri bulunuyor. Kendinden zayıf ve güçsüz kişilerle birlikte olma isteğiyle ortaya çıkıyor. Kendi egolarını üstün ve güçlü gördükleri için kendilerinden zayıf çocuklarla birlikte olmak istemeleri ile ilgili bir eğilim oluşuyor bu kişilerde. Karşı cinsle birlikte olma isteklerinde, aynı doyumu sağlayamıyorlar. Bu doyumu sağlayamama sonucunda, savunmasız çocuklara çeşitli menfaat veya ücret karşılığında bir araya gelmeye çalışıyorlar. Bu kişilerin çocuklukta cinsel travmaları olabilir.” dedi.Bu kişilerin karşı cinsle beraber olmaktan korkup kaçındıklarını da anlatan Prof. Dr. Tarhan, cinsel özgürlük cinsel sorumsuzluk olarak algılanmaması gerektiğine vurgu yaparak, “Cinselliğin saygın olmadığı ailelerde pedofiliye daha sık rastlıyoruz. Cinsellik, özel, mahrem ve saygı sınırlarında yaşanan bir kavram olmalıdır. Cinsellik yaygınlaşıp değersizleştikçe insanların cinsel uyarılma eşiği düşüyor. Normalde daha zor uyarılacak bir kişi daha kolay uyarılabiliyor. Bu nedenle pedofili yaygınlaşıyor.” diye konuştu.Topluma mesaj da veren Prof. Dr. Tarhan, “Cinselliği ayağa düşürmeyin.” çağrısıdna bulundu.</p>

<p><strong>CİNSEL İSTİSMARA UĞRAYAN ÇOCUK NASIL FARK EDİLİR?</strong></p>

<p>Buradaki ölçekte yer alan maddelerden biri cinsel istismar maddesidir. Cinsel istismar maddesinde; 'Cinsel organını bana gösterdi', 'Özel bölgeme dokundu' gibi maddeler varsa istismar olarak kabul ediliyor ve ilerideki hastalıkların sebebi olabiliyor. Bu konuların terapi esnasında konuşulması gerekiyor, cinsellik özel bir alandır ve rastgele cinsellik insanın doğasına aykırıdır. Evde rastgele cinsellik olan ailelerin çocuklarında normal cinsellikten korkup bu ihtiyacı pedofili olarak yaşama durumunu görüyoruz. İHA</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 12 Jan 2024 13:32:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.ivrindigazetesi.com/images/haberler/2024/01/cinsel-istismara-ugrayan-cocuk-nasil-fark-edilir-1705055570.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Diyetisyen Gülistan Güneş’ten ’glüten’ uyarısı</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.ivrindigazetesi.com/haber/diyetisyen-gulistan-gunesten-gluten-uyarisi-17926</link>
                <guid>https://www.ivrindigazetesi.com/haber/diyetisyen-gulistan-gunesten-gluten-uyarisi-17926</guid>
                <description><![CDATA[Diyetisyen Gülistan Güneş, glütensiz beslenmeye dair önemli ipuları paylaştı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Diyetisyen Gülistan Güneş, glütensiz beslenmeye dair önemli ipuları paylaştı.Glütenin buğday ve arpa gibi çeşitli tahılların içinde bulunan hamurun kabarıp elastik bir yapıda olmasını sağlayan bir protein olduğunu söyleyen Diyetisyen Gülistan Güneş, buğdayın daha kolay işlenebilmesi için zaman içerisinde birçok değişime uğratıldığını hatırlattı.Eski dönemlerde genetiği değiştirilmeden önce tahıllarda bulunan glütenin vücut için gerekli olan bir protein olduğunu belirten Güneş, “Günümüzde genetiğiyle çok fazla oynanmasından ötürü buğdayın içinde bulunan glüten eski kalitesini yitirerek özellikle otoimmün hastalıklarda zehir etkisi yaratabilmektedir. İdiopatik olarak nitelendirelen çoğu otoimmün hastalıkların altında gluten intoleransı yatmaktadır. Bu kişiler glüteni bıraktıklarında hastalıklarındaki semptomlar azalmakta daha kaliteli bir yaşam sürebilmektedir” diye konuştu.Glütenin zaman içerisinde kalitesinin düşürülmesinden ötürü sağlıklı her bireyin ara ara glüteni kesip glütensiz beslenmenin sağlık için daha iyi olacağını vurgulayan Gülistan Güneş, “Bunlarla beraber tamamen kesmekte yanlış bir yaklaşımdır. Tamamen bu proteini vücuda unutturmak bağırsak florasını bozabilir, vücudun önceden sindirebildiği bu proteini unutarak sindirimini zorlaştırabilir hatta engelleyebilirsiniz. Zaman zaman eliminasyon diyetleriyle bağırsak floramızı temizlemek ve daha sağlıklı yaşamak bizim elimizde” dedi. İHA</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 12 Jan 2024 13:32:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.ivrindigazetesi.com/images/haberler/2024/01/diyetisyen-gulistan-gunesten-gluten-uyarisi-1705055549.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Robotik Cerrahi hızlı iyileştiriyor</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.ivrindigazetesi.com/haber/robotik-cerrahi-hizli-iyilestiriyor-17920</link>
                <guid>https://www.ivrindigazetesi.com/haber/robotik-cerrahi-hizli-iyilestiriyor-17920</guid>
                <description><![CDATA[Memorial Kayseri Hastanesinde Robotik Diz ve Kalça Cerrahisi Uzmanı olarak görev yapan Prof. Dr. Fatih Karaaslan, robotik cerrahiyle ameliyat olan hastaların iyileşme süreçlerinin daha hızlı geliştiğini söyledi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Robotik Diz ve Kalça Cerrahisi, ameliyat sonrası daha az ağrı ve daha kısa yatış süresi ile implantları en doğru şekilde uygulama imkan sağlıyor. Ortopedistin önceden cerrahi işlem sırasında gerçek zamanlı görüntüleme ve navigasyon araçlarıyla yönlendirilmesine ve daha hassas protez yerleştirmesine imkan sağlayan Robotik Diz ve Kalça Cerrahisi, diz ve kalça kireçlenmesi ameliyatlarında hem hastalara hem de cerrahlara avantaj sağlıyor.</p>

<p>Robotik Diz ve Kalça Cerrahisi’nin erken dönemde yara iyileşmesi ve günlük hayata dönüşü sağladığını söyleyen Robotik Diz ve Kalça Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Fatih Karaaslan, “Kalça ve diz eklemi kireçlenmelerinde artık cerrahi olarak, bir takım yüksek teknolojik ürünler kullanıyoruz. Bunların başında Robotik Diz ve Kalça Cerrahisi geliyor. Kalça ve diz kireçlenmesi nedeniyle ameliyat ettiğimiz hastalarda, ameliyat öncesi bilgisayar ortamında bir takım hazırlıklar yaparak, tomografi görüntüleri üzerinde ameliyat esnasında robotik teknolojiyle beraber bu protezleri ve implantları hasta vücuduna yerleştiriyoruz. Bununla beraber hastaya veya doktora ait bir takım olumsuzlukları egale etme şansımız oluyor. Hastada hızlıca fizyoterapi ile beraber çok erken dönemde yara iyileşmesi ve günlük hayatına dönme gibi olumlu sonuçlara ulaşabiliyoruz. Robotik Diz ve Kalça Cerrahisi tıbbın teknoloji alanında bir sürü branşta dahil olmasıyla beraber ortopedik alanda da bizlere bir sürü olumlu katkıları oluyor. Bunların başında hızlı iyileşme, hızlı rehabilitasyon ve hastanın ağrıya bağlı ortaya çıkan gecikmiş fizyoterapisi ortadan kaldırmak ve aynı zamanda tomografik, milimetrik ölçümler yapılarak, teknik hataların olmasını ortadan kaldırıyor” ifadelerini kullandı.</p>

<p>Kalça veya diz kireçlenmesi nedeniyle ameliyat olacak hastaların Robotik Diz ve Kalça Cerrahisi hakkında araştırma yapmalarını tavsiye eden Karaaslan, “Memorial Kayseri Hastanesi Ortopedi Kliniği olarak, uzun süredir Robotik Diz ve Kalça Cerrahisi yapmaktayız. Kayseri başta olmak üzere çevre illere ve hatta farklı bölgelerden hastalarımıza Robotik Diz ve Kalça Cerrahisi işlemi yaptık. Yapmaya da devam ediyoruz. Eğer diz veya kalçaya ait bir ameliyat söz konusuysa mutlaka Memorial Kayseri Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Kliniğinden bilgi alınmasını tavsiye ediyoruz” şeklinde konuştu. İHA</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 12 Jan 2024 13:31:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.ivrindigazetesi.com/images/haberler/2024/01/robotik-cerrahi-hizli-iyilestiriyor-1705055497.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Uzmanından yılı sağlıklı geçirmek için 8 adımda beslenme tavsiyesi</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.ivrindigazetesi.com/haber/uzmanindan-yili-saglikli-gecirmek-icin-8-adimda-beslenme-tavsiyesi-17914</link>
                <guid>https://www.ivrindigazetesi.com/haber/uzmanindan-yili-saglikli-gecirmek-icin-8-adimda-beslenme-tavsiyesi-17914</guid>
                <description><![CDATA[2024’ü sağlıklı geçirebilmek için beslenme tüyoları veren Diyetisyen Gül Uygun Karakulak, "Öğünlerinizi geçiştirmeyin. Mutlaka haftalık menü planlamaları yapın. Haftanın 2-3 günü kurubaklagillere, 2-3 günü balığa yer verin" dedi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Medical Park Antalya Hastane Kompleksinden Diyetisyen Gül Uygun Karakulak, sağlıklı beslenme tüyoları verdi. Sağlıklı beslenmek için ilk adım olarak kırmızı ette aşırıya kaçılmaması gerektiğinin altını çizen Diyetisyen Karakulak, "Haftada 2-3 kere kırmızı et tüketimi uygundur. Kalan günler için ise yağsız beyaz et seçenekleri (tavuk, balık gibi) planlayabiliriz. Kırmızı etin daha fazla tüketimi kolesterol yüksekliği, karaciğer yağlanması, kanser gibi riskleri beraberinde getirir" dedi.</p>

<p>"Ayçiçek yağı yerine zeytinyağı"</p>

<p>İkinci adım olarak kalp sağlığı için zeytinyağının önemine vurgu yapan Dyt. Karakulak, "Zeytinyağı oleik asit içeriğiyle genel sağlığımıza en olumlu etkiyi gösteren yağ çeşididir. Doğal zeytinyağını kalp sağlığınız için tercih edin" diye konuştu.</p>

<p>"Günde 2 porsiyon meyve"</p>

<p>Günde 2 porsiyon meyvenin sağlıklı beslenmenin 3. adımı olduğunu söyleyen Dyt. Karakulak, "Günlük 2 avucumuza sığacak kadar meyve tüketimi, bol vitamin ve antioksidan içeriği ile bağışıklığımızı destekler. Aynı zamanda meyve tüketimi yeterli olmayan bireylerde tatlı isteğinin de daha fazla olduğunu söylemek mümkündür" dedi.</p>

<p>"Uyanınca güne su içerek başlayın"</p>

<p>Güne su ile başlamanın önemine dikkat çeken Dyt. Karakulak, "Düzenli su içimi, vücudu toksinlerden arındırmayı, zayıflamayı, kilo kontrolünü, yağ yakımını ve iştahı etkiler. Günlük kilogram başına 30 ml su içtiğinizden emin olun" diye konuştu.</p>

<p>"Öğün planlaması oluşturun"</p>

<p>Sağlıklı beslenmek için 5. adım olarak öğün planlaması yapmanın önemli olduğunu belirten Dyt. Karakulak, "Öğünlerinizi geçiştirmeyin. Mutlaka haftalık menü planlamaları yapın. Haftanın 2-3 günü kurubaklagillere, 2-3 günü balığa yer verin. Böylelikle haftalık market alışverişinizi de planlayabilirsiniz. İhtiyaç listesi yapmak markette işinizi kolaylaştıracaktır. Ara öğünler için çiğ kuruyemiş, leblebi, taze meyve, ayran gibi gıdaları da listeye ekleyin" ifadelerini kullandı.</p>

<p>"Ekmeği kesmeyin, ekşi mayalı tam tahıllı ekmek tüketin"</p>

<p>6. adımda ise ekmek tüketimine vurgu yapan Dyt. Karakulak, "Buzluğunuzda muhakkak haşlanmış kurubaklagiller ve köfte, tavuk, balık gibi gıdaları bulundurun. Bunlar yemek olmadığı zaman dışarıdan sipariş etmek yerine size sağlıklı bir alternatif sunacaktır. Ekşi maya ekmeği besinlerdeki minerallerin bağırsaklarda çok daha iyi emilmesini, folik asit ve çinkodan da ekmeğin zenginleşmesini sağlıyor. Beyaz un yerine tam tahıldan yapılan ekmekler uzun süre tokluk sağlayarak diyabet riskini de azaltır" dedi.</p>

<p>"Her gün sebze tüketin"</p>

<p>Her gün sebze tüketmenin sağlıklı beslenmenin bir parçası olduğunu söyleyen Dyt. Karakulak, "Kahvaltı tabağınıza biber, domates, roka, tere, salatalık, maydanoz gibi söğüş sebzelerden bolca ekleyin. Öğlen ve akşam da sebze yemekleri ve salatalardan faydalanın. Sebzeler fenolik bileşenler sayesinde vücudun antioksidan kapasitesini artırarak kronik hastalıklardan koruyucu etki oluşturur. Bol posa içerikleri ile de mide boşalma hızını yavaşlatarak uzun süre tokluk sağlar" ifadelerini kullandı.</p>

<p>"Yapay tatlandırıcılardan uzak durun"</p>

<p>Son olarak yapay tatlandırıcılardan uzak durulması gerektiğini belirten Dyt. Karakulak, "Seçiminizi her zaman katkı-koruyucu içermeyen, doğal alternatiflerden yana kullanın. Kendi meyve suyunuzu veya smoothienizi hazırlayabilir, maden suyunuzun içerisine meyve parçacıkları ilave ederek, renklendirebilirsiniz. Doğal tatlandırıcı olarak balı tercih edebilirsiniz" şeklinde konuştu.</p>

<p>İHA</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 12 Jan 2024 13:22:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.ivrindigazetesi.com/images/haberler/2024/01/uzmanindan-yili-saglikli-gecirmek-icin-8-adimda-beslenme-tavsiyesi-1705054920.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Balon balığı yiyip yoğun bakıma kaldırılan şahıs da taburcu oldu</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.ivrindigazetesi.com/haber/balon-baligi-yiyip-yogun-bakima-kaldirilan-sahis-da-taburcu-oldu-17845</link>
                <guid>https://www.ivrindigazetesi.com/haber/balon-baligi-yiyip-yogun-bakima-kaldirilan-sahis-da-taburcu-oldu-17845</guid>
                <description><![CDATA[Hatay’da balon balığı yedikten sonra fenalaşıp Adana’da hastaneye kaldırılan 7 kişilik aileden yoğun bakımda tedavi gören Müfit Arslan da taburcu oldu.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>2 Ocak’ta İskenderun’da Müfit Arslan, balon balığını ailesiyle birlikte yedi. Kısa süre sonra Müfit Arslan ve 6 kişi rahatsızlandı. Zehirlendiklerinden endişelenen aile, 112 Acil Çağrı Merkezi’ni arayarak yardım istedi.Eve gelen sağlık ekipleri tarafından Müfit Arslan, eşi Semire Aslan, kızı Dilan Göktürk, oğlu Gökyüzü Arslan, torunları Aren Arslan ve Eve Göktürk ile Yasenya Arslan ambulanslarla Yeni Devlet Hastanesi’ne kaldırıldı.Balıktan zehirlendikleri anlaşılan 7 kişi, burada yapılan ilk müdahalelerin ardından Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Balcalı Hastanesi’ne kaldırıldı.7 kişilik aileden önce damat Gökyüzü Göktürk’ün ardından tedavileri tamamlanan Semire Arslan, gelini Yasenya Arslan, kızı Dilan Göktürk, torunları Aren Arslan ve Eva Göktürk taburcu edildi. Entübe edilen Müfit Arslan ise durumunun iyiye gitmesi üzerine dahiliye yoğun bakıma alındı.Yaşlı adam da taburcu olduDün Müfit Arslan’ın tedavileri tamamlandı ve yaşlı adam taburcu edildi. Gazetecilere açıklamalarda bulunmayan Arslan’ın İskenderun’a gittiği öğrenildi. İHA</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 10 Jan 2024 15:37:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.ivrindigazetesi.com/images/haberler/2024/01/balon-baligi-yiyip-yogun-bakima-kaldirilan-sahis-da-taburcu-oldu-1704890252.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Kışın cilt bakımında bu hatalardan kaçının!</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.ivrindigazetesi.com/haber/kisin-cilt-bakiminda-bu-hatalardan-kacinin-17831</link>
                <guid>https://www.ivrindigazetesi.com/haber/kisin-cilt-bakiminda-bu-hatalardan-kacinin-17831</guid>
                <description><![CDATA[Kış aylarında cildimiz gün boyu hem soğuk hem de sıcak ortamların olumsuz koşullarına maruz kaldığından her zamankinden daha fazla yıpranmaya açık hale geliyor. Uzmanlar, havadaki nemin de azalarak ciltte kuruma ve tahrişi artırdığını, karın yansıtıcı etkisinin ise güneş yanığına yol açabildiğine dikkati çekiyor.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Kış aylarında cildimiz gün boyu hem soğuk hem de sıcak ortamların olumsuz koşullarına maruz kaldığından her zamankinden daha fazla yıpranmaya açık hale geliyor. Uzmanlar, havadaki nemin de azalarak ciltte kuruma ve tahrişi artırdığını, karın yansıtıcı etkisinin ise güneş yanığına yol açabildiğine dikkati çekiyor.</p>

<p><strong>İSTANBUL (İGFA) - </strong>Dermatoloji Uzmanı Prof. Dr. Dilek Bıyık Özkaya, kış mevsiminin kendine has özelliklerinin yanı sıra günlük yaşam alışkanlıklarla birlikte bazı yanlış davranışların da eklendiğine dikkati çekerek, cildimizle ilgili önemli uyarılarda bulundu.</p>

<p>Cildin her zamankinden daha fazla yıpranarak daha hızlı yaşlanmasının önüne geçilmesi için bazı kurallara dikkat edilerek kış aylarında da sağlıklı ve ışıltılı bir cilde sahip olmanın mümkün olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Özkaya,kışın cilt bakımında dikkat edilmesi gereken kuralları anlattı.</p>

<p>Prof. Dr. Özkaya'nın önemli uyarılar ve önerileri şöyle:</p>

<p><strong>DOĞRU BESLENİN</strong></p>

<p>Sağlıklı ve dengeli beslenmek cildimiz için kritik önem taşıyor. Şekerli ve işlenmiş gıdalardan kaçınarak, mevsim sebzeleri ve meyveleri başta olmak üzere cildimiz için gerekli vitaminleri ve mineralleri içeren besinler tüketmeye özen gösterin. &nbsp;</p>

<p><strong>BOL SU İÇİN</strong></p>

<p>Kış aylarında susamayı beklemeden su içmek gerektini vurgulayan Prof. Dr. Dilek Bıyık Özkaya, yetersiz su tüketiminin cildin en büyük düşmanları arasında olduğunu vurgulayarak günde mutlaka iki litre su tüketilmesi gerektiğini söylüyor.</p>

<p><img src="https://www.igfhaber.com/static/17/1704810243-190820-1704868056-113.jpeg" style="height:501px; width:750px" /></p>

<p><strong>CİLDİNİZİ TEMİZLEMEDEN YATMAYIN</strong></p>

<p>Kış aylarının yorucu şartları nedeniyle kimi geceler makyajı temizlemeden uyunabiliyor. Ancak makyajla uyumak gece boyu cildin hava almasını engelleyerek yaşlanmayı hızlandırdığı ve gözenekleri tıkayarak enfeksiyona yol açabildiği için yatmadan önce mutlaka yüzü temizlemek gerekiyor.&nbsp; &nbsp;</p>

<p><strong>SICAK SUDAN KAÇININ</strong></p>

<p>Dermatoloji Uzmanı Prof. Dr. Özkaya “Yüzümüzü ve ellerimizi sıcak suyla yıkamak cildimizde daha fazla kurumaya yol açtığından sıcak su yerine ılık suyla yıkamalıyız. Duş alırken de aynı kurala uymak gerekir. Kışın uzun sıcak banyolar cildimize iyi geliyor gibi gözükse de aksine cildimizi kurutarak daha hassas hale getirmektedir. Banyolar ılık suyla ve 5-10 dakikayı geçmeyecek şekilde yapılmalıdır” diyor.</p>

<p><strong>NEMLENDİRİRKEN DİKKAT EDİN</strong></p>

<p>Ciltte kuruluğun arttığı kış aylarında cilt bakımı ve yaşlanma karşıtı amaçlı kullanılan retinoik asit, salisilik asit ve glikolik asit gibi ürünlerle sert içerikli temizleyicilerin cildi daha da kurutarak tahrişe neden olabildiğini belirten Prof. Dr. Özkaya şöyle konuşuyor: “Cildimizde kuruma, soyulma, kızarıklık olduğunu farkettiğimizde, deriyi soyan ürünler varsa bunları kullanmaya ara vermeliyiz. Yazın cildimiz için yeterli olan hafif bir nemlendirici kışın yeterli olmayabilir. Daha yoğun kıvamlı nemlendiriciler kullanmak kış mevsiminde daha iyi nem sağlayabilmektedir.”</p>

<p><strong>DIŞARI ÇIKARKEN YÜZÜNÜZÜ KORUYUN</strong></p>

<p>Soğuk ortamda cildi koruyucu kıyafetler giyilmezse kuruluk, çatlama, kızarıklık ve soyulma gibi olumsuzluklar ortaya çıkabiliyor. Kış aylarında eldiven, atkı, şapka hatta güneş gözlüğünü ihmal etmemek gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Dilek Bıyık Özkaya egzama, kaşıntı ve mantar gibi enfeksiyonları tetikleyebildiğini dolayı yünlü ve sentetik giysilerle çok dar ve hava aldırmayan kıyafetlerden uzak durulmasında fayda olduğunu söylüyor.</p>

<p><strong>EL VE DUDAKLARI SIK NEMLENDİRİN</strong></p>

<p>Kışın olumsuz şartlarından ellerimiz ve dudaklarımız fazlasıyla etkilendiğinden gün içerisinde sık nemlendirmek gerekiyor. Kışın nemlendirici seçerken daha yağlı ürünlerin tercih edilmesini, vazelinin çatlamış dudaklarda iyileşmeye yardımcı olduğunu ve kurumayı önlediğini belirten Prof. Dr. Özkaya “Kurumuş dudakları farketmeden yalamak, derisini koparmak ve ısırmak da daha fazla kuruluğa neden olur. Bu davranışlardan mutlaka kaçınmalıyız” diyor.</p>

<p><strong>GEREKSİZ YERE DEZENFEKTAN KULLANMAYIN</strong></p>

<p>Ellerimizi gün içerisinde yıkadıktan sonra mutlaka nemlendirici sürmek, ev temizliği yaparken ya da bulaşık yıkarken kimyasallardan korumak için eldiven kullanmak, gereksiz yere dezenfektan ve kolonya sürmemek gerekiyor. Ellerinize nemlendirici sürdükten sonra bir süre pamuklu eldivenler giyip bekleyerek nemi daha iyi emmesini sağlayabilirsiniz. &nbsp;</p>

<p><strong>GÜNEŞ KORUYUCUYU İHMAL ETMEYİN</strong></p>

<p>Çoğu kişi kış mevsiminde güneş koruyucu kullanmak gerektiğini bilmezken, bilenler de ihmal edebiliyor. Oysa kar tatilinde yükseklikle ve karın yansıtıcı etkisiyle güneş yanığıyla sık karşılaşıldığını belirten Prof. Dr. Dilek Bıyık Özkaya “Kardan yansıyan güneş ışınları cildimizde hasara yol açabilmektedir. Kışın yüksek faktörlü olması gerekmese de (kar tatili hariç) mutlaka güneş koruyucu kullanılmalıdır. SPF içeren nemlendiriciler hem nem sağlamaya hem de cildimizi UV’nin zararlı etkilerinden korumaya yardımcı olacaktır” diyor.</p>

<p>İHA</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 10 Jan 2024 12:19:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.ivrindigazetesi.com/images/haberler/2024/01/kisin-cilt-bakiminda-bu-hatalardan-kacinin-1704878362.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Vatandaşlar şifayı aktarda arıyor</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.ivrindigazetesi.com/haber/vatandaslar-sifayi-aktarda-ariyor-17826</link>
                <guid>https://www.ivrindigazetesi.com/haber/vatandaslar-sifayi-aktarda-ariyor-17826</guid>
                <description><![CDATA[Gaziantep’te soğuk havaların etkisiyle hastalıklardan korunmak isteyen vatandaşlar, bitki çayı almak için aktarlara akın etti. Kış çaylarını tercih eden vatandaşlar, ıhlamur, ada çayı, zencefil, tarçın, kuşburnu, kekik, nane, limon gibi bitkilerle hazırlanan karışımlara yoğun ilgi gösteriyor.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Gaziantep’te aktarcılık yapan Bülent Bilici, kış çaylarının bağışıklık sistemini güçlendirdiğini, soğuk algınlığı, grip, öksürük, boğaz ağrısı gibi rahatsızlıklara iyi geldiğini, ayrıca stresi azalttığını ve rahatlatıcı etkisi olduğunu söyledi. Bilici, kış çaylarının paket fiyatının 40 TL’ye satıldığını ve vatandaşların damak zevkine göre değişiklik yapabildiklerini belirtti.Gaziantep’te kış çayı almak için aktara gelen vatandaşlar ise doğal çayların hem lezzetli hem de sağlıklı olduğunu, hastaneye gitmemek için bu çayları içtiklerini, ayrıca evde kendilerinin de bitkilerden çay yapabildiklerini ifade etti.</p>

<p>“Karışımlarımız ile şifa oluyoruz”</p>

<p>Gaziantep’te 30 yıldır aktarcılık yapan Bülent Bilici, kış aylarında doğal içeceklerin şifa deposu olduğunu belirterek, “Havaların soğumasıyla tabi biraz öksürük olsun, grip vakaları olsun haliyle arttı. Bu taleple alakalı bize müşterilerimiz çok sık gelmeye başladı. Biz de burada yaptığımız karışımlarımız ile onların derdine şifa oluyoruz. Kış çaylarını ayarlıyoruz, karıştırıp müşterimize veriyoruz. Müşterilerimiz ise cezveye veya daha büyük bir kazan tarzında kapta demleyip içiyorlar. Bu da vatandaşlarımıza soğuk algınlığıyla alakalı, griple alakalı sıkıntılarda yardımcı oluyor. Hastalığı daha çabuk atlatmış oluyorlar” dedi.Kış çaylarına talebin çok fazla olduğunu belirten Bilici, “Talep şu an çok yoğun. Haliyle bir haftaya sonra biraz daha havaların soğumasıyla birlikte işletmemizde kış çaylarına olan ilgi daha da hızlanır. Vatandaşlarımız hasta olmasın diye burada bekliyoruz. Tabi hasta olmalarını istemiyoruz ama şükür ki çare var. Bunlarla ilgili taleplerini karşılayıp onları inşallah bir nevi de sağlığına kavuşulmaya çalıştırıyoruz” ifadelerini kullandı.</p>

<p>“İltihap kurutma özelliği var”</p>

<p>Kış çaylarının faydalarına değinen Bilici, “Kış çayları, soğuk algınlığına, öksürükle alakalı sıkıntılara, ciğerle ilgili sıkıntılara çok iyi geliyor. İçtiği zaman vücudu terletip bir an önce rahatsızlığı üzerinden atıp sağlığına kavuşmasını sağlıyor. Bizim kattığımız ürünlerde iltihap kurutma özelliği de var. Bir de karabiber katıyoruz. Karabiber üst solunum yollarını biraz yakarak oradaki iltihabı yok ediyor. Burada dutumuz var, vücudun genelinde olan iltihapla alakalı sıkıntılara çok iyi geliyor. Diğer kattığımız ıhlamur, tarçın onları da kattığımız zaman bunların birleşimi vücuda bir serum etkisi yapıp kişiyi daha hızlı şekilde normal hayatına kavuşturmasına yardımcı oluyor” şeklinde konuştu.</p>

<p>“İlaç kullanmak istemeyenler bizi tercih ediyor”</p>

<p>Kimyasal ilaç kullanmak istemeyen vatandaşların aktarcılara yoğun ilgi gösterdiğini aktaran Bilici, “Genelde müşterimiz ilk geldiği zaman ilk talebi vücuduma kimyasal almak istemiyorum oluyor. Biraz geç iyileşeyim ama kimyasal almayayım tarzıyla çok karşılaşıyoruz. Daha eski, geleneksel müşterilerimiz var, ilaç kullanmayı çok sevmeyen müşterimiz var. Artık gençlerimiz de geliyor. Z kuşağı dediğimiz onlar da tabii anne, babadan, dededen gördüğü şehirlerle onlar da yine bir talepte bulunuyorlar. Bizde elimizden geldiğince kendi engin bilgilerimizle kendileri yardımcı olmaya çalışıyoruz. Fiyatlar haliyle biliyorsunuz piyasanda bir yükselme olayı var” ifadelerini kullandı.</p>

<p>Fiyatları hakkında da bilgi veren Bilici, “Elimizden geldiğince böyle sürüm şeklinde satıyoruz ve kış çayı karışımının paketi ortalama 40 TL civarında” şeklinde konuştu.</p>

<p>“Hemen hemen her gün tüketiyorum”</p>

<p>Doğal yöntemlerle sağlığını korumaya çalışan müşteri Asena Tatar, “Kış çayı çok güzel, rengi de çok güzel. Sağlığımız için çok güzel. Öksürüğe çok iyi geliyor. Kışımızın vazgeçilmez geçilmez çaylarından biri. Biz çok seviyoruz. Hemen hemen her gün tüketiyorum. Nefes darlığına iyi geliyor. Dinamik olmamızı sağlıyor ve Soğuk algınlığı sürecinde daha rahat oluyoruz. Kış çayını içtiğim zaman gece daha rahat yatıyorum” dedi.</p>

<p>Bir diğer müşteri Lütfiye Kökçü ise “Genellikle Ihlamur, tarçın, papatya çayı ve zahter tüketiyoruz. İnsanlara bitkisel çaylar içmelerini tavsiye ederim” diye konuştu. iha</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 10 Jan 2024 12:17:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.ivrindigazetesi.com/images/haberler/2024/01/vatandaslar-sifayi-aktarda-ariyor-1704878273.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>‘Bağışıklığı düşük kişiler verem riski altında’</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.ivrindigazetesi.com/haber/bagisikligi-dusuk-kisiler-verem-riski-altinda-17824</link>
                <guid>https://www.ivrindigazetesi.com/haber/bagisikligi-dusuk-kisiler-verem-riski-altinda-17824</guid>
                <description><![CDATA[Türkiye’de ‘ince hastalık’ adıyla da bilinen tüberkülozun, solunum yoluyla kolayca bulaşabildiğini söyleyen Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Huri Özkan Yılmaz, “Tüberküloz veya halk arasında bilinen adıyla verem hastalığı, sinsice ilerleyen ve dünyada hala en çok ölüme sebep olan hastalıktan biri olarak biliniyor. Tüberküloz kişinin bağışıklığının en zayıf anını kolluyor ve hastalık ortaya çıkıyor” dedi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Verem hastalığının, ’mycobacterium tuberculosis’ adlı bakterinin neden olduğu bulaşıcı bir hastalık olduğunu ifade eden Medical Park Ordu Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Huri Özkan Yılmaz, “Verem genellikle akciğerleri etkiler, ancak diğer organları da tutabilir. Verem hastalığı, öksürük, hapşırma veya konuşma sırasında havaya saçılan mikropların solunması yoluyla yayılır” diye konuştu.</p>

<p>“Tüberküloz kişinin bağışıklığının en zayıf anını kolluyor ve hastalık ortaya çıkıyor”</p>

<p>‘İnce hastalık’ adıyla da bilinen tüberkülozun, solunum yoluyla kolayca bulaşabildiğini dile getiren Uzm. Dr. Yılmaz, “Tüberküloz veya halk arasında bilinen adıyla verem hastalığı, sinsice ilerleyen ve dünyada hala en çok ölüme sebep olan hastalıktan biri olarak biliniyor. Tüberküloz kişinin bağışıklığının en zayıf anını kolluyor ve hastalık ortaya çıkıyor. Bu yüzden güçlü bir bağışıklık sistemine sahip olmak birçok hastalıkta olduğu gibi verem hastalığını da kolayca atlatmamıza imkan sağlıyor” ifadelerine yer verdi.</p>

<p>“Herkes tüberküloz mikrobuna maruz kalabilir”</p>

<p>Uzm. Dr. Huri Özkan Yılmaz, “Aslında toplum içerisinde her insan bir şekilde tüberküloz bakterisine maruz kalmaktadır ama herkes hasta olmamaktadır. Enfeksiyonun vücutta olması ve hasta olmak farklı durumlardır. Enfekte olmak tüberküloz mikrobunu solunum yoluyla almaktır. Hasta olmak ise solunum yoluyla alınan mikrobun vücutta hastalık yapmasıdır” şeklinde konuştu.</p>

<p>“Uzun süren öksürük belirtiler arasındadır“</p>

<p>Tüberkülozun çok sinsi bir şekilde ilerleyebildiğini ve aylar boyunca belirtilerinin anlaşılamayabileceğinin altını çizen Uzm. Dr. Yılmaz, “Belirtiler arasında öksürük, halsizlik, kilo kaybı, ateş, gece terlemeleri ve göğüs ağrısı bulunuyor. Birçok kişi verem mikrobunu taşıyabilir ancak aktif bir hastalık geliştirmeyebilir. Bu duruma latent verem denir” ifadelerini kullandı.</p>

<p>“Bağışıklığı düşük kişiler risk altında”</p>

<p>Bağışıklık sistemi zayıf olan kişilerin, özellikle HIV/AIDS gibi durumlar nedeniyle, vereme daha duyarlı olabildiklerini ifade eden Uzm. Dr. Yılmaz, şu ifadelere yer verdi:</p>

<p>“Verem bulaşıcılığı genellikle uzun süreli ve yakın temas sonucunda ortaya çıkar. Aynı evi paylaşan, aynı iş yerinde çalışan veya aynı sosyal çevrede bulunan kişiler arasında bulaşma riski artabilir. En yaygın bulaşma yolu, hasta bir kişinin öksürmesi, hapşırması veya konuşması sırasında ortama saçılan mikropların solunmasıdır. Verem, havadaki mikroskobik damlacıklar içinde bulunan bakterilerle bulaşabilir. Bu damlacıklar, bir hasta kişinin öksürmesi veya hapşırması sırasında ortaya çıkar. Bağışıklık sistemi zayıf olan kişiler, özellikle HIV/AIDS gibi durumlar nedeniyle, vereme daha duyarlı olabilirler. Latent veremli kişiler genellikle hastalığı bulaştırmazlar, ancak hastalık aktifleşirse bulaşıcı hale gelebilirler.”</p>

<p>“Hastalar sürekli takip edilmelidir”</p>

<p>Tedavi süreci boyunca hastaların düzenli olarak sağlık uzmanları tarafından izlendiğini ve ilaçların düzenli olarak kullanılması gerektiğine dikkat çeken Yılmaz, “Verem hastalığının tedavisi, genellikle antibiyotik ilaçlarla gerçekleştirilir. Temel tedavi genellikle bir kombinasyon tedavisidir ve birkaç antibiyotik ilacın bir arada kullanılmasını içerir. Tedavi de önemli noktalardan biri, verem tedavisinin düzenli bir şekilde tamamlanmasının önemidir. Tedaviye erken başlamak ve ilaçları düzenli olarak kullanmak, hastalığın tamamen iyileşmesini ve bulaşıcılığın azaltılmasını sağlar. Verem, tüberkülin cilt testi gibi tanı yöntemleri kullanılarak teşhis edilebilir. Tedavi genellikle antibiyotiklerle yapılır ve uzun bir süreç gerektirebilir. Verem, dünya genelinde önemli bir halk sağlığı sorunudur ve kontrol altına alınması için küresel çabalar devam etmektedir. Aşılar, eğitim programları ve erken teşhis gibi stratejiler, veremle mücadelede kullanılan önemli araçlardır” diye konuştu.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 10 Jan 2024 12:17:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.ivrindigazetesi.com/images/haberler/2024/01/bagisikligi-dusuk-kisiler-verem-riski-altinda-1704902237.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>20 yaşındaki genç ambulans uçakla Ankara’ya sevk edildi</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.ivrindigazetesi.com/haber/20-yasindaki-genc-ambulans-ucakla-ankaraya-sevk-edildi-17808</link>
                <guid>https://www.ivrindigazetesi.com/haber/20-yasindaki-genc-ambulans-ucakla-ankaraya-sevk-edildi-17808</guid>
                <description><![CDATA[Sağlık Bilimleri Üniversitesi (SBÜ) Van Eğitim ve Araştırma Hastanesinde ’özefegial fistül’ rahatsızlığı bulunan 20 yaşındaki genç ambulans uçakla Ankara’ya sevk edildi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>SBÜ Van Eğitim ve Araştırma Hastanesindeki uzmanlar, ’özefegial fistül’ rahatsızlığı bulunan 20 yaşındaki gencin sevkine karar verdi. Genç hastanın, ileri tetkik ve tedavisi için Sağlık Bakanlığına ait ambulans uçakla Ankara Gülhane Eğitim Araştırma Hastanesine nakli sağlandı.İHA</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 09 Jan 2024 18:02:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.ivrindigazetesi.com/images/haberler/2024/01/20-yasindaki-genc-ambulans-ucakla-ankaraya-sevk-edildi-1704812530.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Defne Devlet Hastanesi’nde kapalı yöntemle safra kesesi alma ameliyatı gerçekleştirildi</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.ivrindigazetesi.com/haber/defne-devlet-hastanesinde-kapali-yontemle-safra-kesesi-alma-ameliyati-gerceklestirildi-17805</link>
                <guid>https://www.ivrindigazetesi.com/haber/defne-devlet-hastanesinde-kapali-yontemle-safra-kesesi-alma-ameliyati-gerceklestirildi-17805</guid>
                <description><![CDATA[Hatay’da asrın felaketi sonrasında inşa edilen ve hizmete başlayan Defne Devlet Hastanesi’nde ilk defa  kapalı yöntemle safra kesesi alma ameliyatı gerçekleştirildi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<p>Kahramanmaraş merkezli depremler sonrası Hatay’da sağlık kuruluşları zarar görmüş ve bölge halkının sağlık ihtiyacını karşılamak için Defne Devlet Hastanesi inşa edilmişti. Rekor bir sürede inşa edilen ve kısa süre bir çok ilke imza atan hastanede ilk defa Laparoskopik Kolesistektomi ameliyat gerçekleştirildi. Kapalı yöntemle safra kesesi alma ameliyatı olan işlem başarıyla tamamlanarak hasta sağlığına kavuşturuldu.İHA</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 09 Jan 2024 18:00:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.ivrindigazetesi.com/images/haberler/2024/01/defne-devlet-hastanesinde-kapali-yontemle-safra-kesesi-alma-ameliyati-gerceklestirildi-1704812437.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Ayvalık’ta evde sağlık ve hasta nakil hizmeti</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.ivrindigazetesi.com/haber/ayvalikta-evde-saglik-ve-hasta-nakil-hizmeti-17787</link>
                <guid>https://www.ivrindigazetesi.com/haber/ayvalikta-evde-saglik-ve-hasta-nakil-hizmeti-17787</guid>
                <description><![CDATA[Balıkesir’in Ayvalık Belediyesi Sosyal Yardım İşleri Müdürlüğü “Sağlık Birimi” ekipleri kentin dört bir yanından gelen yardım taleplerinin her birine yetişmek için durmaksızın çalışıyor.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Vatandaşların dertlerine derman olan ekipler, hizmet verdikleri hastaların evlerini daha sonraki günlerde ziyaret ederek geçmiş olsun dileklerinde bulunmayı da ihmal etmiyor. Ayvalık Belediye Başkanı Mesut Ergin, vatandaşların zor günlerinde ve ihtiyaçları oldukları dönemde yanlarında olan sağlık biriminin çok önemli bir görevi yerine getirdiğini söyledi.Ekiplerin 2023 yılının Ocak ayından bugüne kadar bin 680 vatandaşın, yardım çağrıları üzerine evlerine gittiklerini, sağlık kontrolü yaptıklarını ve gerekli durumlarda evde tedavi hizmetini üstlendiklerini söyledi.Belediye Başkanı Mesut Ergin, Ayvalık’ta yaşayan 570 vatandaşın da nakil ambulans ile sevk işlemlerini de gerçekleştirdiklerini, kent dışında tedavi olmak istedikleri sağlık kuruluşlarına sevklerini sağladıklarını vurgulayarak, “Vatandaşın zor gününde yanlarında olan sağlık birimi ekibimiz, insanüstü bir gayret gösteriyor. Yardım isteyen vatandaşların, en küçük taleplerini dahi yerine getirmek için canla başla çalışıyor. Sağlıklarına kavuşacağı güne kadar hastaları titizlikle takip ediyor. Ardından ziyaretler gerçekleştiriyor, hal ve hatırlarını soruyor, düşüncelerini dinliyor, geçmiş olsun dileklerinde bulunuyor. Ne mutlu ki bize, Ayvalık’ımızda “Evde Sağlık ve Hasta Nakil” hizmetlerimizle sürdürülebilir bir anlayışla vatandaşlarımıza hizmet veriyoruz. Sosyal Belediyecilik anlayışıyla çalışmalara devam ediyoruz” diye konuştu. İHA</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 09 Jan 2024 15:12:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.ivrindigazetesi.com/images/haberler/2024/01/ayvalikta-evde-saglik-ve-hasta-nakil-hizmeti-1704811376.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>“Cilt sağlığınız için bol su için”</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.ivrindigazetesi.com/haber/cilt-sagliginiz-icin-bol-su-icin-17747</link>
                <guid>https://www.ivrindigazetesi.com/haber/cilt-sagliginiz-icin-bol-su-icin-17747</guid>
                <description><![CDATA[Diyetisyen Ayşegül Akkaya Erden, güneşin yıprattığı ve yaşın olumsuz etkilediği cildimizin sağlığını ve güzel görünümünü korumak için beslenmenin ve suyun önemini vurgulayarak “Doğru beslenme eşittir sağlıklı cilt” dedi. Diyetisyen Erden, yağlı, tuzlu, şekerli ve karbonhidrat içeren gıdalardan uzak durulmasını tavsiye etti.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Acıbadem Eskişehir Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Ayşegül Akkaya Erden, parlaklığını ve pürüzsüzlüğünü yitiren cildin yorgunluk ve sağlıksız beslenmeyi işaret ettiğini belirterek doğru zamanda doğru ölçüde beslenmenin önemli olduğunu söyledi. C, E, A, K ve B kompleks vitaminleri ile minerallerin cilt sağlığına faydalarına değinen Diyetisyen Erden “Araştırmalar C ve E vitamininin güneşin olumsuz etkilerini tersine çevirebileceğini gösteriyor. Antioksidan kapasitesi yüksek olan bu vitaminler deri hücrelerindeki DNA hasarını azaltır, cilt bariyerlerinin güçlenmesine yardımcı olur. C ve E vitamini serbest radikallerin zararlı etkilerini azaltmaya da yardımcıdır. Beslenmenizin günlük olarak doğru miktarda C vitamini içerdiğinden emin olmanız cilt sağlığınız açısından etkili bir adımdır. Turunçgiller, brokoli, karnabahar, yeşil yapraklı sebzeler C vitamininden zengin kaynaklardır. E vitamini içinse bitkisel yağlar, fındık, badem, zeytin gibi besinler iyi kaynak oluşturduğu için cilt tedavisinde uygun porsiyonlarda alımı önerilebilir. C vitamini vücutta depolanmadığı için alımı günlük olarak mutlaka desteklenmelidir” diye konuştu.</p>

<p><strong>“Muz, yumurta ve pirinç biotin kaynağıdır”</strong></p>

<p>A vitamininin, nemlendirici etkisiyle doku onarımına destek olduğunu belirten Diyetisyen Erden A vitamininin çizgi ve kırışıklıkları azalttığını, akne (sivilce) oluşumuna karşı koruyucu olduğunu ayrıca yüksek beta karoten içeren yiyeceklerin sedef hastalığı riskini azalttığını aktardı.Cilt sağlığı söz konusu olduğunda akla ilk gelen en önemli B vitamininin “biotin” olduğuna dikkat çeken Diyetisyen Erden “Biotin, deri, tırnak ve saç hücrelerinde bulunan bir besin öğesidir. Yeterli miktarda alınmadığında dermatitlerle veya saç kaybı ile karşılaşılabilir. Muz, yumurta, yulaf ezmesi, pirinç en bilinen biotin kaynaklardandır. Diyetlerinizde kontrolsüzce ekmek ve ekmek gruplarını kesmeniz cilt sağlığınız açısından olumsuz sonuçlar doğurabilir. Uygun porsiyonlamayla B vitaminlerini günlük olarak almanız önerilir” dedi.</p>

<p><strong>“Zararlı güneş ışınlarına karşı sarımsak ve yumurta”</strong></p>

<p>Güneşin zararlı etkisine karşı cildi korumasıyla bilinen selenyumun tam tahıllı gruplar, deniz ürünleri, sarımsak ve yumurtada bulunduğunu ifade eden Diyetisyen Erden bazen çinko eksikliğinin akne oluşumunun nedeni olduğunu ve bunun için yağsız et, tavuk, hindi, bazı deniz ürünleri (istiridye gibi) çinko kaynaklarına yönelmek gerektiğini söyledi. Tek başına cilt sağlığına etkisi bulunmasa da C vitamini, çinko ve bakırın birlikte alınmasının cilt esnekliğini artırdığını sözlerine ekledi.</p>

<p><strong>“Bu gıdalar cilt sağlığını tehdit ediyor”</strong></p>

<p>Diyetisyen Erden cilt sağlığını tehlikeye atan gıdaları “Alkollü içecekler, yağlı salata sosları, mayonez, yağlı peynirler, tuzlanmış, salamura yapılmış her türlü yiyecek, salam, sosis, sucuk, pastırma, jambon gibi şarküteri ürünleri, yağlı ve şekerli hamur işleri, fazla miktarda alınan gazlı içecek, kahve, çay” olarak sıraladı. Yaş ilerledikçe vücuttaki su oranın azaldığına ve cildin kuruduğuna dikkat çeken Diyetisyen Erden “Bunun sonucunda cilt esnekliğini kaybederek kırışıklıkların oluşumuna ve sarkmalara neden olur. Bu süreci bir miktar yavaşlatmak için bir gün içerisinde bol su tüketmeye özen gösterilmelidir. Su tüketimi kilo başına 30 ml olmalıdır; örneğin 60 kg olan yetişkin bir bireyin günlük içmesi gereken su miktarı 60*30=1800 ml’dir” diye konuştu.</p>

<p><strong>“Haftada 2 kez balık tüketin”</strong></p>

<p>Diyetisyen Erden cildi güçlendirmek için alınabilecek diğer besinlere dair “İçeriğindeki likopen adı verilen antioksidan maddeyi kullanabilmek adına öğünlerinize domates ekleyin. Meyve ve sebzelerin antioksidan gücünün zengin olduğunu unutmayın ve günlük olarak tüketmeye özen gösterin. Omega-3 yağ asitlerince zengin olan balıklar genel sağlığı korumada etkili olduğu gibi cilt sağlığını korumada da önem arz eder. Haftada en az 2 kez balık tüketmeye özen gösterin. Tüketimde zorluk yaşıyorsanız mutlaka Omega-3 takviyesi kullanın. Doğru beslenme eşittir sağlıklı cilt, bunu unutmamak gerekiyor” dedi.Tüm bu önlemler alınsa bile öğlen saat 10.00- 15.00 arası güneş ışığına maruz kalmamak ve zorunlu hallerde yüksek koruyucu faktörlü güneş kremi kullanmak gerektiğini de sözlerine ekledi. iha</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 08 Jan 2024 15:54:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.ivrindigazetesi.com/images/haberler/2024/01/cilt-sagliginiz-icin-bol-su-icin-1704718478.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Cizre’de ambulans helikopter 6 aylık Büşra için havalandı</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.ivrindigazetesi.com/haber/cizrede-ambulans-helikopter-6-aylik-busra-icin-havalandi-17681</link>
                <guid>https://www.ivrindigazetesi.com/haber/cizrede-ambulans-helikopter-6-aylik-busra-icin-havalandi-17681</guid>
                <description><![CDATA[Şırnak’ın Cizre ilçesinde solunum rahatsızlığı bulunan 6 aylık bebek, ambulans helikopter ile Elazığ Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne sevk edildi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Şırnak’ın Cizre ilçesinde solunum rahatsızlığı bulunan 6 aylık bebek, ambulans helikopter ile Elazığ Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne sevk edildi.Cizre ilçesinde solunum rahatsızlığı nedeni ile 3 No’lu Aile Sağlık Merkezine kaldırılan 6 aylık Büşra Güneş’in, yapılan tedavisinin ardından tıbbi donanımlı bir yoğun bakımda tedavi edilmesine karar verilip sevk işlemleri yapıldı.Ambulans ile Şırnak Şerafettin Elçi Havalimanı’na getirilen Güneş, ambulans helikopter ile Elazığ Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne sevk edildi. İHA</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 07 Jan 2024 15:38:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.ivrindigazetesi.com/images/haberler/2024/01/cizrede-ambulans-helikopter-6-aylik-busra-icin-havalandi-1704631160.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Gripte bilinçsiz ilaç kullanımı daha çok hasta ediyor</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.ivrindigazetesi.com/haber/gripte-bilincsiz-ilac-kullanimi-daha-cok-hasta-ediyor-17614</link>
                <guid>https://www.ivrindigazetesi.com/haber/gripte-bilincsiz-ilac-kullanimi-daha-cok-hasta-ediyor-17614</guid>
                <description><![CDATA[Grip enfeksiyonlarında bilinçsiz ilaç kullanımı daha çok hastalıklara sebep olabiliyor.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Fazla ve gereksiz ilaç kullanımının istenmeyen etkileri olabildiğini ifade eden Pharmetic Girişimci Eczacılar Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Şule Dilek Yağcı Tüysüz, “Alerjik reaksiyonlar gerçekleşebilmekte, karaciğer ve böbrek yetmezlikleri ortaya çıkabilmekte, farklı ilaç etkileşimleri, yan etkileri olabilmektedir. Bilinçsiz ilaç kullanımı hastalıkların kontrolünü güçleştirebilmektedir. Grip enfeksiyonlarında da verilen ilaçları kontrolsüz kullanmamak, kullanılacak vitaminlerin de doktor tavsiyesi olmadan alınmaması önemlidir. Halk arasında en sık yapılan yanlışlardan biri de gribe karşı antibiyotik kullanmaktır. Grip, bir virüs hastalığı olduğundan bu hastalıkta antibiyotikler etkisizdir” dedi.</p>

<p>Tüysüz, gribin nezle ve soğuk algınlığı ile karıştırılabildiğine dikkat çekerek, “Bazı benzer belirtiler gösterir ancak grip sadece üst değil alt solunum yollarına da inmektedir. Grip nezleye kıyasla çok ağır seyreden, ayakta atlatılması zor, zatürre, bakteriyel hastalıklar gibi çok ciddi hastalıklara neden olabilen ve hatta altta yatan kronik hastalığı olanlarda ve yaşlılarda hastaneye yatış ve ölüme sebebiyet verebilen bir hastalıktır. Grip kaynaklı ölümlerin çoğu, altta yatan KOAH, diyabet, kalp yetmezliği, böbrek yetmezliği gibi kronik hastalıkların tetiklenmesi sonucu gerçekleşmektedir. Bu sebeple, ölüm nedeninin grip hastalığı olduğu tam olarak anlaşılamayabilir. Hapşırık, burun akıntısı, üst solunum yollarında enfeksiyon bulguları, halsizlik, bitkinlik, şiddetli kas ağrısı, yüksek ateş, baş ağrısı gibi belirtileri olan grip, soğuk algınlığı değildir; şakaya gelmez, dikkatle takip edilmesi gereken bir solunum yolu enfeksiyonudur” dedi. İHA</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 06 Jan 2024 14:17:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.ivrindigazetesi.com/images/haberler/2024/01/gripte-bilincsiz-ilac-kullanimi-daha-cok-hasta-ediyor-1704542031.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Şifa Deposu Kelle Paça Çorbasına rağbet artıyor</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.ivrindigazetesi.com/haber/sifa-deposu-kelle-paca-corbasina-ragbet-artiyor-17613</link>
                <guid>https://www.ivrindigazetesi.com/haber/sifa-deposu-kelle-paca-corbasina-ragbet-artiyor-17613</guid>
                <description><![CDATA[Kış aylarında tüketimi yüzde 100’e kadar çıkan kelle paça ve kibe mumbar, antibiyotik görevi gördüğü düşünüldüğü için vatandaşların vazgeçilmezi oluyor.1960 yılından beri paça çorba hizmeti veren işletme, şifa deposu ve lezzet kaynağı olan paça çorbasının satışını kış aylarında yüzde 100’e çıkardı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;Ayak paçanın insan vücudundaki kırık ve çıkıklar için iyi geldiği, paça içerisindeki beynin çocukların gelişimine iyi geldiği ve kemik suyunun soğuk algınlığı için bire bir olduğu söyleniyor.Özellikle kış aylarında vücut direncine iyi geldiği bilinen paça, sarımsak, parça et, sakatat ve kemik suyundan yapılıyor. Kışın her gün ortalama 500 paça çorbası sattıklarını belirten sektörde üçüncü kuşak olan Hakan Onur, birçok hastalığa iyi gelen ve özellikle gelişim çağındaki çocuklara büyük fayda sağlayan paça çorbasının, günün her saatinde sevilerek tüketildiğini söyledi.Dededen gelen lezzetli tarifleri müşterilerine sunduklarını dile getiren Onur, “3 kuşaktır kelle paça sektöründeyiz. Deden babaya, babadan oğullara devam ediyoruz. 1960 yılından bu yana Diyarbakır’a hizmet veriyoruz. Yaz aylarında yüzde 60 oranında paça satışı yaparken, kışın bu oran yüzde 100’e çıkıyor. İnsanlarımız kışın paça ve kibe mumbarı çok tüketiyor. Paça bizim için antibiyotik görevi görüyor. İçindeki sarımsaktan, etten ve kemik suyundan dolayı soğuk algınlığına çok iyi geliyor. Böylelikle de paça vücut direncini arttırıyor” dedi.</p>

<p>Onur, “Mesela ayak paça insan vücudundaki kırık ve çıkıklar için tedavi görüyor. Paça içindeki beyin, çocukların gelişimini sağlıyor. 6 yaşına kadar doktorlar da beyinin tüketilmesini tavsiye ediyor. Kemik suyu özellikle direnç için vazgeçilmezdir. Bunun yanında kibe mumbar da yapıyoruz. Bir gün öncesinden kibe mumbarın temizliğini yapıyoruz. Sabahı ise satışa sunmak için önce Karacadağ pirincini kullanıyoruz. İçine bunun yanında baharat çeşitleri de atıyoruz. Hepsini salça ve sosuyla harmanlayıp kaynatıyoruz. 40-50 dakika boyunca kaynadıktan sonra yemeye hazır oluyor. Paça satışlarında kışın günde ortalama 500 tabak oluyor” diye konuştu.Yaklaşık 10 yıldır paça sektöründe mutfakta çalışan Özgür Gül, kibe mumbarı lezzetli yapan püf noktanın Diyarbakır’da volkanik Karacadağ’ın eteklerinde yetişen pirinci ve baharatı olduğunu söyledi.Paça ve kibe mumbarı kışın sıklıkla tükettiğinden ötürü kolay kolay hasta olmadığını ifade eden müşterilerden Ramazan Çokur, soğan, paça ve sarımsak üçlüsünün antibiyotik deposu olduğunu dile getirdi.</p>

<p>Çokur, şunları kaydetti:“Kelle paça, soğuk algınlığı ve bağışıklık sistemi için olmazsa olmaz yiyeceklerden birisidir. Bölgemizde bu yemek çok tüketiliyor. Paça, vücut direncime haddinden fazla iyi geliyor. Allah’a çok şükür soğuk algınlığım 7 senede bir oluyor. Bunun tek sebebi de sarımsak, soğan ve paçadır. Bu üçlü benim vazgeçilmezimdir.” İHA</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 06 Jan 2024 14:17:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.ivrindigazetesi.com/images/haberler/2024/01/sifa-deposu-kelle-paca-corbasina-ragbet-artiyor-1704541643.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Gebze’de 10 bin 939 yaralı ve hasta hayvanın tedavisi yapıldı</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.ivrindigazetesi.com/haber/gebzede-10-bin-939-yarali-ve-hasta-hayvanin-tedavisi-yapildi-17603</link>
                <guid>https://www.ivrindigazetesi.com/haber/gebzede-10-bin-939-yarali-ve-hasta-hayvanin-tedavisi-yapildi-17603</guid>
                <description><![CDATA[Gebze Belediyesi Veteriner İşleri Müdürlüğüne bağlı ekipler tarafından 2023 yılında 10 bin 939 yaralı ve hasta hayvan tedavisini tamamlanarak sağlığına kavuşturuldu.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Gebze Belediyesi Veteriner İşleri Müdürlüğü ekipleri, 2023 yılı içerisinde gerçekleştirilen uygulamalar ile hem sokak hayvanlarının hem de vatandaşların sağlığını korumaya yönelik çalışmalarına devam etti. Bölgenin en donanımlı ve modern yapılarından biri olan, Pelitli Mahallesi’nde bulunan Sokak Hayvanları Bakım ve Rehabilitasyon Merkezi’nde 10 bin 939 yaralı ve hasta hayvan tedavisini tamamlanarak sağlığına kavuşturuldu. Gebze Bölgesi’nde ilk olan Gebze Belediyesi Hayvan Ambulansı da 7/24 hizmet anlayışıyla sağlık desteğine ihtiyaç duyan sokak hayvanlarına yerinde müdahale ile tedavi ve bakım hizmetlerine destek verdi. Gebze Belediyesi Veteriner İşleri Müdürlüğü ekipleri ayrıca 2023 yılı içerisinde 145 sahiplendirme, 2 bin 633 kısırlaştırma, 6 bin 101 aşılama, 2 bin 429 besleme odağı ve 8 bin 158 toplama hizmeti gerçekleştirdi. İHA</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 05 Jan 2024 17:24:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.ivrindigazetesi.com/images/haberler/2024/01/gebzede-10-bin-939-yarali-ve-hasta-hayvanin-tedavisi-yapildi-1704464645.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Glutatyon ve C vitamini, bağışıklığı güçlendiriyor</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.ivrindigazetesi.com/haber/glutatyon-ve-c-vitamini-bagisikligi-guclendiriyor-17554</link>
                <guid>https://www.ivrindigazetesi.com/haber/glutatyon-ve-c-vitamini-bagisikligi-guclendiriyor-17554</guid>
                <description><![CDATA[Karaciğerde sentezlenen tripeptit bir molekül olan glutatyonun vücutta birçok önemli işlevi bulunduğunu belirten Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Elif Berber, “Karaciğerdeki detoksifikasyon süreçlerinde büyük bir rol oynar. Detoksifikasyon, vücudun zararlı toksinlerden arınmasını sağlayan bir süreçtir ve glutatyon bu süreçte anahtar bir rol üstlenir” dedi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;VM Medical Park Samsun Hastanesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Elif Berber, glutatyon hakkında bilgilendirmelerde bulundu.&nbsp;Yaşlanma süreci ve bazı sağlık sorunlarıyla birlikte glutatyon seviyelerinin veya kullanımının azalabileceğine dikkat çeken Dr. Öğr. Üyesi Berber, “Kronik hastalıklar, diyabet, tiroit problemleri, romatolojik hastalıklar gibi durumlar vücuttaki glutatyon seviyelerinin düşmesine neden olabilir. Aynı şekilde, aşırı sigara içmek veya çevresel toksinlere maruz kalmak da glutatyon seviyelerini olumsuz etkileyebilir. Ayrıca glutatyon, serbest radikallerin nötralize edilmesi ve hücrelerin oksidatif stresten korunması gibi antioksidan fonksiyonlara da sahiptir” diye konuştu. &nbsp;<br />
&nbsp;<br />
<strong>&nbsp; “Haftalık alınan C vitamini ve glutatyon serumu, şikayetlerde azalma sağlar”&nbsp;</strong><br />
&nbsp; Glutatyon seviyelerini artırmak ve vücudu desteklemek için çeşitli tedavi yöntemleri kullanılabildiğini söyleyen Dr. Öğr. Üyesi Berber, “Özellikle fibromiyalji ve kronik yorgunluk sendromu gibi hastalıklarda hastalar genellikle yaygın ağrı, vücut şişliği, enerji eksikliği, konsantrasyon güçlüğü gibi şikayetler yaşarlar. Bu yüzden haftalık olarak damardan C vitamini ve glutatyon serumu uygulayarak destek tedavileri uygulanmaktadır. Bu tedavilerin hastaların şikâyetlerinde belirgin bir şekilde azalmaya yol açtığı gözlemlenmiştir” ifadelerini kullandı. &nbsp;<br />
&nbsp;<br />
<strong>&nbsp; “C vitamini, glutatyonun etkinliğini artırabilir”&nbsp;</strong><br />
&nbsp; Glutatyon ve C vitamini birlikte kullanıldığında sinerjistik bir etki gösterebileceğini belirten Dr. Öğr. Üyesi Berber, “C vitamini, glutatyonun yeniden üretimini ve etkinliğini artırabilir. Ayrıca kollajen sentezini uyararak cilt sağlığını ve bağışıklık sistemini destekleyebilir. Bu kombinasyon aynı zamanda kalp-damar sağlığını korumaya yardımcı olabilir ve beyin fonksiyonlarını destekleyebilir” dedi.&nbsp;<br />
&nbsp;<br />
<strong>&nbsp; “Ozon terapisiyle beraber sinerjistik etkiler daha da artabilir”&nbsp;</strong><br />
&nbsp; Glutatyon ve C vitamini desteğinin yanı sıra, ozon terapisinin de alternatif bir tedavi yöntemi olarak kullanılabileceğini vurgulayan Dr. Öğr. Üyesi Berber, “Ozon terapisi, oksijenin ozonla zenginleştirilerek vücuda verilmesini içeren bir tedavi şeklidir. Bu tedavi, vücudun oksijen metabolizmasını düzenler, bağışıklık sistemini güçlendirir ve antioksidan etkiler sağlar. Glutatyon ve C vitamini ile birlikte kullanıldığında, ozon terapisi ile elde edilen sinerjistik etkiler daha da artabilir. Glutatyon ve C vitamini kombinasyonu, vücudun detoksifikasyon mekanizmalarını destekler, bağışıklık sistemini güçlendirir, enerji seviyelerini artırır, konsantrasyonu geliştirir ve uyku düzenini düzeltir. Ayrıca, anti-aging etkileriyle cildin genç ve sağlıklı kalmasına yardımcı olabilir” şeklinde konuştu. İHA&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 04 Jan 2024 17:49:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.ivrindigazetesi.com/images/haberler/2024/01/glutatyon-ve-c-vitamini-bagisikligi-guclendiriyor-1704379917.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>ABD’li bilim adamlarından obezite tedavisinde umut olacak hap</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.ivrindigazetesi.com/haber/abdli-bilim-adamlarindan-obezite-tedavisinde-umut-olacak-hap-17548</link>
                <guid>https://www.ivrindigazetesi.com/haber/abdli-bilim-adamlarindan-obezite-tedavisinde-umut-olacak-hap-17548</guid>
                <description><![CDATA[ABD’li bilim adamları midede titreyerek tokluk hissine neden olan bir hap geliştirdi. İlacın, obezite ile mücadelede etkili olabileceği belirtiliyor.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>ABD’li bilim adamları, dünya genelinde giderek artan obezite sorununa çare olabilecek bir çalışma gerçekleştirdi. Massachusetts Teknoloji Enstitüsü’nden (MIT) bir grup bilim adamı, normal şartlarda yemek yedikten sonra salgılanan ve tokluk hissi veren C-peptid, Pyy ve GLP-1 gibi hormonları tetikleyen bir hap geliştirmeyi başardı.İçerisinde mikro titreşim motorları bulunan ve midede titreyerek tokluk hissi oluşturan Vibrating Ingestible BioElectronic Stimulator (VIBES) adlı hapı hayvanlar üzerinde deneyen ekip, hap verilen hayvanların hap verilmeyenlere göre yaklaşık yüzde 40 daha az yemek yediği sonucuna ulaştı.VIBES adlı hapın obezite tedavisinde umut olabileceğini belirten uzmanlar, buna rağmen araştırmanın henüz erken bir aşamada olduğunu belirterek daha fazla bilimsel çalışmanın gerektiğinin altını çizdi.Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) verilerine göre, dünya genelinde 1 milyarı aşkın aşırı kilolu veya obez insan bulunuyor. Dünya Obezite Federasyonu tarafından yayımlanan veriler ise aşırı kilo veya obezite ile mücadele edenlerin sayısının, 2035’te 4 milyarı aşacağını gösteriyor. İHA</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 04 Jan 2024 17:47:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.ivrindigazetesi.com/images/haberler/2024/01/abdli-bilim-adamlarindan-obezite-tedavisinde-umut-olacak-hap-1704379630.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Nörolojik hastalıklarda rehabilitasyon iyileşmenin önünü açıyor</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.ivrindigazetesi.com/haber/norolojik-hastaliklarda-rehabilitasyon-iyilesmenin-onunu-aciyor-17543</link>
                <guid>https://www.ivrindigazetesi.com/haber/norolojik-hastaliklarda-rehabilitasyon-iyilesmenin-onunu-aciyor-17543</guid>
                <description><![CDATA[Geç başlangıçlı Alzheimer’da kişi kendindeki tuhaflığı kabul etmiyor]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Yeni bir alan olan nöropsikolojiyle bazı nörolojik hastalıklarda iyileşmenin sağlanabildiğini ifade eden uzmanlar, beynin bir iyileşme zamanının var olduğunu ve onu kaçırmamak gerektiğini dile getiriyor. Erken müdahale ve rehabilitasyonun iyileşmenin önünü açtığını söyleyen Klinik Nöropsikolog İnci Birincioğlu, “Medikal, fizyoterapi, dil konuşma, ergoterapi ve nörorehabilitasyon ile ilk 2 yıl içerisinde iyileşme sağlanabiliyor.” dedi.</strong></p>

<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Klinik Nöropsikolog İnci Birincioğlu, nörolojik hastalıklarda erken rehabilitasyon konusunu değerlendirdi.</p>

<p>Yeni bir alan olan klinik nöropsikolojinin hastalar için rehabilitasyonda bambaşka deneyimler sunduğunu ifade eden&nbsp;Klinik Nöropsikolog İnci Birincioğlu, bu konudaki deneyimlerini şu şekilde paylaştı:</p>

<p>“Hastanın zihinsel süreçlerini anladıktan ve hangi yaklaşımla tedavi alacağını belirledikten sonra yaratıcı olmak gerekiyor. O kişi diyelim ki iyileşecek bir hasta, bir inme hastası. Gündelik hayatta en çok nerelerde zorlandığını ölçtükten sonra çeşitli görevler organize ediyoruz. Aile bireyleri de seanslara dahil oluyor. Co-terapist yetiştiriyorsunuz gibi. Alışverişe gitme, para çekme, arkadaşlarını arayıp bir organizasyon oluşturma ya da interneti, sosyal medyayı kullanma, inme sürecinden önce kalan ne kadar işi varsa bunları doğru sırayla doğru düzeylerde başlayarak geri dönme, yeniden işlevselliğini kazandırma düzenlemesini yapıyoruz.”</p>

<p><strong>Hastaların hayatını kolaylaştırmak, onlara iyilik değil</strong></p>

<p>Yaşa bağlı demans olan ya da demansa yatkınlık gösteren hastalara yönelik çalışmaları hakkında da bilgi veren Klinik Nöropsikolog İnci Birincioğlu, “İnsanların bazı şeyleri düşünmesine, söylemesine ve talep etmesine de müsaade etmemiz lazım, yani bizler yakınları olarak o insanların hayatlarını kolaylaştırmak için o insanlara hiçbir şey yaptırmıyoruz aslında. Hiçbir sorumluluk verilmiyor, hiçbir şey yapmalarını istemiyoruz ve hatta konuşmalarına bile bazen müsaade etmeyip ‘Ben seni anladım, sen aslında bunu istiyorsundur’ diyoruz bu insanlara. Durum böyle olunca belki de içe kapanıyor bu insanlar. Vazgeçiyorlar. Nasıl olsa birileri onlar için her şeyi yapıyor diye düşünüyorlar.” dedi.</p>

<p><strong>2 tür rahatsızlıkta nörolojiye veya psikiyatriye başvuruluyor</strong></p>

<p>Her hastaya kişisel tedavi düzenlemenin önemine vurgu yapan&nbsp;Klinik Nöropsikolog İnci Birincioğlu,&nbsp;“İnsanlar damarsal veya beyin hastalığı olmak üzere 2 tür rahatsızlıkta nörolojiye veya psikiyatriye başvuruyorlar. Akut olan durumlarda; kişi ya bir trafik kazası geçiriyor ya bir ensefalit (beyin iltihabı) geçiriyor. Yani beyin dokusu, beyin hücresi mikrop kapıyor ya da bir inme oluyor. Beyin dokusunu besleyen damarlardan birinde bir tıkanma ya da kanama olabiliyor. Zarar verdiği beyin dokusuyla ilgili olarak ortaya bir disfonksiyon çıkıyor. Kişi ya konuşamıyor ya hareket etmekte güçlük çekiyor. Tek taraflı olarak, görme alanı ve dikkat etme alanı veya belleği bozulabiliyor. Yakın süreli belleği hatırlıyor ama uzun süreli belleği hatırlayamıyor. Ya da tam tersi.”&nbsp;</p>

<p><strong>Alzheimer beyni yiyip bitiriyor</strong></p>

<p>Alzheimer hastalarındaki sürece dikkat çeken Klinik Nöropsikolog İnci Birincioğlu, “Yutma aslında bir refleks ve hücrelerin kas hafızası ile gerçekleştirdiği bir harekettir. Kas hafızasını koruyan hücreler öldüğünde yutma işlemi gerçekleştirilemiyor. Bu durum da akciğer problemlerine sebep oluyor. Alzheimer ve demans hastaları aslında pnömoniden ölüyor. Gelinen nihai noktada hastalar Alzheimer sebebi ile ölüyor değil, Alzheimer beyni yiyip bitiriyor ve birtakım yaşamsal işlevler artık yapılamadığı için kişi vefat ediyor.”&nbsp;</p>

<p><strong>Kronik ilerleyebilen bir sürü nörolojik hastalık var</strong></p>

<p>Kronik ilerleyebilen bir sürü nörolojik hastalık olduğunu belirterek sözlerine devam eden Klinik Nöropsikolog İnci Birincioğlu,&nbsp;“Hangisi olduğuna göre değişiyor. Mesela primer progresif afazi, sol ön beyinde başlayan ilerleyici bir dil bozukluğu hastalığı. Bu da bir bunama. Burada kişi kendi konuşma yeteneğindeki tuhaflığın ve gerilemenin farkında oluyor, iç görüsü oluyor. Hatta şöyle bir sahne ile karşılaşıyorsunuz; ‘Ben artık daha yavaş konuşuyorum’ derken, günleri sayarken zorlanıyor. Farkındalık bölgesi etkilenmiş olmadığı için kişi kendi konuşamadığının da farkında oluyor. Bu bilişseldir. Psikolojik boyutu bunun üstüne ekleniyor. Kişi istese de yapamadığını gördükçe depresyona giriyor. Bana ne oluyor, hep böyle mi devam edecek, gittikçe kötüye gidiyor ve bu sefer kaygı bozuklukları ekleniyor.” dedi.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Geç başlangıçlı Alzheimer’da&nbsp;kişinin kendisinde bir tuhaflık olduğunu kabul de etmediğini kaydeden Klinik Nöropsikolog İnci Birincioğlu, “(Beni hastaneye yatırıp mirasımı bölüşecekler) gibi sanrıları olabiliyor. Bir de frontal demanslar var. Onlar direkt psikolojik davranış bozuklukları ile başlıyor. Aşırı dalga geçme, sosyal uyumsuzluk, daha önce var olmayan takıntılar, para harcama, uyuma ve yeme davranışlarındaki ve hatta cinsel yönelimdeki değişiklikler. Öncesinde çok saygın bir avukat, küfürlü konuşmaya başlayabiliyor, cinsel yönde karşı tarafı rahatsız edecek davranışlarda bulunabiliyor. Bunlar ilerleyerek daha da ciddi problemlere yol açacak sosyal uyum bozukluklarıyla devam ediyor. Konuşması, idrar tutması, giyinme tercihi gibi nörolojik problemler ortaya çıkana kadar aile tarafından psikolojik olarak görülebiliyor.” dedi.</p>

<p>Hafif kognitif bozukluk Alzheimer’dan da bahseden Klinik Nöropsikolog İnci Birincioğlu,&nbsp;“Bu tipte önceleyen bir rahatsızlık durumu var. Bir araştırmaya göre; hafif kognitif bozukluk tanısı alan hastaların sadece yüzde 12’si Alzheimer’a dönüşüyor. Rehabilitasyonun o dönüşümü engelleme ihtimali olabiliyor.” dedi.&nbsp;</p>

<p><strong>Beynin bir iyileşme zamanı var ve onu kaçırmamak gerek</strong></p>

<p>Klinik Nöropsikolog İnci Birincioğlu,&nbsp;bazı hastalıklarda beynin bir iyileşme zamanının var olduğunu ve onu kaçırmamak gerektiğini dile getirerek, “Kendi kendine iyileşir demek en büyük yanlış. Doğru, yerinde ve zamanında tedavilerle inme sonrası tamamen iyileşen hastalar var ve çok da azımsanacak bir sayıda değil. Bu iyileşmeyi belirleyen şey inmenin beynin neresinde olduğu, ne kadar hızlı müdahale edildiği, yaşı, eğitimi gibi çok faktörlü bir durum. Bir hastanın iyileşme kat sayısını hesaplayabilirsiniz.&nbsp;</p>

<p>Dolayısıyla nörolojik hastalıkların yaşlı hastalığı olduğu düşüncesi tamamen yanlış. Özellikle son 2 yıldır, genç hastalar geliyor ve biz hemen müdahale etme mesajını verebilirsek, onun artık ömür boyu rehabilitasyon merkezinde yaşayacak bir engelli olmadan iyileşmesini sağlayabiliriz ya da kendi kendine idare edebilecek bir işlevsellik düzeyinde olabilir. İyileşme aşağı yukarı 1.5, 2 yıl sürüyor. Medikal, fizyoterapi, dil konuşma, ergoterapi ve nörorehabilitasyon ile ilk 2 yıl içerisinde iyileşme sağlanabiliyor.”</p>

<p>HABER MERKEZİ</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 04 Jan 2024 17:35:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.ivrindigazetesi.com/images/haberler/2024/01/norolojik-hastaliklarda-rehabilitasyon-iyilesmenin-onunu-aciyor-1704378924.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Uzmanlardan kış aylarında kırık-çıkık vakalarına karşı uyarı</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.ivrindigazetesi.com/haber/uzmanlardan-kis-aylarinda-kirik-cikik-vakalarina-karsi-uyari-17504</link>
                <guid>https://www.ivrindigazetesi.com/haber/uzmanlardan-kis-aylarinda-kirik-cikik-vakalarina-karsi-uyari-17504</guid>
                <description><![CDATA[Uzmanlar, kış aylarında kar ve buzlanma sebebi ile kayıp düşmelere bağlı kırık ve çıkık vakalarında artış görüldüğünü söyleyerek vatandaşlara uyarılarda bulunuyor.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Kış aylarına kar yağışı sonrası meydana gelen buzlanma; yollarda ve kaldırımlarda büyük tehlike oluşturuyor. Bu sebepten dolayı da her yıl hastanelerin Ortopedi ve Travmatoloji polikliniklerinde düşmeden mütevellit kırık, çıkık ve burkulma vakalarında artış yaşanıyor. Kar yağışı sonrası dönemlerde buzlanmaya bağlı olarak yaşanan düşmelerde en fazla el ve ayak bileği, kalça, omuz çevresi burkulmaları ve kırılmaları görülüyor. Uzmanlar, buzlanmaya karşı vatandaşları özellikle yürürken dikkatli olmaları konusunda uyarılarda bulunuyor.</p>

<p>“Karlı ve buzda düşmeye karşı penguen yürüyüşü önerisi”</p>

<p>Uzmanlar, vatandaşlara buz ve kar üzerinde nasıl yürünmesi gerektiği ve nelere dikkat edilmesi gerektiği hakkında önerilerde bulunarak şu ifadelere yer verdi: “Doğada bizim için çok önemli bir örnek mevcut, penguenler gibi yürümemiz gerekiyor. Penguenler yürürken vücut ve dizler hafif kırılmış biçimde ve hafif de öne eğik durumda, eller ve ayaklar serbest yana açılmış, yürürken ayaklarımız vücut hizasında değil, yana doğru açılmış şekilde yürümeliyiz. Yürürken bazı şeylere de ayrıca dikkat etmeliyiz mesela, elimizdeki telefona bakarak telefon ile ilgilenerek yürümemeliyiz. Dikkatimizi telefona vereceğimiz için herhangi bir düşme anında kontrolsüz düşebiliriz. Elimizde mümkün olduğunca poşet taşımamalıyız yine yürürken vücudumuzun dengesini bozacağı için ağırlıklardan kaçınmalıyız. Son olarak kesinlikle eller cepte yürümemeliyiz” HABER MERKEZİ</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 03 Jan 2024 18:20:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.ivrindigazetesi.com/images/haberler/2024/01/uzmanlardan-kis-aylarinda-kirik-cikik-vakalarina-karsi-uyari-1704295236.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Fransa’dan geldi, Gaziantep’te şifa buldu</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.ivrindigazetesi.com/haber/fransadan-geldi-gaziantepte-sifa-buldu-17498</link>
                <guid>https://www.ivrindigazetesi.com/haber/fransadan-geldi-gaziantepte-sifa-buldu-17498</guid>
                <description><![CDATA[Fransa’da yaşayan 14 yaşındaki İsmail Eren Ayık, göz sağlığına Medical Point Gaziantep Hastanesi’nde kavuştu.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Fransa’da yaşayan Türk vatandaşı 14 yaşındaki İsmail Eren Ayık, görme sorunları nedeniyle orada başvurduğu pek çok klinikte yapılan muayene sonucunda retina hastalığı tanısı aldı. Kendisine ilerleyen yaşlarda görme duyusunu tamamen kaybedeceği söylendi. Bunun üzerine ailesi Türkiye’de tanı ve tedavi yollarını aramaya başlayarak, Medical Point Gaziantep Hastanesi’ne başvurdular. Medical Point Gaziantep Hastanesinde görev yapan, Göz Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. İrfan Ergen tarafından ayrıntılı muayene ve tetkikleri yapılan İsmail Eren Ayık’a ‘’fort miyopi’’ hastalığı tanısı konuldu. Görme duyusunu kaybetmeyeceği müjdesi verildi.</p>

<p>Medical Point Gaziantep Hastanesi Göz Sağlığı ve Hastalıkları Op. Dr. İrfan Ergen, İsmail Eren Ayık ile ilgili yaptığı açıklamada, “Miyopi öncelikle uzak görmenin etkilendiği ancak belli derecelerin üzerindeki gözlerde yakın görmenin de bozulduğu bir refraksiyon ve/veya aksiyel bir göz bozukluğudur. Miyop göz kusuru olan kişilerde göz küresinin şekli, ışık ışınlarının yanlış bir şekilde kırılmasına neden olarak, görüntülerin retina yerine retina önünde odaklanmasına yol açar. Aşırı ekran maruziyeti, uygun olmayan gözlük kullanımı, genetik etkenler ve güneş ışığına yetersiz maruziyet gibi nedenlerde miyopi ilerleme gösterebilmektedir. Hastalarda televizyonu yakında izlemek, gözleri aşırı ovalamak, gözlerini kısarak bakma, araç kullanırken zorlanma, baş ağrısı gibi semptomlara neden olmaktadır. Miyopi ayrıca şaşılık, göz tembelliği, katarakt, glokom, retina dekolmanı gibi ciddi ve körlük riski olan durumlarla da ilişkilidir. Bu hastamız Fransa’da çeşitli kliniklerde muayene olup, tetkikler yapıldıktan sonra bize başvurdu. Telefon görüşmemizde aile çok endişeliydi çünkü ileride hastanın tamamen göremeyeceği, kornea ve retinada ciddi hastalık olduğu söylenmişti. İleriki dönemlerde hastamıza görme engelli bir birey olarak yaşamını devam ettireceği söylendiği için hastamız ve ailesi ile rahatlatıcı bir görüşme yaptık. Ayrıntılı muayenesini gerçekleştirdik. İleri teknoloji ürünü cihazlarımızda tetkik ettik ve sonuçta retina kaynaklı bir durum olmadığını gördük. Hastamıza ‘’Fort miyopi’’ doğru tanısını koyduk. Gerekli ilaçlarını düzenledik. Ömür boyu çok odaklı gözlük kullanımı ile görmeye devam edeceği müjdesini verdik. Önerilerle ve mutlu bir şekilde hastanemizden yolcu ettik ’’ diye konuştu. İHA</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 03 Jan 2024 18:01:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.ivrindigazetesi.com/images/haberler/2024/01/fransadan-geldi-gaziantepte-sifa-buldu-1704294077.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>İstanbul Kaçanlar Ege Köylerine geliyor</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.ivrindigazetesi.com/haber/istanbul-kacanlar-ege-koylerine-geliyor-17492</link>
                <guid>https://www.ivrindigazetesi.com/haber/istanbul-kacanlar-ege-koylerine-geliyor-17492</guid>
                <description><![CDATA[Göç, dünyanın en büyük sorunlarında biri olmaya doğru ilerlerken sektör temsilcileri İstanbul’da Göç Hareketliliğini mercek altına aldı. Son yıllarda İstanbul’dan göç edilen ilk 10 şehir arasında Kocaeli, Ankara, Tekirdağ, İzmir, Bursa, Sakarya ve Antalya yer alıyor.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Göç, dünyanın en büyük sorunlarında biri olmaya doğru ilerlerken sektör temsilcileri İstanbul’da Göç Hareketliliğini mercek altına aldı. Son yıllarda İstanbul’dan göç edilen ilk 10 şehir arasında Kocaeli, Ankara, Tekirdağ, İzmir, Bursa, Sakarya ve Antalya yer alıyor.&nbsp;Göç hareketliliğinin iç ve dış göç olarak ikiye ayrıldığını belirten EVA Gayrimenkul Değerleme’den Yasemin Zaimoğlu, göç kavramlarının dışında son zamanlarda adı sıkça duyulan tersine göç kavramının da bulunduğuna dikkati çekti. Tersine göç, ekonomik, siyasal ve sosyal sebeplerle yapılmış olan göç hareketinin yön değiştirmesi olduğunu kaydeden Zaimoğlu, İstanbul'un en çok göç alan illerin başında geliyor üstelik en çok göç veren illerin de başında geldiğini kaydetti.</p>

<p><img src="https://www.igfhaber.com/static/ek/ekran-alintisi-1704271127-606.jpeg" style="height:252px; width:750px" /></p>

<p>Pandemi ile birlikte göç hareketliliğinin arttığını da vurgulayan Zaimoğlu, "Son yıllarında İstanbul’dan göç edilen ilk 10 şehir sıralamasına baktığımızda son dört yılda dikkati çeken nokta Kocaeli’nin ilk sırada yer aldığı ve temelde Ankara, Tekirdağ, İzmir, Bursa, Sakarya ve Antalya’nın dört yıldır da listede olduğu. İstanbul her sene daha fazla göç veriyor. Bu sıralamalarda sanayileşmenin fazla olduğu dolayısıyla da iş imkanlarının çok olduğu illerin yer aldığını ve İstanbul’a kıyasla konut satış ve kira fiyatlarının daha uygun olan illerin olduğu gözlemlenebilmekte. Bu verilere bakarak önümüzdeki senelerde de Kocaeli, Tekirdağ, Ankara, İzmir, Bursa, Sakarya ve Antalya’nın listede varlığını sürdüreceğine hatta son iki yıldır listede yerini alan Balıkesir’inde Antalya ve Muğla’yı geçmeye devam ederek listede yerini koruyacağı düşünülmektedir" diye konuştu. HABER MERKEZİ</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 03 Jan 2024 17:30:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.ivrindigazetesi.com/images/haberler/2024/01/istanbul-kacanlar-ege-koylerine-geliyor-1704293406.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Sağlıklı beslenmeyi yaşam stili haline getirin</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.ivrindigazetesi.com/haber/saglikli-beslenmeyi-yasam-stili-haline-getirin-17462</link>
                <guid>https://www.ivrindigazetesi.com/haber/saglikli-beslenmeyi-yasam-stili-haline-getirin-17462</guid>
                <description><![CDATA[Yeni yılda sağlıklı beslenme alışkanlığı kazanmak için yapılabilecekler hakkında önerilerde bulunan Diyetisyen Tuba Yıldırım, “Yemek pişirirken yağda kızartma-kavurma yerine haşlama, fırında ızgara veya sulu pişirme yöntemlerini kullanabilirsiniz. Kurabiye ve keklerde şeker yerine kuru meyve veya pekmez deneyin. Yemek pişirmeye zamanınız yoksa, sebzeyi haşlayıp salataya karıştırın veya yoğurt ile deneyin” dedi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Liv Sağlıklı Yaşam Danışma Merkezi’nden Diyetisyen Tuba Yıldırım, yeni yılda sağlıklı beslenme alışkanlığı için yapılması gerekenler konusunda açıklamalarda bulundu. Sağlıklı yaşamın sadece sağlıklı beslenmekle olmadığını, hayatı tüm yönleriyle ele alan bedensel ve ruhsal iyilik hali anlamına geldiğini dile getiren Diyetisyen Yıldırım, “Hepimiz yeni bir yılın başlamasıyla hayatımızda bazı yeni kararlar alırız. Hayata bakış açımızı değiştirmek, duygularımızın kontrolünü sağlamak, çok gezmek, çok eğlenmek, hobilerimizi artırmak, onlara hayatımızda daha çok alan açmak, fiziksel veya ruhsal olarak değişime girmek vs. gibi" diye konuştu.</p>

<p><strong>"Pişirme yöntemlerinize dikkat edin"</strong></p>

<p>Yeni yılda sağlıklı beslenme alışkanlığı kazanmak için neler yapabileceğine değinen Yıldırım, "Araştırmalar tükettikleri besinleri kaydeden kişilerin daha dikkatli ve sağlıklı beslendiklerini gösteriyor. Kalıcı davranış değişikliği oluşturmak istiyorsanız bunun için önce mevcut durumu ölçmek, sorunları tespit etmek ve farkına varıp daha sonra strateji belirleyip küçük ve yavaş adımlarla ilerlemek önemlidir. Sebze yemeği yapılırken, 1 kilogram sebzeye 2-3 yemek kaşığı zeytinyağı koyun. Etli sebze yemeklerinde ise dışardan yağ ilavesi yapmanıza gerek yoktur. Pişirirken yağda kızartma, kavurma yerine haşlama, fırında ızgara veya sulu pişirme yöntemlerini kullanabilirsiniz. Kurabiye ve keklerde şeker yerine kuru meyve veya pekmez deneyin. Yemek pişirmeye zamanınız yoksa sebzeyi haşlayıp salataya karıştırın veya yoğurt ile deneyin. Izgaranızı sadece et ve balık için değil, sebzeler için de kullanın. Domates, biber, kabak, mantar, soğan ve diğer tüm sebzeler için deneyebilirsiniz. Katı meyve veya sebze sıkacağından çıkan posayı keklerin içine koyarak posa tüketiminizi artırabilirsiniz" şeklinde konuştu.</p>

<p><strong>"Esmer un tercih edin"</strong></p>

<p>Pirinç yerine bulgur, beyaz un yerine esmer un tercih edilebileceğini söyleyen Diyetisyen Yıldırım, "Domates ve soğanı yemeklerde bol kullanın. Kalori değeri düşük, su oranı yüksek olduğu için doyurucudur ve antioksidan kapasitesi yüksektir. Yulaf, kepek unu, kuru meyveler ve fındık, badem, ceviz ile kendi müslinizi hazırlayabilirsiniz. Tarçın şeker ihtiyacını azaltır; meyve salatası, bitki çayları ve sütünüzün içine eklemeyi deneyin. Hayatınıza sporu bir şekilde ekleyin. Yürüyün, koşun, pilates yapın, yüzün, dans edin ama mutlaka hareket edin. Bu alışkanlıkları başlayıp bırakmaya yönelik değil, sürdürülebilir olarak kazanın. Sabredin ve vazgeçmeyin” ifadelerini kullandı. İHA</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 03 Jan 2024 16:00:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.ivrindigazetesi.com/images/haberler/2024/01/saglikli-beslenmeyi-yasam-stili-haline-getirin-1704289514.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Balıkesir&#039;de yeni yılın ilk bebekleri ikizler oldu</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.ivrindigazetesi.com/haber/balikesirde-yeni-yilin-ilk-bebekleri-ikizler-oldu-17424</link>
                <guid>https://www.ivrindigazetesi.com/haber/balikesirde-yeni-yilin-ilk-bebekleri-ikizler-oldu-17424</guid>
                <description><![CDATA[ Balıkesir'de yeni yılın ilk bebekleri 10 yıldır bebekleri olmayan ailenin ikizleri oldu. Balıkesir Valisi yılın ilk günü hayata merhaba diyen bebeğin ailesini ziyaret etti.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;">Balıkesir'de yeni yılın ilk bebekleri 10 yıldır bebekleri olmayan ailenin ikizleri oldu. Balıkesir Valisi yılın ilk günü hayata merhaba diyen bebeğin ailesini ziyaret etti.</span></span><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;">Balıkesir Atatürk Şehir Hastanesi Kadın Doğum Polikliniği'nde, saat 00.01 ile 00.02 de ikiz tüp bebek dünyaya geldi. Balıkesir'de 10 yıl sonra dünyaya gelen yeni yılın ilk bebeklerine ailesi Yaman ve Buğlem ismini verdi. Balıkesir Valisi İsmail Ustaoğlu ile eşi, aileyi hastanede ziyaret etti. Aileyi tebrik eden Ustaoğlu, bebeklere çeyrek altın taktı. Balıkesir İl Sağlık Müdürü Serkan Kadir Keskin ve Hastane Başhekimi Abdullah Osman Koçak da ziyarette hazır bulundu. Vali İsmail Ustaoğlu, hastane çalışanlarının da yeni yılını kutladı. </span></span><br />
<span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;">İHA</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;"><img alt="" src="https://www.ivrindigazetesi.com/public/images/detay/YEN%C4%B0Y%C4%B0L%C4%B0N%C4%B0LKBEBE%C4%9E%C4%B0.jpg" style="height:533px; width:800px" /></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 02 Jan 2024 16:42:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.ivrindigazetesi.com/images/haberler/2024/01/balikesirde-yeni-yilin-ilk-bebekleri-ikizler-oldu-1704199622.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Yeni yılda ruh sağlığını iyileştirme yolları</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.ivrindigazetesi.com/haber/yeni-yilda-ruh-sagligini-iyilestirme-yollari-17418</link>
                <guid>https://www.ivrindigazetesi.com/haber/yeni-yilda-ruh-sagligini-iyilestirme-yollari-17418</guid>
                <description><![CDATA[Uzman Klinik Psikolog Enise Öziç, “Yeni yılda davranışsal hedeflerinizi gerçeğe uygun oluşturun. Gerçekleşmesi mümkün hedefler koymak motivasyonunuza çok iyi gelecektir” dedi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Liv Sağlıklı Yaşam Danışma Merkezi’nden Uzm. Klnk. Psikolog Enise Öziç yeni yılda ruh sağlığına iyi gelecek tavsiyelerde bulundu. Öziç, “Peki, ruhumuzu güzelleştirmek, dinginleştirmek için hangi bakış açısında olmalıyız? İlk olarak tüm duygulara yer açın. Beklentilerinizi sadece mutlu olmak üzerine değil, tüm duygulara yer açarak düzenleyin. O zaman bu duygularla baş edebilme gücünüz artacak, yaşamın anlamını daha çok fark edecek ve kendinizi daha güçlü hissedeceksiniz” diye konuştu.</p>

<p>“Gerçekleşmesi mümkün hedefler koyun”</p>

<p>Doğru hedefler ve pozitif söylemlerin önemine dikkat çeken Uzm. Klnk. Öziç, “Davranışsal hedeflerinizi gerçeğe uygun oluşturun. Gerçekleşmesi mümkün hedefler koymak motivasyonunuza çok iyi gelecektir. Bize iyi gelen büyük adımlar, büyük yer değişiklikleri değildir. İyi gelen yüklenen anlam ile o an orada olabilmektir. Nerede olursanız olun, o anı kendinize hissettirin. Yaşayın. Duyun. Görün” ifadelerini kullandı.</p>

<p>“Pozitif kelimeleri hayatınıza alın”</p>

<p>Uzm. Klnk. Psk. Öziç, “Adım adım ilerleyin. Her parçayı tamamladığınızda hedefinizin sürdürebilirliği artacak ve ulaşılabilirliği daha mümkün olacaktır. Kelimelerin gücünü azımsamayın. Kuracağınız cümlelerin niteliğinin yaşam motivasyonunuza etkisi zannettiğinizden çok daha fazladır. Gerçekçilik kavramından uzaklaşmadan pozitif kelimeleri hayatınıza alın” şeklinde konuştu.</p>

<p>İHA</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 02 Jan 2024 14:51:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.ivrindigazetesi.com/images/haberler/2024/01/yeni-yilda-ruh-sagligini-iyilestirme-yollari-1704196596.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Hastalıktan korunmak için Kış aylarında Beslenme Önemli</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.ivrindigazetesi.com/haber/hastaliktan-korunmak-icin-kis-aylarinda-beslenme-onemli-17410</link>
                <guid>https://www.ivrindigazetesi.com/haber/hastaliktan-korunmak-icin-kis-aylarinda-beslenme-onemli-17410</guid>
                <description><![CDATA[Saygı Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Gülcan Yıldız,  hastalıklardan korunmak ve bağışıklığı güçlendirmek nasıl beslenilmesi hakkında bilgiler aktardı. Yıldız,  “Beslenme, bağışıklık sisteminin sağlıklı bir şekilde çalışmasında önemli bir rol oynar. İyi bir beslenme, vücuda gerekli olan vitamin, mineral ve diğer besin öğelerini sağlayarak bağışıklık sistemimizi güçlendirebiliriz” dedi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Gülcan Yıldız, “Kış mevsiminde soğuk algınlığı ve grip gibi üst solunum yolu hastalıklarının görülme oranı artar. Toplu alanlarda uzun süre geçirilen zaman nedeniyle de enfeksiyonların bulaşması maalesef tümüyle önlenemez. Ancak vücudumuzda enfeksiyona yol açan virüs, bakteri, mantar ile parazit gibi mikroorganizmaların zarar veren etkilerine karşı bizi koruyan bağışıklık sistemini güçlendirerek riski en aza indirmek mümkün olabilir. Bağışıklık sistemi, vücudu çeşitli patojenlere karşı koruyan karmaşık bir savunma mekanizmasıdır. Beslenme, bağışıklık sisteminin sağlıklı bir şekilde çalışmasında önemli bir rol oynar. İyi bir beslenme, vücuda gerekli olan vitamin, mineral ve diğer besin öğelerini sağlayarak bağışıklık sistemimizi güçlendirebiliriz. A, C, D, vitaminlerini özellikle almayı ihmal etmeyelim. Kış sebzelerinin içerdiği sülforafan maddesi hem kilo kontrolü sağlarken hem de bağışıklığı destekler. A vitamini anti-infektiftir; bal kabağı, havuç, tatlı patates, yumurta sarısında bol miktarda bulunur. Bağışıklık hücrelerinin verimli çalışmasında rol alan C vitamininden zengin olan mevsim sebze ve meyvelerinden tüketip, azalan güneşli saatlerden kaynaklı kış aylarında D vitamini takviyesi alabiliriz. Özellikle çinko, magnezyum ve selenyum bağışıklık sisteminin güçlenmesinde önemli rol oynar. Kabuklu deniz ürünleri, kırmızı et, tam tahıllı ekmekler veya sert kabuklu kuru yemişler çinko bakımından zengindir” dedi.</p>

<p>İHA</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 02 Jan 2024 14:08:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.ivrindigazetesi.com/images/haberler/2024/01/hastaliktan-korunmak-icin-kis-aylarinda-beslenme-onemli-1704194846.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Binlerce Hayvan Mikroçip İle Takip Ediliyor</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.ivrindigazetesi.com/haber/binlerce-hayvan-mikrocip-ile-takip-ediliyor-17387</link>
                <guid>https://www.ivrindigazetesi.com/haber/binlerce-hayvan-mikrocip-ile-takip-ediliyor-17387</guid>
                <description><![CDATA[Mikroçip ile hayvanlar terk edilemiyor.2021 yılında hayata geçirilen Kedi, Köpek ve Gelinciklerin Kimliklendirilmesi ve Kayıt Altına Alınmasına Dair Yönetmelik çerçevesinde Sivas’ta 7 bin 721 evcil hayvan mikroçip takılarak kimlik sahibi oldu.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;">Tarım ve Orman Bakanlığı ile Türk Veteriner Hekimler Birliği arasında imzalanan protokol ile birlikte evcil hayvanlar kimliklendirilmeye başlandı. 2021 yılında başlanan uygulama ile birlikte Sivas’ta 7 bin 721 hayvana mikroçip uygulandı. Uygulanan mikroçip ile birlikte hayvanların aşı ve hastalık durumları takip edilirken, sokağa atılmasının önüne geçildi.</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;"><img alt="" src="https://www.ivrindigazetesi.com/public/images/detay/AW105715_04.jpg" style="height:800px; width:600px" /></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;">4 bin 724 kedi ve 2 bin 997 köpek kayıt altında</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;">&nbsp; Yönetmelik ile ilgili açıklamalarda bulunan Sivas İl Tarım ve Orman Müdürlüğü Hayvan Sağlığı ve Yetiştiriciliği Şube Müdürü Ayhan Özdemir, “Serüvenimiz 2018 yılında başladı. Resmi Gazetede yayınlanarak kedi, köpek ve gelinciklerin kimliklendirilmesi ve kayıt altına alınması hakkında yönetmelik çıktı. 2021 yılında Tarım ve Orman Bakanlığı ile Türk Veteriner Hekimler Birliği bir protokol imzaladı. Bu protokol ile artık 2023’ün başına kadar her yaştan kedi, köpek, gelinciklerin kimliklendirilmesi sağlandı. Şimdi Sivas’ta 4 bin 724 adet kedi, 2 bin 997 adet de köpeğimiz kimliklendirildi. Toplamda 7 bin 721 hayvanımız kimliklendirildi” dedi.</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;">&nbsp; Kimliklendirme işlemi için hayvanın 6 aydan büyük olmaması gerektiğine dikkat çeken Özdemir, “En fazla 6 aylık yaşta müracaat ediliyor. Burada formlarımız var, beyannamelerimiz var. Beyannameleri dolduruyor, daha sonra arkadaşlar mikroçip uygulaması yapıyorlar. Mikroçipi de kürek kemiği dediğimiz iki kemik arasına uyguluyorlar. Bu işlem hayvanlar için acısız, anesteziye gerek duyulmayan bir işlem” diye konuştu.</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;">&nbsp;<img alt="" src="https://www.ivrindigazetesi.com/public/images/detay/08-nisan-13aralik-06-aa-29759929jpg_DesW8.jpg" style="height:450px; width:800px" /></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;">&nbsp; Sivas’ta terk edilen evcil hayvan yok</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;">&nbsp; Bahse konu hayvanın PetVet adı verilen sistem ile takip edildiğini vurgulayan Ayhan Özdemir, “Mikroçip okuyucumuz tarafından mikroçip içerisindeki bilgiler buraya aktarılıyor. Eğer hayvan sokağa terk edilmişse ve bunu bir vatandaş bulup bize getirmişse önce hayvanın sahipli olup olmadığına bakıyoruz. Sahipli olup olmadığını mikroçip uygulamamızla tespit edebiliyoruz. Hayvan sahipliyse hayvan sahibine video olarak haber veriyoruz ve 72 saat içerisinde gelip hayvanını almasını söylüyoruz. Bu süreçte gelip hayvanını almaz ise cezai işlem uyguluyoruz. Getiren kişi hayvanı sahiplenmek istiyorsa ona veriyoruz. Sahiplenmek istemiyorsa da belediyenin hayvan barınaklarına gönderiyoruz. Gelen bir ihbar olmadığı için sahiplerinde kalıyor. Terk edilme gibi bir durum yok Sivas’ta şuan. Evcil hayvan sahipleri Bakanlığı’mızın uyguladığı, telefona da indirebileceğimiz `Tarım Cebimde` uygulamasıyla oradaki hayvana ait bilgilerini, aşılarını ya da herhangi bir pasaportu kayboldu ya da aşılarla ilgili bir sorun yaşadığı zaman oradan da bize başvuru yapabilecek” ifadelerine yer verdi.</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;">İHA</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 01 Jan 2024 14:51:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.ivrindigazetesi.com/images/haberler/2023/12/binlerce-hayvan-mikrocip-ile-takip-ediliyor-1704027366.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Yılbaşı Sabahında Neler Tüketebiliriz ?</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.ivrindigazetesi.com/haber/yilbasi-sabahinda-neler-tuketebiliriz-17385</link>
                <guid>https://www.ivrindigazetesi.com/haber/yilbasi-sabahinda-neler-tuketebiliriz-17385</guid>
                <description><![CDATA[Yılbaşı sabahı beslenmesi, kişisel tercihlere, kültürel alışkanlıklara ve sağlık durumuna bağlı olarak değişebiliyor. Ancak önceki günkü sindirimi zor ve yağlı yemekleri dengelemek için hafif bir kahvaltı tercih etmek gerekiyor. Medicana Sağlık Grubu Beslenme ve Diyet Bölümü’nden Dyt. Dilara Durak, yılbaşı sabahı için beslenme önerilerinde bulundu.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;">Çeşitli yemeklerin bulunduğu yılbaşı sofralarından sonra pek çok kişide şişkinlik, hazımsızlık gibi sindirim sorunları oluşabilir. Aşırı yemek ve içecek tüketiminden ötürü vücutta ödem olabilir. Hem sindirim sorunlarını hem de ödemi atlatmanın yolları bulunuyor. Medicana Kadıköy Hastanesi Beslenme ve Diyet Bölümü’nden Dyt. Dilara Durak, yılbaşı sabahı için beslenme önerilerinde bulundu.<br />
Dyt. Dilara Durak verdiği önerileri şu şekilde sıraladı:<br />
Su içmek: Yılbaşı gecesi alkol tüketimi dehidrasyona, ödeme neden olabilir. Gün içerisine yayarak yudum yudum içtiğiniz su bir önceki günkü ödeminize yardımcı olacaktır. Limonlu su içmek, sindirimi destekleyebilir.<br />
Hafif ve sindirimi kolay yiyecekler: Yılbaşı gecesi ağır yemekler tüketilmişse, ertesi gün hafif ve sindirimi kolay yiyecekler tercih edin. Posa içeriği yüksek sebzeler, çorba, yoğurt gibi besinler sindirim sistemine yardımcı olabilir. Yılbaşının ertesi günü karbonhidratlı besinlerden uzak durun.<br />
Meyve tüketimi: Lif açısından zengin meyveler, sindirimi düzenleyebilir ve enerji sağlayabilir. Ananas, yaban mersini, elma, armut gibi meyveler iyi birer seçenek olabilir.<br />
Yulaf ezmesi veya müsli: Karbonhidrat tercihinizi yulaf ezmesi lif içeriğiyle sindirimi rahat besinlerle destekleyebilirsiniz. Süt veya yoğurt ile birlikte tüketilebilir.<br />
Zencefil çayı: Zencefil çayı, sindirimi rahatlatabilir ve mideyi sakinleştirebilir. Taze zencefil dilimleri kaynar suya eklenerek hazırlanan bir çay iyi bir seçenek olabilir.<br />
Protein kaynakları: Yumurta, tavuk veya balık gibi hafif protein kaynakları, enerji sağlarken sindirimi ağırlaştırmaz.<br />
Taze sebzeler: Yılbaşı gecesi ağır yağlı yiyecekler tüketildiyse, ertesi gün taze sebzelerle beslenmek sindirimi kolaylaştırabilir.<br />
Yoğurt: Probiyotik içeren yoğurt, sindirim sistemini destekleyebilir ve mide rahatsızlıklarını hafifletebilir.<br />
Elma sirkesi: Yılbaşı sabahı yarım bardak suyun içerisine organik elma sirkesi ekleyip içerseniz, mide yanmasına, hazımsızlığa, mide yanmasına iyi gelebilir. Sindirim ve emilimi kolaylaştırır.<br />
Kafein ve şeker içeriğine dikkat: Fazla kafein ve şeker içeren içecekleri sınırlayın, çünkü bu maddeler sindirim sistemini etkileyebilir. Çay veya kahvenizi mümkünse şekersiz içmeye özen gösterin.</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;">İHA</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 01 Jan 2024 13:39:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.ivrindigazetesi.com/images/haberler/2023/12/yilbasi-sabahinda-neler-tuketebiliriz-1704026732.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Binbir Derde Deva Reyhan</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.ivrindigazetesi.com/haber/binbir-derde-deva-reyhan-17370</link>
                <guid>https://www.ivrindigazetesi.com/haber/binbir-derde-deva-reyhan-17370</guid>
                <description><![CDATA[Bitkilerin Profesörü Aysun Bay Karabulut, 2500 yıldan beri Ortadoğu ve Akdeniz havzasında tıbbi amaçlarla ziraatı yapılan reyhanın insan sağlığında binbir deva özelliğinin bulunduğunu söyledi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;">Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Aysun Bay Karabulut, reyhanın sağlığa faydalarını yazdı. Reyhanın acımsı, keskin ancak çok hoş kokulu bir bitki türü olduğunu belirten Karabulut, anavatanı Hindistan olun reyhanın yaklaşık 2500 yıldan beri Ortadoğu ve Akdeniz havzasında tıbbi amaçlarla ziraatı yapıldığını söyledi. İyi bir antosiyanin kaynağı olan reyhanın yalnızca gıda sanayii açısından değil, aynı zamanda parfümeri ve tıp açısından da önemli bir yeri olduğunu ifade eden Karabulut, “Antibakteriyel olduğu, bir başka ifadeyle zararlı bakterileri temizlediği için ciltte sivilce oluşumunu engellemekte, akne oluşumlarını önleyerek pürüzsüz bir görünümün elde edilmesine katkı sağlamaktadır. Vücuda sürüldüğü takdirde terlemeyi engellediği, kötü vücut kokularını, özellikle de koltuk altı kokularını giderdiği bilinmektedir. Yine etkileyici kokusuyla zararlı böcek ve haşeratı kovduğu, uygulandığı mekânın havasını tazeleyerek yenilediği ve yumuşattığı da bu bahse ilave edilmelidir” ifadelerine yer verdi.</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;">Reyhanın insan sağlığına faydalarının saymakla bitmeyeceğini belirten Prof. Dr. Karabulut, şunları söyledi:</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;">“Yatıştırıcı, midevi, gaz söktürücü ve idrar arttırıcıdır. Halk arasında romatizma, kalp çarpıntısı ve hemoroit gibi rahatsızlıkları tedavi etmek için kullanılan bu bitki, bağışıklık sisteminden sindirim sistemine kadar birçok sağlık sorunu ile mücadele etmektedir. Metabolik faaliyetleri desteklemekte, bağışıklık sistemini güçlendirmekte, vücuttaki asitleri dengeleyerek mideye (örneğin ishal, gastrit ve ülser gibi rahatsızlıklara, mide bulantısına, sindirimi kuvvetlendirmeye) iyi gelmekte, bulaşıcı hastalıkları önlemekte, soğuk algınlığı ile savaşmakta ve A Vitamini bakımından zengin olduğu için göz sağlığını da korumaktadır.</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;">Radyasyona karşı koruyucu etkisi olup kanser hücrelerinin çoğalmasını engelleyen reyhanın insan sağlığına faydaları kuşkusuz bu kadarla sınırlı değildir. Sinir sistemini düzene sokup strese iyi geldiği gibi anksiyete ve migren üzerinde de olumlu etkileri vardır. Reyhan koklamak sıkıntıyı dağıtmakta, depresif ruh halini ve moral bozukluğunu gidermekte, yaşama sevincini arttırmaktadır. Kalbe sükûnet, sinirlere hafiflik vermekte, uykusuzluktan ve zihinsel çalışmalardan kaynaklanan yorgunluğu gidermektedir. Ayrıca saç dökülmesine karşı da etkili olup saçları siyahlaştırmaktadır.</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;">Kan dolaşımını hızlandıran, kalp ve damar sağlığını takviye eden, trigliserit ve kolesterol seviyesini düşüren reyhan bitkisinden yapılan şerbet kansızlık ile mücadele etmekte, kan şekerinin düşmesine engel olarak baş dönmesi ve baygınlığı önlemektedir. Ayrıca şeker konmadan hazırlanacak reyhan suyu ile gargara yapmak yalnızca ağızdaki yaraları iyileştirmekle kalmamakta, aynı zamanda ağız kokusunu da gidermekte, bunlara ilave olarak sigarayı bırakmaya yardımcı olmaktadır. Aynı şekilde ödem söktüren, bebek emziren annelerin sütünü arttıran, karaciğer ve böbrek sağlığı için yararlı olan ve öksürük tedavisinde tavsiye edilen reyhan, örneğin arı sokmasına karşı tedavi edici olarak da önerilmektedir. Son olarak bitkimizin yağ yakıcı özelliğe sahip olduğunu ve özellikle de reyhan çayının zayıflamaya yardımcı olabileceğini belirtmeden geçmeyelim. Yine bir uyarı olarak aşırı reyhan tüketmenin böbrekleri yorabileceğini ve karaciğere zarar verebileceğini de ifade etmiş olalım”</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;">Arapgir’in mor reyhanı</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;">Reyhanın, özellikle de son yıllarda Türkiye’de eşsiz bir yer edinmeye başladığını da aktaran Prof. Dr. Karabulut, başka bölgelerde gerçekleştirilen tarım uygulamalarında mor rengini ve belli ölçüde de aromasını yitirdiği görülen reyhanın, ‘Arapgir Mor Reyhanı’ olarak 2017 yılında Arapgir Belediyesi tarafından tescil edildiğini ve coğrafi işaret belgesi aldığını söyledi. Arapgir mor reyhanının, kendine özgü nitelikleri ile dikkat çektiğini de dile getiren Karabulut, “Yapılan analizler, yumuşak yaprak yapısı ve koyu mor rengi ile bölgeye özgü bir genotip olan bu reyhan türünün yüz otuz adet uçucu bileşeni ve yüz yetmiş adet farklı esansiyel yağ maddesini ihtiva ettiğini ortaya koymuştur” dedi.</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;">Karabulut, eski dönemlerden beri bölgenin özel bir değeri olmakla birlikte bir zamanlar herkesin ihtiyaç duyduğu kadar ve sınırlı miktarda ürettiği Arapgir mor reyhanının, gelinen noktada özellikle de belediyenin alım garantisinin de etkisiyle ilçenin en önemli ekonomik ürününe dönüştüğünü ifade etti.</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;">Mevsiminde dört kez hasat edilebilen ve onlarca dönümlük alanda gerçekleştirilen zirai faaliyetlerle üretimi her geçen yıl artan Arapgir mor reyhanının yıllık rekoltesinin bin tona yaklaştığını da belirten Prof. Dr. Aysun Bay Karabulut, “Hasat mevsiminde göze ve gönle muhteşem bir manzara sunan, bu görsel ihtişamı ile birçok yerli ve yabancı turisti de bölgeye çeken mor reyhandan birçok ürün elde edilmektedir. Önümüzdeki dönemlerde kırk civarlarına ulaşması hedeflenen reyhan ürünleri arasında reyhan kurusu, reyhan çayı, reyhan reçeli, reyhan şerbeti, reyhan gazozu ve reyhan sirkesi yer almakta, ayrıca bu kıymetli ürün cilt kremi, sabun, oda spreyi ve haşerat ilacı yapımında da kullanılmaktadır. Gelecekte ilaç sanayiinde çok daha fazla ve güçlü bir yer edineceği açık olan Arapgir mor reyhanı, sahip olduğu bütün bu özellikler bakımından bölgemizin özel bir diğeri olarak daha çok ilgi görmeyi hak etmektedir” şeklinde konuştu.</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;">Mor reyhanın, özellikle de bölgenin tarih ve kültürel zenginlikleri bağlamında daha fazla öne çıkarılması gerektiğini de belirten Karabulut, şunları söyledi:</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;">“Bu şekilde kültür turizmimize sağlayacağı katkının azami seviyeye yükseltilmesi mümkündür. Bu noktada şehrimizdeki üniversitelere önemli görevler düştüğü söylenebilir. Nitekim mor reyhanın coğrafi işaret alma sürecinde Arapgir Belediyesi ile birlikte İnönü Üniversitesi’nde yürütülen çalışmaların belirleyici bir etkisinin olması, üniversite-şehir işbirliğinin olumlu sonuçlarından yalnızca biridir. Henüz üç yaşında genç bir üniversitesi olmasına rağmen arı ve arı ürünleri, atçılık ve atlı sporları ile kayısı ve kayısı ürünleri alanlarında önemli çalışmalar yapan (birçok sempozyum, panel, konferans, proje) ve ürünler geliştirerek bulunduğu şehrin değerlerini öncelikli odak noktası kabul eden Malatya Turgut Özal Üniversitesi, Arapgir Meslek Yüksekokulu ile önemli faaliyetler yürüttüğü Arapgirimizin de tıpkı diğer ilçelerimiz gibi her bir değeri ile toplumsal kültürümüze mal edilmesi yönünde güçlü bir irade taşımaktadır. Nitekim üniversitemiz ile Arapgir Belediyesi arasında imzalanan işbirliği protokolü de bölgenin gelişimi ve yeni istihdam imkanlarının oluşturulması hedefiyle öncelikli olarak yöresel ürünlere ilişkin ARGE (Araştırma ve Geliştirme) ve ÜRGE (Ürün Geliştirme) çalışmalarını yoğunlaştırma amacı taşımaktadır. Bu protokol çerçevesinde, üniversitemiz bünyesinde tıpkı kayısı çekirdeğinden elde edilen ürünlerin geliştirilmesi gibi mor Arapgir reyhanından da muhtelif ürünler geliştirilecek ve halkımıza arz edilecektir. Sonuç olarak reyhanın, özellikle de Arapgir mor reyhanının coğrafyamız için sahip olduğu potansiyele ilişkin farkındalık, üniversitemiz açısından güçlü bir motivasyon oluşturmaktadır. Nitekim üniversite bünyesinde yürütülen geleneksel ve tamamlayıcı tıp ile tıbbî ve aromatik bitkilere ilişkin çalışmalar bağlamında bütün endemik bitkilerimizle birlikte bu nazlı bitki de inceleme konularımız arasında yer almaktadır. Öte yandan üniversitemizin vizyonu bu kadarla da sınırlı değildir. Her olgunun tarihi, kültürel, toplumsal ve folklorik bir bağlamı bulunduğu gerçeğinden hareketle, toplumsal nitelikli inceleme ve araştırmalar da temel ilgi konularımız içerisindedir”</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;">İHA</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 01 Jan 2024 14:06:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.ivrindigazetesi.com/images/haberler/2023/12/binbir-derde-deva-reyhan-1704024724.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Diyetisyen Cemre Balkan’dan Yılbaşı Sofrasına Dikkat</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.ivrindigazetesi.com/haber/diyetisyen-cemre-balkandan-yilbasi-sofrasina-dikkat-17369</link>
                <guid>https://www.ivrindigazetesi.com/haber/diyetisyen-cemre-balkandan-yilbasi-sofrasina-dikkat-17369</guid>
                <description><![CDATA[Diyetisyen Cemre Balkan, yılbaşı sofrasında kızartma yerine ızgara veya fırında pişirilmiş ana yemeklerin tüketilmesi gerektiğini söyledi. Balkan, “Akşam sofrası için her şeyin tadına bakma iznini kendimize vereceksek kahvaltı öğünümüze dikkat etmekle güne başlayabiliriz. Diyette önemli olan dengedir.” Dedi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;">Medicana Sağlık Grubu diyetisyenlerinden Cemre Balkan,&nbsp;yılbaşı&nbsp;akşamı değişen yemek rutini hakkında dikkat edilmesi gereken konularak değinerek, “Yeni yıl, yeni kararlar almak için en güzel zamandır. 2024’ün ilk gününün pazartesi olması da yeni başlangıçlar için güzel bir fırsat.&nbsp;Yılbaşı&nbsp;gecesinde aşırıya kaçmayı bir kenara bırakıp bu geceden en az zararla çıkmaya ve yılın ilk gününe enerjik uyanmak dikkat edilecek beslenme kurallarıyla mümkün” dedi.<br />
<br />
“Kızartma yerine ızgara veya fırında pişirilmiş ana yemeklerin tüketilmeli”<br />
Yılbaşı&nbsp;yemeğinde dikkat edilmesi gereken konulara değinen Medicana Intarnational Samsun Hastanesi Diyetisyeni Cemre Balkan, “Akşam&nbsp;sofrası&nbsp;için her şeyin tadına bakma iznini kendimize vereceksek kahvaltı öğünümüze dikkat etmekle güne başlayabiliriz. Diyette önemli olan dengedir. Bu nedenle akşam kaçamağımızı günün diğer öğünlerini hafif geçirerek dengeleyebiliriz. Kahvaltıyı hafif geçirmeliyiz ama protein, lif, sağlıklı karbonhidratlarımız mutlaka olmalı. Örnek olarak yumurtamızı, bol yeşilliğimizi ve tam tahıllı ekmeğimizi masamızdan eksik etmemeliyiz. Öğle öğününde meyveli yulaf tarifleri hem akşama kadar acıkmamamızı hem de günlük almamız gereken kalorinin dışına çıkmadan günü geçirmemiz için uygun olacaktır.&nbsp;Yılbaşı&nbsp;soframıza burada yağda kızartma yöntemi yerine ızgara, fırın yöntemleriyle hazırlayacağınız ana yemek tercihi en sağlıklısı olacaktır.&nbsp;Yılbaşı&nbsp;gecelerinin vazgeçilmezi hindi eti doymuş yağ oranı daha az olacağından önerilebilir. Ancak yanında pilav tercih edilecekse ekmek tüketilmemesini tavsiye ederim. Sofrayı zenginleştirmek için fırında sebzeler, daha renkli ve kurubaklagil ilave edilen zeytinyağlı salatalar ve kızartma içermeyen yoğurtlu yiyecekler tercih edilebilir” dedi.<br />
Balkan, “Tatlıyı yemekten 1 saat sonra tüketmeniz doğru olacaktır. Buradaki tercihinizi ise kuru meyveli, şeker yerine hurma özü kullanılan fit tatlılardan ya da sütlü tatlılardan yana kullanabilirsiniz. Ana yemek ile doyup hamur işleri ve tatlı tüketiminde seçeneğinizi sadece tadını almaktan yana kullanın.&nbsp;Yılbaşı&nbsp;sofraları normal zamandakine göre masada daha çok vakit geçirdiğimiz zamanlardan biri olacağından yemekleri yavaş ve sık çiğnemeniz yeme kontrolü yapmanız için size yardımcı olacaktır” diye konuştu.<br />
<br />
Kuruyemiş tüketimi<br />
Hangi kuruyemişlerin ne kadar tüketilmesi ve ertesi gün beslenmede dikkat edilmesi gerekenler gibi sorulara da cevap veren diyetisyen Balkan, şunları söyledi:<br />
“Gecenin vazgeçilmezi kuruyemişler ve paketli atıştırmalıklar yerine çiğ kuruyemişler, kuru meyveler ve evde hazırlayacağınız sağlıklı atıştırmalıklar tercih edilebilir. Sevdiklerinizle sohbet ederken, eğlenirken veya televizyon karşısındayken ne kadar atıştırdığınızın farkında olamayabilirsiniz. Bunun farkında olun ve anın tadını çıkartın. Keyifli vakit geçirmenin tek yolu yemek yemek değil bunu unutmayın.&nbsp;Yılbaşı&nbsp;sonrası telafi beslenmesine öğle öğünü ile başlayabilirsiniz. Ara öğünle devam edip burada da tercihinizi meyve ve yoğurttan, sağlıklı smoothielerden yana kullanabilirsiniz. Akşam öğününüzü ise zeytinyağlı sebzeler ya da ızgara tavuk gibi hafif bir öğünle geçirmenizi öneririm.”</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;">İHA</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 01 Jan 2024 11:08:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.ivrindigazetesi.com/images/haberler/2023/12/diyetisyen-cemre-balkandan-yilbasi-sofrasina-dikkat-1704024614.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Yeni Yılın İlk Adımını Psikolojik Sağlık İçin Atın</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.ivrindigazetesi.com/haber/yeni-yilin-ilk-adimini-psikolojik-saglik-icin-atin-17351</link>
                <guid>https://www.ivrindigazetesi.com/haber/yeni-yilin-ilk-adimini-psikolojik-saglik-icin-atin-17351</guid>
                <description><![CDATA[Yeni yılla birlikte alınacak yeni kararların psikolojik sağlığı korumak ve geliştirmek için yardımcı olabileceğine dikkat çeken Uzm. Klinik Psikolog Ezgi Uzun, “Alınan kararların uygulanabilir ve iyileştirici olması için hedefler bölünebilir ve adım adım planlanabilir. İstenilenler ve hedeflenenler net bir şekilde bilinirse, onları gerçekleştirme konusunda da daha istekli olunabilir” dedi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;">Yeni yıla girmeye sayılı günler kaldı. Hemen hemen pek çok kişinin zihinsel durumu, pek çok dış etkenin güçlü etkisi altında şekillenirken yeni kararlar almanın tam zamanı olabilir. Medicana Ataköy Hastanesi Uzm. Klinik Psikolog Ezgi Uzun, “Yeni yılın birçok insanın hayatında değişimler yapmak, yeni başlangıçlara ve olumlu gelişimlere yer açmak istediği bir dönemdir. Yılın sona ermesi ve yeni bir yılın başlaması, birçok insan için yeniden değerlendirme ve taze bir başlangıç fırsatıdır. Bu dönemde alınacak kararlar bütün bir yıl psikolojik sağlığı güçlendirmeye ve hayat kalitesini artırmaya yardım eder” diye konuştu.</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;">Yeni kararlar almak önemli</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;">Yeni yılla birlikte yeni kararlar almanın ve yeni başlangıçlar yapmanın birçok kişi için her yıl yapılan bir şey olduğunu hatırlatan Medicana Ataköy Hastanesi Uzm. Klinik Psikolog Ezgi Uzun, “Genellikle iyi gelecek kararları almak için her şeyden önce geçirilen yıl değerlendirilir. Bu değerlendirme herkesin kendi hayatıyla ilgili bir iç görü kazanmasını sağlar. Bu iç görüyle birlikte ihtiyaçlara yönelik hedefler belirlenebilir. Yeni kararlar hayatta nereye odaklanmak istenildiğini belirlemeye, yeni hedeflere yaklaşılmasını da sağlar” şeklinde konuştu.</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;">Alınacak yeni kararlar psikolojik sağlığı koruyabilir</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;">Herkesin yeni yılla ilgili belirli beklentileri, umutları, hedefleri olduğuna dikkat çeken Uzm. Klinik Psikolog Ezgi Uzun, “Bu noktada alınacak bazı kararlar psikolojik sağlığı korumak ve geliştirmek için yardımcı olabilir” dedi ve alınabilecek kararları şöyle sıraladı:</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;">“Düzenli egzersiz yapmaya başlamak: Haftada birkaç gün düzenli egzersiz yapmak, endorfin salgılar ve genel ruh halini iyileştirmenize yardımcı olur.</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;">Sağlıklı bir beslenme düzeni oluşturmak: Dengeli ve besleyici bir beslenme düzeni, zihinsel sağlığı destekler. Vitamin ve mineral açısından zengin besinleri içeren bir beslenme düzeni ruh sağlığınızı korumanıza da yardımcı olacaktır.</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;">Uyku düzeninizi gözden geçirmek: Yeterli ve düzenli uyku almak, zihinsel işlevleri destekler ve duygusal dengeyi korur. Uyku düzeninize dikkat etmek hayat kalitenizi yükseltip psikolojik sağlığınızı destekleyecektir.</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;">Stres yönetiminizi geliştirmek: Stresle başa çıkma tekniklerini öğrenmek (Meditasyon, yoga, nefes egzersizleri vb.) psikolojik sağlığı güçlendirecek ve hayat kalitenizi yükseltecektir.</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;">Sosyal bağlantılarınızı güçlendirmek: Aile ve arkadaşlarla düzenli olarak zaman geçirmek, sosyal destek ağını güçlendirir. Yoğun hayat düzeninizde sosyalliğinize nasıl yer açabileceğinizi gözden geçirmek isteyebilirsiniz.</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;">Teknolojiyi kontrol etme: Teknolojiyi bilinçli bir şekilde kullanmak ve ekran sürelerini sınırlamak, zihinsel sağlığı olumlu yönde etkiler. Teknoloji kullanımınızı takip etmeye başlamak ve sınırlarınıza karar vermek güzel bir hedef olabilir.</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;">Profesyonel yardım almaya başlamak: İhtiyaç duyulduğunda, bir profesyonelden (psikolog, psikoterapist) yardım almak önemlidir. Profesyonel destek almak hayat kalitenizi yükseltecektir.”</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;">Konulan hedefler ulaşılabilir olmalı</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;">Eski yılı geride bırakırken yeni yılla birlikte değiştirmek istenilen konuları değerlendirerek yeni kararlar alındığını ifade eden Uzm. Klinik Psikolog Ezgi Uzun, “Karar alıp, yeni hedefler koyarken bazı detaylara dikkat etmek gerekir. Her şeyden önce konulan hedefler ulaşılabilir olmalıdır. Karar alırken gerçekçilikten uzaklaşılmadan, ölçülebilir ve ulaşılabilir hedefler koyulduğundan emin olmak gerekir” dedi.</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;">Hedeflere ulaşamama ihtimalini unutmamak gerekiyor</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;">Hedef koyarken ne kadar dikkatli olunsa da bu hedeflere ulaşamama ihtimalinin her zaman olduğunu hatırlatan Uzm. Klinik Psikolog Ezgi Uzun, “Bu noktada başarısızlık İhtimalini kabul etmek gerekir. Her ne kadar yeni kararlar almak başlangıçta heyecan verici olsa da sürecin zorlukları ve potansiyel sorunları göz önünde bulundurmak başarı şansını artırır” şeklinde konuştu.</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;">Uzm. Klinik Psikolog Ezgi Uzun sözlerini şöyle tamamladı: “Belki de yeni yılla birlikte alınacak kararlardan birinin olumsuz durumlarla baş etme becerilerini güçlendirecek olması kişileri bu ihtimale karşı hazırlayabilir. Böylece hem hayatta yeni bir beceri kazanmış olup bu beceriyi birçok noktada kullanabilir, hem de hedefe ulaşırken yaşanan zorluklarda motivasyonu kaybetmeden daha esnek olmayı başarmak mümkün.”</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;">İHA</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 01 Jan 2024 14:14:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.ivrindigazetesi.com/images/haberler/2023/12/yeni-yilin-ilk-adimini-psikolojik-saglik-icin-atin-1704021599.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Ağrı Göz Hastalıkları Tedavisinde Yeni Dönem</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.ivrindigazetesi.com/haber/agri-goz-hastaliklari-tedavisinde-yeni-donem-17338</link>
                <guid>https://www.ivrindigazetesi.com/haber/agri-goz-hastaliklari-tedavisinde-yeni-donem-17338</guid>
                <description><![CDATA[Hastanesini Eğitim ve Araştırma unvanına kavuşturan Ağrı’da, sevk vermek yerine sevk alma dönemi başladı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Eğitim ve Araştırma Hastanesi unvanına kavuşmadan önce yetersiz donanımları nedeniyle hastaları çevre illere sevk edilen Ağrı’da, yeni dönem başladı. Birçok alanda kapasitesini genişleten Ağrı Eğitim ve Araştırma Hastanesi göz hastalıkları bölümünde de yeni cihazlarıyla hastalara hizmet vermeye başladı. Planları arasında Kornea Bankası kurup göz nakli yapmayı planlayan hastane, artık çevre illere sevk göndermek yerine sevk alıyor. Yeni dönemde uzman doktor ve asistanlarla başarı yakalamayı hedefleyen hastane bölgenin gözdesi haline geldi.</p>

<p>Hekim sayısında da gerekli iyileştirilmelerin yapılarak başarılarını üst noktalara çıkarmak istediklerini söyleyen Göz Doktoru Doç. Dr. Yavuz Oruç, ”Biz artık sevk veren il değil, sevk alan iliz. Ve Kars’tan, Muş’tan’ Iğdır’dan çok gelen hastalarımız var, ameliyat hastalarımız geliyor. Sadece burayla kalmak istemiyoruz. İlk sırada daha öncelikli işlerimizi yapmak için FAKO cihazımızı aldık retina ameliyatlarını yapacağız. Ve halk arasında akıllı mercek dediğimiz premium yani yakın ve uzak görüşü bir anda sağlayan mercekler diyoruz bunlara, bu ameliyatları da yapacağız. Ve kafamızda yeni güzel planlar var. Kornea bankası kurup göz nakli yapmayı da planlıyoruz. Tabii bunu tek başıma değil, idarenin desteğiyle, İl Sağlık Müdürümüzün desteğiyle, rektör hocamızın desteğiyle inşallah bunları da başaracağız. Bir yıl öncesiyle karşılaştırırsak bayağı bir yol aldığımızı düşünebiliriz. Dediğim gibi yine artık sevk veren il değil gözden, sevk alan il haline geldik. Yani yoğunluk olarak hekim sayısı maalesef yetersiz şuan benim akademisyen olmama rağmen doçent olmama rağmen asistan gibi polikliniklerde hasta bakıyorum. Haftanın bir günü ameliyat yapıyorum. Tabi yakın zamanda tıpta uzmanlık kurul ekibini bekliyorum onlarda gelirse asistan almaya başlayacağız. Artık bir üniversite hastanesi gibi inşallah çalışmaya başlayacağız. Normal bir devlet hastanesi değil, üniversite hastanesi gibi çalışmaya başlayacağız inşallah, yani özellikle burada belirtmek istediğim göz hastalığı anlamında ameliyat olsun, tedavi olsun, teşhis olsun bütün donanımlara sahibiz. Başka illere Ankara, İstanbul’a göndermeden burada teşhisi, tedavisi, ameliyatını yapabiliyoruz. Yakında inşallah kornea bankasını da kurduktan sonra göz nakli ameliyatlarını da burada gerçekleştireceğiz” diye konuştu.</p>

<p>İHA</p>

<p><img alt="Ağrı göz hastalıkları tedavisinde gözde merkez oldu" src="https://abone.iha.com.tr/RSS_Image/31.12.2023/cff522d5-6c69-441d-ae10-b775d040650c.jpg" /></p>

<p><img alt="Ağrı göz hastalıkları tedavisinde gözde merkez oldu" src="https://abone.iha.com.tr/RSS_Image/31.12.2023/cf3cfa2e-8e0a-4d9e-a3cc-ee100ad59240.jpg" /></p>

<p><img alt="Ağrı göz hastalıkları tedavisinde gözde merkez oldu" src="https://abone.iha.com.tr/RSS_Image/31.12.2023/951ffc7e-971f-481a-9a53-2374936cdb21.jpg" /></p>

<p><img alt="Ağrı göz hastalıkları tedavisinde gözde merkez oldu" src="https://abone.iha.com.tr/RSS_Image/31.12.2023/21c8d2b4-c7bc-4622-af07-3571a3a188de.jpg" /></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 31 Dec 2023 08:59:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.ivrindigazetesi.com/images/haberler/2023/12/agri-goz-hastaliklari-tedavisinde-yeni-donem-1704016767.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Akıllı Telefon Kullanımında Dikkatli Olmalıyız</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.ivrindigazetesi.com/haber/akilli-telefon-kullaniminda-dikkatli-olmaliyiz-17334</link>
                <guid>https://www.ivrindigazetesi.com/haber/akilli-telefon-kullaniminda-dikkatli-olmaliyiz-17334</guid>
                <description><![CDATA[Bilecik’te BİL-EN Programı’nın yürürlüğe girmesiyle okulu ziyaret ederek başlayan Vali Şefik Aygöl’ün bu kez durağı Murat Hüdavendigar Ortaokulu olurken, akıllı telefon kullanımında öğrencilerin dikkatli olması gerektiğini söyledi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Murat Hüdavendigar Ortaokulu 8’inci sınıfları LGS öncesi hazırlıklarına dair kendileriyle bir süre sohbet eden Vali Şefik Aygöl, özellikle akıllı telefon kullanımında öğrencilerin dikkatli olması gerektiğini, süre konusunda aşırı telefon kullanımının olumsuz etkileri olabileceğini belirtti. Okul kütüphanesinde öğrencilerin okuma saatine de katılan Vali Aygöl, birlikte kitap okuduktan sonra öğretmenler ile buluştu. Öğretmenler odasında gerçekleşen buluşmada BİL-EN Programı’nın en önemli hedeflerinden biri öğretmenlerin mutluluğu olduğunu ifade eden Vali Aygöl, kendilerine daima destek vereceklerini söyledi.</p>

<p>Vali Aygöl’ün Murat Hüdavendigar Ortaokulu ziyaretinde dikkatini çeken bir diğer detay ise; okul girişinde yer alan ’Sahip Siz Manav’ bölümüydü. Okul Müdürü Murat Aydoğan, Vali Aygöl’e uygulamaya dair bilgi vererek, "Bu bölümde yer alan meyveleri almak isteyen öğrenciler herhangi bir satıcı olmadan ücretini oradaki kasaya bırakıyorlar. Böylece öğrencileri meyve tüketimine yönlendirmeyi ve onları doğru davranışlar sergilemeye teşvik etmeyi amaçlıyoruz" dedi.</p>

<p>Vali Aygöl ise okuldan ayrılmadan önce teneffüse çıkan öğrencilerle okul bahçesinde voleybol oynadı ve kendileriyle hatıra fotoğrafı çektirdi.</p>

<p>İHA</p>

<p><img alt="Vali Aygöl, akıllı telefon kullanımında öğrencilerin dikkatli olması istedi" src="https://abone.iha.com.tr/RSS_Image/31.12.2023/904d1e8c-1a19-4496-8e36-9ccf892922f0.jpg" /></p>

<p><img alt="Vali Aygöl, akıllı telefon kullanımında öğrencilerin dikkatli olması istedi" src="https://abone.iha.com.tr/RSS_Image/31.12.2023/8808158e-a005-4dc2-9b37-1450c2e03c9a.jpg" /></p>

<p><img alt="Vali Aygöl, akıllı telefon kullanımında öğrencilerin dikkatli olması istedi" src="https://abone.iha.com.tr/RSS_Image/31.12.2023/28f57c51-e6e6-4459-908c-3eb154b015f3.jpg" /></p>

<p><img alt="Vali Aygöl, akıllı telefon kullanımında öğrencilerin dikkatli olması istedi" src="https://abone.iha.com.tr/RSS_Image/31.12.2023/307b5af8-1378-4c70-ba25-60c19c60dbec.jpg" /></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 31 Dec 2023 08:56:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.ivrindigazetesi.com/images/haberler/2023/12/akilli-telefon-kullaniminda-dikkatli-olmaliyiz-1704017543.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Yeni Yılda Nasıl Beslenilmesi Gerekiyor ?</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.ivrindigazetesi.com/haber/yeni-yilda-nasil-beslenilmesi-gerekiyor-17321</link>
                <guid>https://www.ivrindigazetesi.com/haber/yeni-yilda-nasil-beslenilmesi-gerekiyor-17321</guid>
                <description><![CDATA[Medicana Sağlık Grubu Beslenme ve Diyet Bölümü Uzmanlarından Diyetisyen Çağrı Yüksel, “Yılın ilk gününde bol yeşillikli salatalar, yumurta ve balık gibi az yağlı hayvansal proteinler, mevsime uygun meyvelerle yeterli ve dengeli öğünler oluşturun. Su tüketiminizi dengede tutun” dedi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;">Yılbaşı gecesi yapılan kutlamalarda tüketilen atıştırmalıklar, içecekler ve özel yemekler vücudu zorlayabiliyor. Bu kapsamda, Medicana Sağlık Grubu Beslenme ve Diyet Bölümü Uzmanlarından Diyetisyen Çağrı Yüksel,&nbsp;yeni&nbsp;yılın ilk gününde&nbsp;nasıl&nbsp;beslenilmesi&nbsp;gerektiği konusunda bilgi verdi.<br />
“Yılın ilk gününde yapılan tercihler sağlıklı yaşam alışkanlıklarının oluşması için kritik bir adımdır”<br />
Yılbaşı sabahı, vücudu canlandırmak ve enerji dolu bir gün geçirmek adına dikkatli tercihlerde bulunmanın sağlıklı yaşam alışkanlıkları açısından kritik bir adım olduğunu belirten Yüksel, “2023’ü geride bıraktığımız ilk gün, yılbaşı sabahında sağlıklı beslenme alışkanlıklarına odaklanmak, vücudunuzun&nbsp;yeni&nbsp;bir yıla enerjik ve sağlıklı bir şekilde başlamasına yardımcı olabilir” dedi.<br />
Diyetisyen Yüksel,&nbsp;yeni&nbsp;yılın ilk gününde beslenmede dikkat edilmesi gerekenleri şu şekilde sıraladı:<br />
“Güne erken başlayın, zamanınızı uyku ile geçirmeyin. Gece eğlenmenin vermiş olduğu yorgunluğu uyuyarak kapatmaya çalışmayın. Güne erken başlayıp hafif ve dengeli bir kahvaltı sonrasında enerjinizi toplayarak, hareketli olmaya özen gösterin. Yarım saatlik egzersiz dengenizi sağlamaya yardımcı olur: Gün içerisinde en az yarım saatlik tempolu bir yürüyüş ya da pilates gibi egzersizler, yılbaşı gecesini dengelemek için harika bir yoldur.”<br />
Tuzsuz ve hafif besinlerin tercih edilmesini öneren Yüksel, “Yılbaşı gecesi tüketmiş olduğunuz besin ve içeceklerin enerji, karbonhidrat ve tuz içeriğini dikkate alarak, daha tuzsuz ve hafif besinlerle yeterli öğünler oluşturarak aç kalmadan beslenenin. Bol yeşillik ve az yağlı proteinler tüketin. Yılın ilk gününde bol yeşillikli salatalar, yumurta ve balık gibi az yağlı hayvansal proteinler, mevsime uygun meyvelerle yeterli ve dengeli öğünler oluşturun. Su tüketiminizi dengede tutun. Yılbaşı gecesi karbonhidrat ve tuz içeren besinleri fazla tüketmenizden dolayı vücudunuz su tutmuş olabilir. Bu nedenle gün içerisindeki su tüketiminizi dengede tutarak kendinizi iyi hissedebilirsiniz. Bitki çayları bedeninize iyi gelebilir: Midenizi rahatlatmak için rezene ve anason, bedeninizi dinlendirmek için de melisa, papatya gibi bitki çaylarını 1-2 fincanı geçmeyecek şekilde tercih edebilirsiniz. Ayrıca kafeinli içeceklerden uzak durmalısınız” ifadelerini kullandı.<br />
Yemeklerin yavaş ve iyi çiğneyerek tüketilmesi&nbsp;gerektiğini&nbsp;savunan Yüksel, “Sofranızdaki yiyecekleri odağınız olmaktan çıkarmaya çalışın ve yemeklerinizi yavaş bir şekilde, iyice çiğneyerek ve bol sohbet ederek tüketmeye çalışın. Unutmayın ki sağlıklı bir başlangıç,&nbsp;yeni&nbsp;yılda&nbsp;sağlıklı alışkanlıkların temelini atmanıza yardımcı olabilir” değerlendirmesini yaptı.</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;">İHA</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 31 Dec 2023 11:32:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.ivrindigazetesi.com/images/haberler/2023/12/yeni-yilda-nasil-beslenilmesi-gerekiyor-1704008062.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Çocuklarda Üst Solunum Enfeksiyonları Arttı</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.ivrindigazetesi.com/haber/cocuklarda-ust-solunum-enfeksiyonlari-artti-17320</link>
                <guid>https://www.ivrindigazetesi.com/haber/cocuklarda-ust-solunum-enfeksiyonlari-artti-17320</guid>
                <description><![CDATA[Şehir Hastanesi Çocuk Enfeksiyon Hastalıkları Uzman Hekimi Belma Yaşar, havaların soğumasıyla birlikte hastanelere en sık başvuru nedeni olan akut üst solunum yolu enfeksiyonlarında önemli bir artış olduğunu belirterek, enfeksiyonlardan korunmak için özellikle el hijyenine çok dikkat edilmesi gerektiğini söyledi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;">Kış aylarında çocuklarda artış gösteren enfeksiyon hastalıklarında dikkat edilmesi gerekenler hakkında Manisa Şehir Hastanesi Çocuk Enfeksiyon Hastalıkları Uzman Hekimi Belma Yaşar bilgilendirmelerde bulundu. Yaşar, "Akut Üst Solunum Yolu Enfeksiyonları (ÜSYE); burun, boğaz, sinüsler ve solunum yollarını etkileyen ve genellikle viral bakteriyel patojenlerin neden olduğu enfeksiyonlardır. Havaların soğumasıyla birlikte, hastanelere en sık başvuru nedeni olan akut üst solunum yolu enfeksiyonlarında önemli bir artış oldu. </span></span></p>

<p><img alt="" src="https://www.ivrindigazetesi.com/public/images/detay/AW108227_01.jpg" style="height:442px; width:800px" /></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;">ÜSYE solunum yolu ile bulaştıkları için çocuklar özellikle kapalı ortamlarda, okullarda, kreşlerde enfeksiyonlara daha açık hale geliyorlar. Çocukların kreşe-okula ilk başladığı yıllarda bu enfeksiyonların sıklığı çok daha fazla olmaktadır. Şu an için ülkemiz genelinde sıklıkla Rhinovirüs, Respiratuar Sinsityal Virus (RSV), koronavirüs enfeksiyonları görülmektedir. Mevsimsel grip vakalarını da yavaş yavaş görmeye başladık. ÜSYE belirtileri genellikle öksürük, ateş, burun akıntısı, boğaz ağrısı olarak görülmektedir. Bu belirtiler etkene maruz kaldıktan sonraki 3-5 gün içinde ortaya çıkıyor, yaklaşık 7-10 gün kadar sürebiliyor. Kişinin bağışıklık sistemine bağlı olarak 3 haftaya kadar da uzayabiliyor. Enfeksiyonlardan korunmak için özellikle el hijyenine yani su ve sabunla el temizliği sağlamak çok önemlidir. Viral enfeksiyonlar büyük oranda vücudun kendi bağışıklık sistemiyle kendiliğinden iyileşiyor. Bolca istirahat etmek, yeterli miktarda sıvı almak, bol su içmek ve sebze meyve ağırlıklı beslenme ile bu süreci hızlandırabiliriz. Çocuklarda öksürük, ateş ,burun akıntısı, boğaz ağrısı gibi belirtiler olması halinde çocuk enfeksiyon hastalıkları ve çocuk hastalıkları polikliniklerine başvurabilirler" dedi.</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;">İHA</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 31 Dec 2023 10:30:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.ivrindigazetesi.com/images/haberler/2023/12/cocuklarda-ust-solunum-enfeksiyonlari-artti-1704007936.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Kış Aylarında Artan Uyuz Hastalığına Dikkat</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.ivrindigazetesi.com/haber/kis-aylarinda-artan-uyuz-hastaligina-dikkat-17318</link>
                <guid>https://www.ivrindigazetesi.com/haber/kis-aylarinda-artan-uyuz-hastaligina-dikkat-17318</guid>
                <description><![CDATA[Aktarlık yapan Koray Özkılıç, kış aylarında yaygınlaşan uyuzla ilgili uyarılarda bulunurken, hastalığa yakalanan vatandaşlara kükürtlü sabun ile ardıç katranlı ürünler kullanmalarını tavsiye etti.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;">Son dönemlerde salgın haline gelmesi nedeniyle gündem olan uyuz hastalığının soğuk havaların yaşandığı kış döneminde daha da yaygınlaştığı biliniyor. Şiddetli kaşıntılara neden olarak yaşam kalitesini düşüren cilt hastalığıyla ilgili bazı vatandaşlar kendince tedbir alırken, Eskişehir'de aktarlık yapan Koray Özkılıç, uyuzla ilgili bilgilendirmede bulundu. Özellikle Aralık ayına girilmesiyle kendilerinden kaşıntıya iyi gelen ürün talep eden kişi sayısının artışa geçtiğini söyleyen Özkılıç, kişisel temizliğin önemine ve kıyafetlerin yüksek sıcaklıkta yıkanmasının gerekliliğine dikkat çekti. Uyuz olan vatandaşlara kükürtlü sabun ile ardıç katranlı ürünler kullanmasını tavsiye eden Özkılıç, ayrıca şahtere, kırkkilit ve pıtırcık otunun da kaşıntıyı azaltacağını ifade etti.<br />
<br />
“Kişisel bakım ürünlerinin kimseyle paylaşılmaması lazım”<br />
Eskişehir'de uzun yıllardır aktarlık yapan Koray Özkılıç, kış aylarında havaların soğumasıyla uyuz hastalığının harekete geçtiğini belirtti. Uyuz hastalığının yaşam kalitesini ciddi anlamda düşürecek kadar kaşıntıya neden olduğuna vurgu yapan Özkılıç, “Uyuz kaşıntısı nedeniyle vatandaşlar hayatlarını idame ettirmekte zorlanır. Hastalığa yakalananların acil olarak kişisel temizliğine dikkat etmesi ve kıyafetlerinin hepsini belli bir sıcaklıkta yıkaması gerekir. Ancak bu noktada şöyle önemli bir detay var, tüm kıyafetleri yıkayıp dolapta 1 tanesini unutursanız ve onu giyerseniz hastalıktan kurtulduysanız bile yeniden başlar. Dolayısıyla bu tarz şeylere çok dikkat edilmeli. Kişisel bakım ürünlerinin de kimseyle paylaşılmaması lazım. Uyuz, umumi tuvaletlerden ve hamamlardan da çok hızlı bir şekilde yayılabilmektedir” dedi.<br />
<br />
“Bizlere uyuzla ilgili çok fazla gelip giden muzdarip vatandaş var”<br />
Uyuz hastalığına yakalananlara kükürtlü ve ardıç katranlı sabun, sprey ile şampuan kullanmalarını tavsiye eden Özkılıç, “Bu ürünler uyuzu baskılar. Ayrıca vücuda alacağımız şey ise şahtere, kırkkilit ve pıtırcık otu dediğimiz bu 3 ürün olacak. Bahsettiğim otlar kaşıntıyı ve kaşıntıya sebep olan dürtüyü azaltmak için içilebilir. Bizlere de uyuzla ilgili çok fazla gelip giden muzdarip vatandaş var. Uyuz gözden kaçırılmamalı, görmemezlikten gelinmemeli. Uyuz mikrobunun artmasındaki en büyük sebep, yurt dışından kaçak olarak gelenlerin aşısız olmamaları. Şahsen uyuz vakalarının onlardan dolayı artışa geçtiğine inanıyorum” şeklinde konuştu.</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;">İHA</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 31 Dec 2023 10:27:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.ivrindigazetesi.com/images/haberler/2023/12/kis-aylarinda-artan-uyuz-hastaligina-dikkat-1704007737.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Sünnet, HIV Enfeksiyonuna Karşı Koruyor</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.ivrindigazetesi.com/haber/sunnet-hiv-enfeksiyonuna-karsi-koruyor-17317</link>
                <guid>https://www.ivrindigazetesi.com/haber/sunnet-hiv-enfeksiyonuna-karsi-koruyor-17317</guid>
                <description><![CDATA[AIDS hastalığının erken tanı konulmasıyla uygulanacak tedavinin ardından sağlıklı yaşam sürdürmenin mümkün olduğunu anlatan Dr. Güliz Aydemir Acar, "Erkek sünnetinin HIV’den koruduğuna yönelik bilimsel olarak gösterilmiştir" dedi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;">Merkezefendi İlçe Sağlık Müdürlüğünde görevli Halk Sağlığı Uzmanı Dr. Güliz Aydemir Acar, “HIV/AIDS Hastalığı” hakkında bilgi vererek hastalıktan korunmak için neler yapılması gerektiğine değindi. Son yıllarda etkili ilaçlar ve tedaviye erişimin artması sonucu HIV/AIDS’den ölümlerin azaldığını belirten Uz. Dr. Güliz Aydemir Acar, fakat yeni vakaların ülkemizde ve Doğu Avrupa ülkelerinde artmaya devam ettiğini söyledi. Acar, “Çağımızın salgını diyebileceğimiz HIV/AIDS hastalığı 1981 yılından beri bütün ülkelerde yayılmaya devam etmektedir. Son 10 yılda yeni ve etkili ilaçlar, tedaviye erişimin artmasıyla HIV/AIDS’den ölümler yüzde 50 azalmasına rağmen, yeni vakalar ülkemizde ve Doğu Avrupa ülkelerinde artmaya devam etmektedir. Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre tüm dünyada 2022 yılı itibariyle 39 milyon kişi HIV ile yaşamaktadır. Ülkemizde vakaların geneli 25-29 ve 30-34 yaş grubu erkekler oluştursa da HIV/AIDS cinsiyet ve yaş fark etmeksizin tüm toplumu tehdit eden önemli bir halk sağlığı sorunudur. HIV virüsü bağışıklık sistemini zayıflatan böylece bireyi pek çok hastalık ve enfeksiyona açık hale getiren, cinsel yolla bulaşan kronik, bulaşıcı bir hastalıktır. HIV pozitif yani bu virüsü kanında taşıyanlar ortalama 8-10 yıl hiç belirti vermeden yaşayabilir ve virüsü başkalarına bulaştırabilir. AIDS, diğer adıyla "Edinsel Bağışıklık Yetmezliği Sendromu” bağışıklık hücrelerinin yüksek düzeyde tahrip olduğu, çeşitli kanser ve verem gibi ciddi hastalık tablolarının görüldüğü HIV’in ileri evresidir. HIV pozitif kişi erken tanı alır ve tedavi edilirse AIDS aşamasına ilerlemez, diğer kronik hastalıklara sahip kişiler kadar uzun yaşayabilir, hastalığı bulaştırma riski büyük ölçüde azalır” diye konuştu.<br />
<br />
HIV’den korunma yolları<br />
Halk Sağlığı Uzmanı Dr. Güliz Aydemir Acar, HIV’den korunmak için dikkat edilmesi gereken noktalara dikkati çekerek şu uyarılarda bulundu; “HIV korunmasız (prezervatif, kondom, kılıf, kaput) her türlü anal, vaginal ve oral cinsel temas, ortak kullanılan enjektör, steril edilmemiş cerrahi malzemeler, enfekte kan ve kan ürünleri, anneden bebeğe gebelikte, doğum sırasında ve emzirme ile bulaşabilmektedir. HIV’den korunmak için güvensiz ve korunmasız cinsel temastan kaçınmalı ve ilişki sırasında kondom (prezervatif, kaput, kılıf) kullanılmalıdır. Doğum kontrol ilaçlarının HIV’den koruyucu özelliği yoktur. İğne ve enjektörler ortak kullanılmamalı, dövme piercing, manikür ve pedikür gibi işlemler steril tek kullanımlık malzemeler ile yapılmalıdır. Tıbbi hizmet ve diş sağlığı hizmetleri Sağlık Bakanlığı tarafından onaylı kuruluşlardan alınmalıdır. Kimse ile kan kardeşi olunmamalıdır. Erkek sünnetinin HIV’den koruduğuna yönelik bilimsel olarak gösterilmiştir. HIV açısından riskli kişiler kamu ve özel sağlık kurumlarından HIV kan testi yaptırabilir. HIV testi kamu kurumlarında ücretsiz şekilde yapılmakta olup, kişinin damgalanmaya maruz kalmaması için kişinin bilgileri ve test sonuçları üçüncü kişiler ile paylaşılmaz” dedi.</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;">İHA</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 31 Dec 2023 07:26:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.ivrindigazetesi.com/images/haberler/2023/12/sunnet-hiv-enfeksiyonuna-karsi-koruyor-1704007662.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Uyuz Salgınında Tehlike Geçmedi, Vakalar Artıyor</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.ivrindigazetesi.com/haber/uyuz-salgininda-tehlike-gecmedi-vakalar-artiyor-17275</link>
                <guid>https://www.ivrindigazetesi.com/haber/uyuz-salgininda-tehlike-gecmedi-vakalar-artiyor-17275</guid>
                <description><![CDATA[Dermatoloji Uzmanı Asiye Yıldız, uyuz vakalarındaki artışın devam ettiğini ifade ederek, poliklinik hastalarının yüzde 30’unun bu vakaların oluşturduğunu söyledi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Hem Türkiye’de hem de dünyada son 5-6 yıldır uyuz hastalığında artış gözleniyor. Uyuz vakalarındaki artış ile birlikte klasik tedavilere dirençli uyuz vakalarında da belirgin bir artışın söz konusu olduğu uzmanlar tarafından belirtiliyor. Medicana Sağlık Grubu doktorlarından Dermatoloji Uzmanı Asiye Yıldız, 2014-2015 yıllarına kadar dermatoloji (cildiye) polikliniklerine haftada 1-2 tane tane uyuz hastası başvurmakta iken son 6-8 aydır nerede ise poliklinik hastalarının yüzde 30’unu uyuz vakalarının oluşturduğuna dikkat çekerek uyarılarda bulundu.</p>

<p>“Uyuz, derideki kan ve doku ile beslenir”</p>

<p>Uyuz hastalığı hakkında bilgi veren Medicana International Samsun Hastanesi doktorlarından Dermatoloji Uzmanı Asiye Yıldız, “Uyuz (scabies) hastalığının nedeni ‘sarkoptes scabi’ adı verilen bir parazittir. Bu parazit deri-deri aracılığı ile bulaşır ve derinin içinde tünel kazarak ilerler. Yumurtalarını bırakır. Deride, yaygın kaşıntıya neden olur. Bu parazit deri artıkları ve derimizdeki kan, doku sıvıları ile beslenir. Uyuz paraziti deride tünel açıp ilerledikçe deride kabartılar, içi su dolu kese oluşturur. Bu da kişide yaygın kaşıntıya neden olur. Uyuzda özellikle gece kaşıntısı daha belirgindir. El bileklerinde, göbek çevresinde, kadınlarda göğüs uçlarında, erkeklerde de genital bölge kaşıntısı daha belirgin olarak gözlenir. Özellikle bebeklerde ve küçük çocuklarda avuç içlerinde, ayak tabanında, saçlı deri ve yüzde de uyuz lezyonları gözlenir. Gece ve sıcak ortamda artan kaşıntılar kişilerin günlük hayatını ve uyku düzenini de olumsuz etkiler” dedi.</p>

<p>“Uyuz paraziti cansız ortamda 48 saat hayatta kalabilir”</p>

<p>Hastalığın bulaşma evresi hakkında uyarılarda bulunan Uzm. Dr. Asiye Yıldız, “Uyuz hastalığı insandan insana yakın temas ile bulaşır. Uyuz parazitinin bulaştığı kıyafet, havlu, çarşaf gibi eşyaların ortak kullanımı ile ve oturulan yerlerden bulaşır. 15-20 dakikalık yakın temas bulaşma için yeterlidir. El öpme veya tokalaşma gibi kısa süreli temas ile bulaşma olmaz. Bir kişiye uyuz bulaştığı zaman belirtilerin başlaması, yani kuluçka süresi 2-6 haftadır. Ancak bir kez uyuz geçirip, deri uyuz paraziti ile tanıştıktan sonra yeniden uyuz kapılır ise 2-3 günde de kaşıntı ve belirtiler başlar. Uyuz paraziti, bulaştığı eşyalarda, giysilerde yani cansız ortamda 36-48 saat canlı kalabilmektedir. O nedenle tedavide eşyaların temizliği de çok önemlidir. İnsan uyuzu hayvanlardaki uyuz ile aynı değildir. Deri yapısı farklı olduğu için insandan hayvana veya hayvandan insana geçmez” diye konuştu.</p>

<p>Hastalığın tedavisi</p>

<p>Tanı alan kişilerdeki tedavi uygulamasına da değinen Uzm. Dr. Yıldız, “Uyuz tanısı alan hastalar doktorunun önerdiği tedaviyi çok dikkatli bir şekilde uygulamalıdır. Sadece şikayeti olanlar değil aynı ev ortamında yaşayan tüm aile bireyleri, son 1 aydır görüşülen, aynı ortamı paylaşan akraba ve yakınları da tedavi olmalıdır. Uyuz paraziti bulaştıktan 2-6 hafta sonrasına kadar belirti vermeden deri içinde çoğalmaya ve tünel açmaya başlamış olur. Aynı gün tedavi uygulanmaz ise aile içinde sürekli bir bulaşma döngüsü oluşur. Tedavi doğru ve eksiksiz yapılsa bile ölen parazit artıkları, parçalanan yumurta artıklarının deride oluşturduğu duyarlılık nedeni ile 1-4 hafta daha kaşıntı şikayeti devam edebilmektedir. O nedenle telaşa kapılmadan verilen tedaviyi uygulamalı ve şikayeti devam eder ise doktoruna tekrar danışmalıdır” şeklinde konuştu.</p>

<p>İHA</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 30 Dec 2023 08:57:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.ivrindigazetesi.com/images/haberler/2023/12/uyuz-salgininda-tehlike-gecmedi-vakalar-artiyor-1703934316.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Artan Zatürre Vakalarına Karşı Uzmanı Uyardı</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.ivrindigazetesi.com/haber/artan-zaturre-vakalarina-karsi-uzmani-uyardi-17274</link>
                <guid>https://www.ivrindigazetesi.com/haber/artan-zaturre-vakalarina-karsi-uzmani-uyardi-17274</guid>
                <description><![CDATA[Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Adem Dirican, son zamanlarda artışa geçen zatürre vakaları ile uyarılarda bulunarak, "Hasta kişilerle yakın temastan kaçınılmalıdır. Çatal, kaşık, bardak ve havlu gibi malzemeler ortak kullanılmamalıdır. Bol sıvı alınmalı, düzenli beslenmeye özen gösterilmelidir" dedi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Zatürre vakalarının başta Çin olmak üzere birçok ülkede arttığına dikkat çeken VM Medical Park Samsun Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Adem Dirican, uyarılarda bulundu. Zatürre vakalarının Çin olmak üzere birçok ülkede artışa geçtiğini ifade eden Uzman Dr. Adem Dirican, "Ülkemizde son 1 ayda okulların açılması ve grip vakalarının artmasıyla iyice grip vakaları arttı. Bununla beraber zatürre ve kovid vakaları da görmüyor değiliz. Avrupa’da görülen bu zatürreden korkalım mı? Şu ana kadar çok korkacağımız bir vaka görmedik. Ölümcül vakalar değiller. Hepsi grip ve nezle kıvamında seyrediyor. Bazı vakalar uzuyor, uzadığından aklımıza başka patojenler geliyor. Grip ve nezle gibi başlayan vakalar eğer uzuyorsa 3. veya 4. günden sonra devam ediyorsa aklımıza zatürre geliyor. Genellikle hastalarda önce boğazım ağrıyor, sonra göğsüme iniyor şeklinde şikayetlerde geliyor. Çoğu vakalar hemen hemen ayakta tedavi ettiğimiz vakalardır. Şu anda yoğun bakım gerektiren grip sonrası zatürre vakalarına rastlamadık. Şimdilik korkacak bir şey yok gözüküyor. Bu vakalar neden arttı derseniz, 3 yıllık pandemi döneminde herkes evlerine kapandı. Bu sene hepimiz sosyalleştik. 3 yıllık nezle, soğuk algını birbirimize bulaştıracağımız kontenjanımızı bu sene kullanıyoruz. Bu haliyle normal ortalamadan biraz fazla görüyoruz" diye konuştu.</p>

<p>Grip ve zatürreden korunma</p>

<p>Uzm. Dr. Adem Dirican grip ve zatürreden korunma yollarıyla ilgili şunları söyledi:</p>

<p>"Bu mikroplar vücudumuza çeşitli yollardan girseler de hava yolu ile vücudumuza giren, gribal enfeksiyon ve zatürreye sebep olan mikropların ilk temas yeri ağız ve burnumuzdur. Bağışıklık sistemimiz vücudumuzu bakterilere, virüslere ve diğer yabancı maddelerin yaptığı hastalıklara karşı koruyan bir işleyiştir. Aşılar gribal enfeksiyonlara karşı önemli bir koruma yöntemi olsa da tek yöntem değildir. Bunun yanında hava yolu ile bulaşan hastalıklardan korunmanın altın kuralları diyebileceğimiz tedbirlere azami dikkat edilmelidir. Hasta kişiler öksürürken, aksırırken ağızlarını mendille, yoksa kolları ile kapatmalı, maske kullanmalıdırlar, yerlere tükürülmemelidir. Eller, yemekten öncesi, tuvaletten sonra, dışarıdan eve gelince sabun ve bol su ile 15-30 saniye iyice yıkanmalı, selamlaşırken tokalaşmak ve sarılmaktan kaçınılmalıdır. Kapalı ortamlardan mümkün olduğunca uzak durulmalı, bulunduğumuz mekanlar sık sık havalandırılmalıdır. Hasta kişilerle yakın temastan kaçınılmalıdır. Çatal, kaşık, bardak ve havlu gibi malzemeler ortak kullanılmamalıdır. Bol sıvı alınmalı, düzenli beslenmeye özen gösterilmeli, sofralarımızda özellikle C vitamini açısından zengin besinlere yer verilmesine özen gösterilmesi önemlidir. Özellikle uyku düzenine dikkat edilmeli. Yeterli ve düzenli uyku hem vücut direncini arttırır hem de hastalığın daha çabuk iyileşmesi için gereklidir. Stres de vücut direncini azaltıp kolay hastalanmaya sebep olur. Kaçınılması gereken bir faktör de strestir. Son olarak spor yapmak özellikle açık havada düzenli yürüyüş yapmak da bağışıklığın arttırılması için önemlidir."</p>

<p>İHA</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 30 Dec 2023 08:56:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.ivrindigazetesi.com/images/haberler/2023/12/artan-zaturre-vakalarina-karsi-uzmani-uyardi-1703934437.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Yılbaşı Sofrasında Sağlıklı Beslenmek Şart</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.ivrindigazetesi.com/haber/yilbasi-sofrasinda-saglikli-beslenmek-sart-17272</link>
                <guid>https://www.ivrindigazetesi.com/haber/yilbasi-sofrasinda-saglikli-beslenmek-sart-17272</guid>
                <description><![CDATA[Yeni bir yılı karşılamaya az bir süre kala yılbaşı sofraları için yapılan hazırlıklar devam ederken Memorial Kayseri Hastanesi Beslenme ve Diyet Bölümünden Uz. Dyt. Betül Merd; yılbaşı sofraları için önerilerde bulundu.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Uz. Dyt. Betül Merd; "Yılın son gününe erken başlanmalı ve sabah mutlaka kahvaltı yapılmalıdır" ifadelerini kullanarak akşam yemeğinden önce ise ara öğün yapılması gerektiğini aktardı. Merd; "Yılbaşı için yasaklarımız yok. O günü serbest olarak geçirebiliriz. Çünkü senede bir sefer olduğu için kutlayarak geçirmek daha güzeldir. Ama o günün sabahından başlayıp dengeli bir şekilde gidersek akşam bize sıkıntı olarak dönmez. Kahvaltıya yumurta ve peynirle başlayıp karbonhidratı biraz daha kısıtlı tuttuğumuz zaman alacağımız karbonhidratı akşama eklemiş oluruz. Bu da bize sıkıntı olarak dönmemiş olur. Yine gün içerisinde ara öğünler yaparak ilerlersek akşam hindi dolması gibi bir protein kaynağı yükleyeceksek eğer öğleni sebzeyle geçirmeniz daha sağlıklı olacaktır. Meyve tabakları ile geçireceğiniz bir akşam olacağı için gün içerisinde yiyeceğiniz meyveyi biraz daha kısıtlı tutmakta fayda var. Yine akşam en çok sofralarımızda olacak şeylerden bir tanesi olan kuruyemişi de kavrulmuş değil de çiğ olarak tercih edersek bu da yine sağlıklı bir atıştırmalık olacaktır. Yılbaşının ertesi günü de toparlamak açısından yine güne hafif başlayarak sebze ağırlıklı ürünler tüketerek ilerlerseniz bir önceki akşamın da karşılığını denkleştirmiş olacaksınız" diye konuştu.</p>

<p>İHA</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 30 Dec 2023 08:55:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.ivrindigazetesi.com/images/haberler/2023/12/yilbasi-sofrasinda-saglikli-beslenmek-sart-1703934646.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Yılbaşı Akşamının Tadını Sağlıkla Çıkarın</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.ivrindigazetesi.com/haber/yilbasi-aksaminin-tadini-saglikla-cikarin-17268</link>
                <guid>https://www.ivrindigazetesi.com/haber/yilbasi-aksaminin-tadini-saglikla-cikarin-17268</guid>
                <description><![CDATA[Gaziantep Özel ANKA Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Özge Başkülekçi, yeni yıla sağlıklı girebilmek için doğru beslenmenin önemli olduğunu dile getirdi. Başkülekçi, “Sofrada öncelikle midenizi yormayacak çorbayla başlangıç yapabilirsiniz. Ardından salatalar, zeytinyağlılar gibi sindirimi kolay yiyeceklerle devam etmelisiniz. Özellikle kızartma ve aşırı yağlı besinlerden mümkün olduğunca kaçınılmalıdır” dedi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;">Gaziantep Özel ANKA Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Özge Başkülekçi, yılbaşı gecesi yapılan beslenme hatalarının sağlık sorunlarına zemin hazırlayabildiğini belirtti.</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;">ANKA Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Özge Başkülekçi, “Her türlü lezzetin bir arada bulunduğu, özenle hazırlanmış yılbaşı sofralarındaki sınırsız yiyecek ve içecek tüketimi, sağlık sorunlarına neden olabilir. Yılbaşı gecesinde ani ve aşırı besin tüketimi, vücudunuzu zorlayarak dengenizi bozar. Bu nedenle yeni yılı sağlıkla karşılayabilmek için beslenmeye dikkat etmek gerek. Sofrada öncelikle midenizi yormayacak çorbayla başlangıç yapabilirsiniz. Ardından salatalar, zeytinyağlılar gibi sindirimi kolay yiyeceklerle devam etmelisiniz. Ana yemekte kırmızı et yerine ızgara veya fırında balık, tavuk, hindi tüketilebilir. Özellikle kızartma ve aşırı yağlı besinlerden mümkün olduğunca kaçınılmalıdır” dedi.</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;">“Yağlı mezelerden kaçının “</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;">Yılbaşı sofralarının olmazsa olmazının mezeler olduğunu dile getiren Diyetisyen Başkülekçi, “Yeni yıl menüsüne meze çeşitleri eklenecekse aşırı yağ içeren ve mideyi zorlayacak mezelerden kaçınılmalı, mezeler yoğurtlu, az yağlı, mümkünse zeytinyağlı olmalıdır" ifadelerini kullandı.</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;">“Tatlı tüketiminde aşırıya kaçmayın”</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;">Diyetisyen Başkülekçi, tatlı tüketiminde de aşırıya kaçılmaması gerektiği konusunda uyarılarda bulunarak, “Tatlı, yüksek enerji içerdiğinden ve kan şekerinin hızla yükselmesine neden olduğundan yemekten hemen sonra tüketilmemelidir. Eğer tüketilmek isteniyorsa yemekten 2-3 saat sonra ara öğün olarak tercih edilebilir. Kalorisi yüksek kıvamlı tatlılar yerine sütlü veya meyveli tatlılar tüketilmelidir. Yılbaşı gecesi yağ içeriği oldukça yüksek kuruyemiş tüketiminin 1 avucu geçmemesine de dikkat edilmelidir "diye konuştu.</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;">İHA</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 30 Dec 2023 16:28:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.ivrindigazetesi.com/images/haberler/2023/12/yilbasi-aksaminin-tadini-saglikla-cikarin-1703928760.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Aile Terapisinin Çiftler Üzerindeki Etkileri</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.ivrindigazetesi.com/haber/aile-terapisinin-ciftler-uzerindeki-etkileri-17264</link>
                <guid>https://www.ivrindigazetesi.com/haber/aile-terapisinin-ciftler-uzerindeki-etkileri-17264</guid>
                <description><![CDATA[Eskişehir’de faaliyet gösteren Özel Ümit Vişnelik Hastanesi’nde görev yapan Klinik Psikolog Gonca Malkoç Arı, aile terapisinin çiftler üzerindeki etkilerini ve önemini anlattı. Malkoç Arı, aile ve çift terapisinin temel amacının, çiftlerin karşılaştıkları zorlukları ele almak, çözümler üretmek ve aile üyelerinin sağlıklı bir şekilde değişim ve gelişim geçirmelerini sağlamak olduğunu ifade etti.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Özel Ümit Vişnelik Hastanesi’nde görev yapan Malkoç Arı, çiftlerin belirli dönemlerde karşılaştıkları çatışmalar ve zorluklarla baş etmekte güçlük yaşayabileceğini belirtti. Malkoç Arı, aile ve çift terapisinin temel amacının, çiftlerin karşılaştıkları zorlukları ele almak, çözümler üretmek ve aile üyelerinin sağlıklı bir şekilde değişim ve gelişim geçirmelerini sağlamak olduğunu ifade etti. İletişim problemleri, evlilik sorunları, ekonomik sıkıntılar, çocuklarda görülen davranış bozuklukları ve okul problemleri, anksiyete ve depresyon gibi ruh sağlığı sorunlarında aile ve çift terapisinin etkili bir destek olabileceğini belirten Gonca Malkoç Arı, aile ve çift terapisinin sadece mevcut sorunların çözümüne değil, aynı zamanda yasal süreçlerde de etkili olduğuna dikkat çekti. Ayrıca Malkoç Arı, boşanma davalarında mahkeme tarafından çiftlere terapi önerisinin sıkça yapıldığını ifade etti.</p>

<p>“Aile ve çift terapisinde amaç eşlerin bu yaşadıkları problemleri ele almak, bunlara çözümler üretmek”</p>

<p>Aile ve çift terapilerinin, boşanma sürecinin öncesinde çiftler arasındaki çatışmaların çözümüne yardımcı olduğunu hem de boşanma sonrası etkileri azaltmada önemli bir rol oynadığını vurgulayan Malkoç Arı, “Eşler belirli dönemlerde çatışmalar ve güçlükler yaşayabilmektedir. Aile ve çift terapisinde amaç eşlerin bu yaşadıkları problemleri ele almak, bunlara çözümler üretmek. Daha çok aklımıza ilk etapta evli çiftler geliyor ama bunun haricinde nişanlı çiftler ve sevgili çiftler de bize çok sayıda başvuruda bulunabiliyorlar. Evlilik problemleri, iletişim problemleri, boşanmalar, çocuk ve ergenlerde görülen davranış bozuklukları, okul problemleri, ekonomik güçlükler, anksiyete ve depresyon gibi ruh sağlığı bozukluklarında aile ve çift terapisi içinden faydalanabiliyoruz. Ülkemizde özellikle son yıllarda, aile ve çift terapisine karşı önem giderek artmaktadır. Baktığımızda özellikle aile mahkemelerinde boşanma davası gibi süreçlerde aile ve çift terapisti öneriliyor. Bizler aslında ekonomik problemler, günlük rutin işlevsel güçlüklerin yanı sıra aslında eşlerin birbirleriyle yaşadıkları iletişim problemleri sebebiyle daha çok bizlere geliyorlar. Ve bu iletişim odaklı yaptığımız çalışmalarla eşlerin aslında birbirlerine karşı olan baş etme stratejilerini geliştirip, bunların ve bu iletişim problemlerine günlük rutinlerini de baş etme becerileri olarak kullanmalarını sağlıyoruz. Gelen danışmanlarımızdan ve gerçekten çok olumlu bir şekilde ayrılan kişiler de oluyor. Çiftler bize bireysel olarak da gelebilir. Eşiyle birlikte ya da boşanmış eski eşleriyle birlikte de katılım sağlayabiliyorlar. Seanslarımız da burada baktığımızda aslında her iki eşin de yaşadığı güçlükler ele alınıyor ve bunlara çözüm aslında üretmek amaçlanıyor. Çünkü artık yeni bir yaşam modeli var. Ortam değişikliği var. Aslında çiftlerin de bu adaptasyon süreçlerine odaklanmaları için bir çalışma yapıyoruz” dedi.</p>

<p>İHA</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 30 Dec 2023 07:38:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.ivrindigazetesi.com/images/haberler/2023/12/aile-terapisinin-ciftler-uzerindeki-etkileri-1703925616.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Elektronik Sigara Bağımlılık Yapıyor</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.ivrindigazetesi.com/haber/elektronik-sigara-bagimlilik-yapiyor-17263</link>
                <guid>https://www.ivrindigazetesi.com/haber/elektronik-sigara-bagimlilik-yapiyor-17263</guid>
                <description><![CDATA[Elazığ Fethi Sekin Şehir Hastanesinde görevli doktor öğretim üyesi Cebrail Azar, "Özellikle gençler arasında elektronik sigara bağımlılığı yaygınlaşmakta. Daha önce sigara içme öyküsü olmadan direkt elektronik sigara ile bağımlılık gelişmektedir. ABD’de yapılan bir araştırmaya göre, her 4 gençten birisi elektronik sigara kullanmaktadır. Çünkü içerisinde bağımlılık yapacak nikotin maddesi var" dedi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Elazığ Fethi Sekin Şehir Hastanesinde görevli doktor öğretim üyesi olarak görev yapan Cebrail Azar, son dönemde özellikle gençlerin kullandığı elektronik sigara hakkında değerlendirmelerde bulunarak elektronik sigaradan uzak durulması gerektiğini aktardı. Sigaranın tüm dünyada yılda 8 milyondan fazla insanın ölümüne neden olan küresel bir halk sağlığı problemi olduğunu kaydeden Azar, "Sigaraya bağlı akciğer hastalıklarını çok sık görmekteyiz. Özellikle KOAH hastalığı gelişiminde ve birçok akciğer hastalığı gelişiminde çok büyük rol oynamaktadır. Sadece kısa vade veya uzun vade olarak değerlendirdiğimizde birçok sistemi etkilediğini görebiliriz. Kalp ve damar hastalıklarının en büyük risk faktörlerinden birisi yine sigaradır. Kalp ve damar hastalıkları, kalp krizleri ve birçok sistemi etkileyip kanserler gelişmektedir. En çok da akciğer kanserlerinde bir risk artışı vardır. Özellikle akciğer kanserlerinde yüzde 90’a yakın sigara en büyük risk faktörü olarak görülmektedir. Bunun dışında da günlük hayatta sigara mamulleri kullananlarda öksürük, balgam ve hışıltı gibi şikayetler de mevcuttur. Günümüzde özellikle son 20 yılda popülerliği artan insanların ellerinde artık sıkça gördüğümüz elektronik sigara diye yeni bir salgınla karşı karşıyayız. Elektronik sigaraya bağlı öksürük, nefes darlığı ve balgam gibi şikayetler gelişmektedir. Elektronik sigaranın ortaya çıkış argümanı sigarayı ve tütün mamullerini bırakmak için bir yöntem olarak sunuldu ama yıllar içerisinde görüldü ki kendisi başlı başına bir bağımlılık ortaya koymaktadır. Özellikle gençler arasında elektronik sigara ile nikotin bağımlılığı başlamaktadır. ABD’de yapılan bir araştırmaya göre, her 4 gençten birisi elektronik sigara kullanmaktadır. Çünkü içerisinde bağımlılık yapacak nikotin maddesi var. Nikotin bağımlılık yapma potansiyeli çok yüksek olan bir maddedir. Esas olarak da insanlara sürekli sigara içme dürtüsü veren, sigara içtiğinde de mutluluk hissi veren maddedir. Dolayısıyla elektronik sigarada da nikotin var ve bu oran normal sigaradan daha fazla oranda. İnsanlar elektronik sigarayı kullandığında vücutlarına daha fazla nikotin almaktadırlar. Nikotinin kendisi zehirli bir maddedir. Esasen bir paket sigaranın içerisinde bulunan nikotin saflaştırıldığında elde edilecek miktarı insanları öldürmeye yeterlidir. Bunları yudum yudum aldıkları için ölümler hemen gelişmiyor. Sigaranın içerisinde bulunan kanserojen maddeler bir süre sonra vücutta kanser hücrelerini ortaya çıkarmaktadır" diye konuştu.</p>

<p>"Elektronik sigara akciğerlerde buzlanmaya sebep oluyor"</p>

<p>Tütün ve sigaranın geçmişinin çok daha eski olduğu için yıllar içerisinde sigaranın zararlarının tespit edildiğini de aktaran Azar, "Bütün sigara paketlerinin üzerinde sigaranın sağlığa zararlı olduğu, öldürücü olduğu ve çeşitli kanserler ve hastalıklarla ilişkili olduğu yazılmaktadır. Ancak elektronik sigarada ise bu durum yeni. 20 yıllık bir geçmişten bahsettik. Dolayısıyla her gün elektronik sigaraya bağlı hastalıkların havuzu dolmaktadır. Mesela elektronik sigara akciğerde buzlanmaya sebep oluyor. Bu insanlarda öksürük, nefes darlığı, halsizlik gibi şikayetlere neden olmaktadır. Buzlanmanın başka bir hastalıktan olmadığını ve elektronik sigaradan kaynaklı olduğunu ispatlayabiliyoruz. Elektronik sigara kullanan kişilerin akciğerinde hasara neden oluyor ve akciğer fonksiyon kaybına neden olabiliyor. Bu noktada özellikle gençlere yönelik reklamlarının yapılması, sigaradan daha az zararlı veya zararlı değil gibi söylemler gerçeği yansıtmamaktadır. Zaten elektronik sigaralar dünyada ve Türkiye’de Sağlık Bakanlığı tarafından ruhsat verilmeyen bir mamuldür. Elektronik sigara insanlara sigarayı bırakmaları için bir yöntem olduğu söylense de bu yöntemle sigarayı bırakmaya çalışan insanların çok da başarılı olmadığını görmekteyiz. Çevremizde hem sigara içenler hem de elektronik sigara içenleri görebiliyoruz. Elektronik sigaranın, sigara dumanı gibi etraftaki insanları çok rahatsız etmemesi ve her ortamda içilme durumu olduğu için dışarıda normal sigarayı içtikten sonra kapalı ortamlarda da insanlar elektronik sigarayı kullanmaktadırlar. Elektronik sigarada nikotin olduğu için kendilerini mutlu hissettiriyor. Tabii ki geçici ve nikotin alınmadığı zaman kişilerde yine bir arayış sinirlilik huzursuzluk hali olacaktır. Bu diğer bağımlılık yapan maddelerle benzer durumdur" şeklinde konuştu.</p>

<p>İHA</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 30 Dec 2023 08:37:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.ivrindigazetesi.com/images/haberler/2023/12/elektronik-sigara-bagimlilik-yapiyor-1703925692.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Uzmanından Yeni Yılda Motivasyonu Artıracak 7 Öneri</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.ivrindigazetesi.com/haber/uzmanindan-yeni-yilda-motivasyonu-artiracak-7-oneri-17253</link>
                <guid>https://www.ivrindigazetesi.com/haber/uzmanindan-yeni-yilda-motivasyonu-artiracak-7-oneri-17253</guid>
                <description><![CDATA[Yeni yıla yönelik planların sürdürülebilir olmasına dikkat edilmesi gerektiğini söyleyen Uzman Klinik Psikolog Sinem Duman, “Yeni yıla girerken gerçekçi hedefler koyarak, gerçekçi planlar yapmamız gerekmektedir. Bu şekilde motivasyonumuzu daha yüksek tutabiliriz. Yeni yıldan beklentilerimizi gerçekçi planlamazsak, hayal kırıklıklarına uğrayabiliriz. Hatta bu durum depresyona kadar gidebilir” dedi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Yeni yılın birçoğumuzun içinin heyecanla kaplanmasına neden olan, yeni umutlara yelken açılan bir dönem olduğunu ifade eden İSÜ Medical Park Gaziosmanpaşa Hastanesi’nden Uzman Klinik Psikolog Sinem Duman, “Yeni yıl heyecanın birçok sebebi olabilir. Yeni başlangıçlar, yeni hedefler, tatil planları, yeni bir beslenme programı, yeni spor hedefleri gibi aklımıza gelebilecek birçok plan bu iç kıpırtısının sebebi olabilir” diye konuştu.</p>

<p>“Temiz bir sayfa açma isteği yaşanır”</p>

<p>Yeni yılın başlı başına bir motivasyon kaynağı olduğunu dile getiren Uzm. Klnk. Psk. Duman, “Herkesin motivasyon kaynağı kendine özeldir. Kimisi için ailesinden bireyler motivasyon kaynağı olabilirken kimisi için yeni alınmış bir kalem bile motivasyon kaynağı olabilir. Fakat yeni yıl, genel olarak birçok insan için motivasyon kaynağıdır. İçimizdeki temiz bir sayfa açma isteğini, geçmiş yıldaki yaşanmışlıkları unutma ihtiyacımıza karşı motive olmamıza yardımcı olmaktadır. Ancak tabi ki hayatımızda her zaman her şey yolunda gitmeyebilir. En başta bu temiz sayfayı açarken geçmiş travmalarımız da bizi tetikleyebilir. Unutmayalım ki, her şeyin üstesinden tek başımıza gelmek zorunda değiliz. Bir ruh sağlığı uzmanı ile iş birliği içinde ilerleyebiliriz” ifadelerini kullandı.</p>

<p>“Beklentileriniz gerçekçi olmalı”</p>

<p>Plan yaparken motivasyonlarımızın da gerçekçi olması gerektiğini işaret eden Uzm. Klnk. Psk. Duman, “Yeni yıla girerken gerçekçi hedefler koyarak, gerçekçi planlar yapmamız gerekmektedir. Bu şekilde motivasyonumuzu daha yüksek tutabiliriz. Yeni yıldan beklentilerimizi gerçekçi planlamazsak, hayal kırıklıklarına uğrayabiliriz. Hatta bu durum depresyona kadar gidebilir” dedi.</p>

<p>“Yeni yıl depresyona dönüşmesin”</p>

<p>Yeni yılda gerçekleşmeyen veya beklentilerin uç noktalarda olduğu hedeflerin bazı kişilerde depresyona da yol açabileceğine dikkat çeken Uzm. Klnk. Psk. Duman, depresyona yatkınlık ve altta yatan sorunların önemli etkenler olduğunu vurgulayarak risk altındaki kişileri şöyle sıraladı: “Stresli yaşam olayları olan kişiler, ailede depresyon öyküsü olan kişiler, alkol ve madde kullanımı olan kişiler, sosyal desteğin olmaması, eşlik eden anksiyete, pospartum dönem, erken ebeveyn kaybı, işsizlik, çocukluk döneminde cinsel veya fiziksel kötü davranılma öyküsü, tıbbi hastalıklar, hormonal değişiklikler, kişilik yapısı, bazı ilaçları kullananlar.”</p>

<p>“Planlarınız sürdürülebilir olmalı”</p>

<p>Uzm. Klnk. Psk. Duman, yılbaşı planlarının sürdürülebilir olması için dikkat edilmesi gerekenleri şöyle sıraladı: “Gerçekçi hedefler koyun: Bir plan yaparken öncelikle hedef belirlememiz gerekmektedir. Hedef belirlerken de işlerimizi kolaydan zora doğru sıralamalıyız. Ama en önemlisi, gerçekçi hedefler koymamız gerekmektedir. Yeteneklerimizin üstünde, gerçekleşmesi mümkün olmayan hedefler koyarsak çabuk yorulup kolay pes edebiliriz.</p>

<p>Zamanı doğru kullanın: Diğer önemli bir unsursa zamanı doğru şekilde kullanabilmemizdir. Yani mola vermeden verimsiz bir şekilde zamanımızın çoğunu o iş üzerinde geçirmek yerine kendimize dinlenecek zaman tanıyıp zamanı verimli bir şekilde kullanmamız daha doğru olacaktır.</p>

<p>Stratejinizi iyi belirleyin: İyi bir strateji belirleyerek planlama yapmamak, başarısızlığa plan yapmaktır. Yemek yapacaksak, bir yemek tarifine ihtiyacımız vardır. Bunların göz ardı edilmesi, rotasız bir geminin seyahatine benzer.</p>

<p>Planlarınız esnek olsun: Planlarımızı esnek tutmaya çalışmamız gerekmektedir. Biliyoruz ki, hayatın ne getireceğini her zaman kestiremeyiz. Bu sebeple planlarımızın gerektiğinde revize edilebilir şekilde olması önemlidir.</p>

<p>Motivasyonunuzu yüksek tutun: Motivasyon her konuda olduğu gibi yeni yıl beklentileri konusunda da oldukça önemlidir. Kendinize motive edici notlar almanız bu konuda yardımcı olabilir. Unutmayalım ki, emeklemeden koşamayız. Yani küçük adımlarla başlayarak, büyük hedefe adım adım ulaşabiliriz.</p>

<p>Dileklerinizi somutlaştırın: Örneğin tatile gitmek istiyorsunuz ve 2024’ten yurt dışı tatili dilediniz. Somutlaştırılmamış hedefler kulağa uzak gelebilir. Bunun için takviminizi açın ve tatil günlerinize göre gitmek istediğiniz ülkeyi seçin. Mesela bayram tatilinde Roma’ya gitmek istiyorum gibi. Böylelikle dileğinize bir adım daha yaklaşmış olduğunuzu hissedecek ve daha da motive olacaksınız.</p>

<p>Öğrenilmiş çaresizlikten uzak durun: Geçmiş yıllarda gerçekleşmeyen dileklerin bu yıl da olmayacağı inancı öğrenilmiş umutsuzluk durumudur. Kişiler ’Yaptım olmuyor, o halde umut etmenin anlamı yok’, ’denedim yenildim’ gibi ifadelerde bulunabilirler. Halbuki, ‘denedim yenildim’ diyenler yerine ‘yenildikçe deneyen’ insanlar olmalıyız. Yenilmekte de öğrenilecek çok şey vardır.”</p>

<p>İHA</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 30 Dec 2023 08:37:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.ivrindigazetesi.com/images/haberler/2023/12/uzmanindan-yeni-yilda-motivasyonu-artiracak-7-oneri-1703922216.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Uzmanlardan Yılbaşı Uyarısı: &#039;Kozmetik Hediyelere Dikkat &#039;</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.ivrindigazetesi.com/haber/uzmanlardan-yilbasi-uyarisi-kozmetik-hediyelere-dikkat-17215</link>
                <guid>https://www.ivrindigazetesi.com/haber/uzmanlardan-yilbasi-uyarisi-kozmetik-hediyelere-dikkat-17215</guid>
                <description><![CDATA[Uzmanlar, yılbaşı gibi hediye ve alışveriş yoğunluğu yaşandığı özel günlerde piyasada dolaşımı artan sahte kozmetik ürünlere dikkat çekiyor. Sahte ürün kullanımında kalıcı sağlık ve cilt sorunlarıyla karşı karşıya kalınabileceği konusunda vatandaşları uyaran uzmanlar bu tür ürünleri orijinalinden ayırt etmenin püf noktalarını anlattı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Kozmetik ve Temizlik Ürünleri Sanayicileri Derneği verilerine göre, Türkiye kozmetik sektöründe toplamda 150’den fazla ülkeye ihracat yaparak yıllık yaklaşık 1.5 milyar dolarlık ticari hacme ulaştı. Sektörde oluşan talep ve büyük maddi kazanç sonrası Sağlık Bakanlığı Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu (TİTCK) tarafından denetim ve incelemeler yapıldı. Yapılan denetim ve incelemelerde birçok kozmetik ürünün teknik düzenlemeye aykırı ve güvensiz olduğu ortaya çıktı. Bakanlık tarafından bu firmalara milyonlarca lira ceza kesilirken, sahte ürünler kolluk güçleri tarafından el konularak imha ediliyor. Türkiye’de bir kozmetik ürünün satışa sunulabilmesi için Sağlık Bakanlığına kayıt yaptırılması, mikrobiyolojik, fiziksel ve kimyasal analizlerinden geçirildikten sonra güvenlik değerlendirme raporlarının tamamlanması gerekiyor.</p>

<p>“Hediye kozmetik riskli”</p>

<p>Güzellik ve cilt uzmanı Arzu Dağtaş, orijinalinden ayırt edilmesi çok zor olan birçok kozmetik ürünün piyasada dolaşımının arttığına ve bunların geri dönüşü olmayan ciddi sağlık sorunları oluşturabileceğine dikkat çekti. Yılbaşı gibi özel günlerde hediye edilen ürünlerin takibinin zor olduğunu vurgulayan Dağtaş “Nereden alındığını bilmediğimiz hediye ürün risklidir, dikkatle incelemeliyiz. Tüm denetimlere rağmen orijinal ürün ve markaların kopyası, ancak içerikleri farklı olan sahte cilt bakım ürünleri piyasada oldukça yaygın. Sahte cilt bakım ürünleri, cildimize çok büyük kalıcı zararlar verebilir, hatta yaşamımızı bile tehlikeye sokabilir. Orijinal ürünlerden çok daha ucuz olduğu için tercih edilen sahte ürünler sağlığımız açısından bize pahalıya patlayabilir. Yüksek kur ve enflasyon nedeniyle sektörde ürün, cihaz, hammadde ve vergiler yüksek maliyetler doğuruyor. Bu maliyetler mecburen ürünlere yansıyor. Maalesef ekonomik olarak sıkıntıda olan insanlar cilt sağlığını öncelik olarak görmüyor ve öteleyebiliyorlar. Vatandaşlarımızı tekrar uyarıyorum, bir ürün normalden çok ucuz ise mutlaka risklidir. Sağlığınızı önemsiyorsanız bu tür sahte ürünlere karşı çok dikkatli olmalı, satın alırken ürünü mutlaka detaylı incelemeli, eczaneler, güvenilir ve onaylı internet siteleri gibi yerlerden satın almalısınız” dedi.</p>

<p>Sahte bakım ürünlerinin nasıl anlaşılacağı hakkında uyarılarda bulunan Arzu Dağtaş, “Ambalajlar ve içerisindeki ürün iyi incelenmeli. Ürünler orijinalliği ve son kullanma tarihi kontrol edilerek sadece güvenilir yetkili satıcılardan, mağazalardan veya web sitelerinden alınmalı. Cilt bakım ürünlerinin fiyatına, kampanyalara, indirimlere dikkat edilmeli. Sahte ürünler, orijinal ürünlerden çok daha ucuz olabilir. Aşırı fiyat farkı uyarı olarak değerlendirilmeli. Cilt bakım ürünlerini kullanırken reaksiyonları yakından gözlemlemek gerekir. Cildimizde ağrı, yanma, kaşıntı, kızarıklık, döküntü, şişlik, kuruluk, leke, akne, enfeksiyon, yara, egzama, dermatit, alerji, hassasiyet gibi çeşitli belirtiler oluşabilir. Bunları uyarı olarak değerlendirin. Eğer sıra dışı beklenmedik bir durumla karşılaşırsanız hemen ürün kullanımını keserek bir doktora görünmelisiniz” şeklinde konuştu.</p>

<p>İHA</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 29 Dec 2023 08:28:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.ivrindigazetesi.com/images/haberler/2023/12/uzmanlardan-yilbasi-uyarisi-kozmetik-hediyelere-dikkat-1703847554.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Okul Çantası Ne Kadar Ağır Olmalı</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.ivrindigazetesi.com/haber/okul-cantasi-ne-kadar-agir-olmali-17204</link>
                <guid>https://www.ivrindigazetesi.com/haber/okul-cantasi-ne-kadar-agir-olmali-17204</guid>
                <description><![CDATA[Eskişehir Fizyomer Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Tıp Merkezi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Nurhan Barutçu, okul çağındaki çocukların çanta kullanımında dikkat edilmesi gerekenleri anlatırken, yanlış kullanımların omurga eğriliği, eğik duruş ve yürüyüş bozukluklarına sebep olacağını söyledi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Son yıllarda omurga eğriliği, duruş ve yürüyüş bozuklukları, omurga, boyun, sırt ile bel ağrıları görülen hasta sayısı arttı. Özellikle genç yaşlarda sıklıkla görülmeye başlayan bu rahatsızlıkların çanta kullanımındaki hatalardan kaynaklandığı ortaya çıktı. Eskişehir Fizyomer Terapia Fizik Tedavi Merkezi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Nurhan Barutçu, ailelerin ve çocukların çanta kullanımında nelere dikkat etmesi gerektiğini açıkladı. Sağlıksız bir şekilde çanta kullanımında ortaya çıkan rahatsızlıkların ciddi boyutlarda olabileceğine dikkat çeken Barutçu, “Okul çağındaki çocuklarda çanta kullanımı ve çanta seçimindeki hatalar sıklıkla karşımıza çıkıyor. Büyüme çağındaki çocuklarda kendi ağırlıklarıyla orantılı olmayan ağırlıktaki çantalar, omurga gelişimi açısından risklidir. Ağır çanta kullanımı eklem, kas ve ligamentte gerginlik ile zorlanmalara sebep olarak; omurga, boyun, sırt ve bel ağrılarına, eğik duruşa, yürüyüş bozukluğuna ve ‘skolyoz’ olarak bilinen omurga eğriliklerine sebep olabilir. Çocuklarımız ağır çantaları taşıyabilmek için omurgalarını zorlayabilirler ve bunun farkında olmayabilirler. Bu nedenle çocuklarımıza sırt ağrıları olup olmadığı sorulmalıdır” dedi.</p>

<p>“Çantanın dolu ağırlığı çocuğun ağırlığının yüzde 15’ini geçmemeli”</p>

<p>Okul çantası hazırlanırken gerekli malzemelerin bazı dönemlerde çok fazla olduğunu dile getiren Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Nurhan Barutçu, bu ağırlıkların olabildiğince azaltılması gerektiğini söyledi. Öğrencilerin gerekmediği durumlarda ağır kitaplarını yanlarında taşımamasının da önemli bir önlem olabileceğinin altını çizen Barutçu, “Çocukların duruşu sık sık gözlemlenmelidir. Her iki omuz yüksekliğinin eşit olup olmadığı ya da kamburluğu var mı gibi durumlar gözlemlenmelidir. Bu gibi durumlarda problem olduğu takdirde uzmana başvurulmalıdır. Çanta seçimine gelirsek, çantaların askıları geniş, dolgulu ve yumuşak olmalıdır. İnce ve uzun askılı çantalar omuz kaslarında ve sinirlerde ezilmelere sebep olarak kollarda uyuşma, karıncalanma ve ağrılara sebep olabilir. Omuz askılarını ayarlarken çanta sırt ve bele tam olarak temas etmelidir. Bu şekilde çanta 5 santimetre yukarıda kalacak şekilde omuz askısından ayarlanmalıdır. Ayrıca bel yastığı ve kemeri olan çantalar daha uygundur çünkü bel yastığı olan çantalar ayakta dururken yükün daha iyi dağılmasına sebep olarak omurgaya binen yükü azaltır. Çocuklarımızın çanta askıları sıklıkla gevşeyebilir, eğer askılar gevşerse çantanın yükü omurgaya daha çok biner, bu yüzden sıklıkla kontrol edilmelidir. Bunun yanında tek omuzda çanta taşımak omurga eğriliğine yani skolyoza sebep olabilir. Çantalarımızın ağırlığı da kendi boş ağırlığı da fazla olmamalıdır. Çantanın dolu ağırlığı, çocuğun ağırlığının yüzde 15’ini geçmemelidir. Bu ağırlık ilkokul çocuklarında 3-4 kilo; daha büyük çocuklarda ise 5 -8 kilogram arasında olmalıdır. Çantaların ağırlıklarını sıklıkla azaltmaya çalışmalıyız” şeklinde konuştu.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 29 Dec 2023 08:33:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.ivrindigazetesi.com/images/haberler/2023/12/okul-cantasi-ne-kadar-agir-olmali-1703835706.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Evde Egzersiz Yapmanın Faydaları</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.ivrindigazetesi.com/haber/evde-egzersiz-yapmanin-faydalari-17200</link>
                <guid>https://www.ivrindigazetesi.com/haber/evde-egzersiz-yapmanin-faydalari-17200</guid>
                <description><![CDATA[Fiziksel hareketsizliğin, dünya genelinde yaşam kayıpları risk faktörleri arasında dördüncü sırada, çağımızın yaygın hastalıklarından obezitenin ise ana nedenlerinden. SANKO Üniversitesi Tıp Fakültesi Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Ana Bilim Dalı’ndan Dr. Öğr. Üyesi Mehmet Emre Kurtgil, ev egzersiz programının kas kütlesinin ve gücünün yeniden kazanılmasına yardımcı olduğunu söyledi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Fiziksel hareketsizliğin, dünya genelinde yaşam kayıpları risk faktörleri arasında dördüncü sırada, çağımızın yaygın hastalıklarından obezitenin ise ana nedenlerinden olduğunu belirten Dr. Öğr. Üyesi Kurtgil, “Artık şeker (diyabet), tansiyon, kalp ve damar hastalıkları, kireçlenme, kemik erimesi (osteoporoz), kan yağlarında yükselme (hiperlipidemi) vb. pek çok hastalıkta yalnızca ilaç tedavisi yeterli olmamaktadır” dedi.</p>

<p>Hastaların dikkat etmediğinde ve egzersiz yapmadıkları sürece hastalıklarını kontrol altına alamadığını kaydeden Dr. Öğ. Üyesi Kurtgil, “İyileşme ve rehabilitasyonun temelini fizik tedavi oluşturmakla birlikte, en iyi sonucu almak için evde egzersiz vb. tamamlayıcı bir program önemlidir” şeklinde konuştu.</p>

<p>Evde egzersizin önemi</p>

<p>“Egzersiz yapmayı sürdürmezseniz, zaman kaybetmeniz yanında dolaşımınız yavaşlar, iltihaplanma tekrarlar, sertlik başlar, kas kütlesi ve gücünde hızlı kayıplar olur” diyen Dr. Öğr. Üyesi Kurtgil, “Kas atrofisi, hareketsiz olduğunuz her an meydana gelir. Kaslarınızı düzenli olarak kullanmadığınızda parçalanmaya başlarlar. Ev egzersiz programıyla fizik tedavi, kas kütlesini ve gücünü yeniden kazanmanıza yardımcı olur. Kaslarınızı, eklemlerinizi, bağlarınızı ve diğer dokularınızı sürekli çalıştırmak, fizik tedavinin tüm terapötik (iyileştirici) faydalarını elde ederek, sürdürmenin tek yoludur” dedi.</p>

<p>Günde en az 30 dakika fiziksel aktivite veya egzersiz önemli</p>

<p>Sağlık için günde en az 30 dakika fiziksel aktivite ya da egzersiz öneren Dr. Öğr. Üyesi Kurtgil, “Fiziksel aktiviteye, günlük ev işleri yapmak, çiçek sulamak, evcil hayvan bakmak, enstrüman çalmak, örgü-nakışla uğraşmak, evde basit tamir işleri yapmak, dans etmek, video oyunları oynamak vb. örnek verilebilir. Egzersizden kasıt ise sağlık için özel olarak yapılandırılan planlı ve tekrarlı vücut hareketleridir ki yaşlılar ve kronik rahatsızlığı olanlar evde basit egzersizler yaparak sağlıklarını koruyabilirler” dedi.</p>

<p>Evde yapılabilecek pratik egzersizler</p>

<p>Dr. Öğr. Üyesi Kurtgil, evde yapılabilecek pratik egzersizleri şöyle sıraladı: “Kalça kaslarını güçlendirmeye yardımcı olabilecek hızlı bir egzersiz, oturarak bacak kaldırma şeklinde yapılabilir. Kişi ayakta bir bacağını düz tutarak yavaşça geriye doğru kaldırmalı, kısa bir süre tutarak ve ardından yavaşça tekrar aşağıya indirerek kalça kaslarını güçlendirebilir. Duvara karşı şınav, vücudunuzun üst bölümünü güçlendirmek için evde yapabilecek basit bir egzersizdir. Dengeyi ve baldır gücünü artırabilecek hızlı bir egzersiz, ayak parmak uçlarına basarak topuk yükseltme, bir süre bu pozisyonda kaldıktan sonra yavaşça aşağı inerek egzersiz tamamlanır. Denge ve hareketliliğe yardımcı olabilecek diğer bir egzersiz ise kişinin bir sandalyenin arkasında ayakta durarak bir ayağını kaldırıp ayak parmakları ile sandalyenin ucuna dokunduktan sonra ayağını yere indirerek yapabileceği egzersizdir. Diz kaslarını güçlendirmek için bir direnç bandı kullanılabilir. Kişi bu egzersizi gerçekleştirmek için dik bir şekilde bir sandalyeye oturmalı ve ayak bileğinin etrafına bir direnç bandı sarmalıdır. Sonrasında, bacaklarını uzatıp yavaşça düzleştirmeli, bir süre orada tutmaları gerekmektedir. Omuz hareketliliğini artırmak ve sertliği azaltmak için kişi sırtı dik ve kolları yanlarında olacak şekilde bir sandalyeye oturmalıdır. Sonrasında, omuzlarını yavaşça bir daire şeklinde önce bir yöne, sonra diğer yöne çevirmelidir. Kol arkası kası için kişi sandalyenin kenarına oturmalı ve ellerini kalçalarının yanına koymalıdır. Daha sonra kollarıyla destek alarak vücudunu sandalyeden kaldırmalı ve vücudunu tekrar aşağı indirmek için dirseklerini bükmelidirler.”</p>

<p>Sonuçlar</p>

<p>Fizik tedavi sırasında alınan tedavi edici sonuçlara değinen Dr. Öğr. Üyesi Kurtgil, “Kan ve lenf dolaşımının artması, İnflamasyonun azalması, Akciğerlerin kapasitesinin artması, Kas gücünün geri kazanılması, Hareket aralığının iyileşmesi, Esnekliğin artması, Fonksiyonel becerilerin yeniden kazanılması, Metabolizmanın hızlanması, Mide ve bağırsak sorunlarının azalması, Stresin azalması, Ruhsal durumun iyileşmesi, moralin artması, üzüntü ve sıkıntının azalması, Öz yeterlilik ve öz güven duygusunun artması, Vücut mekaniği ve dengesinin düzelmesi” şeklinde konuştu.</p>

<p>İHA</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 29 Dec 2023 07:30:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.ivrindigazetesi.com/images/haberler/2023/12/evde-egzersiz-yapmanin-faydalari-1703836115.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Uzmanından Kalp Hastalarına Kritik &#039;Yılbaşı&#039; Uyarıları</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.ivrindigazetesi.com/haber/uzmanindan-kalp-hastalarina-kritik-yilbasi-uyarilari-17198</link>
                <guid>https://www.ivrindigazetesi.com/haber/uzmanindan-kalp-hastalarina-kritik-yilbasi-uyarilari-17198</guid>
                <description><![CDATA[Kalp ve Damar Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Cüneyt Narin, kalp hastalarının yılbaşı gibi özel günlerde sağlıklarını riske atmayacak şekilde beslenmelerinin önemine dikkat çekti. Kalp hastalarına menü seçiminden porsiyon miktarına, su tüketiminden harekete kadar çeşitli uyarılarda bulunan Narin, "Ancak bireysel sağlık durumunuza ve doktorunuzun önerilerine göre kişiselleştirilmiş bir yaklaşım benimsemek her zaman en iyisidir. Yüksek tansiyon, diyabet veya başka bir sağlık sorunu da olanlar bunu doktoruyla paylaşmalıdır" dedi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Acıbadem Kent Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Cüneyt Narin, 2024’e sayılı günler kala yeni yılı “bayram sofraları” gibi tatlısıyla, tuzlusuyla zengin menülerle karşılamaya hazırlanan kalp hastalarına uyarılarda bulundu. Ağır yağlı yemeklerin büyük porsiyonlarla tüketiminin doğru bir beslenme şekli olmadığını belirten Doç. Dr. Narin, kalp hastalarına yılbaşı gecesi nasıl beslenmeleri gerektiği konusunda şu önerilerde bulundu:</p>

<p>"Porsiyon kontrolü:</p>

<p>Özel günlerde yemekler genellikle daha zengin ve kalorili olabilir. Bu durumda porsiyon kontrolüne dikkat etmek önemlidir. Abartılı porsiyonlardan kaçınmak ve dengeli beslenmeye özen göstermek gerekir.</p>

<p>Tuz ve şeker içeriği:</p>

<p>Özel günlerde hazırlanan özel yemeklerde tuz ve şeker içeriği artabilir. Bu nedenle, bu tür içeriklere dikkat etmek ve aşırı tüketimden kaçınmak önemlidir.</p>

<p>Dengeli menü planlaması:</p>

<p>Yılbaşı menüsü oluşturulurken, sağlıklı seçeneklere ve çeşitli besin gruplarına yer vermek önemlidir. Bol miktarda sebze, az yağlı protein kaynakları içeren bir menü planlamak sağlıklı bir seçenek sunabilir.</p>

<p>Su tüketimi:</p>

<p>Özellikle alkol tüketimi arttığında, su içmek önemlidir. Su içmek hem vücuttaki hidrasyonu sağlar hem de aşırı yemek yeme isteğini azaltabilir.</p>

<p>Hareket:</p>

<p>Yılbaşı gibi özel günlerde hareket etmek de önemlidir. Eğer mümkünse, yemekten sonra bir yürüyüş yapmak veya hareket etmek sindirimi hızlandırabilir ve enerji harcamaya yardımcı olabilir."</p>

<p>Doç. Dr. Narin, sıraladığı önerilerin yılbaşı gibi özel günlerde de sağlıklı beslenmeyi desteklemeye yönelik genel prensipler olduğunu ifade ederek, "Ancak bireysel sağlık durumunuza ve doktorunuzun önerilerine göre kişiselleştirilmiş bir yaklaşım benimsemek her zaman en iyisidir. Yüksek tansiyon, diyabet veya başka bir sağlık sorunu da olanlar bunu doktoruyla paylaşmalıdır" diye konuştu.</p>

<p>İHA</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 29 Dec 2023 09:28:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.ivrindigazetesi.com/images/haberler/2023/12/uzmanindan-kalp-hastalarina-kritik-yilbasi-uyarilari-1703836306.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Türkiye’de Yaklaşık 33 Bin Hasta Organ Nakli Bekliyor</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.ivrindigazetesi.com/haber/turkiyede-yaklasik-33-bin-hasta-organ-nakli-bekliyor-17164</link>
                <guid>https://www.ivrindigazetesi.com/haber/turkiyede-yaklasik-33-bin-hasta-organ-nakli-bekliyor-17164</guid>
                <description><![CDATA[Türkiye’de yaklaşık 33 bin hastanın organ nakli beklediğini belirten Fırat Üniversitesi Hastanesi Organ Nakli Merkezi Koordinatörü Dr. Cem Özcan, “Bu yıl ülkemizde bin 800 tane beyin ölümü tespiti yapılıp, bunların sadece 300 tanesinden aile onayı alınmıştır. Bölgemizde son 3 yılda çıkan aile bağışı donör sayısı 2’dir” dedi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Fırat Üniversitesi Hastanesi Organ Nakli Merkezi Koordinatörü Dr. Cem Özcan, ülke ve bölge genelindeki organ nakilleriyle ilgili bilgi verdi. Avrupa’da kadavradan nakil ön planda olurken, Türkiye’de yüzde 90 canlı vericiden nakil yapıldığını dile getiren Dr. Özcan, akciğer, kalp, pankreas, ince bağırsak ve kornea nakillerinin kesinlikle canlı vericiden yapılamadığını ve kadavradan nakile ihtiyaç duyulduğunu söyledi. 2023 yılında bin 800 beyin ölümü tespitinden sadece 300 tanesinin aile onayının alındığını vurgulayan Özcan, yaklaşık 33 bin hastanın nakil beklediğini ifade etti.</p>

<p>"3 yılda çıkan aile bağışı donör sayısı 2’dir"</p>

<p>Türkiye’de nakillerin genellikle canlı vericili olduğunu aktaran Dr. Cem Özcan, “Bunlar da karaciğer ve böbrek nakilleri olmaktadır. Diğer organ nakilleri için kesinlikle kadavra nakline ihtiyacımız var. Ama ülkemizde kadavra nakilleri çok düşük. 2023 yılında yapılan bağış sayısı toplam 300’dür. Beyin ölümü tespiti yeteri kadar yapılıyor ama aile bağışımız çıkmıyor. Biz tüm nakilleri canlılardan yapamıyoruz. Avrupa verilerinde büyük ağırlıklı olarak kadavradan nakiller yapılmaktadır. Ülkemizde ise bu canlı vericilerdir. Bağışlar yeterli değil. Bölgemizde son 3 yılda çıkan aile bağışı donör sayısı 2’dir. En son 2021 Nisan’da yapılmıştı, bir de farklı bir ilimizde yapılmıştı. Bunun dışında 2,5 senede bağış yapılmadı. Hastalarımızın büyük çoğunluğu, organ beklerken donör bulamamaktan dolayı hayatlarını kaybetmektedirler. Biz Türkiye’de yüzde 90 oranında canlı vericiden nakil yapmaktayız. Ama bunlar karaciğer ve böbrek için yeterlidir. Bir akciğer, kalp, pankreas, ince bağırsak ve kornea nakilleri kesinlikle canlı vericiden yapılamamaktadır. Ölünce toprak olacağına başka hastalara can verelim” diye konuştu.</p>

<p>"2 aylık bebekten tutun 80 yaşında kadar hastamız listede organ bekliyor"</p>

<p>Bir kadavradan yaklaşık 8 kişinin hayat bulduğunu belirten Dr. Özcan, “2 aylık bebekten tutun 80 yaşında kadar hastamız listede organ bekliyor. Bu hastaların çoğunluğu da hayatlarını organ bulamamaktan dolayı kaybediyor. Hayatta iken bağış yapalım. Tüm bağışlar donöre dönüşecek diye bir durum yok. Elazığ’da bin 500 tane bağış yapılmış, bunun 961 tanesi hastanemizden alınan bağışlardır. Biz organlarımızı bağışladığımız anda vücudumuzun bütünlüğü bozulacak mı diye korkuyorlar. Bir ameliyatta ne kadar hastada iz bırakılıyorsa kadavrada organlar çıkartıldıktan sonra da o kadar iz kalacaktır. Bu organların kime gideceğini biz de dahil olmak üzere kimse bilmiyor. Bakanlık sıralı listesine göre dağıtım yapıyor. Organ dağıtımı tamamen Sağlık Bakanlığı’nın listesinden belirlenmektedir. Kayıtsız hiçbir hastaya organ nakli yapılmamaktadır” şeklinde konuştu.</p>

<p>"Yaklaşık 33 bin hasta nakil bekliyor"</p>

<p>Dr. Özcan, “Şu anda ülkemizde yaklaşık 25 bin böbrek hastası, 2 bin 600 kişi karaciğer olmak üzere diğer organlarla birlikte yaklaşık 33 bin hasta nakil bekliyor. 2023 yılı içerisinde ülkemizde 2 bin 900 böbrek ve bin 500 karaciğer nakli yapılmıştır. Bu yıl ülkemizde bin 800 tane beyin ölümü tespiti yapılıp, bunların sadece 300 tanesinden aile onayı alınmıştır. Bin 250 adet organ çıkartımı yapılmıştır. Daha fazlasına ihtiyacımız vardır” ifadelerini kullandı.</p>

<p>İHA</p>

<p><img alt="Organ Nakli Merkezi Koordinatörü Dr. Cem Özcan: ”Türkiye’de yaklaşık 33 bin hasta organ nakli bekliyor”" src="https://abone.iha.com.tr/RSS_Image/28.12.2023/95e03c06-ee02-4639-b9ec-ec8ea6d88753.jpg" /></p>

<p><img alt="Organ Nakli Merkezi Koordinatörü Dr. Cem Özcan: ”Türkiye’de yaklaşık 33 bin hasta organ nakli bekliyor”" src="https://abone.iha.com.tr/RSS_Image/28.12.2023/564cee18-7254-44e3-8b09-edbab7237fa0.jpg" /></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 28 Dec 2023 08:26:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.ivrindigazetesi.com/images/haberler/2023/12/turkiyede-yaklasik-33-bin-hasta-organ-nakli-bekliyor-1703755809.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Engelli Bireylere Akülü Sandalye Desteği</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.ivrindigazetesi.com/haber/engelli-bireylere-akulu-sandalye-destegi-17163</link>
                <guid>https://www.ivrindigazetesi.com/haber/engelli-bireylere-akulu-sandalye-destegi-17163</guid>
                <description><![CDATA[Engelli bireylerin hayatını kolaylaştırmak ve sosyal hayata daha fazla katılımlarını sağlamak amacıyla özveri ile çalışan Bodrum Belediyesi, 2023 yılında toplam 9 engelli araç alımı yaptı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Engelli bireylerin ihtiyaç ve taleplerini karşılamaya çalışan Bodrum Belediyesi Kültür ve Sosyal İşler Müdürlüğü 2023 yılında da desteklerine devam etti. Bu kapsamda bir yandan arızalı engelli araçlara bakım, onarım ve parça alım desteği yapılırken bir yandan da 6 akülü sandalye, 2 özel yapım sandalye ve 1 akülü Scooter engelli bireylere teslim edildi.</p>

<p>Engelli bireylere yönelik sosyal destekler sürüyor</p>

<p>Bodrum Belediyesi, yüzde elli ve üzeri engelli raporu olan 65 yaş üstü, sosyal ve ekonomik yönden bakıma muhtaç, kalacak yeri olmayan vatandaşlar için konaklama hizmeti sağlıyor.</p>

<p>2023 yılında belediye ekipleri tarafından toplam 574 engelli birey ile 511 yatağa bağımlı vatandaşın sağlık kuruluşlarına transfer işlemi gerçekleştirildi. Bunun yanında engelli ve kronik rahatsızlığı olan ihtiyaç sahibi vatandaşlara tıbbı malzeme desteğinde de bulunuldu.</p>

<p>Belediye ve Halk Eğitim Merkezi Müdürlüğü iş birliğinde yapılan protokolle engelli bireylerin el becerilerini geliştirmeye yönelik dekoratif el sanatları kursları verilirken zihinsel engelli bireylerin kişisel gelişimine destek olacak programların yer aldığı kurslar da gerçekleştiriliyor.</p>

<p>Bodrum Belediye Başkanı Ahmet Aras yapılan çalışmalar ile ilgili şunları söyledi:</p>

<p>“Belediye ekiplerimiz tüm gücü ve özverisiyle dezavantajlı bireylerimiz ihtiyaçlarını en hızlı şekilde karşılamaya özen gösteriyor. İhtiyaç sahibi vatandaşlarımızın sosyal hayatlarında konforlarını sağlamak için adımlar atıyoruz. Halkçı ve sosyal demokrat belediyecilik anlayışımızla hizmet ettiğimiz vatandaşlarımızın sadece özel günlerde değil her gün yanlarındayız. Bodrum Belediyesi olarak farkındalık oluşturacak projelerimizi sürdüreceğiz.”</p>

<p>İHA</p>

<p><img alt="Belediyeden engelli bireylere akülü sandalye temini" src="https://abone.iha.com.tr/RSS_Image/28.12.2023/7155be42-794b-4ffc-bcaa-bc1e1a2184ba.jpg" /></p>

<p><img alt="Belediyeden engelli bireylere akülü sandalye temini" src="https://abone.iha.com.tr/RSS_Image/28.12.2023/fb720b63-154f-46df-bb5a-10e5b6916746.jpg" /></p>

<p><img alt="Belediyeden engelli bireylere akülü sandalye temini" src="https://abone.iha.com.tr/RSS_Image/28.12.2023/450e013a-8f7a-4f99-b083-205fad8445ee.jpg" /></p>

<p><img alt="Belediyeden engelli bireylere akülü sandalye temini" src="https://abone.iha.com.tr/RSS_Image/28.12.2023/86d3e624-a78b-4aa0-ada2-fd82af1d9531.jpg" /></p>

<p><img alt="Belediyeden engelli bireylere akülü sandalye temini" src="https://abone.iha.com.tr/RSS_Image/28.12.2023/96eeedad-74b3-4649-b805-43cdfed28a42.jpg" /></p>

<p><img alt="Belediyeden engelli bireylere akülü sandalye temini" src="https://abone.iha.com.tr/RSS_Image/28.12.2023/67834595-b55a-47c5-be92-ebf86d975d42.jpg" /></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 28 Dec 2023 08:23:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.ivrindigazetesi.com/images/haberler/2023/12/engelli-bireylere-akulu-sandalye-destegi-1703755436.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Telefonu Elinizden Düşüremiyorsanız Dikkat !</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.ivrindigazetesi.com/haber/telefonu-elinizden-dusuremiyorsaniz-dikkat-17154</link>
                <guid>https://www.ivrindigazetesi.com/haber/telefonu-elinizden-dusuremiyorsaniz-dikkat-17154</guid>
                <description><![CDATA[Uzman Psikolog Duhan Töre, uyandıktan sonra telefonu hemen elimize almak gibi durumlar aslında bu hasatlığın belirtilerinden birkaç tanesidir.  Teknoloji çağının hastalığı olan nomofobinin kişiyi yaşamdan soyutladığını söyledi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;">Modern çağın yeni sendromlarından biri olan nomofobi hastalığı, kişinin ruhsal sağlığını tehdit ediyor. Medicana Sivas Hastanesinde görevli Uzman Psikolog Duhan Töre, nomofobi hakkında açıklamalarda bulundu. Uyanır uyanmaz telefonu ele almanın bu hastalığın belirtilerinden biri olduğunu ifade eden Töre, “Nomofobi, teknoloji çağıyla birlikte akıllı telefonlar, bilgisayar, tablet ve diğer teknolojik aletlerle sürekli ilgilenmek, bunlarla alakalı panik ve kaygı yaşama hastalığıdır. Uyku öncesi ve uyku sonrası durum da aslında uyumadan hemen önce son kontrolleri yapmak. Uyandıktan sonra telefonu hemen elimize almak gibi durumlar aslında bu hasatlığın belirtilerinden birkaç tanesidir. İnternetin bitme korkusu, şarjın bitme korkusu ya da faturaları aşma gibi durumlar bazı belirtileridir” dedi.<br />
<br />
“Bunun bir hastalık olduğunu kabul etmemiz gerek”<br />
Töre, kişinin bu durumu bir hastalık olduğunu kabul etmesi gerektiğini söyleyerek, “Aslında eğitim alanında çok büyük bir sıkıntı çekiyoruz. Çünkü şu an çocuklarda ya da gençlerde, sürekli telefonla ilgilenme hali gibi durumlar yaşanmakta. Günlük hayatımızda yalnızlık hissi. Sürekli telefonla ilgilenmek ya da sosyal ortamlarda dahi olsa bile sohbete çok katılmadan sürekli olarak telefonla ilgilenme halini görüyoruz, bu da kişileri ister istemez yaşamdan biraz daha soyutluyor. Bunun bir hastalık olduğunu kabul etmemiz gerek. Sonrasında uygun olan terapi tekniklerini uyguluyoruz. Belli aralıklardan sonra kişi gerçekten bunu bırakmak ve gerçekten bundan kurtulmak istedikten sonra aşması için bütün gerekli desteği veriyoruz” diye konuştu.<br />
<br />
“Belirli aralıklar verilmeli”<br />
Teknolojik cihazlara belirli aralıklar verilmesi gerektiğini belirten Töre, “ Ekran süreleri düzenli kullanılmalı. Gün içerisinde ne kadar ekrana maruz kaldıkları kontrol edilmeli. Belirli aralıklar verilmeli. Gün içerisinde 2 ya da 3 saat, haberleşmemizin dışında sosyal medya ve benzeri uygulamalarda çok uzun süre kalınmaması konusunda dikkat edilmeli” şeklinde konuştu.</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;">İHA</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 28 Dec 2023 10:33:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.ivrindigazetesi.com/images/haberler/2023/12/telefonu-elinizden-dusuremiyorsaniz-dikkat-1703748893.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>12 Yıllık Özlem Üçüz Bebekle Taçlandı</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.ivrindigazetesi.com/haber/12-yillik-ozlem-ucuz-bebekle-taclandi-17129</link>
                <guid>https://www.ivrindigazetesi.com/haber/12-yillik-ozlem-ucuz-bebekle-taclandi-17129</guid>
                <description><![CDATA[Beşir çifti, 12 yıllık bebek özleminin ardından İzmir Şehir Hastanesindeki tüp bebek tedavisi sonucu üçüz bebek sahibi oldu.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>İzmir Şehir Hastanesinde Yenidoğan Servisine bağlı, Kasım 2023’te hizmete giren 18 yataklı ‘Anne-Bebek Uyum Servisi’ Beşir çiftinin 12 yıllık bebek hasretini giderdi. Tüp bebek tedavisi sonucunda 31 haftalıkken İzmir Şehir Hastanesinde dünyaya gelen üçüz bebek kardeşler 45 günlük yenidoğan yoğun bakım ünitesindeki tedavilerinin ardından annelerine teslim edildi. Anne-Bebek Uyum Servinde anneleriyle misafir edilen Beşir bebekler, şimdi annelerinin kollarında taburcu olmayı bekliyor.</p>

<p>“Ailelerimiz mutlu olunca, biz de mutlu oluyoruz”</p>

<p>Yaşanan bu süreçler hakkında açıklamalarda bulunan İzmir Şehir Hastanesi Yenidoğan Yoğun Bakım Ünitesi Eğitim Sorumlusu Prof. Dr. Aslıhan Abbasoğlu, “Her ne kadar hastanemizde, anne ve babalar yenidoğan yoğun bakım ziyaretlerinde bebeklerini görüp, ten tene temasları sağlanıp, emzirme saatlerinde destekleniyor olsa da, eve dönüş zamanı geldiğinde endişelenen aileler için şahane bir süreç oluşmasına fırsat veriyoruz. Bebeklerimiz mutlu, ailelerimiz mutlu olduğu sürece biz de ekip olarak mutlu oluyor ve işimizi daha da büyük bir aşkla sürdürüyoruz. Anne uyum servisimizin bir diğer özelliği ise yoğun bakım ihtiyacı olmayan sarılık, kilo kaybı, beslenme problemi gibi klinik tablolarda anne ve bebeği ayırmadan bebeğin tedavisinin bu serviste düzenleyebiliyor olması” dedi.</p>

<p>Öte yandan, Anne-Bebek Uyum Servisinin, yenidoğan yoğun bakım ünitesinde uzun süre tedavi edilen ve taburculuğu yaklaşan bebeklerin özel tek kişilik odalarda anneleriyle uyumunu ve annelere verilen eğitimin etkinliğini gözlemlemeyi amaçladığı ifade edildi.</p>

<p>İHA</p>

<p><img alt="12 yıllık bebek özleminin ardından tüp bebekle üçüz sahibi oldular" src="https://abone.iha.com.tr/RSS_Image/27.12.2023/e8ada10d-24b7-4565-99ed-cf41bac5034e.jpg" /></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 27 Dec 2023 08:35:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.ivrindigazetesi.com/images/haberler/2023/12/12-yillik-ozlem-ucuz-bebekle-taclandi-1703680553.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>&#039;Antibiyotiklerin Tedavide Yeri Yok&#039;</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.ivrindigazetesi.com/haber/antibiyotiklerin-tedavide-yeri-yok-17128</link>
                <guid>https://www.ivrindigazetesi.com/haber/antibiyotiklerin-tedavide-yeri-yok-17128</guid>
                <description><![CDATA[Son zamanlarda artış yaşanan influenza (grip) hakkında bilgilendirmelerde bulunan Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Özden Durmuş Gönültaş, Solunum yolu ile bulaşan influenza virüsünün damlacık yoluyla vücuttan dışarı yayıldığını söyledi. Gönültaş, “Virüs birkaç saat havada asılı kalma özelliği ile özellikle kalabalık ortamlarda hızla yayılır. Tespit edilen ya da kuvvetle şüphelenilen vakalarda hekim kararıyla antiviral tedavi başlanır. Antibiyotiklerin primer tedavide yeri yoktur” dedi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>İnfluenza ve diğer mevsimsel virüsler nedeniyle hastanelerde hasta yoğunluğunun ciddi biçimde arttığı konusunda uzmanlar uyarılarda bulunmaya devam ediyor. Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Özden Durmuş Gönültaş da influenzanın (grip) günlük hayatı idame ettiremez hale getirdiği için halk arasında “paçavra hastalığı” olarak da bilindiğini belirterek “İnfluenza A virüsü hem insanlarda hem de hayvanlarda hastalığa neden olurken, İnfluenza B sadece insanlarda hastalığa neden olur. İnsanlarda yaygın olarak görülen tip İnfluenza A’ dır. Bir iki günlük kısa bir kuluçka süresinden sonra yüksek ateş (38-41), baş ağrısı, boğaz ağrısı, kuru öksürük, burun akıntısı, halsizlik, kas ağrısı görülür ve semptomlar bir hafta kadar sürer” ifadelerini kullandı.</p>

<p>“En sık komplikasyonu zatürredir”</p>

<p>Solunum yolu ile bulaşan İnfluenza virüsünün damlacık yoluyla vücuttan dışarı yayıldığını belirten Gönültaş, “Virüs birkaç saat havada asılı kalma özelliği ile özellikle kalabalık ortamlarda hızla yayılır. Bağışıklığı etkileyen altta yatan hastalığı olanlarda, çocuklarda ve yaşlılarda ağır tablolara neden olabilir. En sık komplikasyonu zatürredir. Tespit edilen ya da kuvvetle şüphelenilen vakalarda hekim kararıyla antiviral tedavi başlanır. Antibiyotiklerin primer tedavide yeri yoktur. Sadece grip komplikasyonu olarak gelişen sekonder bakteriyel enfeksiyonlar için antibiyotik kullanılabilir. Tüm bunlara ek olarak semptomatik tedaviler de (ağrı kesici, ateş düşürücü) verilmektedir” dedi.</p>

<p>“Korunmak mümkün”</p>

<p>İnfluenzada yatak istirahati ve bol sıvı alımının çok önemli olduğuna vurgu yapan Beykent Üniversitesi Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Özden Durmuş Gönültaş, influenzadan korunmanın mümkün olduğunu belirterek şu ifadeleri kullandı:</p>

<p>“Yıllık grip aşısı uygulaması yaptırmak, hastalık sezonunda kalabalık ortamlardan kaçınmak, el hijyenine dikkat etmek, düzenli, dengeli, sağlıklı beslenmek ve düzenli uyku korunmak için önemli.”</p>

<p>İHA</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 27 Dec 2023 08:34:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.ivrindigazetesi.com/images/haberler/2023/12/antibiyotiklerin-tedavide-yeri-yok-1703682745.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Sahte Çikolatalara Dikkat</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.ivrindigazetesi.com/haber/sahte-cikolatalara-dikkat-17127</link>
                <guid>https://www.ivrindigazetesi.com/haber/sahte-cikolatalara-dikkat-17127</guid>
                <description><![CDATA[Yeni yıl yaklaşırken çikolata sektöründe hareketlik başladı. Çikolatalar süslü paketlerde raflarda yerini alırken, sektör temsilcileri sahte ürünlere dikkat çekti.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Yeni yıl için geri sayım başladı. Çarşıdaki hareketlilik esnafın yüzünü güldürüyor. Yeni yıl sofralarının olmazsa olmazı olan çikolatalar da yoğun ilgi görmeye devam ediyor. Süslü paketlerde raflarda yerini alan, çikolata adı altında piyasaya sürülen ürünlere dikkat edilmeli. Piyasada sahte ve kalitesiz ürünlerin varlığından bahseden Patiswiss CEO’su Elif Aslı Yıldız, “Alışveriş eyleminin had safhada olduğu bu dönemde elbette ki bundan faydalanmak isteyen markalar olacaktır. Ancak bu markaların tüketicisini mağdur ettiği faaliyetlerin kendi geleceklerini güvenle inşa etmede pek çok problemle karşılaşacağı çok bariz. Bilinmesi gerekir ki tüketici hiçbir deneyimi unutmaz. Biz tüketici memnuniyetini vizyon haline getiren bir marka olarak her zaman en iyi ürünleri sunmayı hedefliyoruz. Sahte ve kalitesiz ürünler tüketici güvenini sarsabilir ve genel olarak sektöre olan güveni olumsuz etkileyebilir” diye konuştu.</p>

<p>“Güvenilir kaynaklardan alışveriş yapın”</p>

<p>Yüksek kalite standartlarını korumak ve tüketicilerine güvenilir lezzetli ürünler sunmak için büyük çaba harcadıklarından bahseden Yıldız, “Sahte ürünlerle mücadelede tüketicilere verebileceğimiz tavsiye; güvenilir kaynaklardan alışveriş yapmaları. Kaliteyi ve güvenilirliği ön planda tutarak, en iyi çikolata deneyimini yeni yıl heyecanını yaşarken de sürdürmek istiyoruz” dedi.</p>

<p>“Kaliteli çikolatalar basit ve doğal içeriklere sahip”</p>

<p>Tüm alışverişlerimizde yapılması gerektiği gibi çikolata alırken de içerik etiketlerini okumasına dikkat çeken Yıldız, “Çikolata taklitlerini anlamak, birkaç belirgin özellik üzerinden yapılan gözlemlere dayanır. İlk olarak, üretici bilgisi oldukça önemlidir; güvenilir çikolata markaları genellikle şeffaf olup ürünlerinin arkasında açıkça kim olduklarına dair bilgi sunarlar. İkinci olarak, içerik listesi incelenmelidir; kaliteli çikolatalar genellikle basit ve doğal içeriklere sahipken, taklitler daha fazla katkı maddesi içerebilir, buna dikkat etmek gerek. Üçüncü olarak, fiyat önemlidir; gerçek çikolata üretimi genellikle kaliteli malzemeler, işçilik ve üretim süreçleri gerektirir, bu nedenle aşırı düşük fiyatlar kalitesiz veya taklit bir ürünü işaret edebilir. Ambalaj kalitesi, renk ve dokusu, marka bilinci ve güvenilir satış noktalarından alışveriş yapmak da taklit çikolataları ayırt etme sürecinde dikkate alınması gereken faktörler arasındadır. Bu unsurları göz önünde bulundurarak, çikolata taklitlerini gerçek ve kaliteli çikolatalardan ayırt etmek mümkündür” diye konuştu.</p>

<p>İHA</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 27 Dec 2023 08:32:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.ivrindigazetesi.com/images/haberler/2023/12/sahte-cikolatalara-dikkat-1703682638.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Mantar Bereketini Uzmanlar Uyardı</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.ivrindigazetesi.com/haber/mantar-bereketini-uzmanlar-uyardi-17116</link>
                <guid>https://www.ivrindigazetesi.com/haber/mantar-bereketini-uzmanlar-uyardi-17116</guid>
                <description><![CDATA[Yağışların artmasıyla doğada fazlaca görülen mantar türlerinin zehirlenme ihtimalini artırdığını ifade eden Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Fen Fakültesi Biyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Hakan Allı, rastgele toplanıp tüketilen mantarların insan sağlığı açısından önemli olduğu açıkladı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Sonbahar aylarında köylüler için önemli bir geçim kaynağı olan doğal mantarlarda yoğun bir bereket yaşanırken, toplanan mantarlar da hem boyutları hem de görüntüleriyle ilgi çekiyor. Ancak, bu bereket döneminde uzmanlar, vatandaşları zehirlenmelere karşı dikkatli olmaları konusunda uyarıda bulundu. Ormanlık alanlarda çok sayıda zehirli mantar türünün bulunduğu, bu mantarları yiyen vatandaşların mantar zehirlenmesi sonucu hayatını kaybettiğini belirten Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Fen Fakültesi Biyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Hakan Allı, bilmeden toplanıp tüketilen mantarların insan sağlığını tehdit ettiğini belirtti. Mantar türlerini bilmeden tüketilen doğal mantarların zehirlenmelere yol açtığına dikkat çeken Doç. Dr. Allı; "Son günlerde artan yağmurlarla birlikte, hava sıcaklıklarının mevsim normallerinin üzerinde olması sebebiyle, mantarlar adeta her yerden, özelliklede ormanlarımızdan bol miktarda çıkmaktadır. Mantar seven vatandaşlarımız bu mantarları toplamakta, hatta bilinçsizce tüketmektedirler. Bunun sonucu olarak her sene bu mevsimlerde çok sayıda mantar zehirlenme vakaları olmakta, maalesef bunlardan bir kısmı da ölümle sonuçlanmaktadır. Ülkemizde yenen mantarlarla birlikte çok sayıda zehirli mantarlar da bulunmaktadır. Mantarları tanımak, zehirli ya da yenir olduğunu ayırt etmek bir uzmanlık işidir. Eğer mantarları tanımıyorsak, çok rahatlıkla karıştırabiliriz. Zehirli çıntar alt tarafında süt renginde beyaz olan mantarlarımız var bazen bilmeyen vatandaşlarımız bunları tüketmekte ve zehirlenmektedir. Balkadın ya da Etce ismi ile bilinen mantara benzeyen yine başka bir türlü zehirli mantarımız var aynı şekilde zehirlenme olaylarına neden olmaktadır. Mor Cincile mantarı olarak bilinen buna çok benzeyen karıştırılması çok muhtemel Misanapre türü aynı şekilde insanların zehirlenmelerine neden olabilir. Son olarak şunu söylemek istiyorum, mantarlardan zehirlenen insanların büyük bir kısmı mantarları çok iyi tanıdığını iddia eden kişilerden oluşmaktadır. Lütfen bilmediğiniz doğal mantarları tüketmeyin, bunları tüketenleri uyarın, bunların yerine kültür mantarlarını tercih edin. Bir mantar uğruna hayatınızı kaybetmeye değmez, çünkü hayat böyle bir riski almaya değmeyecek kadar değerlidir” dedi.</p>

<p>İHA</p>

<p><img alt="Muğla’da mantar bereketi yaşanırken, uzmanlar zehirlenmelere karşı uyardı" src="https://abone.iha.com.tr/RSS_Image/27.12.2023/f1fc8e74-1ef7-4010-ac2f-9c187fc3bd1b.jpg" /></p>

<p><img alt="Muğla’da mantar bereketi yaşanırken, uzmanlar zehirlenmelere karşı uyardı" src="https://abone.iha.com.tr/RSS_Image/27.12.2023/8b316676-ddad-4aef-b3d4-36eda83a947e.jpg" /></p>

<p><img alt="Muğla’da mantar bereketi yaşanırken, uzmanlar zehirlenmelere karşı uyardı" src="https://abone.iha.com.tr/RSS_Image/27.12.2023/25c3b539-51b4-4424-bea1-756e7fc1e1b8.jpg" /></p>

<p><img alt="Muğla’da mantar bereketi yaşanırken, uzmanlar zehirlenmelere karşı uyardı" src="https://abone.iha.com.tr/RSS_Image/27.12.2023/1d3b4e7c-1a0f-490c-9e05-35e0ddbedee9.jpg" /></p>

<p><img alt="Muğla’da mantar bereketi yaşanırken, uzmanlar zehirlenmelere karşı uyardı" src="https://abone.iha.com.tr/RSS_Image/27.12.2023/bed89cb3-bc93-4513-a4fd-b8734848eec9.jpg" /></p>

<p><img alt="Muğla’da mantar bereketi yaşanırken, uzmanlar zehirlenmelere karşı uyardı" src="https://abone.iha.com.tr/RSS_Image/27.12.2023/90ce471f-5726-4f96-97a4-23702a728558.jpg" /></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 27 Dec 2023 08:23:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.ivrindigazetesi.com/images/haberler/2023/12/mantar-bereketini-uzmanlar-uyardi-1703674653.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Endoskopi Tedavi ve Teşhis Amaçlı Kullanılabilir</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.ivrindigazetesi.com/haber/endoskopi-tedavi-ve-teshis-amacli-kullanilabilir-17114</link>
                <guid>https://www.ivrindigazetesi.com/haber/endoskopi-tedavi-ve-teshis-amacli-kullanilabilir-17114</guid>
                <description><![CDATA[Endoskopinin doktorlara iç organlara doğrudan erişim sağlayarak bir dizi hastalığın teşhisini ve tedavisini kolaylaştırdığını belirten Uzm. Dr. Ömer Faruk Yolcu, “Endoskopi, cerrahi müdahale gerektirmeyen minimal invaziv bir prosedür olması nedeniyle hastalar için daha az rahatsızlık ve hızlı iyileşme süreci sağlar. Genellikle lokal anestezi altında yapılır ve hastalar genellikle aynı gün taburcu edilir” dedi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>VM Medical Park Samsun Hastanesi Gastroenteroloji Uzm. Dr. Ömer Faruk Yolcu, endoskopi hakkında bilgilendirmelerde bulundu. Tıbbi bir prosedür olan endoskopinin genellikle tanı koymak veya tedavi etmek için kullanıldığını söyleyen Uzm. Dr. Yolcu, “Günümüzde endoskopi, doktorlara iç organlara doğrudan erişim sağlayarak bir dizi hastalığın teşhisini ve tedavisini kolaylaştırmaktadır. Bu prosedür bir endoskop adı verilen uzun, esnek bir tüpün kullanılmasıyla gerçekleştirilir. Endoskop, içerisinde bir kamera ve aydınlatma sistemleri bulunan, ince ve esnek bir yapıya sahiptir. Bu sayede doktorlar, endoskopu kullanarak vücut içerisindeki organları görsel olarak inceleyebilir ve gerekli müdahaleleri yapabilir” diye konuştu.</p>

<p>“Görüntüler gerçek zamanlı olarak ekrana yansıtılıyor”</p>

<p>Endoskopinin birçok avantajı olduğunu belirten Uzm. Dr. Yolcu, “Öncelikle cerrahi müdahale gerektirmeyen minimal invaziv bir prosedür olması nedeniyle hastalar için daha az rahatsızlık ve hızlı iyileşme süreci sağlar. Endoskopik prosedürler genellikle lokal anestezi altında yapılır ve hastalar genellikle aynı gün taburcu edilir. Ayrıca, endoskopik görüntüler gerçek zamanlı olarak ekrana yansıtıldığından, doktorlar hastanın durumunu daha etkili bir şekilde değerlendirebilir ve doğru tanı koyabilir. Ayrıca endoskopi, cerrahi işlemlere kıyasla daha düşük enfeksiyon riski taşır ve daha az komplikasyonla ilişkilidir” şeklinde konuştu.</p>

<p>“Riskler minimize edilebilir”</p>

<p>Endoskopinin genellikle güvenli bir prosedür olsa da, bazı potansiyel riskler içerebileceğini söyleyen Uzm. Dr. Yolcu, “Nadiren de olsa endoskopi sırasında kanama, enfeksiyon veya yaralanma gibi komplikasyonlar ortaya çıkabilir. Bununla birlikte, bu riskler genellikle düşüktür ve deneyimli bir doktor tarafından prosedürün yapılması durumunda minimize edilebilir. Hastaların endoskopi öncesinde doktorlarıyla riskleri ve muhtemel komplikasyonları tartışmaları önemlidir” ifadelerini kullandı.</p>

<p>“Geniş bir uygulama alanı var”</p>

<p>Endoskopinin tanı ve tedavi süreçlerinde önemli bir rol oynayan modern bir tıbbi girişim olduğunu vurgulayan Uzm. Dr. Yolcu, “Bu prosedür, iç organları görsel olarak incelemek ve müdahale etmek için kullanılan bir endoskop adı verilen cihazın kullanılmasını içerir. Sindirim sistemi, solunum sistemi, üroloji, kadın hastalıkları ve diğer birçok tıbbi alan dâhil olmak üzere geniş bir uygulama alanı bulunmaktadır” açıklamasında bulundu.</p>

<p>“Hızlı bir iyileşme süreci olabiliyor”</p>

<p>Endoskopinin avantajları arasında minimal invaziv olması, hızlı iyileşme süreci, lokal anestezi altında yapılabilmesi ve gerçek zamanlı görüntüleme ile doğru bir tanı konabilmesi sayılabileceğini belirten Uzm. Dr. Yolcu, şunları söyledi:</p>

<p>“Bununla birlikte, endoskopiye bağlı potansiyel riskler de vardır, ancak bu riskler genellikle düşüktür ve deneyimli bir doktor tarafından yapılan prosedürlerde minimize edilebilir. Endoskopi hakkında daha fazla bilgi edinmek için uzman bir doktora danışmak önemlidir. Tedavi planlamasının her hastanın durumu özel olarak göz önünde tutularak bireysel şekilde yapılması gerekiyor.”</p>

<p>İHA</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 27 Dec 2023 08:21:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.ivrindigazetesi.com/images/haberler/2023/12/endoskopi-tedavi-ve-teshis-amacli-kullanilabilir-1703674477.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Bebeklerde Göz Kapağı Düşüklüğü İyileşebiliyor</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.ivrindigazetesi.com/haber/bebeklerde-goz-kapagi-dusuklugu-iyilesebiliyor-17113</link>
                <guid>https://www.ivrindigazetesi.com/haber/bebeklerde-goz-kapagi-dusuklugu-iyilesebiliyor-17113</guid>
                <description><![CDATA[Göz kapağı düşüklüğünün hem doğuştan gelen bir sorun olabileceği hem de hayatın ilerleyen dönemlerinde gelişebileceğini belirten Göz Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Halil Hüseyin Çağatay, bu sorunun erken teşhis ve müdahaleyle onarılacağını söyledi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Göz kapağı düşüklüğü, genellikle bir üst göz kapağının diğerine göre 2 mm daha düşük olmasıdır. Ancak iki göz kapağında birden de bulunabilir. Bu durumda temel kriter dikey kapak aralığının normale göre 2 mm düşük olmasıdır. Göz kapağı düşüklüğünün hem doğuştan gelen bir sorun olabileceği hem de hayatın ilerleyen dönemlerinde gelişebileceğini belirten Göz Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Halil Hüseyin Çağatay, "Doğuştan meydana gelen göz kapağı düşüklüğü, yani konjenital pitozis, göz kapağını açmakla görevli genellikle anne karnında kasın yeterli gelişmemesi sonucu ortaya çıkar. Öte yandan göz kapağını kaldırma uyarısını sağlayan sinirlerde gelişim anomalisi de bu duruma neden olabilir. Eğer bu durum çocuğun görüşünü kısıtlıyorsa, göz tembelliğine yol açabilir. Bu nedenle, erken teşhis ve müdahale büyük önem taşımaktadır" dedi.</p>

<p>Göz kapağı düşüklüğü kimlerde daha çok görülür?</p>

<p>Göz kapağı düşüklüğü doğuştan olabileceği gibi yaralanmalar ve yaşlanmalar sonucu da ortaya çıkabildiğini ifade eden Doç. Dr. Halil Hüseyin Çağatay, "Aynı zamanda felç, travma ve doğumsal bozukluklar sonrası da kişilerde bu hastalık görülebilir. Sinir ve kas hastalıkları bulunan kişilerde de zaman zaman göz kapağı düşüklüğü görülebiliyor. Göz kapağı düşüklüğünden rahatsız olan kişilerin uzman bir doktora gitmeleri ve tedavi olmaları gerekmektedir. Ayrıca göz kapağı hastalığı farklı hastalıkların habercisi olabileceğinden dolayı kişilerin tedavi aşamasına gereken önemi vermeleri, ileride yaşanacak göz kapağı düşüklüğünün önüne geçilmesinde büyük önem taşımaktadır" diye konuştu.</p>

<p>Doğumsal göz kapağı düşüklüğü nedenleri</p>

<p>Olguların birçoğunda nedenin bilinmediğini söyleyen Doç. Dr. Halil Hüseyin Çağatay, "Yapılan bilimsel çalışmalarda doğumsal pitozis hastalarında göz kapağını yukarı kaldıran kas olan Levator kası oluşumu sorunludur. Birçok hastada bu kas içerisinde yağ dokusu karışmıştır. Bazı hastalarda kas dokusu tespit edilmesi hayli güçtür" açıklamasında bulundu.</p>

<p>Göz kapağı düşüklüğünde hangi tedaviler uygulanır?</p>

<p>Doğumsal pitozis ve tüm diğer göz kapağı düşüklükleri detaylı bir muayene ve değerlendirme gerektirdiğini vurgulayan Doç. Dr. Halil Hüseyin Çağatay, “Bu muayene; görme, göz kapakları, göz hareketleri, şaşılık, göz yaşı fonksiyonu, göz bebeği büyüklüğü, göz kapama fonksiyonu ve göz çevresinin elle muayenesi gibi değerlendirmeleri içerir" dedi. Yapılacak cerrahi tedavi seçiminde muayenede uygulanacak tanı yöntemlerinin son derece önemli olduğunun altını çizen Çağatay, "Tanı yöntemleri arasında en önemli unsur göz kapağını kaldıran kasın ne kadar çalıştığının tespit edilmesi oluşturuyor. Temel olarak göz kapağı tedavisinde iki yöntem uygulanıyor. Birinci yöntemde göz kapağını kaldıran kasın yeterli derecede çalışması durumunda bu kası kuvvetlendirecek levator cerrahisi yöntemi bulunuyor. İkinci yöntemde ise göz kapağını kaldıran kasın çalışmaması durumunda ise göz kapağı frontal askı denilen yöntem ile alında bulunan frontal alan içeriden asılmaktadır" ifadelerine yer verdi.</p>

<p>İHA</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 27 Dec 2023 08:20:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.ivrindigazetesi.com/images/haberler/2023/12/bebeklerde-goz-kapagi-dusuklugu-iyilesebiliyor-1703674365.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>&#039;Metabolik Sendromlarda Akdeniz Diyeti Önemli&#039;</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.ivrindigazetesi.com/haber/metabolik-sendromlarda-akdeniz-diyeti-onemli-17104</link>
                <guid>https://www.ivrindigazetesi.com/haber/metabolik-sendromlarda-akdeniz-diyeti-onemli-17104</guid>
                <description><![CDATA[Kardiyoloji Uzmanı Dr. Dilek Cahide Haznedar Kırcı, ihmal edildiği takdirde hayati risk oluşturabilen metabolik sendromun özel bir ilacı olmadığını ancak düşük kalorili, daha az karbonhidrat içeren, katkı maddeli paketli gıdalardan uzak, Akdeniz diyeti gibi dengeli diyet modelleri ile hastalığın etkilerinin azaltılabileceğini belirtti.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;">Medical Park Karadeniz Hastanesi’nden Kardiyoloji Uzmanı Dr. Dilek Cahide Haznedar Kırcı, hayatı tehdit eden pek çok hastalığa neden olabilen metabolik sendrom hakkında açıklamalarda bulundu.<br />
<br />
“Kalp krizi, felç ve diyabete neden olabilir”<br />
Tıpta koruyucu hekimliğin önemine dikkat çeken Uzm. Dr. Kırcı, “Hekimlik, koruyucu hekimlik (primer koruma) ile başlamaktadır. Koruyucu hekimlikte bir hastalığa kişinin sağlığı üzerindeki olumsuz etkileri ortaya çıkmadan önce müdahale edilmesi amaçlanır. Örneğin, hastalıklara karşı yapılan aşılamalar, yetersiz ve yanlış beslenme ya da tütün kullanımı gibi riskli davranışların değiştirilmesi gibi durumlar birincil koruma arasında yer alır” ifadelerini kullandı.<br />
Çoğu kalp damar hastasında önceden var olan, birincil koruma ve gerekli müdahaleler ile önlenebilecek&nbsp;sendromlardan birinin de metabolik sendrom olduğuna işaret eden Uzm. Dr. Kırcı,&nbsp;“Metabolik&nbsp;sendrom kalp krizi, kalp damar hastalıkları, felç, diyabet, karaciğerde yağlanma, kanser, polikistik over sendromu gibi birçok hastalığa neden olabilmektedir” şeklinde konuştu.<br />
<br />
“Metabolik&nbsp;sendromun 5 işareti”<br />
Kişide metabolik sendromun anlaşılmasına yol açan bazı parametreler olduğunu belirten Uzm. Dr. Kırcı, aşağıdaki beş durumdan en az üçünün bir arada bulunmasının metabolik sendrom olarak adlandırıldığını söyledi:<br />
“Artmış bel çevresi: Göbek üzerinden ölçülen bel çevresinin erkeklerde 102 cm, kadınlarda 88 cm’den fazla olması. Yüksek trigliserit düzeyi: Kandaki trigliserit (serbest kan yağları) düzeyinin 150 mg/dl’den yüksek olması. Düşük HDL düzeyi: HDL kolesterol ‘iyi huylu’ kolesterol olarak bilinen bir kolesterol molekülü çeşididir ve damar sertliğine karşı koruyucu özelliği vardır. HDL kolesterol düzeyinin kadınlarda 50, erkeklerde 40 mg/dl’nin altında olması. Yüksek kan basıncı: Kan basıncının 135/90 mmHg’dan yüksek olması veya tansiyon düşürücü ilaç kullanıyor olmak. Bozulmuş açlık kan şekeri: Açlık kan şekerinin 100-125 mg/dl arasında olması (açlık kan şekerinin 126 mg/dl ve üzerinde olması şeker (diyabet) hastalığı demektir).”<br />
<br />
“Obez ve dengesiz beslenen kişilerde risk yüksek”<br />
Metabolik sendrom riskinin kimlerde yüksek olduğuna değinen Uzm. Dr. Kırcı, “Obezitesi yani fazla kilosu olan ileri yaşlı kişilerde, hareketsiz bir yaşam süren ve dengesiz beslenme alışkanlıkları olan kişilerde, yoğun sigara tüketenlerde, stres ve depresyon sonucu aşırı yeme bozukluğu geliştirenlerde daha yüksek risklidir” dedi.<br />
<br />
“Kadınlarda daha sık görülüyor”<br />
Dünya genelinde ve ülkemizde metabolik sendromun sık rastlanan bir durum olduğunun altını çizen Uzm. Dr. Kırcı, şu bilgileri paylaştı:<br />
“Erkeklerden ziyade kadınlarda daha yaygındır. Kadınlarda metabolizmanın daha yavaş olması nedeniyle obeziteye daha sık rastlanır. Metabolik sendrom ile insülin direnci arasında çok yakın bir ilişki vardır. Metabolik sendrom, insülin direnci zemininde gelişebilen bir hastalıktır. Genetik yatkınlık söz konusu olsa da modern hayatın getirdiği hareketsiz (sedanter) yaşam ve yüksek kalorili beslenme sendromun seyrini değiştirmektedir. İnsülin direnci, kalp sağlığını tehdit eden ve tedavi edilmesi gereken bir sağlık sorunudur.”<br />
<br />
“İlacı yok, yaşam tarzı değişikliği şart”<br />
Metabolik sendrom belirtilerinin tek başına herhangi bir ağrı veya rahatsızlığa neden olmadığı için genellikle uzun süre fark edilmediğini aktaran Uzm. Dr. Kırcı, hastalığın tedavisi hakkında ise şu açıklamalarda bulundu:<br />
“Metabolik&nbsp;sendromun özel bir ilacı yoktur. Bu yüzden öncelikle tedaviye yaşam tarzı değişikliği dediğimiz diyet ve egzersizle başlamalıyız. Düşük kalorili, daha az karbonhidrat içeren katkı maddeli paketli gıdalardan uzak bir diyet önceliğimiz olmalı.&nbsp;Akdeniz&nbsp;diyeti&nbsp;gibi dengeli diyet modellerinin uygulanması faydalı olacaktır.&nbsp;Akdeniz&nbsp;diyeti&nbsp;sebze, meyve, baklagiller, zeytinyağı, ceviz, fındık, üzüm gibi liften, kompleks karbonhidratlardan ve tekli doymamış yağlardan zengin, doymuş yağlardan fakir bir diyettir. Haftada en az 3 gün, her defasında en az 45 dakika tempolu ve düzenli hareket içeren (yürüyüş gibi) egzersiz yapın. Sigara ve alkolden uzak durun. Tuz tüketiminizi azaltın. Günde toplam 4-5 gramdan fazla tuz tüketmeyin. Kişide tansiyon ve şeker hastalığı varsa, ilaçlarını düzenli kullanmalı, doktor kontrolü ve tavsiyesi olmadan gelişigüzel ilaç almamalıdır.”</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;">İHA</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 27 Dec 2023 15:12:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.ivrindigazetesi.com/images/haberler/2023/12/metabolik-sendromlarda-akdeniz-diyeti-onemli-1703664907.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>27 Bin Sözleşmeli Sağlık Personeli İstihdam Edilecek</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.ivrindigazetesi.com/haber/27-bin-sozlesmeli-saglik-personeli-istihdam-edilecek-17097</link>
                <guid>https://www.ivrindigazetesi.com/haber/27-bin-sozlesmeli-saglik-personeli-istihdam-edilecek-17097</guid>
                <description><![CDATA[2024 yılında 27 bin sözleşmeli sağlık personeli istihdam edilmesine ilişkin Cumhurbaşkanı Kararı Resmi Gazete’de yayımlandı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın imzasıyla yayımlanan Cumhurbaşkanı Kararı’na göre, eleman temininde güçlük çekilen yerlerde ve hizmet dallarında sağlık hizmetlerinin etkili ve verimli bir şekilde yürütülebilmesi amacıyla 2024 yılında uygulanmak üzere istihdam edilecek sözleşmeli sağlık personeli sayısı 27 bin olarak belirlendi. Söz konusu karara göre 1 diyetisyen, 9 ebe, 2 hemşire, 25 sağlık memuru, 1 sağlık teknikeri, 3 bin 498 tabip, 23 bin 464 uzman tabip istihdam edilecek.</p>

<p>İHA</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 27 Dec 2023 09:49:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.ivrindigazetesi.com/images/haberler/2023/12/27-bin-sozlesmeli-saglik-personeli-istihdam-edilecek-1703660351.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Adana Kebap ve Salatalar Glutatyoni Arttırıyor</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.ivrindigazetesi.com/haber/adana-kebap-ve-salatalar-glutatyoni-arttiriyor-17093</link>
                <guid>https://www.ivrindigazetesi.com/haber/adana-kebap-ve-salatalar-glutatyoni-arttiriyor-17093</guid>
                <description><![CDATA[Tescilli Adana kebabı ve yanında servis edilen salataların, vücudun ürettiği en güçlü antioksidan olan ve hastalıklara karşı direnç sağlayan ‘glutatyon’un seviyesini arttırdığı açıklandı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Adana’nın en ünlü yemeği olan, coğrafi işaretli ‘Adana kebabı’, uzun yılardır neredeyse tüm restoranlarda mevsim, soğan, ezme, kaşık ve tablacı salatasının yanı sıra kaşarlı mantar, cacık, humus, pişmiş soğan, biber, domates, fındık lahmacun, fındık pide, çiğ köfte gibi ürün ve mezelerle servis ediliyor. Adana kebabı, yanında servis edilen salatalar ile birlikte vücuda sağlık açısından ciddi katkılar sağlıyor.</p>

<p>Adana kebap, glutatyon seviyesini de arttırıyor</p>

<p>Vücudun ürettiği en güçlü antioksidan olan ve hastalıklara karşı direnç sağlayan glutatyon, belli yaşlardan sonra vücutta artık üretilmiyor ve birçok kişi dışarıdan glutatyon takviyesi alıyor. Adana Şehir Eğitim ve Araştırma Hastanesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü Sorumlusu Uzman Diyetisyen Dilek Doğan, glutatyon seviyesinin Adana kebap ve yanındaki salatalar sayesinde arttığını söyledi.</p>

<p>“Glutatyon seviyesi yaşla birlikte azalıyor”</p>

<p>İhlas Haber Ajansı’na konuşan Uzman Diyetisyen Dilek Doğan, “En güçlü antioksidan glutatyondur. Yaşla birlikte maalesef doğal olarak sentez edilen glutatyon seviyesi azalmaktadır. Özellikle 20 yaşından sonra her 10 yılda bir glutatyon seviyesinin yüzde 10 azaldığı literatürde yer almaktadır. Adana kebabın ham maddesi kırmızı ettir. Tarım ve Orman Bakanlığı Ulusal Gıda Kompozisyonu veri tabanına göre kırmızı et, glutatyonun öncüsü olan ve temeli olan aminoasitlerden, proteinlerden zengin olduğu için seviyeyi arttıran besinlerdendir” dedi.</p>

<p>“Adana kebap glutatyon seviyesini arttırıyor”</p>

<p>Adana kebabı ve salatalarının sağlığa çok ciddi faydası olduğunu vurgulayan Doğan, “Ayrıca Adana kebabın yanında servis edilen salatalarda, glutatyonun seviyesini arttıracak kükürt ve sülfürden zengin besinler vardır. Bunlar bizim çiğ tüketmeyi tavsiye ettiğimiz soğan, şalgam, turp ve teredir. Bunlar da zaten Adana kebabın yanında vardır. Adana kebap ve salataların yaşla birlikte azalan glutatyon seviyesini arttırabileceği ve sağlığımızı korumada, hastalıklara yakalanma riskini azaltacağını söyleyebiliriz” ifadelerini kullandı.</p>

<p>“Adana kebap yiyenler bağışıklık kazanıyor”</p>

<p>Kentte uzun yıllardır kebapçılık yapan Cihangir Korkmaz ise kebabın birçok vitamini barındırdığını belirterek şunları söyledi:</p>

<p>“Adana kebabımız ve yanında servis ettiğimiz biberler, soğan, sarımsak ve turp inanılmaz şekilde vücudu destekliyor. Adana kebap yiyenler bağışıklık kazanıyor. Kışın kebap yiyenler daha fazla C vitamini alıyor ve hastalığa karşı korunuyor.”</p>

<p>İHA</p>

<p><img alt="Adana kebap ve salataları ‘glutatyon’ seviyesini arttırıyor" src="https://abone.iha.com.tr/RSS_Image/27.12.2023/fed9f73a-bc12-487b-8dbb-8966cd36483b.jpg" /></p>

<p><img alt="Adana kebap ve salataları ‘glutatyon’ seviyesini arttırıyor" src="https://abone.iha.com.tr/RSS_Image/27.12.2023/c8b9aac6-50df-4b52-aaf0-7b7355e504f3.jpg" /></p>

<p><img alt="Adana kebap ve salataları ‘glutatyon’ seviyesini arttırıyor" src="https://abone.iha.com.tr/RSS_Image/27.12.2023/fb272494-a18e-44b8-80cb-387986adb8e4.jpg" /></p>

<p><img alt="Adana kebap ve salataları ‘glutatyon’ seviyesini arttırıyor" src="https://abone.iha.com.tr/RSS_Image/27.12.2023/56c6b3a2-860c-4e3f-8450-d8d943900f1b.jpg" /></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 27 Dec 2023 09:46:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.ivrindigazetesi.com/images/haberler/2023/12/adana-kebap-ve-salatalar-glutatyoni-arttiriyor-1703659591.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Gut Hastalığı Gençlere Kadar İndi</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.ivrindigazetesi.com/haber/gut-hastaligi-genclere-kadar-indi-17086</link>
                <guid>https://www.ivrindigazetesi.com/haber/gut-hastaligi-genclere-kadar-indi-17086</guid>
                <description><![CDATA[Romatoloji ve İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Şule Ketenci Ertaş, eskiden orta yaşlı ve yaşlı kişilerde görülen, atak sırasında dayanılmaz ağrılara sebep olan gut hastalığının artık gençlerde de görüldüğünü belirterek, "Hastanın diyabet, tansiyon ve kolesterolü kontrol altına alınmalıdır. Beslenmesine dikkat etmelidir" dedi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;">Acıbadem Kayseri Hastanesi Romatoloji ve İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Şule Ketenci Ertaş, ürik asit yüksekliğiyle giden ve ataklarla seyreden romatizmal bir hastalık olan gut ile ilgili önemli bilgiler verdi. Normal zamanda hastalığın sessiz olduğunu ancak atakların oldukça şiddetli olduğunu ifade eden Dr. Ertaş, "Vücutta uzun süre ürik asit düzeyi yüksek olduğunda, dokularda biriken ürik asit iltihabi bir durum oluşturur ve şiddetli ağrı yapar. Eğer tedavi edilmezse ataklar sıklaşır. Bazen eklem hasarına sebep olur. Eskiden biz gut hastalığını orta yaşlı ve yaşlı erkeklerde sık görüyorduk. Fakat son yıllarda 20 yaş civarında dahi hastalığı görmeye başladık. Hem beslenme alışkanlıklarımız hem de diyabet, kolesterol, tansiyon gibi hastalıkların iyi kontrol edilmeyişi gut hastalığının sıklığını artırmış, görülme yaşını da azaltmıştır" diye konuştu.</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;">"Diğer romatizmal hastalıklarla karıştırılabilir"</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;">Gut hastalığının temel olarak ayak başparmağında başladığına, özellikle sabaha karşı görüldüğüne ve çok şiddetli seyrettiğine dikkat çeken Dr. Ertaş, "Çarşaf dahi değdiğinde dayanılamaz ağrıya sebep olur. Neyse ki bu ağrılar birkaç gün içerisinde kendiliğinden geçer. Fakat sadece ayak başparmağıyla değil, ayak bileğini, dizi hatta elin küçük eklemlerini de tutan gut tipleri vardır. Genç yaşta görülen gut hastalığı zaman zaman diğer romatizmal hastalıklarla da karıştırılabilir. Bu yüzden bu tip şikâyetlerde her halükarda gutu da aklımızda tutmamız gerekiyor” şeklinde konuştu.</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;">Gut hastalığının tedavi sürecinde, bunun bir metabolik sendromun parçası olduğunu unutmamak gerektiğini vurgulayan Dr. Ertaş, “Bir hastayı tedavi ederken, diyabetini kontrol altına alamıyorsak, burada hastalığın da tetikleneceğini bilmeliyiz. Sadece gutu düzeltmeye çalışmak bize yeterli başarı sağlamıyor” ifadelerini kullandı.</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;">“Proteini azaltmak gerekiyor”</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;">Sağlıklı beslenme ve sağlıklı bir yaşamın gut hastalığı için tedavi edici ve koruyucu olduğunun altını çizen Dr. Ertaş, gut hastalığının önlenmesi için protein bakımından kısıtlı diyetler önerirken, diyetten proteini tamamen çıkarmanın zaman zaman çok zor olabileceğini ancak daha dengeli ve sağlıklı beslenmeyle de hastalığın önlenmesinde etkin olunabileceğini söyledi.</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;">Tansiyon ve kolesterolün düzene girmesinin tedavi için faydalı olduğunu belirten Dr. Ertaş, sigara ve alkol gibi etkenlerin gut atağını artırabileceğini anlattı. Genetik faktörlere karşı alınacak önlem olmadığına değinen Dr. Ertaş, “Genetik risk faktörlerini ortadan kaldıramayız ama çevresel faktörleri değiştirmek bizim elimizde. Aslında her hastalıkta olduğu gibi sağlıklı beslenme ve sağlıklı yaşam alışkanlıkları gut hastalığı için de tedavi edicidir ve koruyucudur” dedi.</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;">İHA</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 26 Dec 2023 14:09:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.ivrindigazetesi.com/images/haberler/2023/12/gut-hastaligi-genclere-kadar-indi-1703599836.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Yeni Yılda Uzmanından Anne Adaylarına Altın Öneriler</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.ivrindigazetesi.com/haber/yeni-yilda-uzmanindan-anne-adaylarina-altin-oneriler-17077</link>
                <guid>https://www.ivrindigazetesi.com/haber/yeni-yilda-uzmanindan-anne-adaylarina-altin-oneriler-17077</guid>
                <description><![CDATA[Gebelik dönemi, kadın yaşamının en önemli dönemlerinden biridir. Günümüzde doğum oranları artış gösterirken bu yıl da birçok kadın gebelik planlamaktadır. Gebelik dönemi güzel olduğu kadar birçok endişeyi de içinde barındırır. Uzman Op. Dr. Müge Temel, yeni yılda gebelik düşünen anne adaylarına tavsiyelerde bulundu.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;">Gebelik öncesi bakım, sadece kadın yaşamının bugünkü sağlığını iyileştirmekle kalmıyor, doğacak bebeklerin ve gelecekteki gebeliklerin de sağlıkla sürmesini sağlıyor. Gebeliği etkileyebilecek tüm risklerin önceden değerlendirilmesi gerektiğini belirten, Medicana Bahçelievler Hastanesi Kadın Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Müge Temel, bu süreçte doğru beslenme alışkanlıklarının edinilmesi, uygun vücut ağırlığının korunmasının önem taşıdığını söyledi.</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;">Op. Dr. Müge Temel, yeni yılda gebelik düşünen anne adaylarına sağlıklı gebelik geçirmeleri için de önemli tavsiyelerde bulundu:&nbsp;</span></span><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;">"Folik asit desteğine başlanmalı: En sık önerilen gebelik öncesi bakım ögelerinden biri folik asit desteğidir. Bebekte nöral tüp bozukluklarının oluşmasını önleyen folik asite gebelik oluşmadan en az bir ay öncesinde başlanmalı ve günde 0.4 mg folik asit desteği alınmalıdır.</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;">D vitamini desteği kullanılmalı: Gebelikte düşük D vitamini düzeyleri, gebeliğin seyrini olumsuz etkilediği gibi, anne ve bebek sağlığı üzerinde de olumsuz etkileri vardır. Bu nedenle gebelik boyunca anne adayına D vitamini desteği verilmelidir.</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;">Demir desteği alınmalı: Folik asit desteği verirken anne adayının sağlığını doğrudan etkileyen, doğacak bebekte de entelektüel kapasitede düşüklüğe neden olabilecek demir eksikliği anemisi durumu da değerlendirilmeli, folik asite ek olarak demir takviyesi de yapılmalıdır.</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;">Sigara, alkol ve kafein kullanımı kesilmeli: Gebelerin sigara içmesi veya ikincil dumana maruz kalması ölü doğum, erken doğum ve bebek ölümleriyle ilişkili bulunmuştur. Bu nedenle üreme çağındaki tüm kadınlara ve eşlerine tüm tütün ürünlerinin gebelik öncesinde bırakılmasının önemi anlatılmalıdır. Alkol alımının bebek üzerinde anomali oluşturma etkisi vardır. Fazla kafein kullanımının da düşük doğum ağırlığı, ölü doğum ve kendiliğinden düşükle ilişkisi vardır.</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;">Aşılamaya dikkat: Dünya Sağlık Örgütü tarafından gebelik öncesi dönemde kızamıkçık, hepatit B, tetanoz aşılaması önerilmektedir. Kızamıkçık aşısı sonrası gebelik için en az 3 ay beklenmelidir. Gebelerde sağlık sorunlarına neden olan ve daha ölümcül seyredebilen influenza enfeksiyonuna karşı aşı, gebelik öncesi dönemde uygulanabilir.</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;">Fazla kilo verilmeli: Gebelik öncesi dönemde kadınlar, obezite açısından değerlendirilmeli ve fazla kilolarını vermeleri desteklenmelidir. Kadınlarda gebelik öncesi olan ve gebelikte devam eden obezite ve aşırı kilo durumu, uzamış gebelik, gebelik diyabeti ve gebeliğe bağlı hipertansiyon ile ilişkili olabilmektedir. Obezite kadar düşük doğum ağırlığı da dikkate alınmalı, gebe adayı kesinlikle uygun vücut ağırlığı aralığına yaklaştırılmalı, dengeli ve kaliteli beslenme öğretilmelidir.</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;">Tiroid fonksiyon bozukluklarına dikkat edin: Belirgin tiroid fonksiyon bozuklukları düşük ve ölü doğuma neden olabileceği gibi aynı zamanda kısırlık sebebi de olabilir. Özellikle gebeliğin ilk üç ayındaki tiroid fonksiyon bozuklukları bebeğin nörolojik gelişimini olumsuz etkiler. TSH değeri 2.5 altında olacak şekilde ilaç dozlarının ayarlanması gerekir.</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;">Çevresel zararlı etkiler de gebeliği etkileyebilir: Gebe kalmayı planlayan bir kadın çevresel zararlı etkiler konusunda bilinçlendirilmelidir. İçme suyu kirliliği, hava kirliliği, çalışma ortamında veya ev ortamında toksinlere maruz kalma, hem kadın sağlığını hem de planlanan gebeliği olumsuz etkileyebilir. Ayrıca Gebelik planlayan bir kadının gebelik öncesi rutin kontrolünde kan sayımı, idrar testi, kan grubu, enfeksiyon ve diyabet taraması, pap-smear ve tiroid testleri mutlaka istenmelidir. Bununla birlikte diyabet, hipertansiyon, epilepsi, pıhtılaşma bozuklukları gibi medikal sağlık sorunları olan anne adaylarına gerekli tıbbi destek verilmelidir".</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;">İHA</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 26 Dec 2023 15:15:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.ivrindigazetesi.com/images/haberler/2023/12/yeni-yilda-uzmanindan-anne-adaylarina-altin-oneriler-1703596636.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Yeni Yılda Psikolojik Sağlığınız Koruyun</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.ivrindigazetesi.com/haber/yeni-yilda-psikolojik-sagliginiz-koruyun-17063</link>
                <guid>https://www.ivrindigazetesi.com/haber/yeni-yilda-psikolojik-sagliginiz-koruyun-17063</guid>
                <description><![CDATA[Yeni yılla birlikte alınacak yeni kararların psikolojik sağlığı korumak ve geliştirmek için yardımcı olabileceğine dikkat çeken Uzm. Klinik Psikolog Ezgi Uzun, “ Yeni Yılda Alınan kararların uygulanabilir ve iyileştirici olması için hedefler bölünebilir” dedi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;">Yeni yıla girmeye sayılı günler kaldı. Hemen hemen pek çok kişinin zihinsel durumu, pek çok dış etkenin güçlü etkisi altında şekillenirken yeni kararlar almanın tam zamanı olabilir. Medicana Ataköy Hastanesi Uzm. Klinik Psikolog Ezgi Uzun, “Yeni yılın birçok insanın hayatında değişimler yapmak, yeni başlangıçlara ve olumlu gelişimlere yer açmak istediği bir dönemdir. Yılın sona ermesi ve yeni bir yılın başlaması, birçok insan için yeniden değerlendirme ve taze bir başlangıç fırsatıdır. Bu dönemde alınacak kararlar bütün bir yıl psikolojik sağlığı güçlendirmeye ve hayat kalitesini artırmaya yardım eder” diye konuştu.</span></span></p>

<p><img alt="" src="https://www.ivrindigazetesi.com/public/images/detay/stres-yonetimi-uygulama-ve-arastirma-merkezi-saglik-psikolojisi-egitim-programi-kapak.jpg" style="height:440px; width:800px" /></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;"><strong>Yeni kararlar almak önemli </strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;">Yeni yılla birlikte yeni kararlar almanın ve yeni başlangıçlar yapmanın birçok kişi için her yıl yapılan bir şey olduğunu hatırlatan Medicana Ataköy Hastanesi Uzm. Klinik Psikolog Ezgi Uzun, “Genellikle iyi gelecek kararları almak için her şeyden önce geçirilen yıl değerlendirilir. Bu değerlendirme herkesin kendi hayatıyla ilgili bir iç görü kazanmasını sağlar. Bu iç görüyle birlikte ihtiyaçlara yönelik hedefler belirlenebilir. Yeni kararlar hayatta nereye odaklanmak istenildiğini belirlemeye, yeni hedeflere yaklaşılmasını da sağlar” şeklinde konuştu.</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;">&nbsp; Alınacak yeni kararlar psikolojik sağlığı koruyabilir</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;">&nbsp; Herkesin yeni yılla ilgili belirli beklentileri, umutları, hedefleri olduğuna dikkat çeken Uzm. Klinik Psikolog Ezgi Uzun, “Bu noktada alınacak bazı kararlar psikolojik sağlığı korumak ve geliştirmek için yardımcı olabilir” dedi ve alınabilecek kararları şöyle sıraladı:</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;">&nbsp; “Düzenli egzersiz yapmaya başlamak: Haftada birkaç gün düzenli egzersiz yapmak, endorfin salgılar ve genel ruh halini iyileştirmenize yardımcı olur.</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;">&nbsp; Sağlıklı bir beslenme düzeni oluşturmak: Dengeli ve besleyici bir beslenme düzeni, zihinsel sağlığı destekler. Vitamin ve mineral açısından zengin besinleri içeren bir beslenme düzeni ruh sağlığınızı korumanıza da yardımcı olacaktır.</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;">&nbsp; Uyku düzeninizi gözden geçirmek: Yeterli ve düzenli uyku almak, zihinsel işlevleri destekler ve duygusal dengeyi korur. Uyku düzeninize dikkat etmek hayat kalitenizi yükseltip psikolojik sağlığınızı destekleyecektir.</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;">&nbsp; Stres yönetiminizi geliştirmek: Stresle başa çıkma tekniklerini öğrenmek (Meditasyon, yoga, nefes egzersizleri vb.) psikolojik sağlığı güçlendirecek ve hayat kalitenizi yükseltecektir.</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;">&nbsp; Sosyal bağlantılarınızı güçlendirmek: Aile ve arkadaşlarla düzenli olarak zaman geçirmek, sosyal destek ağını güçlendirir. Yoğun hayat düzeninizde sosyalliğinize nasıl yer açabileceğinizi gözden geçirmek isteyebilirsiniz.</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;">&nbsp; Uzm. Klinik Psikolog Ezgi Uzun sözlerini şöyle tamamladı: “Belki de yeni yılla birlikte alınacak kararlardan birinin olumsuz durumlarla baş etme becerilerini güçlendirecek olması kişileri bu ihtimale karşı hazırlayabilir. Böylece hem hayatta yeni bir beceri kazanmış olup bu beceriyi birçok noktada kullanabilir, hem de hedefe ulaşırken yaşanan zorluklarda motivasyonu kaybetmeden daha esnek olmayı başarmak mümkün.”</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;">İHA</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 26 Dec 2023 12:48:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.ivrindigazetesi.com/images/haberler/2023/12/yeni-yilda-psikolojik-sagliginiz-koruyun-1703584308.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Ergenlik Döneminin En Önemli İhtiyacı &#039;Anlaşılmak&#039;</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.ivrindigazetesi.com/haber/ergenlik-doneminin-en-onemli-ihtiyaci-anlasilmak-17052</link>
                <guid>https://www.ivrindigazetesi.com/haber/ergenlik-doneminin-en-onemli-ihtiyaci-anlasilmak-17052</guid>
                <description><![CDATA[Ergenlik döneminin fiziksel ve duygusal değişikliklerin bir arada yaşandığı bir dönem olduğunu belirten Prof. Dr. Hacer Nermin Çelen, bu dönemde pek çok sorunla baş etmeye çalışan ergen bireylerin en çok anlaşılmaya ihtiyaç duyduğunu söyledi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Ergenlik döneminde ortaya çıkan sorunlara ilişkin İstanbul Atlas Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Psikoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hacer Nermin Çelen değerlendirmelerde bulundu. Büyüklerin ergen bireyleri yavaş yavaş yetişkinler dünyasına kabul etmesi gerektiğini söyleyen Prof. Dr. Çelen, “Ebeveynler onlarla sağlıklı ve güvenilir bir ilişki kurmamışsa ve kurmamaya devam ediyorsa dışarda birtakım kültler, gruplar var. Çocuğu çok daha farklı alanlara sürükleyebiliyorlar. Çocuklar dışardaki tehlikelere daha açık hale geliyor” uyarısında bulundu. Ergenlik döneminde duygu kontrollerinin çok sınırlı olduğunu belirten Prof. Dr. Çelen, ergenlikten önce duygu kontrolü kazanılmadıysa öfke duygularının çok yoğun yaşandığını vurguladı.</p>

<p>Beynin her köşesinde değişiklik oluyor</p>

<p>Ergenlik döneminde pek çok önemli değişikliğin yaşandığını belirten Prof. Dr. Çelen, “En önemlisi biyolojik yapılarında çok büyük değişiklikler oluyor. Onun farkında değiller. Beyin yeniden reorganize oluyor. Nasıl ki bir yeri değiştirmek istediğinizde her şey birbirine karışır ve sonra oturur, beynin de her köşesinde bir değişiklik oluyor. Beyin ve merkezi sinir sisteminde yeniden bir örgütlenme söz konusu. O değişikliğe ayak uydurmak gerçekten çok zor. Bu yüzden de bu öfke tepkileri, duygularını kontrol edememe gibi durumlar ortaya çıkabiliyor. Belirli bir zaman diliminden her şey yerine oturduktan sonra daha akıllanmış diyorsunuz bu da beynin yerine oturmasından kaynaklanıyor” diye konuştu.</p>

<p>Her yeni nesil, bir önceki tarafından eleştirilir</p>

<p>Her yeni neslin bir önceki nesil tarafından eleştirildiğini kaydeden Prof. Dr. Çelen, “Bu bir gerçek. Yeni nesil giyim tarzından müzik zevklerine, kullandıkları jargona kadar eleştirilir. Beni annem babam eleştirdi, ben çocuklarımı eleştirdim. Dolayısıyla onlar da kendi çocuklarını eleştirecekler dolayısıyla bu çok doğal. Sosyal yapı değişiyor, teknoloji ilerliyor. Bizden farklılar” dedi.</p>

<p>Ergenlik dönemine kadar duygu kontrolü öğrenilmeli</p>

<p>Ergenlik döneminde duygu kontrollerinin önemli olduğunu belirten Prof. Dr. Çelen, “Çocukları zaman zaman zorluyoruz. Çocuk özellikle okul başarısızlığından etkileniyor. Ergenler çok daha fazla etkileniyorlar. Çünkü duygu kontrolleri çok sınırlı. Eğer ergenlikten önce duygu kontrolünü kazanmadılarsa öfke duygularını çok yoğun yaşıyorlar. Hatta bu öfke sonucu bazen eşyalara zarar verme, okulda arkadaşlarına ya da onların eşyalarına zarar verme şeklinde davranışlar ortaya çıkabiliyor. Bazen bu zarar verme kendine yönelik olabiliyor ve intihar vakalarını görebiliyoruz. İntihar vakalarının en çok görüldüğü dönem de ergenlik dönemidir. Kendine zarar verme ya da başkalarına zarar verme davranışı öfke kontrolünü yapamadıkları zaman ortaya çıkıyor. Buna fırsat verilmemesi gerekiyor” uyarısında bulundu.</p>

<p>İletişimde geri bildirim alınması önemli</p>

<p>Çocuk ve ergenlerle iyi iletişim kurmanın önemini vurgulayan Prof. Dr. Çelen, “İyi iletişim kurmak çok önemli. Bizim toplumun büyük bölümünde gerçek anlamda bir iletişim yok. Gerçek iletişim olması için biri bir şey söylerken karşıdan geri bildirim alması gerekiyor. Bizde hep tek taraflı monolog var. Çocuk bir şey söylemek istiyor. Babasıyla pazar günü deniz kıyısına gidip yürüdüler ve ekmek alıp geldiler. Eve gelince çocuk ‘Anne’ diye sesleniyor. Annesi ‘Ne var?’ demiyor. Çocuk ‘Bak ne gördüm’ diyor anne ‘Ayakkabılarını çıkar’ diyor. Çocuk yine ‘Anne’ diyor, annesi ‘Hadi sofra hazır’ diyor. Yani orada iletişim yok” diye konuştu.</p>

<p>Ergenlerin en önemli ihtiyacı anlaşılmak</p>

<p>Ergenlerin en önemli sorunlarının yalnızlık duygusu olduğunu ifade eden Prof. Dr. Çelen, “İnsanların en doğal ihtiyacı birine kendini anlatabilmek ve önemsendiğini fark etmek. Ergenlik döneminin bir sorunu daha var: Ergenler kendilerini ifade edemiyorlar. Yetişkinlerle bir iletişim ve diyalog kuramadıkları için yalnızlık dediğimiz bir duygusal sorun yaşıyorlar. Yalnızlık duygusu evde yalnız olmak değil. Yalnız, anlatamıyor çünkü dinlemiyorlar. Bu bir ergenlik döneminde bir de yaşlılık döneminde görülüyor” dedi.</p>

<p>Yetişkinler dünyasına kabul edilmeliler</p>

<p>Ergenlik döneminde bireyin fiziksel ve duygusal birçok değişiklikle baş etmeye çalıştığını kaydeden Prof. Dr. Çelen, “Yetişkin olmak istiyorlar ama yetişkinler onlara müsaade etmiyor. Hep çocuk gibi davranıyor. Sesi kalınlaşmış bir delikanlı istiyor ki onun da sözü dinlensin. Ona karışma deniyor, ergen birey ‘Çocuk muyum yetişkin miyim’ diye düşünüyor. Ergeni iki arada derede kalmış bir yaş grubu olarak düşünebilirsiniz. Büyüklerin onları yavaş yavaş yetişkinler dünyasına kabul etmesi gerekiyor. Ebeveynler onlarla sağlıklı ve güvenilir bir ilişki kurmamışsa ve kurmamaya devam ediyorsa dışarda birtakım kültler, gruplar var. Çocuğu çok daha farklı alanlara sürükleyebiliyorlar. Çocuklar dışardaki tehlikelere daha açık hale geliyor” diye konuştu.</p>

<p>İHA</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 26 Dec 2023 08:30:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.ivrindigazetesi.com/images/haberler/2023/12/ergenlik-doneminin-en-onemli-ihtiyaci-anlasilmak-1703580141.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Tek Şifa Bulamadığı Kendi Yarası</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.ivrindigazetesi.com/haber/tek-sifa-bulamadigi-kendi-yarasi-17051</link>
                <guid>https://www.ivrindigazetesi.com/haber/tek-sifa-bulamadigi-kendi-yarasi-17051</guid>
                <description><![CDATA[1995 yılında Filistin’in Gazze şehrinden tıp eğitimi için gelen ve Türkiye vatandaşı olan Nefroloji uzmanı, savaşta 31’in üzerinde yakınını kaybetti. Babasının savaşta yaralandığını ve kendisiyle iletişimi kesildiğini aktaran Doktor Mahmud İslam, “Biz burada basit şikayetleri gidermeye çalışıyorken, orada halkımızın yaraları sarılamıyor, bu durum bizim kalbimizi yaralıyor. Bu işi yapmıyor olsaydım, olan biteni izlerken psikolojimiz daha fazla bozulurdu. Hiç değilse burada insanların yarasını sararak kendimizi teselli ediyoruz” dedi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>İsrail’in Gazze kentine yönelik yaptığı bombardımanlarda ise on binlerce çocuk ve kadın hayatını kaybetmeye devam ediyor. Filistin halkının uğradığı zulme karşı ise dünya genelinde boykot yapılarak savaşın durması isteniyor. Bu çerçevede Filistin’in Gazze kentinden 1995 yılında üniversite okumak için Türkiye’ye gelen öğretim üyesi Dr. Mahmud İslam, bölgedeki savaşta 31’in üzerinde yakınını kaybetti. Babasının savaşta yaralandığını ve kendisiyle iletişimi kesildiğini aktaran İslam, savaşın ilk olmadığını uzun yıllardır halkının zulme uğradığını söyledi.</p>

<p>“Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığımı Zonguldak’ta 4 yıl mecburi hizmet yaparak aldım”</p>

<p>Filistin’in Gazze kentinden eğitimi için Türkiye’ye geldiğini ve Türk vatandaşı olduğunu aktaran Nefroloji Uzmanı Doktor Mahmud İslam, “Normalde iç hastalıkları uzmanlığından sonra Nefroloji Yan Dal Uzmanlığı yaptım, mecbur hizmeti bitirdikten sonra Sakarya Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne geldim ve 1 buçuk yıldan beri burada çalışıyorum. Gazze Shuja’iyya ilçesinden geldim. Ankara’da 6 ay kaldım, üniversiteye giriş sınavına girdim ve Marmara Tıp Fakültesi’ni kazandım. Bunun için İstanbul’a geldim ve 1995’ten itibaren İstanbul’da kaldım. Normal Tıp Fakültesi’ni 2002’de bitirdim, 2005-2010 yılları arasında İç Hastalıkları Uzmanlığı eğitimini aldım. Bir süre çalıştıktan sonra ara vererek yine 2015-2018 yılında Nefroloji Yan Dal Uzmanlığı’nı aldıktan sonra Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığımı Zonguldak’ta 4 yıl mecburi hizmet yaparak aldım. Ve daha sonrasında Sakarya Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde doktora üyesi olarak geldim” dedi.</p>

<p>“Savaş maalesef ilk değil ve belki sonda olmayacak”</p>

<p>Ailesinin büyük çoğunluğunun kenti terk ettiğini ve sadece yaralanana babasının bölgede kaldığını belirten İslam, “Savaş maalesef ilk değil ve belki sonda olmayacak. Son savaşın ardından yaklaşık 73 gün geçti onlarca ton bomba yağdı. Memleketim, benim oturduğum ilçe 2 yıl önceki bombardımandan sonra tanınmayacak hale gelmişti zaten. Orada şuan hala aktif bir çatışma var. Ailemden sadece orada bir babam kaldı. Tabi onunla da şuanda maalesef bir iletişim yok. Diğer kız ve erkek kardeşlerim Gazze’nin Güney tarafına doğru gittiler. Çatışmalardan dolayı maalesef haber alamıyoruz. Son bombardımanda baya şehrin şekli değişti, ben şuanda evimizin durumunu bilmiyorum. 3 hafta öncesinde kadar evimizde bir hasar yoktu, babamın 2 hafta önce ayaktan yaralandığını ama genel durumunun çok iyi olduğunu yakınlarımdan öğrendim. Bizzat kendisi ile henüz konuşamadım. Kendisinin telefonu bozuldu, alacak bir telefon da yok. Hatlar zaten gidiyor, internette gidiyor. O yüzden oradaki kardeşlerim de onunla yaklaşık 10 gündür iletişimi yok” diye konuştu.</p>

<p>“Bildiğim toplamda 31 akrabamı kaybettim”</p>

<p>Savaşta 31’in üzerinde yakınını kaybettiğini belirten İslam, “Savaşın ilk 3 gününde amca oğullarımdan birini yine ilk hafta içinde başka bir amcamın oğlunun hanımı ve üç çocuğunu kaybettim. Savaşın yaklaşık 35’inci gününde komple bir bina yıkıldı orada da maalesef 26 yakınım şehit düştü. Şimdilik bildiğim toplamda 31 akrabamı kaybettim, evi yıkılanlar da var onlardan bahsetmiyorum bile” şeklinde konuştu.</p>

<p>“Artık her sokağın, her ailenin bir şehidi var”</p>

<p>Yaşadığı bölgenin her sokağında her ailenin bir şehidi olduğunu aktaran İslam, “O zulüm öyle bir zulüm ki; yüzü görünen ve görünmeyen var. Benim iki kardeşim daha önceki bombardımanlarda şehit oldu. Benim Türkiye’ye gelişim bile olaylı geçti. Ama artık her sokağın, her ailenin bir şehidi var. Eskiden bir şehit olduğunda en azından bütün mahalle ona gidebilirken, şuanda mahallenin kendisi komple şehit oluyor. Biz genelde evimizde televizyonu açmıyoruz, çocuklarımızın psikolojisi bozulmasın diye. Büyük kızım ve ortanca kızım az çok biliyorlar ama biz olabildiğince onlara yansıtmamaya çalışıyoruz, çünkü onların psikolojisini etkileyeceğini bildiğimiz için. Biz mümkün olabildiğince saklamaya çalışıyoruz” ifadelerini kullandı.</p>

<p>“Orada yaşananlar hakkında maalesef sözler yetersiz kalır”</p>

<p>Atılan bombaların hedefe odaklı değil, rastgele atıldığını belirten İslam, “Orada yaşananlar hakkında maalesef sözler yetersiz kalır. Birçok bomba ve roket akıllı değil, yani rastgele atılan tipte. Demek ki hedefe yönelik değil. Benim kardeşim savaşın 3’üncü haftasında Güney’e giderken önündeki açık sivil bir kamyon bombalanmış. İçerisinde göç eden insanlar var ve sivil oldukları belli. Bu sadece bir örneği” dedi.</p>

<p>“Burada basit şikayetleri gidermeye çalışıyorken bizim oradaki halkımızın yaraları sarılamıyor”</p>

<p>Gönüllü olarak bölgeye gitmek istediğini belirten İslam, “Biz burada bir insanın boğazı ağrıyorken, basit şikayetleri gidermeye çalışıyorken bizim oradaki halkımızın yaraları sarılamıyor. Ve bu durum bizim kalbimizi gerçekten yaralıyor. Buradaki görevimizi yapmaya devam ediyoruz. Bu işi yapmıyor olsaydım, olan biteni izlerken psikolojimiz daha fazla bozulurdu. Hiç değilse burada insanların yarasını sararak kendimizi teselli ediyoruz. Filistinli ve Sağlık Mensupları Derneği’miz aracılığı ile Sağlık Bakanlığı’na oraya gönüllü doktorlar olarak gitmek için başvurduk. Ama maalesef buna izin verilmedi, keşke benim elimde olsa bir görevlendirme ile orada hizmet yapmak istiyorum. Çünkü bizim son Nefroloji Uzmanımız orada şehit düştü. Orada Nefroloji hizmeti verecek, bizim uzmanlığımıza sahip bir doktor yok, Gazze için söylüyorum. Oraya gitmek istiyorum ve benim gibi gitmek isteyen birçok doktor arkadaşım var, orada bizden çok Cerrahlara ihtiyaç olduğu için listenin başında onlar var. Keşke gidebilsek ama maalesef gidemedik. Ben buradan Türk halkımıza teşekkür ediyorum ama keşke daha fazlasını yapabilseydik toplum olarak” diye konuştu.</p>

<p>İHA</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 26 Dec 2023 08:28:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.ivrindigazetesi.com/images/haberler/2023/12/tek-sifa-bulamadigi-kendi-yarasi-1703579308.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>112 Acil Servis’in En Hızlıları, Motorize Ambulanslar Oldu</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.ivrindigazetesi.com/haber/112-acil-servisin-en-hizlilari-motorize-ambulanslar-oldu-17041</link>
                <guid>https://www.ivrindigazetesi.com/haber/112-acil-servisin-en-hizlilari-motorize-ambulanslar-oldu-17041</guid>
                <description><![CDATA[2009 yılında ilk olarak kullanılmaya başlayan motorize ambulans sistemi, tüm Türkiye’ye örnek oldu. Her gün onlarca hastaya müdahale eden motorize ekipler, özellikle trafiğin yoğun olduğu veya kara ulaşımının olmadığı yerlerde vakalara hızır gibi yetişiyor.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>2005 yılında, İzmirli Dr. Kubilay Arslankeçecioğlu’nun önerisiyle 2009 yılında Sağlık Bakanlığı tarafından hayata geçirilen motorize 112 ekipleri, özellikle trafiğin yoğun olduğu veya kara ulaşımının olmadığı yerlerde vakalara hızır gibi yetişiyor. Gündüz saatlerinde çalışan motorize ekipler, 112 Komuta Merkezi tarafından yönlendirilerek yoğun trafik ve dar sokakları aşarak dakikalar içerisinde vakalara ulaşıp vatandaşların hayatını kurtarıyor. İzmir’de 12 saat boyunca çalışan, doktor, paramedik ve acil tıp teknisyenlerinden oluşan 8 motorize 112 ekibi, zamanla yarışarak ilk müdahaleyi gerçekleştiriyor.</p>

<p>Zamanla yarış kask kamerasında</p>

<p>Ekiplerin vakalara ulaşmak için gösterdiği yoğun çaba kask kameralarına da yansıyor. Her türlü hava şartlarında yüzlerce kilometre yol katederek vakaya en hızlı ulaşan ekiplerin özellikle yoğun trafikte ve trafiğe kapalı alanlardaki vakalara ulaşma anları, kask kameraları tarafından da görüntüleniyor.</p>

<p>Motorize ambulans, İzmir’den Türkiye’ye örnek oldu</p>

<p>2005 yılında gerçekleşen bir maratonda ilk olarak motorize ambulansı önerdiğini, kendi motosikletiyle bunu denediğini ve ilerleyen süreçte de bunun kabul gördüğünü anlatan İzmir İl Ambulans Servisi Başhekim Yardımcısı Dr. Kubilay Arslankeçecioğlu, "Bu öneri herkesin hoşuna gitti ve tüm Türkiye’de dikkat çekti. Sağlık Bakanlığımız da bunun akabinde 2009 yılında 52 adet motosiklet satın aldı ve motorize sistemi İzmir’de ilk olmak üzere tüm Türkiye’de başladı. 365 gün İzmir ve dış ilçeler dahil olmak üzere motosikletli ekipler, ilk müdahale için çalışmakta. Diğer iller de buna katıldı ve şu anda 7 ilde sürekli olarak motorize ekipler çalışmalarına devam ediyor. İki motosiklet olarak başladığımız bu görevde şu anda 8 motosiklete çıktık. Doktor, paramedik ve acil tıp teknisyenlerinden oluşan motorize ekiplerimiz özellikle yazlık ilçelerde çok daha aktif görev alıyor. Festivaller, büyük organizasyonlar; örneğin Teknofest İzmir’de aktif görev aldılar" dedi.</p>

<p>"12 saatte ortalama 7-8 hastaya ulaşıyoruz"</p>

<p>Mesai yaptıkları 12 saat boyunca yaklaşık 7-8 hastanın hayatını kurtardıklarını söyleyen İzmir İl Ambulans Servisi Motosikletli Acil Sağlık Ekipleri Sorumlusu Parademik Halil Gölcük, "Günde 12 saat esasına göre çalışmaktayız. İzmir’in yoğun olan bölgeleri, trafiğe kapalı alanları, özellikle Kemeraltı ve Karşıyaka Çarşısı gibi alanlarda aktif görev almaktayız. Motosikletlerimizde her türlü acil müdahale için ekipmanlarımız vardır. Solunum cihazları, travma ekipmanları gibi malzemeler vardır. Görev alacak arkadaşlarımız seçilirken büyük motor ehliyeti tecrübesine dayanarak seçimler yapılır. Göreve başladıktan sonra da motosiklet eğitimi ve ileri sürüş eğitimleri veriyoruz. İzmir’de yaz aylarında özellikle Çeşme, Gümüldür, Dikili, Çandarlı bölgesine ağırlık vermekteyiz. Kış aylarında da İzmir’in merkezinde, yoğun olan bölgelerde çalışmaktayız. İzmir’de istatistik olarak 3-5 dakika arasında vakaya ilk ulaşma zamanımız var. Biz ulaştıktan sonra arkadaşlarımız gerekli acil yardım yapıyor ve ardından gerekirse transport için ekip çağırıyoruz. Daha sonra vaka tamamlanıyor ve 12 saatte ortalama 7-8 hastaya ulaşıyoruz" diye konuştu.</p>

<p>Emniyet şeridi uyarısı</p>

<p>Emniyet şeritlerinin kendileri için önemli, vatandaşlar için de hayati olduğunun altını çizen, yaklaşık 10 yıldır İzmir’de 112 ekiplerinde, son 5 yıldır da motorize ambulans olarak çalışan Acil Tıp Teknisyeni Bilal Yılmaz ise, "Klasik Ambulanslar, büyük araçlar olduklarından, bunlar trafik içerisinde bize göre daha yavaş seyrediyorlar. Biz daha küçük, daha atik, daha kıvrak hareket edebiliyoruz. Bizim onlara göre ulaşma sürelerimiz yarı yarıdan daha fazla fark ediyor. Büyük bir ambulans İzmir’de şehir içerisindeki vakalara yaklaşık 10 dakika içinde ulaşırken, biz vakalara 3-5 dakika arasında ulaşım sağlıyoruz ve erken müdahaleye başlıyoruz. Biz vakalara gittiğimiz zaman tepe lambalarımız açık, sirenlerimiz açık bir şekilde gidiyoruz ve diğer sürücülerden de bizleri daha çok fark etmelerini diliyoruz. Motosikletler trafik içerisinde biraz zor fark ediliyor diğer araçlar tarafından. Mesela ne kadar ambulans olsak da, sirenlerimiz açık olsa da fark edilmemiz biraz zor oluyor. Bizi gördükleri zaman bize sakince yol vermelerini, emniyet şeridini işgal etmemelerini istiyoruz. Çünkü çok kritik vakalara da gidebiliyoruz. Mesela geçtiğimiz aylarda Çevreyolu Bayraklı Tüneli’nde bir yangın vakası vardı. Oraya ilk ulaşan bendim. İlk gittiğim zaman içerisi zaten dumandan gözükmüyordu. Yani dışarıya kadar duman çıkmıştı. Emniyet şeridi işgal edildiği için normal bir ambulans gelemedi oraya. Öncelikle ben ulaştım. Olay yerindeki vatandaşların, yaralıların durumlarını değerlendirdim. Acil önceliklerini değerlendirip onları sıraya koydum. Ondan sonrasında olay yerine gelen ambulanslarla onların hastanelere sırayla nakil olmasını sağladım. Kriz anlarında, deprem zamanlarında, yangın zamanlarında, afet zamanlarında vatandaşlarımız çok panik oluyor. Sevdiklerine ulaşmaya çalışıp emniyet şeridini de bu yüzden ihlal ediyorlar. Farkında olarak ya da olmayarak belki kendi sevdiklerini de zor duruma düşürebilirler" açıklamasında bulundu.</p>

<p>İHA</p>

<p><img alt="112 Acil Servis’in en hızlıları, motorize ambulanslar" src="https://abone.iha.com.tr/RSS_Image/26.12.2023/3429cc69-3be0-4678-a4b0-552c9858e2ce.jpg" /></p>

<p><img alt="112 Acil Servis’in en hızlıları, motorize ambulanslar" src="https://abone.iha.com.tr/RSS_Image/26.12.2023/18cdf6fd-cdd8-4954-81e5-e262828c53a6.jpg" /></p>

<p><img alt="112 Acil Servis’in en hızlıları, motorize ambulanslar" src="https://abone.iha.com.tr/RSS_Image/26.12.2023/9d76829e-2686-4430-ac0e-acd6ee42034a.jpg" /></p>

<p><img alt="112 Acil Servis’in en hızlıları, motorize ambulanslar" src="https://abone.iha.com.tr/RSS_Image/26.12.2023/e54d3ae2-b527-41f7-a143-4cfd8b98895e.jpg" /></p>

<p><img alt="112 Acil Servis’in en hızlıları, motorize ambulanslar" src="https://abone.iha.com.tr/RSS_Image/26.12.2023/e3fe9427-206b-4e54-b6b3-c8d08433f6d6.jpg" /></p>

<p><img alt="112 Acil Servis’in en hızlıları, motorize ambulanslar" src="https://abone.iha.com.tr/RSS_Image/26.12.2023/452a469e-54e8-4c39-8686-c1e7f9a3d085.jpg" /></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 26 Dec 2023 09:04:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.ivrindigazetesi.com/images/haberler/2023/12/112-acil-servisin-en-hizlilari-motorize-ambulanslar-oldu-1703574292.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>&#039;Protezini Çamaşır Suyunda Bekletenler Var&#039;</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.ivrindigazetesi.com/haber/protezini-camasir-suyunda-bekletenler-var-17040</link>
                <guid>https://www.ivrindigazetesi.com/haber/protezini-camasir-suyunda-bekletenler-var-17040</guid>
                <description><![CDATA[Ağız ve diş sağlığının önemine dikkat çeken Okmeydanı Ağız ve Diş Sağlığı Hastanesi Başhekimi Dr. Zeynep Bulut, “Kesinlikle diş etlerimiz kanamamalı, kanıyorsa sebebini araştırmalıyız. Ağız hijyenimize dikkat edelim, bazen hasta bize başvurduğu zaman ciddi bir kemik kaybı söz konusu oluyor. Vatandaşlarımızdan çok değişik şeyler duyuyoruz, protezlerini temizlerken abartıya kaçıp çamaşır suyunda bekletenler ya da dişlerini sürekli karbonatla fırçalayanlar bunlar faydadan çok zarar getirebilecek uygulamalar, özellikle yaşlı vatandaşlarımıza hatırlatayım, yapmamaları gerekiyor” dedi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Ağız ve diş sağlığının önemine her fırsatta dikkat çeken uzmanlar, diş fırçalamada sürekliliğin sağlanması gerektiğini belirtiyor. Okmeydanı Ağız ve Diş Sağlığı Hastanesi’nde Başhekim olarak görev yapan Diş Hekimi Zeynep Bulut, ağız hijyenin sağlanmasının gerekliliği ve sağlanmaması durumunda oluşabilecek problemlere dikkat çekti. Bulut, kimi zaman da vatandaşların hijyen oluşturmak için yanlış yöntemler tercih ettiğini anlatarak önemli uyarılarda bulundu.</p>

<p>“Sinsi ilerler, ciddi bir kemik kaybı söz konusudur”</p>

<p>Ağız kokusunun hastalıklara yönelik bir haberci olabileceğini ve toplumda ağız ve diş sağlığına karşı bilinç oluşturulmasının önemli olduğunu aktaran Okmeydanı Ağız ve Diş Sağlığı Hastanesi Başhekimi olarak görev yapan Diş Hekimi Zeynep Bulut, “Ağız kokusu bazı hastalıkların da habercisi olur o yüzden dikkat etmemiz lazım, ağız kokusu şikayetiyle başvuran kişilerin de aslında yüzde 25’inde bu sorun tespit edilmiş. Ağız kokusu ağız florasının bozulmasından kaynaklıdır, ilk önce buna bakmalıyız. En büyük sebebi; kötü ağız bakımı, yanlış alışkanlıklar, çürük, enfekte diş, kanamalı diş eti, ağız içindeki her türlü ülseratif, ödemli dokular, kötü yapılmış tedaviler ya da bozulmuş, miadını doldurmuş yapılar, tedaviler, sabit protezler, hareketli protezlerin iyi temizlenmemesi, bunların hepsi ağız içerisindeki sebeplerimizden. Ağız içerisine bağlı olan bütün organlarımız zaten ağız kokusu açısından bir alt yapı oluşturur. Geniz eti, bademciklerin iltihaplanması, daha girintili bademcik yapısına sahip olan kişiler bunlar da yine ağız kokusu açısından tehdit altındaki kişilerdir. Kesinlikle diş etlerimiz kanamamalı, diş fırçalarken dahi kanamamalı. Kanıyorsa eğer bunun sebebini araştırmalıyız. Öncelikle ağız hijyenimize dikkat edelim. Bakteri plağı, tartar, diş etine baskı yapan tedaviler, bunun dışında bozulmuş dolgular, çürük bunlar varsa diş etlerimizle ilgili ayrıca kontrolümüzü yaptırmalıyız. Diş etimizi kontrol edelim, kanama olmayacak gül kurusu renginde, stabil, dişe yapışık olacak. Hareketli, ödemli, kanamalı diş etlerinden mutlaka şüphelenmeliyiz. Herhangi bir lezyon, apse tedavi edilmediği zaman çene kemiği içerisinde kiste de sebep olabilir ve bazen bunlar o kadar sinsi ilerler ki hasta bize başvurduğu zaman ciddi bir kemik kaybı söz konusudur. Ağız kokusu hem ağız içerisindeki diş ve çene kemiği, diş eti hastalıklarımızın öncüsüdür hem de sistemik birtakım rahatsızlıklarımızın habercisidir” dedi.</p>

<p>“Protezini çamaşır suyunda bekletenler, dişlerini sürekli karbonatla fırçalayanlar”</p>

<p>Her yaş grubunda ağız ve diş temizliğinin çok önemli olduğunu bazen temizlik sağlamak isterken daha büyük zararlar verildiğini söyleyen Diş Hekimi Bulut, sözlerine şöyle devam etti:</p>

<p>“Bebeklerde de bazen ağız kokusunu hissederiz annelere sıklıkla tavsiye ediyorum; bebektir bir şey olmaz diye geçmeyin, nasıl olsa dişi yoktur diye düşünmeyin lütfen. Arada bir gözle ilk muayenesini kendiniz yapın. Özellikle hareketli protez kullanan yaşlılarımız mutlaka çıkartıp ayrıca içini dışını, sonra dişini fırçalayıp takmalılar. Vatandaşlarımızdan çok değişik şeyler duyuyoruz, ağzımızı fiziksel olarak iyice temizledikten sonra nane esanslı temizleyicileri tercih edebiliriz. Halk arasında çok bilinen ve doğru bilinen bir bitki karanfil; çiğnenebilir. Vatandaşlarımız şunu çok yapıyor; özellikle protezlerini temizlerken abartıya kaçıp çamaşır suyunda bekletenler ya da dişlerini sürekli karbonatla fırçalayanlar bunlar da aynı şekilde faydadan çok zarar getirebilecek uygulamalar. Bu proteze de zarar veren bir uygulama hiçbir şekilde yapmamaları gerekiyor, özellikle buradan yaşlı vatandaşlarımıza hatırlatayım. Bir de ara yüz fırçalarını hatırlatmak isterim. Ara yüz fırçaları özellikle sabit protez kullananlar için çok faydalı. Hareketli protez kullananlardan bahsediyorum; protez ağızdan çıkartıldıktan sonra protezin diş fırçasıyla her tarafını tüm yüzeyini güzelce fırçalayıp sonra ağzımızda kendimize ait dişimiz varsa onlar fırçalanıp yoksa çok iyi bir gargara yapılıp ondan sonra tekrar protezi yapmaktır"</p>

<p>İHA</p>

<p><img alt="Ağız ve diş sağlığına dikkat: “Protezini çamaşır suyunda bekletenler var”" src="https://abone.iha.com.tr/RSS_Image/26.12.2023/e2fda462-9391-49be-bdca-4ae8d154740a.jpg" /></p>

<p><img alt="Ağız ve diş sağlığına dikkat: “Protezini çamaşır suyunda bekletenler var”" src="https://abone.iha.com.tr/RSS_Image/26.12.2023/4ba6b2e9-f358-4878-aab7-971514660bee.jpg" /></p>

<p><img alt="Ağız ve diş sağlığına dikkat: “Protezini çamaşır suyunda bekletenler var”" src="https://abone.iha.com.tr/RSS_Image/26.12.2023/4eb82966-dc86-4780-97c0-56693ed37cbb.jpg" /></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 26 Dec 2023 09:04:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.ivrindigazetesi.com/images/haberler/2023/12/protezini-camasir-suyunda-bekletenler-var-1703574262.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Makarnayı Doğru Yöntemle Pişirin Kilo Almayın</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.ivrindigazetesi.com/haber/makarnayi-dogru-yontemle-pisirin-kilo-almayin-17031</link>
                <guid>https://www.ivrindigazetesi.com/haber/makarnayi-dogru-yontemle-pisirin-kilo-almayin-17031</guid>
                <description><![CDATA[Günümüzde pratikliği ile hemen her evde bulunan makarnayı fazla tüketmek istenilmeyen kilolara neden olabiliyor. Ancak kullanılan bazı yöntemler makarnanın kalorisini düşürmeyi sağlayabiliyor. Al Dente olarak bilinen pişirme yöntemi makarna tam hamur olana kadar bekletilmiyor. Bir miktar diri bırakılan makarna bu şekilde tüm nişastasını açığa da çıkarmamış oluyor. Yeni pişmiş makarna ve bir sonraki güne bırakılan makarna kıyaslandığında 1 gece beklettiğiniz makarnanın yüzde 10 daha az kaloriye sahip oluyor.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;">Birçok kişi tarafından severek tüketilen makarna, hızlı kilo aldırmasıyla biline bir yemek olarak karşımıza çıkıyor. Fakat makarnanın bu etkilerinden uzaklaştırmak oldukça kolay. Doyasıya makarna yerken kilolardan da sakınabilirsiniz.</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;">Kilo vermek isteyen kişilerin diyet listesinde pek rastlanamayan makarna, yüksek kaloriye sahip bir gıdadır. Kullanılan pişirme yöntemleriyle makarnanın sahip olduğu kalori miktarını en aza indirmekte mümkün. Bunun için belli başlı püf noktaları bulunuyor. Karbonhidratlar sınıfında yer alan makarnanın doğru pişirme yöntemleri ve tüketme aşamaları öğrenildiğinde birkaç kilo vermek isteyen kişiler tarafından tüketimi kalorisi düşük hale geliyor. Yüksek bir kilo sorununuz olmadığı müddetçe düşük porsiyonlarda makarnayı size anlatacağımız doğal yöntemi kullanarak tüketebilir.</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;">İşte daha az kaloriye sahip makarna hazırlama yöntemi;</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;">Makarna yüksek nişasta içeriğine sahip bir besin olarak bilinir. Bu sebeple de diyet listelerinde kolay görebileceğimiz bir gıda değildir. Ancak makarnanın içerisindeki nişastayı daha az miktarda almanıza yarayan belirli yöntemler bulunuyor. Makarna, pirinç ve patates gibi nişastalı gıdalar içerisinde bulunan nişasta soğuduğunda belirli bir kısmı sindirimi zor hale geliyor. Yeni pişmiş makarna ve bir sonraki güne bırakılan makarna kıyaslandığında 1 gece beklettiğiniz makarnanın yüzde 10 daha az kaloriye sahip oluyor.</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;">Aynı şekilde makarnanın belirli bir pişirme yöntemi de daha az kalori tüketim sağlıyor. Al Dente olarak bilinen pişirme yöntemi makarna tam hamur olana kadar bekletilmiyor. Bir miktar diri bırakılan makarna bu şekilde tüm nişastasını açığa da çıkarmamış oluyor.</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;">HABER MERKEZİ</span></span></p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 25 Dec 2023 15:50:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.ivrindigazetesi.com/images/haberler/2023/12/makarnayi-dogru-yontemle-pisirin-kilo-almayin-1703513796.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Akupunktur İle Sigarayı Bırakabilirsiniz</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.ivrindigazetesi.com/haber/akupunktur-ile-sigarayi-birakabilirsiniz-17023</link>
                <guid>https://www.ivrindigazetesi.com/haber/akupunktur-ile-sigarayi-birakabilirsiniz-17023</guid>
                <description><![CDATA[Medical Point Gaziatep Hastanesi Anesteziyoloji ve Reanimasyon Uzmanı Doktor Cengiz İşbilen, Akupunktur tedavisi ile zayıflama ve sigara bırakma hakkında bilgiler verdi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Doktor Cengiz İşbilen, Akupunktur tedavisi ile zayıflama ve sigara bırakma hakkında bilgiler verdi.</p>

<p>Anesteziyoloji ve Reanimasyon Uzmanı Doktor Cengiz İşbilen, “Geleneksel bir tedavi yöntemi olan Akupunktur için Dünya Sağlık Örgütü, kırktan fazla hastalık tanımlamıştır. Bunların başlıcaları, Migren ve gerilim tipi baş ağrıları, endişe, depresyon ve uykusuzluk gibi psikiyatrik rahatsızlıklar, bel, boyun ve diz ağrısı, kireçlenme, fibromiyalji, romatizmal şikayetler, bronşit ve astım gibi kronik solunum yolu hastalıkları, alerjiler, hipertansiyon, sigarayı bırakma, zayıflama, gebelikte doğum sürecinin kısaltılması, adet krampları ve adet öncesi sendrom, mide bulantısı, kemoterapiye bağlı bulantı ve kusma, kronik kabızlık, ishal ve gastrit gibi fonksiyonel mide ve bağırsak problemlerinde sıkça kullanılmaktadır” dedi.</p>

<p>Akupunktur ile zayıflamada istenilen kilo kaybının sağlıklı ve istikrarlı bir şekilde gerçekleşmesi için tedavi süreçlerinin doğru beslenme, düzenli egzersiz ve kaliteli bir uyku düzeni ile desteklenmesi gerektiğini hatırlatan Uzman Doktor Cengiz İşbilen, akupunktur ile zayıflama tedavisinin hem vücutta hem de kulak içinde yer alan özel alanlara diğer bir ifade ile akupunktur noktalarına batırılan özel iğnelerle gerçekleştirildiğini belirtti. Kullanılan akupunktur noktaları ile metabolizmanın düzenlenebildiği ve iştahın kontrol edilmesinin sağlandığını bu sebeple de bu bölgelerin kilo vermede konfor ve rahatlık sağlayan noktalar olduğunu söyledi.</p>

<p>Anesteziyoloji ve Reanimasyon Uzmanı Doktor Cengiz İşbilen, Akupunktur tedavisi ile zayıflama hakkında açıklamalarda bulunarak, "Akupunktur tedavisi sayesinde akupunktur ile zayıflamak isteyenler, enerjileri yerine geldiği için diyetleriyle beraber düzenli spor ve egzersiz yapma sürecine de daha kolay adapte olurlar. Akupunktur, diyetin halsizliğe dönüşen dezavantajını, avantaja çevirerek egzersiz yapmayı sevdirir ve vücudunuz daha sağlıklı bir şekilde kilo verir. Akupunktur ile zayıflama yöntemi stres ve anksiyetenizi azaltarak beyinde bulunan noradrenalin düzeyini azaltır, serotonin ve endorfin denilen mutluluk hormonu düzeyini ise yükselterek aç olduğunuzu hissetmeden de mutlu olabilmenizi sağlar. Tedavi ile metabolizmanız hızlanır ve daha hızlı kalori yakarsınız bu yüzden kilo verme süreciniz kısalır. Akupunktur ile zayıflama vücudunuzun hormonal dengeye kavuşmasını sağlar, mide asidinizi azaltır ve sindirim sisteminizi toparlar’’ şeklinde konuştu.</p>

<p>Geleneksel bir tedavi yöntemi olan akupunktur ile sigarayı bırakmak isteyen kişiler için önemli bir tedavi uygulaması olduğuna dikkat çeken Dr. İşbilen, akupunktur tedavisinin uzman kişiler tarafından yapıldığında önemli bir yan etkisi bulunmayacağını ve sigara bırakma aşamasında ortaya çıkan güçlüklerin ortadan kaldırılmasına yardımcı olabileceğinin altını çizdi. Sertifikalı uzman hekimler tarafından uygulanan akupunktur tedavisi ile vücudun kaybettiği dopamin, seratonin ve endorfin gibi hormonların salınımı tekrar beyin tarafından kontrol edilir hale geldiğini belirten Uzman Doktor İşbilen, akupunktur ile sigaranın bırakılması sırasında ortaya çıkan belirtilerin kişinin baş edilebileceği seviyeye gerileyebildiğini ya da tamamen ortadan kalkabileceğini kaydetti.</p>

<p>Uzman Doktor Cengiz İşbilen, akupunktur ile sigaranın bırakılması hakkında bilgilendirerek, "Sigara bırakma döneminin daha konforlu geçmesini sağlayan akupunktur, sigaranın vücutta bıraktığı nikotin ve katran gibi maddelerin vücuttan çıkarıldığında da kolaylaştırır. Akupunktur tedavisi ile sigarayı bırakmak isteyenlerin akupunktur uygulamasına başlamadan 10 ila 12 saat süreyle sigara içmemesi gerekir. Bu aşamada kişiye seanslar hâlinde üç gün boyunca akupunktur uygulanır. Genellikle 2 seans yeterli olsa da kişinin bağımlılık derecesine göre seansların süresi farklılık gösterebilir" diye konuştu.</p>

<p>İHA</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 25 Dec 2023 08:13:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.ivrindigazetesi.com/images/haberler/2023/12/akupunktur-ile-sigarayi-birakabilirsiniz-1703506774.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Karın Bölgesi Yağlanma ve Sarkma Problemlerine Cerrahi Çözüm</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.ivrindigazetesi.com/haber/karin-bolgesi-yaglanma-ve-sarkma-problemlerine-cerrahi-cozum-17011</link>
                <guid>https://www.ivrindigazetesi.com/haber/karin-bolgesi-yaglanma-ve-sarkma-problemlerine-cerrahi-cozum-17011</guid>
                <description><![CDATA[Plastik Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Uzmanı Opr. Dr. Kamil Yıldırım, diyet ve egzersiz ile düzeltilmesi zor olan karın bölgesindeki yağlanma ve sarkmalar için cerrahi yöntemlerin uygulanabildiğini söyledi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Karın germe ameliyatlarının pürüzsüz, düz bir karın elde etmek için karındaki fazla deri ve yağı alan cerrahi bir yöntem olduğunu belirten Büyük Anadolu Hastaneleri doktorlarından Plastik Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Uzmanı Opr. Dr. Kamil Yıldırım, bu yöntem ile ilgili sıkça sorulan sorulara cevap verdi. Opr. Dr. Yıldırım, "Karın germe ameliyatı kilo vermiş, karında sarkma olmuş, gebelikten sonra yine hastanın karın bölgesinde bölgesel yağlanma ve sarkmalara bağlı olarak bozulma olan hastalar tercih etmektedir. Ameliyat izleri kişiseldir tamamen. Hastaların büyük çoğunluğunda bu izler iyi şekilde iyileşebilirken, bazı hastalarımızda daha kaba, sert ve kızarık şekilde iyileşebilmektedir. Tüm bu yöntemler ile amacımız izi tamamen yok etmek değildir. Hafifletmek daha kabul edilebilir bir iz haline getirmektedir. Bire bir ameliyat öncesi dönmeyebilir ama aşırı kilo alma durumlarında yüksek kilolara çıktığı zaman ya da sonrasında gebelik durumu gelişirse, yine o bölge de bir bozukluk ve sarkma yağ depolanması meydana gelebilir fakat net önceki duruma dönmez. Eğer hastada yağ ile ilgili depolanma ve şekil problemleri varsa liposuction eklenir. Karın germe ameliyatlarına liposuction estetik cerrahi yöntemleri eklendiğinde sonuçlar daha iyi hale gelir. Karın germe ameliyatından sonra kişi eğer arzu ederse yeniden gebe kalabilir. Gebelikten sonra emzirme dönemi tamamlandıktan sonra hastalar aynı sorunları yaşıyor ise bu ameliyatları tekrar olabilir" diye konuştu.</p>

<p>İHA</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 25 Dec 2023 08:56:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.ivrindigazetesi.com/images/haberler/2023/12/karin-bolgesi-yaglanma-ve-sarkma-problemlerine-cerrahi-cozum-1703502356.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Fazla Şeker Tüketimi Kırışıklığa Neden Oluyor</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.ivrindigazetesi.com/haber/fazla-seker-tuketimi-kirisikliga-neden-oluyor-17000</link>
                <guid>https://www.ivrindigazetesi.com/haber/fazla-seker-tuketimi-kirisikliga-neden-oluyor-17000</guid>
                <description><![CDATA[Diyetisyen Cemre Balkan, fazla şeker tüketiminin bazı proteinlere zarar vererek ciltte kırışıklık, sarkma, yüzeylerde bozulma ve aknelere yol açtığını söyledi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;">Sofra&nbsp;şekeri olarak bilinen beyaz&nbsp;şeker&nbsp;kullanımının aşırısı bazı sağlık sorunlarını da beraberinde getiriyor. Medicana Sağlık Grubu diyetisyenlerinden Cemre Balkan, fazla&nbsp;şeker&nbsp;kullanımına bağlı olarak bel-göbek yağlarının artması,&nbsp;ciltte&nbsp;kırışıklık, obezite, mutsuzluk, mide rahatsızlığı ve hafızanın azalması gibi olumsuzlukların yaşanabileceğini belirterek, uyarılarda bulundu.<br />
<br />
“Fazla&nbsp;şeker&nbsp;tüketimi&nbsp;ciltte&nbsp;kırışıklığa&nbsp;neden&nbsp;oluyor”<br />
Şekerden gelen enerjinin günlük enerji ihtiyacının yüzde 10’unu geçmemesi hatta yüzde 5’in altında olması gerektiğinin altını çizen Medicana International Samsun Hastanesi diyetisyenlerinden Cemre Balkan, “Günlük olarak ortalama meyve&nbsp;tüketimi, doğal&nbsp;şeker&nbsp;alımımız için yeterlidir.&nbsp;Fazla&nbsp;tüketilen işlenmiş&nbsp;şeker&nbsp;kan dolaşımıyla vücuda dağılır ve bel, göbek, kalça, göğüs ve bacak gibi bölgelerde yağ olarak birikir. Bu yağlar böbrek kalp gibi organlara dağılır ve organlar işlevlerini yerine getiremez. Böylelikle diyabet ve kalp hastalığına davetiye çıkmış olur.&nbsp;Şeker&nbsp;molekülleri vücutta&nbsp;fazla&nbsp;miktarda bulunduğunda proteinlere bağlanarak proteinin yapısını değiştirler. Cildin en önemli yapıları kollejen ve elastin proteinleri zarar görür. Bu proteinlerin zarar görmesi de&nbsp;ciltte&nbsp;kırışıklık, sarkma ve yüzeylerde bozulmaya sebep olur, insülinin ani yükselmesi akne problemleri de oluşturabilir” dedi.<br />
<br />
“Mutsuzluk ve depresyon riski artar”<br />
Fazla&nbsp;şeker&nbsp;tüketimine bağlı olarak gelişebilecek diğer sağlık sorunları hakkında da bilgi veren Balkan, “Eklenti&nbsp;şeker&nbsp;içeren içeceklerin tüketim ile tip2 diyabet riskinin artışı arasında güçlü bağlar bulunmaktadır. Obezitenin temel&nbsp;nedeni aşırı&nbsp;şeker&nbsp;tüketimidir. Yapılan çalışmalar gösteriyor ki&nbsp;fazla&nbsp;miktarda&nbsp;şeker&nbsp;tüketildiğinde karaciğer&nbsp;şekerin bileşeni olan fruktozu yağ olarak depoluyor.&nbsp;Fazla&nbsp;fruktoz&nbsp;tüketimi&nbsp;leptin direncini de arttırır. Bu da iştahın bastırılmasında güçlük çekip sürekli açlık yaşamaya&nbsp;neden&nbsp;olabilir.&nbsp;Şeker, ‘mutluluk hormonu’ olarak bilinen seratonin hormonunun salgılanmasını tetiklediği için keyif verici özelliği kişide bağımlılık yapabilir. Tüketilmediği zaman mutsuzluk yaşanabilmektedir.&nbsp;Fazla&nbsp;şeker&nbsp;tüketimi&nbsp;de kilo alımına sebep olmaktadır, bu da bizi yine mutsuzluğa sürüklemektedir.&nbsp;Şeker&nbsp;hastalığının en bilinen belirtilerinden bulantı, aşırı&nbsp;şeker&nbsp;tüketiminin sürekli devam ettirilmesi durumunda ortaya çıkar. Aşırı yemek yeme durumuna da bağlı olarak hazımsızlık ve mide asidinin artması&nbsp;nedeniyle oluşan gastrit gibi ciddi rahatsızlıkların oluşmasına&nbsp;neden&nbsp;olur” diye konuştu.<br />
Diyetisyen Cemre Balkan,&nbsp;şeker&nbsp;tüketiminin gerekenden&nbsp;fazla&nbsp;olmasının hafızayı da olumsuz etkilediğini belirterek şunları söyledi:<br />
“Kan&nbsp;şekerinin uzun süre yüksek seyretmesi sonucun da kişilerde beyin küçülmesi normal kişilere göre daha&nbsp;fazla&nbsp;oluyor. Beyinde hafızayı oluşturan kısımlarda oluşan küçülmenin de hafıza sorunlarını ortaya çıkartabileceği belirtiliyor.&nbsp;Fazla&nbsp;şeker&nbsp;tüketimi&nbsp;ayrıca dikkat eksikliği ve öğrenme güçlüğü de yapabiliyor.”</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;">İHA</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 25 Dec 2023 14:07:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.ivrindigazetesi.com/images/haberler/2023/12/fazla-seker-tuketimi-kirisikliga-neden-oluyor-1703495411.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Organlarımız Bizden Daha Hızlı Yaşlanıyor</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.ivrindigazetesi.com/haber/organlarimiz-bizden-daha-hizli-yaslaniyor-16996</link>
                <guid>https://www.ivrindigazetesi.com/haber/organlarimiz-bizden-daha-hizli-yaslaniyor-16996</guid>
                <description><![CDATA[Yapay zekâ kullanılarak uygulanan yeni bir kan testi yöntemi ile artık organların yaşlanma riskinin önceden belirlenebileceğini belirten Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Gökhan Akdemir, “Yapılan çalışmalar, bazı organlarımızın bizden daha hızlı yaşlanabildiğini gösteriyor. Bu nedenle özellikle dengesiz beslenme, düzensiz uyku, hareketsiz yaşam, sigara, alkol ve stres gibi çevresel riskleri azaltmamız gerekiyor” dedi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Stanford Üniversitesi’nden araştırmacıların, bilim dergisi Nature’da yayınlanan bir araştırmada kan testiyle 11 organ ve dokudaki proteinleri inceleyerek, organların hızlı yaşlanıp yaşlanmadığının önceden tespit edilebileceğini ortaya koyduğunu belirten İSÜ Medical Park Gaziosmanpaşa Hastanesi’nden Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Gökhan Akdemir, bu araştırmanın gelecekte daha uzun ömre giden yolda çığır açabileceğini söyledi.</p>

<p>“Yapay zekâ ile organların yaşlanması hesaplandı”</p>

<p>Araştırmanın sonuçlarını değerlendiren Prof. Dr. Gökhan Akdemir, “Bilindiği üzere beyin, kalp, akciğer, böbrek, karaciğer, kemikler gibi organların durumunu görmek için genellikle radyolojik testler yapılır. Bunlar genellikle ultrasonagrafi, tomografi, anjiyografi ve manyetik rezonans (MR) gibi görüntüleme yöntemleridir. Elde edilen görüntüler anlık ve önceki ile karşılaştırmalı görüntülerdir. Bu yöntemler organların görüntülerinin incelenmesidir. Moleküler veya genetik bir inceleme değildir. Ancak ABD’deki Stanford Üniversitesi’nde sonuçları 7 Aralık’ta kamuoyuna duyurulan yeni bir çalışmada ise, alınan kan örneklerinde organlara özgü saptanan proteinlere bakılmıştır. ‘Single-cell RNA sekanslaması’ denilen yeni bir yöntem ile bu proteinler üzerinden organların yaşlanması ve bu yaşlanmaya göre kişide hastalıkların gelişme riskini tahmin eden yapay zekâ ile hesaplamalar yapılmıştır” ifadelerini kullandı.</p>

<p>“5 binden fazla kişiden kan örnekleri alındı”</p>

<p>Araştırmada 5 binden fazla kişiden kan örneklerinin alındığını dile getiren Prof. Dr. Akdemir, daha sonra beyin, akciğer, kalp, karaciğer, böbrek, bağışıklık sistemi, damarlar, kaslar, bağırsaklar, pankreas ve yağ dokusu olmak üzere toplamda 11 adet organın örneklemeye alındığını belirterek yapılan çalışma hakkında şu bilgileri paylaştı: “Araştırmada Single-cell RNA sekanslaması ile toplamda 4 bin 979 protein saptanmış. Bu proteinler daha sonra organlara özgü proteinler olarak ayrılmış. Örneğin, beyin için ayrı, kalp için ayrı olmak üzere her organın proteinlerine ayrı ayrı bakılmış. Sonra da saptanan bu proteinleri yaşlanmaya göre nasıl değişikliğe uğradığını saptamışlar. Özellikle her organın kendi hücresindeki proteinlere bakılmıştır. Organlardaki yaşlanan hücrelerin proteinleri ve hastalık durumundaki proteinlere bakılmış.”</p>

<p>“Hem hastalıklar hem de yaşlılıktaki problemler tespit edilebilecek”</p>

<p>Araştırmada farklı organlardaki hastalıkların mercek altına alındığına dikkat çeken Prof. Dr. Akdemir, “Beyinde Alzheimer hastalığına; kalpte ise kalp krizi, hipertansiyon, damar sertliğine bakılmış. Yaşlılıkla birlikte ortaya çıkan veya değişkenlik gösteren bu proteinlerle hastalıkların ortaya çıkışı tahmin edilmiştir. Alınan kan örneği sayısı arttıkça, yaşlanma ve hastalıklar üzerine daha detaylı bilgiler elde edilecektir. Hem hastalıklar tahmin edilecek hem de yaşlandıkça ne gibi sorunlarla karşılaşılacağının tahmini yapılacaktır” dedi.</p>

<p>“Önce yaşam biçimi değiştirmeli”</p>

<p>Organlarımızın hızlı yaşlanmasında özellikle yaşam biçimi ve çevresel faktörlerin etkili olduğunu söyleyen Prof. Dr. Akdemir, ancak genetik faktörlerin de rolünün yabana atılmaması gerektiğini işaret etti.</p>

<p>Bir organın kan testi ile hızlı yaşlandığı önceden tespit edildiği takdirde neler yapılabileceğine de değinen Prof. Dr. Akdemir, “Örneğin, bir kişide beynin ya da kalbin hızlı yaşlanma riski olduğu saptanırsa, bu organa dışarıdan acil bir müdahalede bulunmak yerine öncelikle yaşam biçimini değiştirmemiz gerekecek. Bunlar arasında ilk akla gelenler beslenme, hareket etme, gelişen hastalıkları kontrol altına alma/ hipertansiyon ve diyabet kontrolü, sigara ve alkol kullanılmaması gibi önlemler olabilir. Kan tahlillerinde bakılan proteinlerle nelerin sizin organlarınızı hızlı yaşlandırdığı tespit edilince, artık ona göre davranmanız gerekecek” diye konuştu.</p>

<p>“Tıp yeniden yazılacak”</p>

<p>Organların yaşlanma durumunu gösteren kan testinin yakın gelecekte hayata geçmesiyle hiç hastalığımız olmasa da gerek organ sağlığımızı gerek genel sağlığımızı kontrol etmek için belli sürelerde kan testi yaptırılması gerekebileceğini kaydeden Prof. Dr. Akdemir, özellikle çevresel ve ailesel faktörlere göre risk altındaki kişilerin daha sık gözlem altında tutulacağını ifade etti.</p>

<p>Yapılan kan testi yeni bir test olsa da henüz patentinin alınmadığının altını çizen Prof. Dr. Akdemir, “Bu kan testi, şu ana kadar organlar konusunda yapılan en önemli ve en doğru bir test olacak. Bu yeni yönteme Multiomic çalışmalar deniyor. Tıp yeniden yazılacak. Anatomisi, fizyolojisi, hastalıkları, tanıları ve tedavileri. Bu test hayata geçtiğinde ilk defa kişiye özel bir tıp olacak” dedi.</p>

<p>“Uzun yaşam için sigara, alkol ve stresten uzak durun”</p>

<p>Son olarak organların sağlıklı olması ve uzun yaşamak için dikkat edilmesi gerekenlerden bahseden Prof. Dr. Akdemir, “Genetiğimizi değiştiremeyiz ancak aklımız erdiği andan itibaren yaşlılığımıza yatırım yapmalıyız. Düzenli beslenme, düzenli uyuma ve sportif hareket, sigara, alkol ve stresten ise uzak durmalıyız” diyerek açıklamalarını sonlandırdı.</p>

<p>İHA</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 25 Dec 2023 08:28:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.ivrindigazetesi.com/images/haberler/2023/12/organlarimiz-bizden-daha-hizli-yaslaniyor-1703493113.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Adet Düzensizliği, İhmal Edilmemesi Gereken Bir Belirti</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.ivrindigazetesi.com/haber/adet-duzensizligi-ihmal-edilmemesi-gereken-bir-belirti-16993</link>
                <guid>https://www.ivrindigazetesi.com/haber/adet-duzensizligi-ihmal-edilmemesi-gereken-bir-belirti-16993</guid>
                <description><![CDATA[Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Prof. Dr. Selahattin Kumru, tedavisi mümkünken ciddiye alınmayan düzensiz kanamaların önemli bir sağlık sorununun habercisi olabileceğini kaydetti.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Prof. Dr. Selahattin Kumru, adet düzensizliğinin ve fazla kanamanın altında ciddi sağlık sorunlarının yatabildiğini belirtti.</p>

<p>Adet düzensizliği, endometrial dokunun kalınlaşması, yumurtlama eksikliği, miyom, polip veya kistler, kullanılan hormonal ilaçlar, enfeksiyonlar ve rahim veya yumurtalıkların kötü huylu kitleleri gibi çeşitli faktörlere bağlı olarak gelişebildiğini dile getiren Kumru, düzensiz seyreden kanamaların ciddiye alınması gerejtiğini ve vakit kaybetmeden hekime başvurulması gerektiğini kaydetti.</p>

<p>Ortalama 28 günde bir gerçekleşen adet döngüsü sırasında gebeliğe hazırlık olarak hormonların etkisiyle rahmin iç yüzeyini oluşturan endometrium tabakasının kalınlaşıp olgunlaştığını, gebelik olmaması durumunda bu tabakanın, bir sonraki aya hazırlık için döküldüğünü belirten Kumru, adet döngüsündeki bozulmaların altında yatan hastalıklara dikkat çekti.</p>

<p>"Adet döngüsü mutlaka takip edilmeli"</p>

<p>Adet döngüsünün, adet kanamasının başladığı birinci günden bir sonraki adetin ilk gününe kadar geçen süreyi ifade ettiğini belirten Dr. Selahattin Kumru, bu döngünün normal olarak 21 ile 35 gün arasında olması gerektiğini ifade etti.</p>

<p>Daha sık veya seyrek, daha uzun, daha yoğun veya ara kanamaların adet düzensizliği olarak kabul edildiğini işaret eden Kumru, "Bu döngünün takip edilmesi son derece önemlidir. Döngüde normalden farklı olarak bozulmalar meydana geliyorsa bu durumun nedeni araştırılmalıdır. Kadınlar bu konuda duyarlı olmak durumundalar. Aksi halde altta yatan hastalıkların tedavi edilmemesi istemediğimiz kötü sonuçlara neden olabilir. Adet düzensizliğinin, endometrial dokunun kalınlaşması (endometrial hiperplazi), yumurtlama eksikliği, miyom, polip veya hormon salgılayan kistler, kullanılan hormonal ilaçlar, enfeksiyonlar ve rahim veya yumurtalıkların kötü huylu tümörleri gibi çeşitli faktörlere bağlı olarak gelişir. Adet düzensizliği şikayetiyle başvuran bir kişinin, hekim tarafından tıbbi öykü ve jinekolojik muayene ile değerlendirilir, ultrasonografik incelemeler yapılır ve gerekirse daha ileri testler yapılır" dedi.</p>

<p>Kumru, tanı sonrasında, adet düzensizliğine neden olan temel tıbbi durumun belirlenmesi ve buna göre de tedavi düzenlenmesinin öneminin altını çizdi.</p>

<p>"Düzensiz kanamaları ciddiye alın"</p>

<p>Kumru, düzensiz ve fazla adet kanaması olan kadınların bazen bu durumu ciddiye almadıklarını oysa bu durumun genellikle başka bir sağlık sorununun belirtisi olup, temel nedenin bulunarak bu sorunun ortadan kaldırılmasına odaklanılması gerektiğini söyledi.</p>

<p>Adet kanamalarının miktar ya da süre olarak artmış olması, ara kanamaların varlığı gibi durumlarda özellikle de 35 yaş üstü kadınlarda kanama nedeninin araştırılmasının ve tespit edilen nedene yönelik tedavi planlanmasına önem verilmesinin en doğru yöntem olduğunu ifade eden Kumru, "Kanama nedeni araştırılırken rahim içinden patolojik inceleme için örnek alınmasın önemlidir. Düzensiz adet kanamalarının nedenini araştırılırken rahim içinin teşhise dair küretaj ya da histeroskopik inceleme gibi yöntemler ile rahim içinden biyopsilerin alınması, alınan biyopsi örneklerinin patolojik incelemesi ve bu incelemenin sonucuna göre tedavi planlanmasının en doğru yaklaşımdır. Düzensiz adet kanamaları ve özellikle de toplamda artmış kanama ile karakterize kanamaları olan kadınlarda, rahim içinin incelenmesi gerçekleştirilmeden tedavi planlanmaya çalışılmasının doğru değildir. Rahim içindeki sorunun ne olduğu anlaşılmadan verilen tedavilerin özellikle kötü hastalıkların varlığı durumunda tedavide gecikmelere neden olabilir, bu tür yaklaşımlardan sakınılması gerekir" ifadelerine yer verdi.</p>

<p>İHA</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 25 Dec 2023 08:24:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.ivrindigazetesi.com/images/haberler/2023/12/adet-duzensizligi-ihmal-edilmemesi-gereken-bir-belirti-1703493479.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Estetikte Ütopik Talep: &#039;Angelina Jolie Gibi Olmak İstiyorum&#039;</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.ivrindigazetesi.com/haber/estetikte-utopik-talep-angelina-jolie-gibi-olmak-istiyorum-16992</link>
                <guid>https://www.ivrindigazetesi.com/haber/estetikte-utopik-talep-angelina-jolie-gibi-olmak-istiyorum-16992</guid>
                <description><![CDATA[Ünlü estetikçi Prof. Dr. Hayati Akbaş, “Bazı hastalar, ’hocam ben Angelina Jolie gibi olmak istiyorum, hatta ondan daha güzel olmak istiyorum’ diye taleplerle geliyor. Aşırı mükemmeliyetçi ve ütopik istekleri olan kişilere estetik yapılmaz. Beklentinin mutlaka kabul edilebilir sınırlar içerisinde olması lazım” dedi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>FBM Tıp Merkezi Estetik ve Plastik Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Hayati Akbaş, hangi hastalara estetik operasyon yapılıp yapılmayacağı konusunda önemli bilgiler verdi. Prof. Dr. Akbaş, “Estetik ameliyat için cerrahlara müracaat eden her hastaya plastik cerrahlar estetik ameliyat yapmazlar. Bir insanın estetik ameliyat olabilmesi için bazı ön şartları vardır. Bunlardan bir tanesi ameliyat için gerekli sağlık şartlarına sahip olabilmektir. Bir hasta yüz gerdirme ameliyatı olmak isteyebilir. Göğüs küçültme ameliyatı olmak isteyebilir. O hastanın ameliyata engel bir sağlık durumu söz konusu ise ileri derecede şeker hastalığı, ileri derecede kalp hastalığı gibi ameliyat sürecini ve sonrasını olumsuz yönde etkileyecek bir hastalığı varsa o hastaya estetik ameliyat önerilmez. Bizim için öncelik olan sağlıktır. Genel sağlık durumu iyi olsun ki o hastaya estetik ameliyat düşünülebilir. Aksi takdirde ameliyat artı bir yük verilerek o hastanın genel sağlık durumunu olumsuz yönde etkileyebilir. Kalp hastalıkları, şeker hastalıkları, tansiyon hastalıkları veya kanama hastalıkları gibi hastalıklar genel anestezinin önüne bir engel teşkil ediyorsa asla estetik ameliyat yapılmaz. Bizlere başvuran insanlarda yapmadığımız durumlardan bir tanesi ise gerçekçi olmayan beklentileridir. Aşırı mükemmeliyetçilikleridir. Örneğin hasta geliyor, ‘hocam ben Angelina Jolie gibi olmak istiyorum, hatta ondan daha güzel olmak istiyorum’ gibi gerçekçi olmayan, beklentileri hayali olan hastalara kadın ya da erkek fark etmez hastalara asla estetik operasyon yapılmaz. Beklentinin mutlaka kabul edilebilir sınırlar içerisinde olması lazımdır. Aşırı hayali kurguları olan, ütopik beklentisi içerisinde olan insanlara estetik yapılmasını biz plastik cerrahlar olarak önermeyiz. Bunun dışında tabii kısmi sınırlamaların olduğu durumlar olabilir. Doktorun ve hasta ortak vardığı sonuçlar değerlendirebilir. Ortaya çıkabilecek en ufak olumsuzlukta, sınırlılıkta, bir eksiklikte o hasta eskisinden daha da mutsuz olacaktır” diye konuştu.</p>

<p>İHA</p>

<p><img alt="Estetikte ütopik talep: ”Angelina Jolie gibi olmak istiyorum”" src="https://abone.iha.com.tr/RSS_Image/25.12.2023/e9f4ebc9-dde6-413d-afa2-230b25296e41.jpg" /></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 25 Dec 2023 08:24:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.ivrindigazetesi.com/images/haberler/2023/12/estetikte-utopik-talep-angelina-jolie-gibi-olmak-istiyorum-1703493659.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Kemik İli Transplantasyonu İle Tedavi Edilebiliyor</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.ivrindigazetesi.com/haber/kemik-ili-transplantasyonu-ile-tedavi-edilebiliyor-16986</link>
                <guid>https://www.ivrindigazetesi.com/haber/kemik-ili-transplantasyonu-ile-tedavi-edilebiliyor-16986</guid>
                <description><![CDATA[Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Hematoloji Bilim Dalı Öğretim Üyesi Dr. Orhan Kemal Yücel, sonradan kazanılan Apilastik anemi hastalığının milyonda 2 veya 4 kişide görülen nadir bir hastalık olduğunu belirterek, "Hastalığın tek kesin tedavisi kemik ili transplantasyonudur" dedi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Aplastik anemi hastalığının kemik iliği yetersizliği olarak adlandırıldığını belirten Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Hematoloji Bilim Dalı Öğretim Üyesi Dr. Orhan Kemal Yücel, hastalığın; kemik iliğindeki hücrelerin azlığıyla giden, tıbbi anlamda ’Pansitopeni tablosu’ denilen kemik iliğindeki hücrelerin yer dokusunu alması olduğunu söyledi.</p>

<p>"Milyonda 2 ya da 4 kişide görülüyor"</p>

<p>Bu hastalığın genelde daha sonradan kazanılan ve sebebi de tam bilinmeyen nedenle oluşan bir hastalık olduğunu aktaran Yücel, ”Bu hastalık bazen kalıtsal nedenlerle birlikte olabiliyor ama daha çok sonradan kazanılmış bir hastalık. Genelde milyonda 2 veya 4 kişide görülen bir hastalık. Nadir görülen bir hastalıktır. Kadın erkek görülme oranı eşit. Hastalar bize genellikle bu kan değerlerindeki düşüklük tablosuyla gelebilir. Kansızlık, anemi semptomları dediğimiz halsizlik, yorgunluk, çarpıntı hissi gibi semptomlar veya beyaz küre düşüklüğüne bağlı olarak hastalar enfeksiyon tablosuyla, ateşle karşımıza gelebilir. Yine bir diğer beyaz küre hücresi dediğimiz tromboz düşüklüğüne bağlı da kanama bulgularıyla gelebilir. Cilt kanaması, diş eti kanaması, burun kanaması, ciltte morluk şikayetlerle karşımıza gelebilir” ifadelerini kullandı.</p>

<p>Hastalığın genelde gençlik döneminde 15 ile 25 yaş arasında görüldüğünü dile getiren Yücel, 60 yaşından sonra da görülme sıklığının arttığını kaydetti.</p>

<p>"Kemik iliği nakli"</p>

<p>Tedavide daha çok ilacın kullanıldığını belirten Yücel, “Veya kemik iliği yani kök hücre nakliyle tedavi edilebiliyor. Eğer genç yaştaysa hasta kardeş vericisi varsa, öncelikle kemik iliği transplantasyonu ön planda olurken, eğer kardeş vericisi yoksa veya tam uyumlu vericisi yoksa burada öncelikli olarak ilaç tedavi edilmeye çalışan bir hastalık. Hastalığın aslında tek kesin tedavisi kemik ili transplantasyonudur. Kemik iliği nakli, bir başka vericiden olan ilik nakli. Ama burada hani hastanın yaşı, performansı, verici olup olmaması, donör bulunup bulunmaması, bu tedavi stratejisini değiştirebiliyor. Hastalık tanısı konduğu zaman ilk önce hedef kardeş vericisi varsa kemik iliği naklidir. Kardeş vericisi yoksa burada immünsupresif tedaviler dediğimiz, çünkü bu hastalıkta kemik iliğine olan vücudun bir saldırısı söz konusu. Kemik iliğindeki hücreleri yok etmeye çalışıyor vücut bir şekilde. Bunun tersine döndüren immünsupresif tedavi dediğimiz bir tedavi seçeneğimiz var. Dolayısıyla kemik iliği nakli için donörü olmayan hastalarda da bu tedavi denenebiliyor. Bu tedaviyi aldığında eğer yanıtı olmazsa bu sefer kardeş verici olmadan başka akraba dışı donörden hücre verici hücre toplanıp yine akraba dışı donör verici bulunup bir şekilde kemik iliği nakli olabiliyor. Eğer tam uyumlu donör verici olmazsa kardeş veya akraba dışı yarı uyumlu akraba içi aile iç anne, baba, diğer kardeş buradan da nakil yapılabiliyor” dedi.</p>

<p>Nakil yapıldığı zaman tedavide sonuçların yüz güldürücü olduğunu dile getiren Yücel, diğer immünsupresif tedavilerle nispeten tedaviye yanıt alınabilen bir hastalık olduğunu sözlerine ekledi.</p>

<p>İHA</p>

<p><img alt="Milyon nüfusta 2 ya da 4 kişide görülüyor, kemik ili transplantasyonu ile tedavi edilebiliyor" src="https://abone.iha.com.tr/RSS_Image/25.12.2023/6e416349-da67-4347-88f0-322dfa2c5377.jpg" /></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 25 Dec 2023 09:01:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.ivrindigazetesi.com/images/haberler/2023/12/kemik-ili-transplantasyonu-ile-tedavi-edilebiliyor-1703487532.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Erken Menopoz Riski Sigara Kullananlarda Artıyor</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.ivrindigazetesi.com/haber/erken-menopoz-riski-sigara-kullananlarda-artiyor-16979</link>
                <guid>https://www.ivrindigazetesi.com/haber/erken-menopoz-riski-sigara-kullananlarda-artiyor-16979</guid>
                <description><![CDATA[Sigara kullanan kadınlara erken menopoz uyarısında bulunan Prof. Dr. Müzeyyen Uyanık, 40 yaş öncesi ortaya çıkan menopozun 'erken menopoz' olduğunu açıkladı. Menopoza giriş yaşının genetik durum ve sigara gibi faktörlerden etkilendiğinin altını çizen Uyanık, "Sigara kullanıldığında ortalama 2 yıl olarak menopoz yaşı geriye gitmektedir.” Dedi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;">Menopoz döneminin ortalama 40 yaş sonrası kadınlık hormonunun azalması ile başladığını ifade eden uzmanlar, sigara ve benzeri unsurların bunu hızlandırdığına dikkat çekti. Sigara kullanan kadınlara erken menopoz uyarısında bulunan Prof. Dr. Müzeyyen Uyanık, 40 yaş öncesi ortaya çıkan menopozun 'erken menopoz' olduğunu açıkladı. Uyanık, "Menopoz bir kadın için en önemli yaş dönemlerinden biridir. Yaşlanmanın başlangıcı olarak bilinmesinin aksine kadın hayatının doğal safhalarından biri olarak düşünülmesi gereken bir dönemdir. Menopoz, 12 ay boyunca adet görememe durumudur. Ortalama 40 yaş sonrası kadınlık hormonunun azalması ile başlıyor. Ortalama menopozun görülme yaşı Türkiye de 47-49 iken, dünyada 51-55 yaşlar arasıdır. Bu süreç, neredeyse kadının yaşantısının üçte birini kapsayan dönem olduğundan, bu dönemi sağlıklı geçirmek çok önemlidir" diye konuştu.</span></span></p>

<p><br />
<span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;">Menopoza giriş yaşının genetik durum ve sigara gibi faktörlerden etkilendiğinin altını çizen Uyanık, "Sigara kullanıldığında ortalama 2 yıl olarak menopoz yaşı geriye gitmektedir. Menopoz döneminde kadınlık hormonu östrojen azalmasına bağlı olarak erken ve geç dönemde çeşitli sıkıntılar ortaya çıkmaktadır. Bunlara bakacak olursak, sıcak basması özellikle geceleri görülen terleme, çarpıntı, uykusuzluk, sinirlilik, ruh hali değişiklikleri, unutkanlık, halsizlik, cinsel istekte azalma, idrar tutamama, idrar kaçırmaya kadar giden sağlık problemleri yaşanabilmektedir. Uzun dönemde ise kemik erimesi, kalp-damar hastalıkları görülebilen sıkıntılardandır" dedi.</span></span><br />
<span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;">Kadınlara bu dönemde her gün 30 dakikalık yürüme ve basit ağırlık kaldırma, kas güçlendirici hareketler yapmalarını tavsiye eden Uyanık, "Yaz aylarında güneş ışığından faydalanmak faydalı. Beslenme önemli. Yüksek proteinli, yağ oranı az lif ve kalsiyumdan zengin beslenmek gerekiyor. Süt, yoğurt, peynir tüketimi artırılarak diyet ile kemik kaybı önlenmeye çalışılır. Hormon tedavisi önemlidir. Hastalara en düşük en etkili dozda hormon tedavileri uygulanarak, menopoz şikayetlerinin ve kemik erimesi problemlerinin önüne geçilebilir. Alt ürogenital bölgedeki sıkıntılarda kullandığımız lokal hormon tedavileri vajinadaki kuruluğu azaltmakta, cinsel ilişkide ağrı hissini azaltmaktadır. Menopoz sonucu gelişen sık idrara çıkma, zor idrara çıkma, idrar kaçırma gibi şikâyetlerde düzelme sağlar" şeklinde konuştu.<br />
Bu dönemlerde meme ve jinekolojik kanserlerin de sık görüldüğünü belirten Uyanık, "Menopoza geçiş ve menopoz sonrası dönemin sağlıkla geçirilebilmesi için kadınların yılda bir kez sağlık kontrollerinin yapılması lazım. Meme kanseri açısından mamografi, rahim ve rahim ağzı kanserleri açısından jinekolojik ultrasonografinin yapılması ve smear taraması yapılması gerekmektedir" dedi.</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;">İHA</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 24 Dec 2023 13:57:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.ivrindigazetesi.com/images/haberler/2023/12/erken-menopoz-riski-sigara-kullananlarda-artiyor-1703426503.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Hakiki Zeytinyağı Nasıl Anlaşılır ?</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.ivrindigazetesi.com/haber/hakiki-zeytinyagi-nasil-anlasilir-16970</link>
                <guid>https://www.ivrindigazetesi.com/haber/hakiki-zeytinyagi-nasil-anlasilir-16970</guid>
                <description><![CDATA[Marketlerde 1 litre zeytinyağı fiyatı 400 TL ile 550 TL arasında değişiyor. Zeytinyağı üreticileri ise 320 TL'nin altında satılan zeytinyağından şüphe edilmesi gerektiğini vurguluyor. Peki gerçek zeytinyağı sahte zetinyağından nasıl ayrılır?]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;">İnternet üzerinden ise yüzlerce marka adı altında 5 litresi 500 liradan ya da 5 litresi 800 liradan ucuzu fiyatlarla zeytinyağı kampanyaları yapılıyor. Bu yağların birçoğu karışık yağlardan oluşurken çok küçük bir kesimi ise çiftçilerin kendi ürettiği zeytinyağlarından oluşuyor. Peki ucuz aldığınız zeytinyağının sahte olduğunu nasıl anlarsınız?</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;">Eğer ucuz fiyata zeytinyağı aldıysanız ve kara kara düşünüyorsanız, sahte ve gerçek zeytinyağını ayırt etmenin kolay yolları var... Zeytin üretiminin bol olduğu bölgelerde yaşayan vatandaşlar birkaç gram zeytinyağının ağızlarına aldıklarında zeytinyağının sahte mi gerçek mi olduğunu hemen anlıyor. Ancak bu kadar gelişkin bir damak tadınız bulunmuyorsa size zeytinyağınıza uygulayacağınız birkaç test önerebiliriz...&nbsp;</span></span><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;">Saf zeytinyağı kolesterolü düşürdüğü gibi kalp hastalıklarını önlüyor. Vücutta yarattığı sayısız fayda ile yaşlanmayı geciktiriyor. Ancak farkında olmadan sahte zeytinyağı tüketiyorsanız ise başınız dertte.</span></span></p>

<p><img alt="" src="https://www.ivrindigazetesi.com/public/images/detay/zeytiny4.jpg" style="height:454px; width:800px" /></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;">SAHTE ZEYTİNYAĞI NASIL ANLAŞILIR</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;">BUZLUK TESTİ</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;">Eğer satın altığınız zeytinyağı gerçek ise 0 ile -6 derece arasında donması ve kristal bir görünüm kazanması gerekir. Bunu anlamanız için içini görebileceğiniz bir kaba bir miktar zeytinyağı koyarak buzlukta yarım saat tutmanız yeterli olacaktır.</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;">Kaliteli bir zeytinyağı soğukta kaldığında eşit şekilde kristalleşir ve sıva halini kaybeder. Eğer 30 dakika buzlukta tuttuğunuz yağın bir kısmı kristalleşip bir kısmı sıvı halde kalıyorsa karışık bir yağ olduğunu anlayabilirsiniz.</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;">SU TESTİ</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;">Gerçek zeytinyağını anlamanın basit bir yolu daha var. Gerçek zeytinyağı, su ile karıştırıldığında suyun üzerinde kalır. Bir bardak suya bir miktar zeytinyağı kattığınızda yağ hızla yukarı çıkıyor ve etrafından baloncuklar çıkarıyorsa sahte olmadığı anlamına gelir. Suyun içine karışıyor ise yemenizi pek de önermeyiz.</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;">TUZ RUHU TESTİ</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;">Bir çay bardağının yarısına tuz ruhu yarısına yağ koyarak da zeytinyağı testi yapabilirsiniz. Bu karıştırma işlemini yaptığınızda beklenti yağın renginde bir değişiklik olmamasıdır. Eğer değişiyorsa bilin ki o ya zeytinyağı değil... Gerçek zeytinyağ tuz ruhunun içinde yeşil-sarı renk arasında kalırken sahte yağın renginin boz bir pembeye döndüğünü görebilirsiniz.</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;">HABER MERKEZİ</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 24 Dec 2023 09:20:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.ivrindigazetesi.com/images/haberler/2023/12/hakiki-zeytinyagi-nasil-anlasilir-1703417107.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Yılbaşı Sepetlerindeki Büyük Tehlikeye Dikkat</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.ivrindigazetesi.com/haber/yilbasi-sepetlerindeki-buyuk-tehlikeye-dikkat-16969</link>
                <guid>https://www.ivrindigazetesi.com/haber/yilbasi-sepetlerindeki-buyuk-tehlikeye-dikkat-16969</guid>
                <description><![CDATA[Özel günleri fırsat bilenler konusunda uyarıda bulunan TESK Başkanı Bendevi Palandöken, merdiven altı üretim ürünlerine dikkat çekti. “Albenili ve janjanlı paketlerin içi tarihi geçmiş, merdiven altı, kalitesiz ve sağlıksız ürünlerle dolu olabiliyor. Bu yılbaşında da denetim konusunda yerel yönetimlere ve emniyet güçlerimize çok görev düşüyor” dedi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;">Türkiye Esnaf ve Sanatkârları Konfederasyonu (TESK) Genel Başkanı Bendevi Palandöken, yılbaşı gibi özel günlerde ortaya çıkan fırsatçıların şeker, çikolata, kuruyemiş gibi yiyeceklerle hediye sepetlerine girdiğinin vurgusunu yaptı. Bu fırsatçılara karşı dikkatli olunmasını tavsiye eden TESK Başkanı Palandöken, daha önceden tanınan, aşina olunan esnaftan alışveriş yapılması gerektiğini söyledi.</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;">‘TARİHİ GEÇMİŞ VE SAĞLIKSIZ ÜRÜNLER OLABİLİR’</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;">Yeni bir yıla girerken evlerde toplanan çok sayıda insan bugüne özel bir kutlama düzenleyebiliyor. Bir araya gelen aile üyeleri ve evlere davet edilen misafirler için yılbaşı paketlerinden çıkan ürünler sunuluyor. Bu yılbaşı paketlerinin içinde yiyecek, içecek, abur cubur pek çok ürün bulunuyor.</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;">Marka ve çeşitliliğin bulunduğu yılbaşı paketleri kalitelerine göre fiyatlandırılıyor. Ancak bu paketlerin içinden taze olmayan, sağlığı tehdit eden ve kalitesiz ürünler çıkabileceğinin vurgusunu yapan Başkan Palandöken,&nbsp;“Albenili ve janjanlı paketlerin içi tarihi geçmiş, merdiven altı, kalitesiz ve sağlıksız ürünlerle dolu olabiliyor. Bu yılbaşında da denetim konusunda yerel yönetimlere ve emniyet güçlerimize çok görev düşüyor”&nbsp;dedi.</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;">ALIŞVERİŞ YAPILAN YERLERE DİKKAT!</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;">Başkan Palandöken, tüketicilerin yılbaşı paketlerini nerelerden aldıklarının önemli olduğunu da belirtti. Daha önceden tanınan ve bilinen mahalle esnaflarından yapılacak alışverişlerin daha güvenli olacağının vurgusunu yapan Palandöken, özel gün fırsatçılarına karşı uyardı.</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;">Özellikle kuruyemişler, çikolatalar ve şekerlemelerle ilgili merdiven altı üretim yapıldığına dair uyarıda bulunan Palandöken, güvenilir esnafları işaret etti.</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;">HABER MERKEZİ</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 24 Dec 2023 14:19:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.ivrindigazetesi.com/images/haberler/2023/12/yilbasi-sepetlerindeki-buyuk-tehlikeye-dikkat-1703418306.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Yastığınızın Altına Sarımsak Koyun Bakterileri Uzak Tutun</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.ivrindigazetesi.com/haber/yastiginizin-altina-sarimsak-koyun-bakterileri-uzak-tutun-16968</link>
                <guid>https://www.ivrindigazetesi.com/haber/yastiginizin-altina-sarimsak-koyun-bakterileri-uzak-tutun-16968</guid>
                <description><![CDATA[Bağışıklığın korunması gereken kış aylarında sadece yiyip içtiklerimize dikkat etmek yetmiyor. Sağlıklı olmak için tükettiğimiz sarımsak, yastık altına konduğunda bakteriler ve çeşitli böceklerin uyuduğunuz ortamdan uzak durmasını sağlar. Kaliteli bir uyku, bağışıklık sistemini etkileyen en önemli konulardan biridir.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;">Kış günü sağlıklı beslenseniz bile hızlı hasta olmanız kaçınılmaz olabilir. Yedikleriniz her ne kadar korusa da, bakterilere maruz kalmak sağlığı hızlı bir şekilde bozabilir.&nbsp;</span></span><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;">Tüketildiğinde çok fazla yararı olan bazı besinlerin farklı kullanımı, bakterileri önleyebiliyor. Öyle bir besin var ki, tüketildiğinde gösterdiği sağlık etkilerini geceler yastık altında da gösteriyor.</span></span></p>

<p><img alt="" src="https://www.ivrindigazetesi.com/public/images/detay/sarimsak4.jpg" style="height:524px; width:800px" /></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;">GECELERİ YASTIĞINIZIN ALTINA KOYUN</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;">Kaliteli bir uyku, bağışıklık sistemini etkileyen en önemli konulardan biridir. Uykusuzluk ve gece boyu alınan kalitesiz bir uyku sürekli sağlıklı beslenen kişilerin bile bağışıklıklarının düşmesine neden olur.&nbsp;</span></span><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;">Sağlıklı olmak için tükettiğimiz sarımsak, yastık altında bile çalışmaya devam eder. Sadece yiyerek değil, yakınında uyuyarak da daha sağlıklı olabilirsiniz. Peki nasıl? Tek yapmanız gereken bir parçasını yastık altında tutmak. Bu yöntemi denediğinizde sonuçlarına şaşıracaksınız.</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;">GÜÇLÜ ANTİBİYOTİK ETKİLER YAYIYOR</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;">Sarımsak güçlü antibiyotik içeriği sayesinde yediğinizde bağışıklık sisteminizi çok güçlü bir şekilde korur. Ancak bundan sadece yiyerek değil, yastık altında da faydalanabilirsiniz.&nbsp;</span></span><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;">Gece uyumadan önce yastığınızın altında bir parça sarımsak tutarsanız içeriğindeki allisin bileşeninin havaya yayılmasını sağlarsınız. Böylece bağışıklık dostu bu bileşenin antibakteriyel özellikleri ortaya çıkar.&nbsp;</span></span><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;">Bakteriler ve çeşitli böcekler uyuduğunuz ortamdan uzak kalır. Daha sağlam bağışıklık için önemlidir.</span></span></p>

<p><img alt="" src="https://www.ivrindigazetesi.com/public/images/detay/sarimsak3.jpg" style="height:532px; width:800px" /></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;">İÇİNİZE ÇEKMEK DE BAĞIŞIKLIK ETKİSİ GÖSTERİYOR</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;">Sarımsağı yastığınızın altına koymak bakterileri uzak tutacağı gibi nefes alırken ciğerinize de antibiyotik özelliklerin girmesini sağlar. Bağışıklığınız her yönden desteklenmiş olur. Böylece hem daha rahat bir uyku çekebilir hem de bağışıklığınızı bakterilerden koruyabilirsiniz. Her gece bu yöntemi deneyebilir, sonuçları kendi üzerinizde hissedebilirsiniz.</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;">Haber: Şefiye Yıldırım</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 24 Dec 2023 14:16:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.ivrindigazetesi.com/images/haberler/2023/12/yastiginizin-altina-sarimsak-koyun-bakterileri-uzak-tutun-1703418279.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Doktor Korkusu Devasa Kitleyle Yaşattı</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.ivrindigazetesi.com/haber/doktor-korkusu-devasa-kitleyle-yasatti-16963</link>
                <guid>https://www.ivrindigazetesi.com/haber/doktor-korkusu-devasa-kitleyle-yasatti-16963</guid>
                <description><![CDATA[Boynun ön alt kısmında büyük bir şişliğin oluşmasına rağmen doktorlardan korktuğu için 50 yıldır hastanenin kapısından geçmeyen 67 yaşındaki kadının boynunda oluşan 2 kiloluk guatrı ameliyatla alındı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;">Denizli'de yaşayan 67 yaşındaki Zeliha Çaylan'ın, çocukluğundan beri yaşadığı doktor korkusu, yaklaşık 50 yıldır hastanelerden uzak durmasına neden oldu. Ancak boynunun ön alt kısmında beliren büyük bir şişlik, sonunda sağlık sorunlarının boyutunu görmesine sebep oldu. Hastalığının artması ile yüzü tanınamaz hale gelen Çaylan'ın, Özel Denizli Cerrahi Hastanesi'nde gerçekleştirilen başarılı bir operasyonla yaklaşık 2 kilogram büyüklüğündeki guatrı çıkarıldı.</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;"><img alt="" src="https://www.ivrindigazetesi.com/public/images/detay/AW103892_01.jpg" style="height:463px; width:800px" /></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;">&nbsp; Zaman zaman ortaya çıkabilen devasa guatr vakaları hakkında bilgi veren Genel Cerrahi, Obezite ve Metabolik Cerrahi Op. Dr. Mehmet Pekdemir, tiroit bezinden kaynaklanan bu hastalığın zamanla gelişen sorunlara yol açabileceğini belirtti. Hastalığın ilerlemesiyle nefes sıkıntısı, akciğer sorunları, astım krizleri gibi ciddi sağlık sorunlarının ortaya çıkabildiğini ifade eden Dr. Pekdemir, hastanın büyük guatrının nedeniyle operasyon kararı alındığını ve ameliyatın başarılı bir şekilde tamamlandığını söyledi. Guatr hastalığına dair belirtileri de açıklayan Op. Dr. Mehmet Pekdemir, az çalışan tiroit bezinin vücutta halsizlik, yorgunluk, saç dökülmesi, deri kuruması gibi belirtilere yol açabileceğine dikkat çekti.</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;">&nbsp; Hastalık hakkında açıklamalarda bulunan Op. Dr. Mehmet Pekdemir, “Guatr hastalığı insanlarda doğuştan itibaren olan tiroit bezinden gelişen hastalıklara deniliyor. tiroit bezi herkeste var ama ilerleyen yıllar içinde gelişen hastalıklar nedeniyle genel tanım olarak guatr deniliyor. Bunların bir kısmı az çalışma, çok çalışma ya da normal alışıp da içinde gelişen morfolojik bozukluklardan kaynaklanabilir. Nodül dediğimiz kitle yapıları oluşabilir insanlarda. Bir kısmı da guatrı içinde geçen kanseri vardır. Bugünkü sizlere bilgilendirmek istediğimiz hastada gelişmiş olan büyük bir guatrı var. Uzun zaman içinde gelişmiş nefes sıkıntısı yol açan, akciğer sorunları yol açan, astım krizlerine kadar giden ve hastada anti kozmeti bozan çok büyük boyutlara giden guatrı nedenini hastamızın operasyon kararı verildi. Başarılı bir şekilde ameliyatımızı tamamladık” dedi.</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;">&nbsp; “Hızla kilo kaybına kadar giden bir takım sıkıntılar ortaya çıkar”</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;">&nbsp; Fazla çalışan tiroit bezinin çeşitli sorunlara neden olabileceğini dile getiren Op. Dr. Mehmet Pekdemir, “Öncelikle az çalışma durumlarında vücutta halsizlik, yorgunluk, saç dökülmesi, deri kuruması, tırnak kırılması, ağız kuruluğu, gözyaşı bezindeki sıvıların azalmasına bağlı olarak göz kuruluğuna kadar giden ve birçok sıkıntı olur. Bu hastalar halsiz ve bu hastalar halsiz ve yorgundur. Hızla kilo alırlar. Uyku halindedirler hatta psikolojik olarak depresyona kadar gidebilirler. Kan tetkiklerinde ortaya çıkar genellikle tetkikleri yapıldıktan sonra, tespit edilirse buna örnek tedaviler verilir. Aksine fazla çalışan hipertofik dediğimiz halk olarak zehirli guatr olarak söylenen vakalar ise çarpıntı, terleme, ellerde titreme, deride terleme ve hızla kilo kaybına kadar giden bir takım sıkıntılar ortaya çıkar” diye konuştu.</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;">&nbsp; Başarılı bir operasyonla sağlığına kavuşan Zeliha Çaylan ise hastalığıyla ilgili olarak, “Ben bu hastalığı 50 sendir taşıyorum. Sonucunda böyle oldum. Ameliyattan korka korka gelmedim. En sonunda sıkıştırınca geldim. Hastalığı olan herkes gelsin, benim gibi olmasın, hastalık büyümesin. Korkulacak bir şey yokmuş” ifadelerini kullandı.</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;">İHA</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 24 Dec 2023 14:52:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.ivrindigazetesi.com/images/haberler/2023/12/doktor-korkusu-devasa-kitleyle-yasatti-1703411695.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Uzmanından Elektronik Sigara Uyarısı: Kansere Yol Açıyor</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.ivrindigazetesi.com/haber/uzmanindan-elektronik-sigara-uyarisi-kansere-yol-aciyor-16961</link>
                <guid>https://www.ivrindigazetesi.com/haber/uzmanindan-elektronik-sigara-uyarisi-kansere-yol-aciyor-16961</guid>
                <description><![CDATA[Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Onkoloji Öğretim Üyesi Prof. Dr. Uğur Coşkun, elektronik sigarada bulunan kadmium, nikel, nitrozamin gibi birçok kimyasal maddenin DNA hasarı yaparak kansere yol açtığına dikkati çekti.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Onkoloji Öğretim Üyesi Prof. Dr. Uğur Coşkun, son dönemde Türkiye’de kullanımı yaygınlaşan elektronik sigara hakkında açıklamalarda bulundu. Coşkun, sigaranın başta akciğer kanseri olmak üzere birçok kanserin gelişimindeki en önemli risk faktörü olduğunu belirterek, “Bu tehlikeden kaçınmak isteyen birçok kişi yanlış bilgiler nedeniyle elektronik sigaraya yöneliyor. Ülkemizde yasak olmasına rağmen maalesef elektronik sigaranın yaygınlığı özellikle gençler arasında gittikçe artmakta. Birkaç gün önce Adv Respir Med dergisinde Sahu ve arkadaşları tarafından elektronik sigaranın kanser oluşturma riskine yönelik bir makale yayınlandı. Bu analizde elektronik sigaranın kardiyovasküler ve solunum sistemi hastalıklarına verdiği zararın yanında akciğer, baş-boyun, idrar kesesi ve meme kanseri riskini artırabileceğine yönelik tespitler yapıldı” diye konuştu.</p>

<p>“Kadmium, nikel, nitrozamin gibi birçok kimyasal maddenin DNA hasarı yaparak kansere yol açabileceği düşünülmektedir”</p>

<p>Elektronik sigaranın nikotin ve gliserinin yanında birçok kimyasal maddeyi içeren bir sıvının ısıtılıp buharlaşması ile çalıştığını dile getirerek, “Nikotin kendisi kanserojen olmayabilir fakat elektronik sigarada bulunan kadmium, nikel, nitrozamin gibi birçok kimyasal maddenin DNA hasarı yaparak kansere yol açabileceği düşünülmektedir. Ayrıca elektronik sigarada bulunan nikotinin kalp sağlığı üzerine son derece zararlı etkileri bulunmaktadır. Ayrıca 20’li yaşlarda beyin gelişimi üzerine de zararlı etkileri olabilmektedir” ifadelerini kullandı.</p>

<p>Coşkun, elektronik sigaranın birçok çeşidinin bazı ülkelerde ticaretinin yapıldığını söyleyerek, sözlerine şöyle devam etti:</p>

<p>“Özellikle gençler arasında inanılmaz bir hızla yayılmaktadır. Zararı olmadığı yönünde oluşturulan yanlış algı maalesef gençlerimizi bu tuzağa düşürmektedir. Türkiye gibi ticareti yasak olan ülkelerde dahi kullanımı son derece artmıştır. Bu ürünlerin içerdikleri birçok kimyasal madde ısınma sonrası kansere yol açabilecek moleküllere dönüşmektedir. Önümüzdeki 10 yılda yeni bir kanser patlamasına yol açabileceği endişesi birçok uluslararası sağlık kuruluşları tarafından gündeme getirilmektedir. Toplumun bilgilendirilmesi bu açıdan son derece önemlidir. Başta kanser ve kalp hastalıklarına yol açabileceği konusunda halkın ve gençlerimizin belli programlar dahilinde bilinçlendirilmesi gerekmektedir.”</p>

<p>İHA</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 24 Dec 2023 08:54:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.ivrindigazetesi.com/images/haberler/2023/12/uzmanindan-elektronik-sigara-uyarisi-kansere-yol-aciyor-1703412055.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Geçici İskemik Ataklar, Kalıcı Felçlerin Öncül Bulgularıdır</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.ivrindigazetesi.com/haber/gecici-iskemik-ataklar-kalici-felclerin-oncul-bulgularidir-16955</link>
                <guid>https://www.ivrindigazetesi.com/haber/gecici-iskemik-ataklar-kalici-felclerin-oncul-bulgularidir-16955</guid>
                <description><![CDATA[Geçici iskemik atakların, tıp dünyasında uyarıcı felç olarak değerlendirildiğine dikkat çeken Nöroloji Uzmanı Dr. Handan Bilgin, tek taraflı kol ve bacak güçsüzlüğü, uyuşukluk, görmede ve konuşmada bozukluk, dengesizlik ve baş dönmesi yaşayanların mutlaka nöroloji uzmanına başvurması gerektiğini söyledi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Geçici damar tıkanıklıkları ile oluşan geçici iskemik ataklar hakkında bilgi veren Acıbadem Kayseri Hastanesi Nöroloji Uzmanı Dr. Handan Bilgin, “Kısa süreli ve kendiliğinden ortadan kalkan felçlere biz geçici iskemik ataklar diyoruz. Geçici iskemik ataklar, kalıcı felçlerin öncül bulgularıdır. O yüzden uyarıcı felçler olarak da adlandırılabilir” dedi. Geçici atak yaşayan hastaların yüzde 30 ila 45’inin 1 yıl içerisinde kalıcı felçlerle karşılaştıklarını dile getiren Dr. Bilgin bu nedenle kalıcı felçlerin önüne geçilmesi için hastanın bunu hissettiği andan itibaren hastaneye başvurması ve acil tedaviye başlanması gerektiğini söyledi. Geçici atakların aslında felç halinde yaşanan semptomların 24 saatten kısa süren hali olduğuna değinen Dr. Bilgin “Bunlar tek taraflı olarak yüzde, kolda ve bacakta uyuşma, karıncalanma hissi, motor kuvvet kayıpları olabilir. Konuşamama, konuşmada ani duraklamalar, ağızda geveleme tarzında konuşma görülebilir. Ani gelişen tek taraflı ya da çift taraflı görme kaybı yaşanabilir. Görmede bulanıklık, çift görme yine benzer semptomlardandır. Bunun dışında denge bozuklukları ve baş dönmeleri de sebebi bulunamadığında geçici ataklara işaret edebilir. Geçici ataklar beyne kan akışının azaldığı durumlarda ortaya çıkar. Kalpten pıhtı atması durumunda ya da kolesterol plakları tarafından damarların tıkanması durumunda yaşanabilir” diye konuştu.</p>

<p>“Ayrıntılı bir kalp muayenesi de gerekiyor”</p>

<p>Altta yatan nedeni belirleyerek, geçici atakları tedavi ettiklerini ve bu yolla da kalıcı felçlerin önüne geçtiklerini belirten Dr. Bilgin, hastaların mutlaka beyne giden damarlarında kolesterol plakları oluşturabilecek diyabet, tansiyon ve kolesterol hastalığı gibi bir sorun olup olmadığını taradıklarını ifade etti. Kalpte duvar hareket bozukluğu, ritim bozukluğu ve yine damar tıkanıklığı oluşturabilmesi nedeniyle mutlaka ayrıntılı bir kalp muayenesi gerektiğinin de altını çizen Dr. Bilgin “Altta yatan nedeni belirleyerek, bu hastalarda geçici atakları tedavi ederek, kalıcı bir felç atağı oluşmasını önlüyoruz. Bahsettiğim gibi tek taraflı kol ve bacak güçsüzlükleri, uyuşuklukları, görmede bozulma, konuşmada bozulma ya da dengesizlik ile baş dönmeleri yaşayan hastalar mutlaka nöroloji uzmanına görünmeliler. Kalıcı atakların önüne bu şekilde geçilebilir” dedi.</p>

<p>İHA</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 24 Dec 2023 08:49:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.ivrindigazetesi.com/images/haberler/2023/12/gecici-iskemik-ataklar-kalici-felclerin-oncul-bulgularidir-1703412556.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Kışın Cilt Bakımı İçin 6 Öneri</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.ivrindigazetesi.com/haber/kisin-cilt-bakimi-icin-6-oneri-16953</link>
                <guid>https://www.ivrindigazetesi.com/haber/kisin-cilt-bakimi-icin-6-oneri-16953</guid>
                <description><![CDATA[Dermatoloji Uzmanı Dr. Işıl Turan, kış aylarında cilt bakımı için bazı önerilerde bulundu.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Retinoik asit kullanmanın tam zamanı diye kışın uygulanacak cilt bakımı hakkında bilgi veren Medicana Bursa Hastanesi Dermatoloji Uzmanı Dr. Işıl Turan, "Yüzdeki ince kırışıklıklar, lekeler ve hatta sivilceler için altın değerinde olan bu kremi kış aylarında daha rahat kullandırabiliyoruz. Bu etken madde sayesinde cildin üst katmanı hafifçe soyularak, alt katmanından sağlıklı kollajen sentezi oluşmasını sağlayabiliyoruz. Yatırım yapmanız gereken ilk aktif madde için merhaba kış dönemidir. Nem bombası hyaluronik asite, kış aylarında daha çok ihtiyaç duyuyoruz. Kış döneminin gelmesiyle beraber nem oranı azaldığında; ellerde ekzemalar, yüzde hassasiyetler ve ciltte matlaşma belirginleşiyor. O zaman cildinize nem bombası yükleme vaktiniz geldiğini anlıyoruz. Temiz yüze hyaluronik asit serum ya da krem üzerine nemlendirici sürmeyi günlük bakım rutininize almayı unutmayın. Hyaluronik asit bir sünger gibi nemlendiricinin nemini cildinize hapsetmeye hazır" diye konuştu.</p>

<p>Ellerde kuruma, çatlama başladıysa nemlendirici kullanımının ihmal edildiğini belirten Turan, "Yıllardır ekzemaları ile savaşan herkesin tam mevsim geçişlerinde cica içerikli nemlendiricilere ihtiyacı var demektir. Elleriniz kötüleşmeden ve kortizon ihtiyacı durmadan bakımlara başlayalım. Kimyasal peeling bizi korkutamaz artık. Yazın geçmesi ile beraber profesyonel cilt bakımlarınızı glikolik ya da salisilik asitle yaparak ölü derilerden arındırma ve güzelleşme vakti gelmedi mi? Cildiniz de artık deri değiştirmeye hazır. Epilasyon mevsimi de açıldı diyebilir miyiz? Epilasyon öncesi güneşlenme ve solaryum epilasyon etkinliğini azaltıp, yan etki riskini arttırdığından kış dönemi daha güvenli ve cevap oranı yüksek hale geliyor. Lekelerinden muzdarip olan artık sizin tedavi döneminiz geldi. Lekenin birinci tedavisi lekeyi alevlendirecek uygulamalardan uzak durmaktır. O halde güneş mevsiminde işlem yapmak sakıncalıyken, tedavide kullanılan peeling, lazer ya da tedavide kullanılan peeling, lazer ya da mezoterapi işlemleri bu mevsimde güvenle yapılabilir" dedi.</p>

<p>İHA</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 24 Dec 2023 09:47:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.ivrindigazetesi.com/images/haberler/2023/12/kisin-cilt-bakimi-icin-6-oneri-1703412751.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Down Sendromlu Ayaz’a At Üstünde Terapi</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.ivrindigazetesi.com/haber/down-sendromlu-ayaza-at-ustunde-terapi-16949</link>
                <guid>https://www.ivrindigazetesi.com/haber/down-sendromlu-ayaza-at-ustunde-terapi-16949</guid>
                <description><![CDATA[Esenyurt’ta yaşayan down sendromlu Ayaz Efe, belediyenin At Binicilik Tesisi’nde aldığı eğitimle hem kaslarını geliştirdi hem de hırçınlığından kurtuldu. Küçük Ayaz, Belediye Başkanı Kemal Deniz Bozkurt ile atları severek, birlikte binicilik deneyimi de yaşadı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Esenyurt Belediye Başkanı Kemal Deniz Bozkurt’un hayata geçirdiği At Binicilik Tesisi, özel çocuklara umut oluyor. Bu çocuklardan bir tanesi olan down sendromlu Ayaz Efe Teke, 4 aydır tesiste binicilik eğitimi alıyor. 10 yaşındaki Ayaz, hippoterapi (at terapisi) ile hem dikkat becerisini ve kaslarını geliştiriyor hem de hırçınlığından kurtuluyor. Ailesiyle birlikte her gün tesise gelen Ayaz Efe, burada önce binicilik eğitmeniyle atları seviyor ve besliyor, ardından da eğitim alıyor. Ailesi, Ayaz Efe’nin aldığı binicilik eğitimlerinden sonra birçok olumsuz davranışından kurtulduğunu söylüyor.</p>

<p>“Amacımız çocukların hayvan sevgisini artırmak”</p>

<p>Vatandaşların atlı sporlarla tanışması için böyle bir tesisi hayata geçirdiklerini ifade eden Başkan Bozkurt, “Çok mutluyum. Yavaş yavaş tesislerimiz artık gündeme geliyor. Çocuklarımıza, gençlerimize, kadınlarımıza hizmet etmeye devam ediyoruz. Burası da atıl bir alandı, çok eğimli bir araziydi. Bu eğimli arazinin yaklaşık 12 bin metrekarelik kısmını binicilik okuluna çevirdik. 5 bin metrekaresi binicilik bölümünde, 7 bin metrekaresi de yeşil alan olarak muhafaza ediliyor. Buradaki amacımız, öncelikle Esenyurt’taki çocukların hayvan sevgisini artırmak. Kendi iç dünyalarındaki mutluluk düzeylerini artırmak. Ailelerin gelip burada hafta sonu güzel vakit geçirmelerini sağlamak” dedi.</p>

<p>“Kendini daha mutlu hissediyor”</p>

<p>Tesisi aynı zamanda bir rehabilitasyon merkezi olarak kullanmayı planladıklarını belirten Başkan Bozkurt, “Down sendromlu çocuklarımızın gelip burada hayvanlarla iletişim kurarak iyileşmelerini de sağlamaya çalışıyoruz. Burada bir örneği var: Ayaz, down sendromlu bir hemşehrim, yaklaşık 4 aydır buraya geliyor. Babasıyla yaptığımız sohbette hırçınlığının geçtiğini, kendisini daha huzurlu ve mutlu hissettiğini öğrendik. Zaten gözlemliyorum, hayvanların beslenmesini de yapıyor. Onlarla iletişim kuruyor ve kendini daha mutlu hissediyor. Biz de böyle güzel şeyler yapınca çok mutlu oluyoruz” ifadelerini kullandı.</p>

<p>“Esenyurt’ta ilk kez böyle bir tesis görüyoruz”</p>

<p>Atlarla iletişim kurmanın Ayaz’a olumlu yansıdığını belirten baba Yusuf Teke, “Ayaz buraya geldiğimizde atları gördü ve onlara karşı bağlılığı başladı. Hırçınlığı da azaldı. Atları bırakmıyor. Her gün buraya gelmek istiyor. Kendini daha çok geliştirdi. İnsanlara daha çok yaklaşmaya başladı. Herkes candan davranıyor ona. Dört aydır eğitim alıyor burada. Daha güzel olacak inşallah. Buraya koşarak geliyor. Böyle tesisleri gördükçe seviniyoruz. Başkanımız da bugün kendisiyle ata bindi, çok güzel oldu. Ondan Allah razı olsun. Esenyurt’ta ilk kez böyle bir tesis görüyoruz. Ben 20 yıldır buradayım, böyle bir şey görmedim. Beni geçtim benim çocuklarım da böyle bir güzellik görmedi. İnşallah daha güzel şeyler de olur” diye konuştu.</p>

<p>İHA</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 24 Dec 2023 08:46:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.ivrindigazetesi.com/images/haberler/2023/12/down-sendromlu-ayaza-at-ustunde-terapi-1703411209.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Uzm. Dr. Müge Yetener: “Mutluluk Kası, Mutsuz Etmesin”</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.ivrindigazetesi.com/haber/uzm-dr-muge-yetener-mutluluk-kasi-mutsuz-etmesin-16932</link>
                <guid>https://www.ivrindigazetesi.com/haber/uzm-dr-muge-yetener-mutluluk-kasi-mutsuz-etmesin-16932</guid>
                <description><![CDATA[Uzm. Dr. Müge Yetener, ’mutluluk kası’ olarak adlandırılan Psoas kasının üzüntülü ve gergin olunduğunda kasılıp kalça ve kasıkta yansıyan ağrıya yol açtığını söyledi. Psoas kasının tüm karın kaslarının dengelenmesini ve bel düzgünlüğünü sağladığını belirten Yetener, “Duyguların yanı sıra tekrarlayıcı kalça fleksiyonu (bükülme) yapan futbolcularda ve koşucularda; dar kıyafetler ve yüksek topuklu ayakkabı giyenlerde Psoas kasılır. Bu kasın esnetilmesi ise rahatlamayı, stresin azalmasını sağlar” dedi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Acıbadem Bayraklı Tıp Merkezi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Müge Yetener, korku ve stres anlarını hissederek kasılan, kasıldığında da bel bölgesinin düzgünlüğünü bozup bel kavisini artıran Psoas kası konusunda bilgilendirdi. Bu kasın bel kemiği ile bacaklar arasında konumlandığını kaydeden Yetener, bu kasın otururken de koşarken de hep devrede olduğunu belirtti. Yetener, bedenimizdeki tüm kasların ruhumuzun dilinden anladığını, yani üzülüp gerildiğimizde kasılarak cevap verdiğine dikkat çekerek şöyle konuştu:</p>

<p>“Ama Psoas kasına gelince; bu kas ’vücudun en derin çekirdeği’ olarak da biliniyor. Gövdenin düzgün bir duruşa sahip olmasında da önemli rol oynuyor. Tüm karın kaslarının dengelenmesinden, uyluğun gövdeye doğru yaklaşabilmesinden sorumlu. Psoas kası, korku ve stres anlarını hissederek kasılıyor. Bu kasın esnetilmesi ise rahatlamayı, kronik stresin azalmasını sağlıyor. Psoas aynı zamanda diyafram ile bağlantılı çalışıyor. Dolayısıyla kas gerildiğinde kalp hızı ve soluk alıp verme de hızlanıyor. Bu yüzden de ruh kası, mutluluk kası olarak adlandırılıyor.”</p>

<p>Yetener, tekrarlayıcı kalça fleksiyonu yapan futbolcularda ve koşucularda; dar kıyafetler ve yüksek topuklu ayakkabı giyenlerde de Psoas kasının kasıldığını söyledi. Psoas kası kasıldığında kişilerin kalça ve kasıkta pelvisten yayılan ağrı hissettiğini ifade eden Uzm. Dr. Yetener, “Ayrıca bel bölgesinin düzgünlüğü bozulur ve bel kavisi artar. Bu kasın esnetilmesi hem düzgün duruş hem de sempatik sistem gerginliğini yatıştırmak açısından önemlidir. Bu kası rahatlatıcı teknikler vardır. Bazı yoga pozları, güvercin, mutlu bebek pozu denilen uygulamalar bu kasın esnetilmesinde işe yarar” diye konuştu.</p>

<p>İHA</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 24 Dec 2023 09:04:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.ivrindigazetesi.com/images/haberler/2023/12/uzm-dr-muge-yetener-mutluluk-kasi-mutsuz-etmesin-1703398304.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Soğuk Havalar Kalp Krizi Riskini Artırıyor</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.ivrindigazetesi.com/haber/soguk-havalar-kalp-krizi-riskini-artiriyor-16915</link>
                <guid>https://www.ivrindigazetesi.com/haber/soguk-havalar-kalp-krizi-riskini-artiriyor-16915</guid>
                <description><![CDATA[Son dönemde ani ölüm ve kalp krizi vakalarında artış yaşanıyor. Kasım ayından itibaren mart ayı sonuna kadar, soğuk havalar kalp krizlerini artırıyor. Vakalardaki artışın nedenlerini anlatan Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. İsmail Ateş, sonbahar ve kış mevsiminin sadece grip salgını değil kalp krizi salgınlarını da tetiklediğini ifade etti.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Vakalardaki artışın nedenlerini anlatan Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. İsmail Ateş, sonbahar ve kış mevsiminin sadece grip salgını değil kalp krizi salgınlarını da tetiklediğini ifade etti. Dr. Ateş, kalp krizlerinin nedenlerini ve alınması gereken önlemleri tek tek sıraladı.</p>

<p>Kalp krizinin gelişme nedenleri ile ilgili bilgi veren Ateş, “Kalp krizi gerçekleştiği zaman, kalp krizinin yerine göre en az yüzde 25 ölüm riski ile seyreder. Eğer bu yüzde 25’lik riskin içinde hasta hayatını kaybetmezse ve hastaneye yetişirse kurtulma şansı oldukça yüksek. Çünkü son 25-30 yıldır gelişen teknikler ve tedaviler ani olarak gelişen ve kalp krizine neden olan damarın balon ve stent yöntemiyle açılması ile birlikte hayatta kalma oranını da arttırmaktadır. Hasta hastaneye kaldırılmış olsa da geçirmiş olduğu enfaktüsün ağırlığına göre yüzde 3-5 bazen de yüzde 5-10 oranında ölüm riski bulunuyor. Burada önemli olan krizlerin geçirilmesine engel olabiliyor muyuz? Bir diğer önemli etken de bu krizi hafif nasıl atlatabiliriz? Öncelikle kalp krizinin ne demek olduğunu açıklamaya çalışayım Kalbin kendisini besleyen 3 tane ana damar bulunmaktadır, bunlara biz koroner arterler diyoruz. Koroner arterlerde zaman içerisinde yağlanmasına ve kireçlenmesine bağlı ufak ufak daralmalar başlamaktadır. Çamaşır makinesinin borularına biriken kireç gibi düşünün bunu. Bu damarlardaki yavaş yavaş tıkanmalarda risk daha azdır ama ani tıkanmalarda kalp krizi gelişir. Aslında kalp krizlerinin büyük kısmı kalp damarlarında yüzde 50 oranlarında darlık varken orada biriken plağın ani olarak yırtılması sonucu pıhtı oluşmasına bağlıdır. Bu pıhtılar damar duvarında oluşan çatlakları yamamak için oluşuyor aslında, ancak bu aşırıya gittiği zaman kalp krizine neden oluyor” dedi.</p>

<p>Kalp krizi salgını mevsimindeyiz</p>

<p>Kasım ayı itibari ile kalp sorunlarının tetiklendiğini ifade eden Ateş, “Kasım ayından itibaren mart ayı sonuna kadar, soğuk havalar kalp krizlerini artırır. Bunun pek çok nedeni var. Soğuk havalarla artan viral enfeksiyonlar kalp krizlerini tetiklemektedir. Ayrıca soğuk havada kan akışkanlığı azalır ve kan pıhtılaşmaya daha meyilli olur. Bu da kalp krizini tetikleyen nedenlerden biridir. Muhtemel enfeksiyonlar da kalp krizini tetikleyebildiği için enfeksiyonları karşı kendimizi korumamız lazım. Bunun için de alınacak önlemlerin başında bağışıklığımızı yükseltmek gelir. Dolayısı ile beslenmemize dikkat edeceğiz, uyku düzenimizi iyi ayarlayacağız, vitaminlerimizi alacağız, C vitamininden zengin besleneceğiz, bol yeşillik tüketeceğiz. Doğru beslenirsek takviyeye de çok ihtiyacımız olur. Bu dönemde gerekli takviyeleri kesinlikle hekim kontörlünde ve önerildiği şekilde almak gerekir. Asla kulaktan dolma bilgilerle veya arkadaş ya da internet tavsiyesi ile gelişigüzel takviye kullanılmamalıdır. Kalp krizi ile alakalı risk faktörleri bulunanlar bu aylarda grip aşısı da yaptırabilir. Yapılan son çalışmalarda grip aşısı yaptıranların yaptırmayanlara nazaran kalp krizi oranlarının daha az olduğu gözlendi. Bir diğer önemli neden de kişinin mental olarak sonbahar ve kış mevsiminde daha olumsuz bir psikolojik yapıya bürünmesi olarak gösterebiliriz. Daha gerdin, daha depresif, daha stresli bir yapı kalp krizlerinin de başlıca düşmanıdır” dedi.</p>

<p>Rüzgara karşı yürümek kalp krizini tetikleyebilir</p>

<p>Soğuk havalarda alınacak önemlerin en önemlilerinden birinin rüzgarlı havalarda dikkat edilmesi gerekenler olduğunu ifade eden Ateş, “Kalp hastalığı bilinen hastalar soğuk havalarda rüzgara karşı yürümemeli. Yürüyüş yapacaksa da mutlaka göğsünü çok iyi korumalıdır. Soğuk hava damarlardaki spazmı da arttırabilir, dolayısı ile kalp krizlerini tetikleyebilir. Çok soğuk havalarda kapalı alanlarda spor yapılaması çok daha sağlıklı olacaktır” şeklinde konuştu.</p>

<p>Soğuk havalarda gelişen sırt ve göğüs ağırları ile ilgili yapılan en büyük hatanın hastanın kendi kendine tanı koymaya çalışması olduğunu ifade eden Ateş, ”Hasta sırt ağrısı yaşadığında ‘soğuk aldım galiba’ diye kendi kendine yorum getirebiliyor. Bu sırt ağrısı bir kalp krizi belirtisi de olabilir. Bunu lütfen unutmayın. Kalp krizi ağrıları iman tahtasının arkasında görülen ağrılardır. Biri basmış, biri oturmuş, birisi sıkıyormuş hissi ile başlayabilir. Hafiften başlar ve artarak gider. 10 dakika içinde bu ağrı geçmiyorsa bir acil servise gitmek gerekir. Bazen bu ağrı çeneye, dişe, kola vurabilir. Bazen kalbin alt tarafını besleyen damarla alakalı ise mide rahatsızlığı gibi, bulantı, kusma, geğirme gibi belirtiler verebilir. Bu gibi belirtilerde acil servise başvurup EKG çektirmekte ve kan tahlili vermekte fayda var” dedi.</p>

<p>Ateş sözlerine şöyle devam etti: “Ev ortamında da dikkat edilmesi gereken belli başlı şeyler var. Tüm evin olabildiğince aynı ısıda olması önemlidir. Bir odanın çok sıcak diğerinin çok soğuk olması risk oluşturabilir. Bir odadan diğer odaya geçerken spazmlar yaşanabilir. Aşırı sıcak ya da aşırı soğuktan kendi imkanları ölücüsünde insanlar evlerinin ısısını ayarlayabilir. Beklenmedik bir sıkıntı geliştiğinde kendi kendinize yorum yapıp tanı koymaktan ziyade vakit kaybetmeden acil servise başvurup, şüphe durumunda kontrol olmakta fayda var. Bir diğer önemli etken de beslenme. Sindirimi zor, ağır besinlerden mutlaka uzak durmalılar. Akdeniz usulü beslenme bu hasta grubu için çok uygundur. Sebze meyve ağırlıklı, zeytinyağlı ağırlıklı yemekler, kuru baklagiller ve uygun miktarda uygun kuruyemişler bu diyetin olmazsa olmazlarıdır. Öte yandan, ilaçların düzenli alınması da çok önemlidir. Muhteviyatını bilmediğiniz gıdalardan ve takviyelerden uzak durun. Bitki çayı tüketirken lütfen dozunda ve ölçülü tüketin. Tüketmeden önce mutlaka doktorunuza da danışın”.</p>

<p>İHA</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 23 Dec 2023 10:23:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.ivrindigazetesi.com/images/haberler/2023/12/soguk-havalar-kalp-krizi-riskini-artiriyor-1703327173.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Doktorun Onayı Olmadan Çocuğunuza Soğuk Algınlığı İlaçları Vermeyin</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.ivrindigazetesi.com/haber/doktorun-onayi-olmadan-cocugunuza-soguk-alginligi-ilaclari-vermeyin-16914</link>
                <guid>https://www.ivrindigazetesi.com/haber/doktorun-onayi-olmadan-cocugunuza-soguk-alginligi-ilaclari-vermeyin-16914</guid>
                <description><![CDATA[Kış aylarında genellikle çocuklarda görülen şiddetli solunum yolu enfeksiyonu RSV’de artış gözlemleniyor. Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Uzm. Dr. Murat Çağlar Erol, “Doktorun onayı olmadan çocuğunuza soğuk  algınlığı ilaçları vermeyin. Bu ilaçlar kısa vadede işe yarayabilir gibi görünebilir, ancak sorunu kötüleştirebilir ve ciddi yan etkilere neden olabilir” dedi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>RSV’ye ve hastalığın sık görüldüğü aylardan bahseden Medical Park Antalya Hastane Kompleksi’nde görevli Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Uzm. Dr. Murat Çağlar Erol, “RSV, veya respiratuvar sinsityal virüs (respiratory syncytial virus), genellikle büyük çocuklarda ve yetişkinlerde hafif, soğuk algınlığı benzeri semptomlara neden olan bir solunum yolu virüsüdür. Ancak, bebeklerde ve küçük çocuklarda daha ciddi sorunlara yol açabilir. RSV, genellikle 1 yaşın altındaki çocuklarda alt solunum yolu enfeksiyonlarının en yaygın nedenidir. Çoğu çocuk 2 yaşına gelmeden önce en az bir kez RSV ile enfekte olur. RSV salgınları genellikle Ekim veya Kasım ayından Nisan veya Mayıs ayına kadar olan dönemde görülür, Ocak ve Şubat aylarında zirveye ulaşarak ortaya çıkar. Çocuklar ve yetişkinler aynı sezonda birden fazla kez RSV’ye yakalanabilir. Tekrarlanan enfeksiyonlar genellikle ilk olanlardan daha hafiftir” dedi.</p>

<p>“Kolayca yayılıyor”</p>

<p>RSV’nin kolaylıkla yayılabildiğine değinen Uzm. Dr. Erol, “RSV’nin yayılması, havadaki damlacıklar yoluyla veya kontamine bir yüzeye temas ile kolayca gerçekleşir. Bir kişi hapşırdığında veya öksürdüğünde bir çocuk yakalanabilir veya kontamine bir yüzeye, örneğin bir oyuncağa dokunarak sonrasında parmaklarını ağzına, burnuna veya gözlerine götürerek enfekte olabilir. Virüs sert yüzeylerde (kapı kolları, tezgahlar ve oyuncaklar gibi) altı saate kadar, yumuşak yüzeylerde (eller veya mendiller gibi) 30 dakikadan daha uzun süre yaşayabilir” diye konuştu.</p>

<p>“Çocuklarda RSV’nin belirtileri”</p>

<p>RSV’nin belirtileri hakkında bilgi veren Uzm. Dr. Erol, “Çocuklarda RSV’nin belirtileri burun akıntısı, öksürük, ateş (her zaman değil), tıkanıklık, hapşırma, iştahsızlık, huzursuzluk ve sinirlilik, uykuya meyildir. Çocuklarda RSV, bronşiyolit ve pnömoninin en yaygın nedenidir. En az dört çocuktan biri, RSV’yi ilk kez aldıklarında bu akciğer bozukluklarından birinin belirtilerini gösterir. Bronşiyolit, akciğerlerdeki küçük hava yollarının şişmesine ve mukusla dolmasına neden olan bir durumdur, bu da hava akışını kısıtlar. Pnömoni, akciğerlerin bir veya her iki tarafında enfeksiyondur” şeklinde konuştu.</p>

<p>“Spesifik tedavisi yok”</p>

<p>RSV gibi, soğuk algınlığına benzer hafif semptomları olan bir virüsün spesifik tedavisi olmadığını söyleyen Uzm.Dr.Erol, “Hafif semptomlar kendiliğinden bir veya iki hafta içinde geçebilir. Öksürük daha uzun sürebilir. Antibiyotikler, bakteriyel bir enfeksiyonu tedavi etmek için kullanılabilir, ancak RSV’nin kendisi bir virüstür ve antibiyotiklere tepki vermez. RSV’yi alan çocukların yüzde 1 ila 3’ü oksijen tedavileri ve damar yolu ile sıvı almak için hastanede kalmaları gerekebilir. Çoğu 6 aydan küçüktür. Ancak çoğu durumda, çocuklar sadece birkaç gün hastanede kalır ve genellikle iki hafta içinde tamamen iyileşirler” dedi.</p>

<p>“Doktorun onayı olmadan çocuğunuza soğuk algınlığı ilaçları vermeyin”</p>

<p>Çocuğunuzun sıvı dengesini sağlamak için bol miktarda sıvı verilmesi gerektiğine değinen Uzm.Dr. Erol, “Bebeğiniz emiyorsa sık sık emzirin. Burun salin solüsyonu kullanın. Birkaç damla burunlarına damlatarak mukusu gevşetin. Doktorunuzla görüşerek bir ampul şırınga veya nazal aspiratör kullanmanız gerekip gerekmediğini belirleyin. Çocuğunuzu sigara dumanı, taze boya buharları ve odun dumanı gibi tahriş edici dumanlardan uzak tutun. Sigara dumanına maruz kalmak, çocuğu ciddi bir RSV enfeksiyonu veya başka bir solunum virüsü riski altına sokabilir. Doktorun onayı olmadan çocuğunuza soğuk algınlığı ilaçları vermeyin. Bu ilaçlar kısa vadede işe yarayabilir gibi görünebilir, ancak sorunu kötüleştirebilir ve ciddi yan etkilere neden olabilir” şeklinde konuştu.</p>

<p>“RSV’yi önlemek için önlemler”</p>

<p>RSV’ye karşı alınacak önlemleri sıralayan Uzm.Dr. Murat Çağlar Erol, “Ellerinizi ve çocuğunuzun ellerini sık sık yıkayın. Evde, ziyaretçilerin bebeğinize dokunmadan önce ellerini yıkamalarını isteyin. Kalabalıklardan ve hasta kişilerden kaçının. Sık dokunulan yüzeyleri ve nesneleri, örneğin kapı kollarını ve oyuncakları, temizleyip dezenfekte edin. Çocuğunuzun yemek veya içme araçlarını başkalarıyla paylaşmayın veya başkalarının paylaşmasına izin vermeyin. Mümkünse emzirin, çünkü enfeksiyonla savaşan antikorlar sağlar.6 aydan itibaren çocuğunuzun her sonbahar veya erken kış aylarında grip aşısı olmasını sağlayın. Çocuğunuz grip ve RSV’yi birlikte alırsa, daha ciddi bir enfeksiyon geçirebilir” ifadelerini kullandı.</p>

<p>İHA</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 23 Dec 2023 09:21:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.ivrindigazetesi.com/images/haberler/2023/12/doktorun-onayi-olmadan-cocugunuza-soguk-alginligi-ilaclari-vermeyin-1703327273.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Obeziteyle Farklı Yöntemlerle Mücadele Etmek Mümkün</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.ivrindigazetesi.com/haber/obeziteyle-farkli-yontemlerle-mucadele-etmek-mumkun-16912</link>
                <guid>https://www.ivrindigazetesi.com/haber/obeziteyle-farkli-yontemlerle-mucadele-etmek-mumkun-16912</guid>
                <description><![CDATA[Obezitenin kronik pek çok hastalığın günümüzdeki en temel nedenlerinden biri olduğunu söyleyen Genel Cerrahi Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Amil Hüseynov, hastalığın  önlenebilir ve kontrol edilebilir sağlık sorunları arasında yer aldığını belirterek, “Beslenme, egzersiz, endoskopik yöntemlerin yanında cerrahi yöntemler de obezite tedavisinde kullanılabiliyor” dedi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Obezite, kronik hastalıklara kapı açan önemli bir sağlık sorunu olarak öne çıkıyor. Son araştırmalara göre 2035 yılına kadar Türkiye nüfusunda yetişkinlerin yarısından fazlasının obez olması öngörülüyor. Dünya üzerinden de 4 milyardan fazla kişinin obeziteden etkilenmesi bekleniyor. Medicana International İstanbul Hastanesi Genel Cerrahi Bölümü’nden Dr. Öğr. Üyesi Amil Hüseynov, obezitenin sağlığı bozabilecek anormal veya aşırı yağ birikimi olarak tanımlandığını söyleyerek, “Obezite ve aşırı kilonun temel nedeni, tüketilen kalori ile harcanan kalori arasındaki enerji dengesizliğidir. Hareketsizlik çağımızın sorunudur. Modern yaşamın getirdiği pek çok iş türü hareketsizliği beraberinde getirmektedir. Tüketilen gıdalardaki kalorinin hareketsizlik nedeniyle yakılamaması nedeniyle kilo problemleri oluşabilmektedir” dedi.</p>

<p>Eğer diyet ve egzersiz sonuç vermiyorsa cerrahi uygulanmalı</p>

<p>Obezite ve kilo probleminin diyet ve egzersiz uygulamalarıyla önlenebileceğine değinen Dr. Öğr. Üyesi Amil Hüseynov, “Eğer tüm çabalara rağmen obezite devam ediyor ve çözümlenemiyorsa birçok tedavi yöntemi gündeme gelebilir. Beslenme ve diyet uzmanlarının hazırladığı reçeteler, egzersiz planları, ilaç tedavileri de olumsuz sonuç veriyorsa cerrahi tedaviler ve endoskopik işlemler uygulanabilir. Hastaların obezlik derecesini ve vücutlarının kilo durumunu belirleyebilmek için kullanılan vücut kitle endeksi kriterine göre cerrahi ya da endoskopik işleme karar verilir” şeklinde konuştu.</p>

<p>Cerrahi öncesi bu noktalara dikkat</p>

<p>Özellikle cerrahi işlemlerde bazı noktalara dikkat edilmesi gerektiğini vurgulayan Dr. Öğr. Üyesi Hüseynov, “Cerrahi işlem öncesinde diğer tüm tedavi yöntemleri uygulanmış ancak başarılı sonuçlar alınamamış kişilerde obezite cerrahi yöntemleri uygulanır. Hasta, cerrahi işlem görmeden önce ilgili tüm birimlerle değerlendirilmeli ve anestezi açısından ameliyata elverişli olmalıdır. Hasta seçimi vücut kitle indeksine göre yapılır. Vücut kitle indeksi 40 üzerinde ise hasta opere olabilir. 35 ile 40 arasında ek bir hastalığı varsa (hipertansiyon, Tip 2 diyabet, uyku apne sendromu, trigliserit yüksekliği, kalp hastalığı, hipoventilasyon sendromu, karaciğer yağlanması vb.) ve eğer vücut kitle indeksi 30-35 arasında ise medikal tedavilerle kan şekeri kontrol altına alınamıyorsa ameliyat önerilebilir” diye görüş verdi.</p>

<p>Son dönemlerde tek delik cerrahisi uygulanıyor</p>

<p>Obezite cerrahisinde son dönemlerde tek delik cerrahisinin uygulandığına dikkat çeken Dr. Öğr. Üyesi Hüseynov, “Tek delik cerrahisinde, geleneksel birden fazla kesik yerine tek bir küçük kesik kullanılır. Bu kesik genellikle göbek deliğinde yapılır, böylece cerrahi iz dışarıdan belli olmaz. Dünyada 2007 yılından beri kullanılan tek delik cerrahisi obezite ameliyatlarında da uygulanabilmektedir” dedi.</p>

<p>Rutin kontrollere gidilmeli</p>

<p>Cerrahi sonrasında mide ve sindirim sistemi için genellikle bir ya da iki gün oral yolla beslenilmediğini söyleyen Dr. Öğr. Üyesi Amil Hüseynov, “Taburculuk sürecine geçilirken gerek beslenme ve diyet uzmanı ile genel cerrahi uzmanı tarafından hastalara uygun bir diyet önerilir. Bu tür cerrahilerden sonra genel cerrahi uzmanının ilettiği zamanlarda rutin kontrollere gidilmesi sağlık açısından büyük önem taşımaktadır” ifadelerini kullandı.</p>

<p>İHA</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 23 Dec 2023 08:20:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.ivrindigazetesi.com/images/haberler/2023/12/obeziteyle-farkli-yontemlerle-mucadele-etmek-mumkun-1703327540.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Eczacılardan Yeni Virüs Varyantlarına Karşı Maske Takma Tavsiyesi</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.ivrindigazetesi.com/haber/eczacilardan-yeni-virus-varyantlarina-karsi-maske-takma-tavsiyesi-16910</link>
                <guid>https://www.ivrindigazetesi.com/haber/eczacilardan-yeni-virus-varyantlarina-karsi-maske-takma-tavsiyesi-16910</guid>
                <description><![CDATA[Eskişehir’de eczacılar, covid-19 virüsünün yeni varyantlarına karşı maske kullanılarak tedbir alınmaya devam edilmesi gerektiğini belirtti.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Geçtiğimiz günlerde dünyada Amerika Birleşik Devletleri, Çin ve Hindistan gibi ülkelerde görülen Covid-19’un bir varyantı olan JN.1, Dünya Sağlık Örgütü tarafından ‘dikkate alınması gereken varyant’ kategorisine alındı. Uzman doktorlar, covid-19 ile bağlantılı olan JN.1 varyantına karşı toplu taşıma araçları ve kapalı ortamlar gibi kalabalık yerlerde vatandaşlara maske takılmasının kendi sağlıkları açısından faydalı olacağı görüşünü belirtti. Eczacılar ise uzmanların uyarılarına rağmen vatandaşlarda maske kullanım oranında düşüş gözlemlediklerini ifade ederek, yeni varyantlara karşı tedbirli olunması çağrısı yaptı.</p>

<p>“Vatandaşlarda herhangi bir hastalık belirtisi varsa maske takmalılar”</p>

<p>Eskişehir’de Farmakolog Eczacı Çağatay Fikret Erad, herhangi bir ateşli hastalık belirtisi olan vatandaşların kalabalık ortamlarda bulunduklarında maske takmalarını tavsiyesinde bulundu. Farmakolog Eczacı Çağatay Fikret Erad, sözlerine şöyle devam etti:</p>

<p>“Son günlerde ateşli hastalıklarda artış olduğunu görüyoruz. Bunun viral mi bakteriyel mi olduğu konusunda tartışmalar sürüyor. Geçen sabah hastaneye gittim. Hastanede kimse maske takmıyordu. Covid-19 ile ilgili yeni varyantın olduğuna dair uzmanlar sürekli uyarıyor. Maske yeni salgınların oluşmasında tedbir için her zaman önemlidir. Eczacılar olarak şunu rica ediyoruz, vatandaşlarda herhangi bir hastalık belirtisi varsa maske takmalılar. Maske takılmadan da toplu taşıma araçlarının kullanılmasını tavsiye etmiyoruz. Vatandaşların biraz daha bilinçli olmasını ve maske takma konusunda özen göstermelerini istiyoruz.”</p>

<p>İHA</p>

<p><img alt="Eczacılardan yeni virüs varyantlarına karşı maske takma tavsiyesi" src="https://abone.iha.com.tr/RSS_Image/23.12.2023/44a1beff-c911-4d05-895c-58cbe2b09c13.jpg" /></p>

<p><img alt="Eczacılardan yeni virüs varyantlarına karşı maske takma tavsiyesi" src="https://abone.iha.com.tr/RSS_Image/23.12.2023/f3dc7b96-6302-4038-86f9-794ac7cb9211.jpg" /></p>

<p><img alt="Eczacılardan yeni virüs varyantlarına karşı maske takma tavsiyesi" src="https://abone.iha.com.tr/RSS_Image/23.12.2023/839c9d04-a9d4-406f-8c64-a9810a28cb96.jpg" /></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 23 Dec 2023 08:17:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.ivrindigazetesi.com/images/haberler/2023/12/eczacilardan-yeni-virus-varyantlarina-karsi-maske-takma-tavsiyesi-1703327753.webp"/>
            </item>
            </channel>
</rss>
